Fransızca Dilbilgisi
Başlangıçtan ileri seviyeye 100 dilbilgisi kavramını keşfet.
Sonuç bulunamadı
A1 (42)
Fransızcada özne zamirleri je, tu, il, elle, on, nous, vous, ils, elles biçimleridir; cümlede eylemi yapanı veya kimden söz edildiğini gösterir. Türkçeden farklı olarak, normal bir cümlede özne zamirini genellikle söylemek gerekir: Je parle = “Konuşuyorum.” Vous hem çoğul “siz” hem de kibar hitapta tekil “siz” anlamına gelir; on ise çoğu günlük konuşmada “biz” demektir, ancak fiili her zaman il/elle ile aynı tekil biçimde kullanılır.
Fransızcada her isim (bir varlığı, kişiyi ya da kavramı adlandıran sözcük) eril veya dişil bir dil bilgisi grubuna girer: le livre “kitap” erildir, la maison “ev” dişildir. Bu ayrım, nesnelerin gerçek dünyada cinsiyeti olduğu anlamına gelmez; ismin yanında kullanılan sözcükleri belirler. Yeni sözcükleri tek başına değil, un livre “bir kitap”, une maison “bir ev” biçiminde öğrenmek en güvenilir başlangıçtır.
Fransızcada çoğu kelimenin çoğulu sonuna -s eklenerek yapılır: livre → livres (kitap → kitaplar). Bu son -s genellikle okunmaz; çoğulluk çoğu zaman kelimenin önündeki les veya des gibi sözcüklerden anlaşılır. -eau ve çoğu -au ile biten kelime -x alır, -al ile biten birçok kelime -aux olur: château → châteaux (şato → şatolar), animal → animaux (hayvan → hayvanlar). Œil → yeux (göz → gözler) gibi düzensiz biçimler ayrıca öğrenilir.
Fransızcada belirli artikel, bir ismin önünde yer alan ve bilinen bir varlığı ya da genel olarak bir türü gösteren küçük sözcüktür. Tekilde eril isimlerle le, dişil isimlerle la; ünlüyle veya sessiz h ile başlayan sözcüklerden önce bunların yerine l’ kullanılır. Çoğulda cinsiyet ayrımı yapılmadan les gelir: le garçon (erkek çocuk), la fille (kız), l’homme (adam), les enfants (çocuklar).
Fransızcada un eril tekil, une dişil tekil, des ise her iki cinsiyette çoğul isimlerle kullanılır: un livre (bir kitap), une maison (bir ev), des amis (arkadaşlar, birkaç arkadaş). Bunlar, henüz belirli olarak tanıtılmamış bir kişiden veya şeyden söz etmeye yarayan belirsiz artikellerdir. Çoğul bir ismin önüne sıfat geldiğinde, özenli dilde des genellikle de/d’ olur: de bons amis (iyi arkadaşlar).
Fransızcada miktarı belirtilmeyen yiyecek, içecek veya maddelerden söz ederken du, de la, de l’ kullanılır: Je veux du pain. — Ekmek istiyorum. Des, sayılabilen şeylerin belirsiz çoğulunu belirtir: J’achète des pommes. — Elma alıyorum. Bu biçimler, genel olarak yokluk bildiren olumsuz cümlelerde ve birçok miktar ifadesinden sonra de/d’ olur: pas de pain — ekmek yok; beaucoup d’eau — çok su.
Être, temel anlamıyla “olmak” fiilidir; Türkçede “öğretmenim”, “yorgunsun”, “evde” gibi sözlerdeki eklerin veya söylenmeyen “-dır”ın işini de görür. Şimdiki zaman çekimi je suis, tu es, il/elle/on est, nous sommes, vous êtes, ils/elles sont biçimindedir. Fransızcada “Ben yorgunum” derken hem kişiyi gösteren sözcük hem de çekimli fiil gerekir: Je suis fatigué veya kadın konuşmacı için Je suis fatiguée.
Fransızca avoir, temel olarak “sahip olmak” anlamına gelir; günlük Türkçede çoğu zaman “var” ile karşılanır. Şimdiki zaman çekimi j’ai, tu as, il/elle/on a, nous avons, vous avez, ils/elles ont biçimindedir. Ancak kullanım alanı sahiplikle sınırlı değildir: J’ai faim “Açım”, J’ai vingt ans “Yirmi yaşındayım”, J’ai besoin d’aide ise “Yardıma ihtiyacım var” demektir.
Fransızcada düzenli -er fiillerini şimdiki zamanda çekmek için sondaki -er bölümünü çıkarıp kişiye göre -e, -es, -e, -ons, -ez, -ent ekleyin: parler → je parle, nous parlons — “konuşmak → konuşuyorum, konuşuyoruz”. Bu zaman, bağlama göre Türkçedeki hem “konuşuyorum” hem de “konuşurum” anlamını karşılar. Yazılışları farklı olsa da parle, parles ve parlent aynı okunur; bu yüzden kimin konuştuğunu belirten sözcüğü de öğrenmek gerekir.
Fransızcada finir gibi düzenli -ir fiillerini çekmek için -ir bölümünü çıkarıp -is, -is, -it, -issons, -issez, -issent eklerini getirirsiniz: je finis, nous finissons. Çoğul biçimlerde görülen -iss-, bu grubun ayırt edici özelliğidir. Ancak sonu -ir olan her fiil bu kurala uymaz; örneğin partir ayrı bir çekim düzenine sahiptir.
Fransızcada düzenli -re fiillerini çekmek için mastardan (fiilin sözlükteki, kişiye göre değişmemiş biçiminden) -re bölümünü çıkarıp -s, -s, eksiz, -ons, -ez, -ent eklerini kullanırsınız. Örneğin attendre «beklemek» fiili j’attends, tu attends, il attend, nous attendons, vous attendez, ils attendent biçimlerini alır. Il/elle/on ile fazladan bir ek gelmez: il vend «o satıyor» doğrudur; il vendt değildir. Bu kural, sonu -re olan her fiile değil, burada anlatılan düzenli örüntüye uyan fiillere uygulanır.
Aller, “gitmek” anlamına gelen düzensiz bir fiildir: je vais, tu vas, il/elle va, nous allons, vous allez, ils/elles vont. Bir yerle kullanıldığında gitmeyi anlatır: Je vais au travail. — “İşe gidiyorum.” Ardından mastar, yani fiilin çekimsiz sözlük biçimi gelirse gelecek bir eylemi bildirir: Je vais manger. — “Yemek yiyeceğim.”
Venir, “gelmek” demektir ve şimdiki zamanda je viens, tu viens, il/elle vient, nous venons, vous venez, ils/elles viennent biçiminde çekilir. Venir de + yer, nereden gelindiğini; venir à/chez + yer veya kişi, nereye ya da kime gelindiğini anlatır. Aynı çekim düzenini revenir (geri gelmek), devenir (olmak, dönüşmek) ve tenir (tutmak) fiillerinde de görebilirsiniz.
Faire, temel olarak “yapmak” anlamına gelir; ancak günlük kalıplarda Türkçeye “yemek pişirmek”, “alışveriş yapmak” veya “hava olmak” gibi farklı biçimlerde aktarılır. Şimdiki zaman çekimi je fais, tu fais, il/elle fait, nous faisons, vous faites, ils/elles font şeklindedir. Başlangıçta hem bu altı biçimi hem de faire du sport (spor yapmak), faire la cuisine (yemek pişirmek) ve il fait beau (hava güzel) gibi kalıpları bir bütün olarak öğrenmek en yararlı yoldur.
Fransızcada pouvoir, bir şeyi yapabilmeyi, bir olanağı veya izni anlatır; Türkçedeki -ebilmek / -abilmek yapısına çoğu zaman karşılık gelir. Şimdiki zaman biçimleri je peux, tu peux, il/elle peut, nous pouvons, vous pouvez, ils/elles peuvent şeklindedir. Arkasından gelen fiil mastar, yani Türkçedeki gelmek, yapmak gibi kişi eki almamış sözlük biçiminde kalır: Tu peux venir ? — “Gelebilir misin?”
Vouloir, “istemek” anlamına gelir: je veux, tu veux, il/elle veut, nous voulons, vous voulez, ils/elles veulent. Bir şeyi istemek için ardından o şeyin adını, bir eylemi yapmak istemek içinse fiilin sözlük biçimini getirin: Je veux un café. “Bir kahve istiyorum.”; Je veux partir. “Gitmek istiyorum.” Sipariş verirken veya ricada bulunurken je voudrais, “istiyorum” yerine “isterim / rica edecektim” gibi daha yumuşak bir anlatım sağlar.
Fransızcada devoir + mastar, yani fiilin sözlükteki çekimsiz biçimi, “yapmam gerek”, “yapmalıyım” veya “yapmak zorundayım” anlamına gelir: Je dois partir. → “Gitmem gerek.” Şimdiki zaman çekimi je dois, tu dois, il/elle/on doit, nous devons, vous devez, ils/elles doivent şeklindedir. Ardından bir para miktarı geldiğinde ise devoir “borçlu olmak” anlamındadır: Je te dois dix euros. → “Sana on avro borcum var.”
Fransızcada savoir, bir bilgiyi bilmeyi veya bir işi yapmayı bilmeyi; connaître ise birini tanımayı, bir yeri ya da şeyi tanıyor olmayı anlatır. Je sais nager “Yüzme biliyorum”, Je connais Marie “Marie’yi tanıyorum” demektir. Türkçedeki “bilmek” her iki fiilin yerine de geçebildiği için yalnızca Türkçe karşılığa değil, ne tür bir bilgiden söz edildiğine bakmak gerekir.
Prendre temel olarak “almak” demektir; ancak prendre le bus “otobüse binmek”, prendre un café ise bağlama göre “bir kahve içmek” veya “bir kahve almak” anlamına gelir. Şimdiki zaman çekimi je prends, tu prends, il/elle prend, nous prenons, vous prenez, ils/elles prennent biçimindedir. Apprendre “öğrenmek”, comprendre “anlamak” ve surprendre “şaşırtmak” fiilleri de aynı çekim düzenini izler.
Fransızcada se laver (yıkanmak), se lever (kalkmak) ve s’appeler (adı olmak) gibi fiiller, kişiye göre değişen me, te, se, nous, vous, se sözcükleriyle kullanılır. Bu küçük sözcük normal cümlede fiilin önüne gelir: Je me lève à sept heures. — Saat yedide kalkıyorum. Türkçede çoğu zaman tek bir fiille anlattığımız bu yapıda, Fransızcada hem kişiyle uyumlu sözcüğü hem de fiilin çekimini seçmek gerekir.
Fransızcada temel olumsuzluk, çekimli fiilin önüne ne, arkasına pas getirilerek kurulur: Je ne comprends pas. — “Anlamıyorum.” Ne, ünlüyle veya okunmayan h ile başlayan bir sözcükten önce n’ olur: Il n’aime pas le café. — “Kahveyi sevmiyor.” Günlük konuşmada ne sık sık düşer; standart yazıda ise iki parçayı da kullanın.
Fransızcada il y a, bir şeyin var olduğunu veya bir yerde bulunduğunu anlatır: Il y a un problème. — “Bir sorun var.” Ardından tek bir şey de birçok şey de gelse kalıp değişmez. “Yok” demek için çoğunlukla il n’y a pas de, “var mı?” diye sormak için est-ce qu’il y a… ? kullanılır.
Fransızcada düzenli sıfatlar, niteledikleri isme göre biçim değiştirir: temel biçime dişilde -e, çoğulda -s, dişil çoğulda -es eklenir: petit, petite, petits, petites (küçük). Sıfatların çoğu isimden sonra gelir; ancak petit ve grand gibi yaygın sıfatlar genellikle isimden önce kullanılır. Yazıdaki bu değişikliklerin hepsi konuşmada duyulmaz.
Fransızcada sıfatlar çoğunlukla isimden sonra gelir; ancak beau, jeune, bon, grand, petit gibi sık kullanılan bazı sıfatlar genellikle isimden önce yer alır: une belle maison — güzel bir ev. BANGS, güzellik, yaş, sayı, iyilik-kötülük ve büyüklükle ilgili bu yaygın kullanımları hatırlatan bir kısaltmadır. Sıfatın yeri kadar biçimi de önemlidir: un vieux livre — eski bir kitap, ama une vieille maison — eski bir ev.
Fransızcada bazı sıfatların dişil biçimi yalnızca sonuna -e eklenerek oluşmaz: beau → belle, nouveau → nouvelle, vieux → vieille, blanc → blanche, long → longue. Ayrıca beau, nouveau, vieux, ünlüyle veya bağlantıya izin veren bir h ile başlayan eril tekil bir sözcükten hemen önce bel, nouvel, vieil olur: un bel homme — “yakışıklı bir adam”. Bu özel biçimler dişil değildir; hangi biçimi kullanacağınızı belirleyen şey, nitelenen adın cinsiyeti, sayısı ve sıfatın ardından gelen sestir.
Fransızcada iyelik sıfatları, bir şeyin kime ait olduğunu gösteren ve ismin önüne gelen sözcüklerdir: mon livre “kitabım”, ma voiture “arabam”, mes livres “kitaplarım”. Biçim seçerken hem sahibin kim olduğuna hem de sahip olunan şeyin tekil, çoğul, eril veya dişil oluşuna bakılır; sahibin kadın ya da erkek olması belirleyici değildir. Dişil tekil sözcüklerden ünlüyle veya sessiz h ile başlayanların hemen önünde ma, ta, sa yerine mon, ton, son kullanılır: son amie “onun kadın arkadaşı”.
Fransızcada ce, cet, cette, ces, bir adın önünde kullanılarak Türkçedeki bu, şu, o; bunlar, şunlar, onlar anlamlarını verir: ce livre “bu kitap”, ces livres “bu kitaplar”. Seçim, uzaklığa değil adın dilbilgisel cinsiyetine, tekil ya da çoğul oluşuna ve bazı durumlarda ardından gelen sese bağlıdır. Yakınlık veya karşıtlık özellikle belirtilmek istenirse adın sonuna -ci ya da -là eklenir: ce livre-ci “bu kitap”, ce livre-là “şu/o kitap”.
Fransızcada yer edatları, birinin veya bir şeyin nerede olduğunu, nereye gittiğini ya da nereden geldiğini anlatır: à Paris “Paris’te / Paris’e”, dans le sac “çantanın içinde”, sur la table “masanın üstünde” demektir. Türkçedeki eklerin ve “önünde, arkasında” gibi ifadelerin yerini çoğunlukla isimden önce gelen ayrı sözcükler alır. Bir kişinin evinde veya iş yerinde bulunmayı anlatırken chez, bir yerden gelmeyi anlatırken çoğunlukla de kullanılır.
Fransızcada bir ülkede bulunmayı veya o ülkeye gitmeyi anlatırken dişil ülke adlarıyla en France, eril ve ünsüzle başlayanlarla au Canada, çoğul adlarla aux États-Unis kullanılır; şehirlerde temel biçim à Paris olur. Tekil ve ünlüyle başlayan ülke adları da en alır: en Iran. Bir yerden gelmeyi anlatırken biçimler değişir: de France, du Canada, des États-Unis, d’Iran, de Paris.
Fransızcada à + le → au, à + les → aux, de + le → du, de + les → des olur; bunlar isteğe bağlı kısaltmalar değil, zorunlu birleşmelerdir. La ve l’ ile böyle bir birleşme yapılmaz: à la gare “gara”, à l’école “okula”, de la gare “gardan”, de l’école “okuldan”. Örneğin Je vais au cinéma. “Sinemaya gidiyorum.” cümlesindeki au, hem à hem de le görevini taşır.
Fransızcada aynı evet-hayır sorusu üç biçimde sorulabilir: Tu viens ?, Est-ce que tu viens ?, Viens-tu ?; üçü de “Geliyor musun?” demektir. İlkinde ses tonu, ikincisinde est-ce que kalıbı, üçüncüsünde fiil ile öznenin yer değiştirmesi soruyu belirtir. Bilgi isterken qui “kim”, que/quoi “ne”, où “nerede/nereye”, quand “ne zaman”, comment “nasıl” ve pourquoi “neden” kullanılır.
Fransızcada sayı veya miktar sormak için combien, ardından bir isim geliyorsa combien de kullanılır: Combien de billets ? — “Kaç bilet?” Bir şeyin hangisi olduğunu veya bir özelliğini sormak için quel, quelle, quels, quelles kullanılır; biçim, ilgili ismin cinsiyetine ve tekil ya da çoğul oluşuna göre seçilir. Quel âge as-tu ? “Kaç yaşındasın?”, Quelle heure est-il ? ise “Saat kaç?” demektir; Türkçede “kaç” bulunması her zaman Fransızcada combien kullanılacağı anlamına gelmez.
Fransızcada asıl sayılar, yani kaç tane olduğunu bildiren sayılar, 69'a kadar büyük ölçüde onluk düzene dayanır; 70, 80 ve 90'da ise farklı kuruluşlar görülür: soixante-dix (70, altmış artı on), quatre-vingts (80, dört çarpı yirmi), quatre-vingt-dix (90, seksen artı on). “Bir” anlamındaki un, dişil bir adın önünde une olur: un livre (bir kitap), une table (bir masa). Sayıdan sonra gelen ad, Türkçedekinden farklı olarak, iki ve üzerindeki tam sayılarla genellikle çoğul kullanılır: trois livres = üç kitap.
Fransızcada sıra sayıları “kaçıncı?” sorusuna cevap verir: premier/première “birinci”, deuxième “ikinci”, troisième “üçüncü” demektir. Birinciden sonra temel yöntem, sayıya -ième eklemektir; ancak quatre → quatrième, cinq → cinquième ve neuf → neuvième gibi yazım değişiklikleri vardır. Premier eril, première dişil sözcüklerle kullanılır; diğer yaygın sıra sayıları eril ve dişilde aynı kalır, çoğulda ise genellikle -s alır.
Fransızcada saati sormak için Quelle heure est-il ?, söylemek için Il est trois heures. (Saat üç.) kullanılır. Bir işin kaçta yapıldığını à trois heures (saat üçte), belirli bir tarihi le 15 août (15 Ağustos'ta) ile belirtirsiniz. Lundi bağlama göre belirli bir pazartesiyi, le lundi ise genellikle pazartesileri düzenli olarak yapılan bir işi anlatır.
Fransızcada toujours “her zaman”, souvent “sık sık”, parfois “bazen”, rarement “nadiren” demektir; “hiçbir zaman” anlamında ise genellikle ne … jamais kullanılır. Bu sıklık zarfları, tek fiilli basit cümlelerde çoğunlukla çekimli fiilden sonra gelir: Je travaille souvent. — “Sık sık çalışırım.” Aujourd'hui, demain, hier, maintenant gibi zaman bildiren sözcükler “ne zaman?” sorusuna, d'abord, puis, ensuite, enfin ise olayların hangi sırayla gerçekleştiği sorusuna yanıt verir.
Fransızcada yer zarfları, birinin ya da bir şeyin nerede olduğunu veya nereye gittiğini belirtir: ici “burada/buraya”, là “orada/oraya”, là-bas “şurada, ileride/oraya”, dedans “içeride/içeri”, dehors “dışarıda/dışarı” demektir. Türkçeden farklı olarak, yer ve yön anlamını ayırmak için bu sözcüklere ek getirilmez: Il reste ici. “Burada kalıyor”; Viens ici ! “Buraya gel!” Başlangıçta yer bildiren ifadeyi fiilden sonra kullanmak çoğu günlük cümle için iyi bir yoldur.
Fransızcada bir şeyin miktarını anlatırken genellikle miktar ifadesi + de + isim kullanılır: beaucoup de livres “çok kitap”, un peu d’eau “biraz su”. Genel bir miktar anlatan bu yapılarda du, de la, des eklenmez; sesli harfle başlayan sözcüklerden önce de, çoğunlukla d’ olur. Bir özelliğin derecesini anlatırken ise de kullanılmaz: très beau “çok güzel”, trop cher “fazla pahalı”, assez grand “yeterince büyük”.
Fransızcada moi, toi, lui, elle, nous, vous, eux, elles, tek başına cevap verirken, kişiyi öne çıkarırken, edatlardan sonra ve karşılaştırmalarda kullanılan vurgulu zamirlerdir. C’est pour moi. “Bu benim için.”, Moi, je préfère le thé. “Ben çayı tercih ederim.” anlamına gelir. Bu biçimler, sıradan bir cümlede fiilin önündeki je, tu, il gibi özne zamirlerinin yerine gelişigüzel konmaz: “Ben geliyorum.” demek için Je viens. denir, Moi viens. denmez.
Fransızcada me, te, le, la, nous, vous, les, fiilin doğrudan etkilediği kişi veya şeyin adını tekrar etmemeyi sağlar: Je connais Marie → Je la connais — “Marie’yi tanıyorum → Onu tanıyorum.” Bu zamirler normalde çekimli fiilden önce gelir; me, te, le, la, ünlüyle veya okunmayan h ile başlayan bir biçimin önünde m’, t’, l’, l’ olur. Başlangıç için temel kalıp şudur: özne + nesne zamiri + fiil; olumlu emir cümlelerinin farklı düzeni ileride açıklanıyor.
Fransızcada me, te, lui, nous, vous, leur, belirli fiillerle kullanılan à + kişi ifadesinin yerini alır: Je parle à Deniz → Je lui parle — “Deniz’e konuşuyorum → Ona konuşuyorum.” Bu zamirler normalde fiilden önce gelir; lui hem kadın hem erkek tek bir kişi, leur ise birden fazla kişi için kullanılır. Türkçedeki “bana, sana, ona, bize, size, onlara” biçimleri başlangıç için yararlıdır; ancak doğru zamiri seçerken Türkçe çeviriye değil, Fransızca fiilin kuruluşuna bakmak gerekir.
Fransızcada et “ve”, ou “veya”, mais “ama”, donc “bu yüzden”, car ise “çünkü” anlamıyla sözcükleri ve düşünceleri birbirine bağlar. Ni…ni, “ne…ne de” anlamında iki seçeneği de reddeder; bu yapıda fiilin önünde genellikle ne bulunur: Je ne bois ni thé ni café. — “Ne çay ne de kahve içerim.” Or ise günlük bir “şimdi” sözcüğü değil, daha çok yazılı anlatımda yeni veya karşıt bir bilgi sunan bir bağlaçtır.
A2 (14)
Passé composé, geçmişte gerçekleşmiş olayları anlatmak için kullanılan temel zamanlardan biridir: J’ai mangé — “Yedim.” Avoir veya être fiilinin şimdiki zaman çekimiyle, asıl fiilin participe passé denen geçmiş zaman biçimi birleştirilir. Çoğu fiil avoir alır; aller gibi belirli fiiller ve se lever gibi dönüşlü yapılar être alır. Başlangıç için j’ai travaillé — “çalıştım” ve je suis arrivé / arrivée — “geldim” kalıplarını birlikte öğrenmek yeterlidir.
Fransızcada faire → fait, prendre → pris ve voir → vu gibi geçmiş zaman biçimleri düzenli bir ekle üretilemez; fiille birlikte öğrenilir. Bu biçimlere geçmiş zaman ortacı denir: tek başlarına kişi ve zaman bildirmeyen, j’ai fait gibi yapılarda kullanılan fiil biçimleridir. Başlangıçta avoir fiilinin kişiye göre çekimi + doğru ortaç kalıbına odaklanın: J’ai fait mes devoirs. — “Ödevlerimi yaptım.” Ortacın yazılışının değişebildiği uyum durumları ise ayrı bir konudur; aşağıda adım adım ele alınır.
Fransızcada aller (gitmek), venir (gelmek), partir (ayrılmak) gibi bazı fiiller, bitmiş bir olayı anlatan passé composé zamanında être yardımcı fiiliyle kullanılır: Elle est partie — “O ayrıldı.” Bu yapıda fiilin geçmiş zaman biçimi, özneyle (cümlenin kim ya da ne hakkında olduğunu belirten bölümle) cinsiyet ve sayı bakımından uyum gösterir: Il est parti, elle est partie, ils sont partis, elles sont parties. Ancak hareket bildiren her fiil être almaz; bazı fiillerde de yardımcı fiil, cümledeki kullanıma göre değişir.
Fransızcada se lever (kalkmak), s’habiller (giyinmek) gibi zamirli fiiller, passé composé zamanında être ile kurulur: Elle s’est habillée. — “O giyindi.” Dönüşlülük zamiri yardımcı fiilden önce gelir; yaygın örneklerde son biçim kişiye göre değişir: Il s’est levé, elle s’est levée. Ancak être bulunması her zaman uyum yapılacağı anlamına gelmez: Elle s’est lavé les mains. — “Ellerini yıkadı.”
Fransızcada y, daha önce sözü geçen bir yeri veya à ile bağlanan bir şeyi, konuyu yeniden söylemekten kurtarır: Je vais à Paris → J’y vais — “Paris’e gidiyorum → Oraya gidiyorum”; Je pense à ce problème → J’y pense — “Bu sorunu düşünüyorum → Bunu düşünüyorum.” Genellikle fiilden önce gelir ve kişiye göre değişmez. İnsanlardan söz ederken, yer bildiren kullanımlar dışında, y yerine başka zamirler gerekir.
En, daha önce sözü edilen bir şeyin miktarını, de ile bağlanan bir ifadeyi veya gelinen yeri yeniden söylemekten kurtarır: Tu veux du café ? — Oui, j’en veux. “Kahve ister misin? — Evet, isterim.” Sayı varsa sayı kalır: J’en ai deux. “İki tane var.” Genellikle fiilden önce kullanılan en, Türkçeye bağlama göre “ondan”, “bundan”, “oradan” diye çevrilebilir; bazen de Türkçe cümlede ayrı bir karşılığı olmaz.
Fransızcada ne…pas genel olumsuzluk bildirirken ne…jamais “hiçbir zaman”, ne…rien “hiçbir şey”, ne…personne “hiç kimse”, ne…plus “artık … değil” anlamı verir. Ne…ni…ni iki seçeneği birden dışlar; ne…que ise olumsuz görünmesine rağmen “yalnızca” demektir. Bu yapılarda normalde ayrıca pas kullanılmaz: Je ne connais personne. — “Hiç kimseyi tanımıyorum.”
Imparfait, geçmişteki alışkanlıkları, durumları ve o sırada sürmekte olan olayları anlatır: Je travaillais bağlama göre “Çalışıyordum” veya “Çalışırdım” demektir. Çekim için fiilin şimdiki zamandaki nous biçiminden -ons çıkarılır; yerine -ais, -ais, -ait, -ions, -iez, -aient ekleri gelir. Temel istisna être fiilidir: j'étais “ben … idim”. Bir olayı başlangıcı ve sonuyla tamamlanmış bir bütün olarak anlatmak içinse çoğunlukla passé composé kullanılır.
Fransızcada futur proche, aller fiilinin şimdiki zaman çekimine başka bir fiilin mastarını (Türkçedeki yemek, gitmek gibi, kişi eki almamış biçimini) ekleyerek kurulur: Je vais manger. — “Yemek yiyeceğim.” Planları, niyetleri ve gerçekleşmek üzere olan olayları anlatır: Il va pleuvoir. — “Yağmur yağacak.” Adı “yakın gelecek” olsa da yalnızca birkaç dakika sonrasıyla sınırlı değildir; önemli olan, gelecekteki olayı şimdiki bir plan veya durumla bağlantılı sunmaktır.
Fransızcada bir işin az önce yapıldığını anlatmak için venir fiilinin kişiye göre çekimi + de + mastar kullanılır. Mastar, fiilin kişiye göre değişmemiş sözlük biçimidir: manger “yemek” gibi. Je viens de manger. “Az önce yemek yedim.” demektir; bu cümlede venir gerçek anlamıyla “gelmek” değil, eylemin çok kısa süre önce gerçekleştiğini bildirmek için kullanılır.
Fransızcada bir özelliği karşılaştırmak için plus… que “...den daha”, moins… que “...den daha az” ve aussi… que “...kadar” kullanılır: Il est plus grand que moi. — “O benden daha uzun.” Türkçedeki “iyi” hem bir şeyin niteliğini hem bir işin yapılışını anlatabilir; Fransızcada ise meilleur bir şeyin daha iyi olduğunu, mieux bir işin daha iyi yapıldığını anlatır. Miktar karşılaştırmalarında ayrıca plus de, moins de ve autant de kalıpları gerekir.
Fransızcada qui, açıklanan kişi ya da şeyin özne (eylemi yapan veya durumu anlatılan varlık) olduğu yerde; que ise doğrudan nesne (eylemin doğrudan yöneldiği kişi ya da şey) olduğu yerde kullanılır. La femme qui parle “konuşan kadın”, la femme que je connais ise “tanıdığım kadın” demektir. Her ikisi de insanları ve nesneleri anlatabilir; seçim canlılıkla değil, cümledeki görevle ilgilidir. Que, ünlüyle veya okunmayan h ile başlayan bir sözcüğün önünde qu’ olur; qui bu şekilde kısalmaz.
Fransızcada emir kipi, birinden bir şey yapmasını istemek, öğüt vermek veya birlikte bir şey yapmayı önermek için kullanılır: Parle ! “Konuş!”, Écoutez ! “Dinleyin!”, Allons-y ! “Haydi gidelim!” Yalnızca tu, nous, vous kişilerine karşılık gelen biçimleri vardır; bu kelimeler fiilin önüne yazılmaz. -er ile biten fiillerin tu biçimindeki son -s düşer: tu parles → parle; ancak tu finis → finis örneğinde korunur. Olumsuz emir için fiili ne… pas arasına alın: Ne parle pas ! “Konuşma!”
Fransızcada iki nesne zamiri genellikle fiilden önce, belirli bir sırayla gelir: me/te/se/nous/vous → le/la/les → lui/leur → y → en. Bu yüzden “Onu sana veriyorum” derken Je te le donne, “Onu ona veriyorum” derken Je le lui donne denir. Olumlu emir cümlesinde zamirler fiilin arkasına geçer ve sıra değişir: Donne-le-moi ! — “Onu bana ver!”
B1 (14)
Fransızcada futur simple, gelecekte olacakları, tahminleri ve verilen sözleri anlatır: Je parlerai français. — Fransızca konuşacağım. Düzenli fiillerde mastara (fiilin sözlükteki, çekimsiz biçimine) -ai, -as, -a, -ons, -ez, -ont eklenir; -re ile bitenlerde önce son e düşer. Sık kullanılan bazı fiillerin gövdesi değişir, ama kişi ekleri değişmez: être → je serai — olacağım; aller → nous irons — gideceğiz.
Fransızcada conditionnel présent, gelecek zaman gövdesine -ais, -ais, -ait, -ions, -iez, -aient ekleri getirilerek yapılır: je voudrais “isterdim”, nous partirions “giderdik”. Kibar isteklerde, varsayımların sonuçlarında ve geçmişteki bir noktadan bakılan geleceği anlatırken kullanılır. Temel şart kalıbı si + imparfait, conditionnel présent biçimindedir: Si j'avais le temps, je voyagerais. — “Vaktim olsaydı seyahat ederdim.”
Fransızcada imparfait, geçmişteki bir durumun içinden bakarak ortamı, alışkanlıkları veya o sırada sürmekte olan bir işi anlatır. Passé composé ise bir olayı sınırları olan, tamamlanmış bir bütün olarak sunar ve çoğu zaman hikâyeyi ilerletir. Il pleuvait quand je suis sorti. — “Dışarı çıktığımda yağmur yağıyordu.” cümlesinde yağmur arka planı, dışarı çıkış ise bu ortamda gerçekleşen olayı oluşturur. Seçimi yalnızca olayın uzunluğuna veya Türkçedeki geçmiş zaman ekine bakarak yapmayın.
Subjonctif présent, bir eylemi doğrudan haber vermek yerine istek, gereklilik, duygu veya kuşku çerçevesinde sunan fiil biçimidir: Il faut que tu viennes. — “Gelmen gerekiyor.” Düzenli çekimde şimdiki zamanın ils/elles biçiminden -ent çıkarılır; -e, -es, -e, -ions, -iez, -ent eklenir, ancak bazı fiillerde nous/vous için ayrı bir gövde kullanılır. Her que sözcüğü bu çekimi gerektirmez; seçimi çoğunlukla önündeki ifade belirler.
Fransızcada subjonctif, bir eylemi istek, gereklilik, duygu veya belirli bir bağlaç çerçevesinde sunan fiil kipidir; Türkçedeki tek bir ekle karşılanmaz. Il faut que, vouloir que, avoir peur que, pour que, avant que, bien que, jusqu’à ce que ve à moins que gibi yapılardan sonra kullanılır: Il faut que je parte. — “Gitmem gerekiyor.” Yalnızca que sözcüğünü görmek yeterli değildir; ardından hangi kipin geleceğini onu yöneten ifade belirler.
Plus-que-parfait, geçmişteki bir noktadan daha önce gerçekleşmiş bir işi veya oluşmuş bir durumu anlatır: Quand je suis arrivé, elle était déjà partie. — “Ben vardığımda o çoktan gitmişti.” Yapısı, avoir veya être fiilinin imparfait çekimi + participe passé biçimindedir; participe passé, mangé veya parti gibi birleşik zamanlarda kullanılan fiil biçimidir. Türkçedeki “yemiştim, gitmişti, bitirmiştik” yapıları çoğu zaman iyi bir karşılık verir.
Fransızcada bir grubun içindeki “en”i belirtmek için genellikle le, la veya les + plus/moins + sıfat kullanılır: la plus grande maison “en büyük ev”, le restaurant le moins cher “en ucuz restoran”. Plus bir özelliğin en yüksek, moins ise en düşük derecede bulunduğunu gösterir. “En iyi” için le meilleur, “en kötü” için le pire gibi düzensiz biçimler de vardır; karşılaştırmanın yapıldığı grup çoğunlukla de ile eklenir: le meilleur restaurant de la ville “şehrin en iyi restoranı”.
Où, bir yeri veya zamanı açıklayan cümleyi bağlar: la ville où j'habite “yaşadığım şehir”, le jour où je suis arrivé “geldiğim gün”. Dont, açıklanan kişi veya şeyle kurulan de bağlantısının yerini alır: le livre dont j'ai besoin “ihtiyacım olan kitap”. Seçimi Türkçe çeviriye bakarak değil, Fransızcadaki temel yapıyı kontrol ederek yapın: habiter dans une ville, ama avoir besoin de quelque chose.
Fransızcada edilgen çatı, yani işi yapandan çok işten etkileneni öne çıkaran anlatım, être + participe passé ile kurulur; participe passé, fiilin vendu gibi geçmiş zaman ortacı denen biçimidir. La maison a été vendue. “Ev satıldı.” demektir; sondaki vendue, ev sözcüğünün Fransızcada dişil olmasına uyar. İşi yapanı belirtmek için çoğunlukla par kullanılır; günlük konuşmada aynı bilgi sık sık on ile de anlatılır: On parle français ici. “Burada Fransızca konuşulur.”
Fransızcada birinin sözünü aktarırken düz cümleler genellikle que, evet-hayır soruları si, emir ve istekler ise de + mastar ile bağlanır; mastar, fiilin sözlükteki çekimsiz biçimidir. Örneğin Il dit qu'il vient “Geleceğini söylüyor” demektir. Aktarma fiili geçmiş zamandaysa, aktarılan sözün zamanı da çoğu kez değişir: Elle a dit qu'elle était fatiguée — “Yorgun olduğunu söyledi.” Kişi, yer ve zaman ifadelerini ise ezbere değil, yeni konuşma durumuna göre düzenlemek gerekir.
Fransızcada faire + mastar, bir işi kendi yapmak yerine başkasına yaptırmayı veya bir olayın gerçekleşmesine neden olmayı anlatır: Je fais réparer ma voiture. — “Arabamı tamir ettiriyorum.” Mastar, fiilin kişi ve zaman eki almamış biçimidir; burada réparer, “tamir etmek” demektir. Se faire + mastar ise kişinin kendisiyle ilgili bir işlem yaptırmasını ya da bir olaya maruz kalmasını anlatır: Il s'est fait couper les cheveux. — “Saçını kestirdi”; Je me suis fait voler. — “Soyuldum.”
Fransızcada gérondif, bir işin ne zaman, nasıl veya hangi koşulla yapıldığını anlatan en + -ant yapısıdır: Il travaille en écoutant de la musique. — “Müzik dinlerken çalışıyor.” Türkçeye bağlama göre “-ken”, “-erek/-arak” ya da “-irse/-arsa” ile aktarılır. Temel kural, iki işi de aynı kişinin yapmasıdır; biçim kişiye ve zamana göre değişmez.
Fransızcada il faut, il est important de ve il vaut mieux gibi kişisiz ifadelerde il, belirli bir kişiyi göstermez; cümleyi kurmak için bulunur. Genel bir eylemden söz ederken çoğunlukla mastar (fiilin çekimlenmemiş, sözlükteki biçimi), eylemi yapacak kişiyi belirtirken ise que + özne + çekimli fiil kullanılır. Il faut partir “Gitmek gerek”, Il faut que tu partes ise “Gitmen gerek” demektir; ikinci cümledeki partes, gereklilikten sonra kullanılan subjonctif biçimidir.
Fransızcada si, koşul bildirirken “eğer, -se/-sa” anlamına gelir: Si tu viens, je serai content. — “Gelirsen mutlu olacağım.” Gerçekleşmesi mümkün koşullarda si + présent, sonuçta ise şimdiki zaman, gelecek zaman veya emir kullanılır. Şimdiki zamana ya da geleceğe ilişkin varsayımlarda si + imparfait → conditionnel présent kullanılır: Si j'avais le temps, je viendrais. — “Vaktim olsa gelirdim.” Koşul bildiren si bölümüne gelecek zaman veya conditionnel getirilmez.
B2 (11)
Subjonctif passé, subjonctif gerektiren bir cümlede eylemin tamamlanmış olduğunu anlatır: Je suis content qu'il soit venu. — “Gelmesine sevindim.” Yapı, avoir veya être fiilinin subjonctif présent biçimi + participe passé şeklindedir; participe passé, fiilin birleşik zamanlarda kullanılan geçmiş biçimidir: fini, pris, venu gibi. Buradaki “geçmiş”, her zaman konuşma anından öncesi demek değildir; gelecekteki bir sınırdan önce tamamlanması gereken işlerde de bu yapı kullanılır.
Fransızcada conditionnel passé, çoğunlukla geçmişte gerçekleşmemiş bir sonucu anlatır: Je serais venu → “Gelirdim / gelmiş olurdum.” Yapı, avoir veya être fiilinin conditionnel présent çekimi + participe passé biçimindedir; participe passé, fiilin fait, venu, choisi gibi bileşik zamanlarda kullanılan biçimidir. Bu yapı pişmanlık, sitem ve geçmişte kaçırılmış fırsatlar için de kullanılır: Tu aurais dû me le dire → “Bunu bana söylemeliydin.”
Fransızcada geçmişte gerçekleşmemiş bir durumu ve gerçekleşseydi doğuracağı sonucu anlatmak için si + plus-que-parfait → conditionnel passé kullanılır. Si j'avais su, je serais venu. cümlesi “Bilseydim gelirdim” demektir: Gerçekte bilmiyordum, dolayısıyla gelmedim. Sonuç geçmişe değil bugüne aitse sonuç bölümünde conditionnel présent kullanılır: Si j'avais étudié, je serais médecin maintenant. — “Eğitimimi tamamlasaydım şimdi doktor olurdum.”
Fransızcada lequel, laquelle, lesquels, lesquelles, daha önce belirtilen bir kişi veya şeyi bir edattan sonra yeniden anmadan anlatır: la table sur laquelle j’écris — “üzerinde yazı yazdığım masa”. À ve de, bu biçimlerin bazılarıyla birleşir: auquel, auxquelles, duquel gibi. Belirli bir ad yerine “olan şey, söylenen şey” gibi bir anlam gerektiğinde ise göreve göre ce qui, ce que, ce dont kullanılır.
Fransızcada participe présent, fiilden türeyen ve çoğunlukla -ant ile biten bir biçimdir: parlant “konuşan, konuşarak”. Fiil görevindeyken sonuna dişil veya çoğul eki gelmez; aynı kökten oluşan bir sıfat ise nitelediği sözcüğe uyar: des personnes parlant français “Fransızca konuşan kişiler”, ama des histoires passionnantes “sürükleyici hikâyeler”. En + -ant yapısı ise gérondif adını alır ve çoğunlukla “-erek, -irken” anlamıyla ana eylemin nasıl veya ne zaman yapıldığını belirtir.
Fransızcada geçmiş mastar, bir eylemin başka bir eylemden veya değerlendirme anından önce gerçekleşmiş olduğunu gösterir: avoir veya être + participe passé. Après avoir mangé, je suis sorti. cümlesi “Yemek yedikten sonra dışarı çıktım.” demektir. Buradaki avoir mangé, Türkçeye tek başına “yemiş olmak” diye çevrilebilir; ancak cümle içinde “yedikten sonra”, “yediğim için” veya “yemiş olmaktan” gibi karşılıklar daha doğal olabilir.
Fransızcada c’est…qui, eylemi yapanı; c’est…que ise nesneyi veya zaman, yer gibi başka bir bilgiyi öne çıkarır: C’est Marie qui l’a fait. — “Bunu yapan Marie.” Ce que je veux, c’est la paix. ise “İstediğim şey barış.” demektir; önce bir beklenti oluşturur, ardından asıl bilgiyi verir. Moi, je… türü yapılarda da konuşulacak kişi veya konu başa alınır, sonra cümle içinde yeniden belirtilir.
Futur antérieur, bir işin gelecekteki bir andan önce tamamlanmış olacağını anlatır: J'aurai fini avant midi. — “Öğleden önce bitirmiş olacağım.” Avoir veya être yardımcı fiilinin gelecek zaman çekimine, asıl fiilin participe passé biçimi (bileşik zamanlarda kullanılan, fini, parti gibi fiil biçimi) eklenir. Aynı yapı, bağlama göre geçmiş hakkında tahmin de bildirir: Il aura oublié. — “Unutmuş olmalı.”
Fransızcada yan cümle bağlaçları iki olay arasında amaç, karşıtlık veya zaman ilişkisi kurar. Bien que, quoique, afin que ve pour que ardından subjonctif (eylemi amaç, değerlendirme gibi bir çerçevede sunan fiil kipi); tandis que, alors que, dès que ve aussitôt que ardından ise temel kullanımlarında indicatif (eylemi bir bilgi olarak bildiren fiil kipi) gelir. Türkçede “Varır varmaz arayacağım” derken ilk fiile gelecek zaman eki koymayız; Fransızcada ise gelecekteki bu olay için Dès que j'arriverai, je t'appellerai denir.
Fransızcada ne…que, “sadece, yalnızca” anlamına gelir; görünüşü olumsuz olsa da belirtilen şeyi reddetmez, diğer seçenekleri dışarıda bırakır. Je n’ai que dix euros. “Sadece on avrom var.” demektir. Que, anlamını sınırladığı ögenin hemen önüne gelir; ne…plus que ise çoğu zaman “geriye sadece … kalmak” anlamını verir.
Fransızcada durum zarfları bir işin nasıl yapıldığını anlatır: Il parle lentement. — “Yavaş konuşuyor.” Birçoğu sıfatın dişil biçimine -ment eklenerek kurulur; -ant → -amment, -ent → -emment dönüşümleri de yaygındır. Bien “iyi”, mal “kötü” ve vite “hızlı” gibi sık kullanılan biçimleri ayrıca öğrenmek gerekir. Zarfın yeri, fiilin yapısına ve hangi sözü etkilediğine bağlıdır.
C1 (10)
Passé simple, Fransızcada özellikle roman, masal ve tarih anlatılarında olayları tamamlanmış birer bütün olarak sunan geçmiş zamandır: Il entra “İçeri girdi”, elle fut surprise “şaşırdı”. Günlük konuşmada çoğunlukla onun yerine passé composé kullanılır: Il est entré. Temel çekim aileleri -ai, -is, -us ve venir/tenir fiillerindeki -ins biçimleridir; bu zamanı tanımak, edebî metinleri akıcı okumayı kolaylaştırır.
Passé antérieur, edebî anlatıda geçmişteki bir olaydan önce tamamlanmış başka bir olayı gösterir. Avoir veya être yardımcı fiilinin passé simple çekimi + participe passé ile kurulur; yani eut fini, fut arrivée gibi biçimler kullanılır. Quand il eut fini, il partit cümlesi, “İşini bitirince ayrıldı” demektir: önce bitirme, ardından ayrılma gerçekleşir. Günlük konuşmada bu zamanın yerine çoğunlukla başka geçmiş zamanlar kullanılır.
Subjonctif imparfait, Fransızcada özellikle edebî metinlerde görülen bir subjonctif biçimidir; subjonctif, bir olayı doğrudan haber vermek yerine istek, gereklilik, duygu veya kuşku gibi bir çerçevede sunan fiil kipidir. Je voulais qu'il vînt “Onun gelmesini istiyordum” demektir; aynı cümle günümüz Fransızcasında genellikle Je voulais qu'il vienne olur. Vînt, fût, eût, partît biçimlerini okurken tanımak önemlidir; günlük konuşmada bunları kullanmak gerekmez.
Fransızcada zaman uyumu, bir olayın başka bir olaya göre önce mi, aynı sırada mı, sonra mı gerçekleştiğini fiil biçimleriyle göstermektir. Il dit qu'il viendra “Geleceğini söylüyor” iken, geçmişten yapılan aktarımda genellikle Il a dit qu'il viendrait “Geleceğini söyledi” denir. Bütün fiilleri gelişigüzel geçmiş zamana çevirmek yerine, önce bakış noktasını ve olayların sırasını belirlemek gerekir.
Fransızcada il incombe à quelqu’un de… bir kişinin sorumluluğunu, il ressort de… que… bir kaynaktan çıkan sonucu, il appert que… ise özellikle hukuk dilinde bir tespiti bildirir. Bu yapılardaki il, “o” anlamında bir kişiyi göstermez; cümlenin dilbilgisel kuruluşunu tamamlar. Il est à noter que… dikkat çekilecek bir bilgiyi öne çıkarırken, daha seyrek kullanılan il échoit à quelqu’un de… bir işin birine düşmesini anlatır.
Fransızcada bazı resmî anlatımlarda özne (işi yapan ya da hakkında bilgi verilen kişi veya şey), çekimli fiilden sonra gelir: Peut-être viendra-t-il. — “Belki gelir.” Özne bir adla belirtilmişse yerinde kalıp fiilden sonra bir zamirle de tekrarlanabilir: Peut-être Léa viendra-t-elle. — “Belki Léa gelir.” Bu cümleler soru değildir; devrik yapı, olasılık, sonuç veya anlatım vurgusu taşıyan bir bildirme cümlesinde de kullanılır.
Adlaştırma, bir fiilin (işi veya oluşu bildiren sözcüğün) ya da sıfatın (bir varlığın özelliğini anlatan sözcüğün) ad hâline getirilmesidir: développer → le développement “geliştirmek → gelişim/geliştirme”, possible → la possibilité “mümkün → olasılık/imkân”. Fransızcada bu yöntem özellikle akademik metinlerde, haberlerde ve resmî yazışmalarda kullanılır. Ancak yalnızca bir ek eklemek yetmez: eylemi yapanı, eylemden etkileneni ve zaman bilgisini de yeni yapıya uygun biçimde düzenlemek gerekir.
Fransızcada registre soutenu, sözcüklerin ve cümle kuruluşunun özellikle özenle seçildiği anlatım düzeyidir; resmî yazışmalarda, konuşmalarda ve edebî metinlerde görülür. Yalnızca zor sözcükler kullanmak demek değildir: olumsuzlukta ne korunur, hitap biçimi tutarlı olur ve düşünceler arasındaki ilişkiler açıkça kurulur. Eu égard à “göz önünde bulundurularak”, nonobstant ise “-e rağmen” anlamını taşır; ancak her resmî metinde bu kadar ağır ifadeler kullanmak gerekmez.
Fransızcada se ile kullanılan bir fiil her zaman “kendi kendine yapmak” anlamına gelmez; yanındaki küçük sözcüklerle birlikte ayrı bir anlam oluşturabilir. Se passer “olmak, meydana gelmek”, se passer de quelque chose veya s’en passer ise “bir şey olmadan idare etmek” demektir. Bu yüzden se rendre compte de, se mettre à, s’en prendre à ve s’y connaître gibi yapıları yalnızca ana fiille değil, bütün kalıplarıyla öğrenmek gerekir.
Fransızcada liaison, tek başına söylenirken duyulmayan bir son ünsüzün, ardından ünlüyle başlayan uygun bir sözcük gelince okunmasıdır: les enfants ifadesinde [z] duyulur. Enchaînement ise zaten okunan son ünsüzün sonraki sözcüğün ilk hecesine bağlanmasıdır: avec elle ifadesindeki [k] gibi. Her ünlü öncesinde liaison yapılmaz; bağlama kimi yapılarda zorunlu, kimilerinde yasak, kimilerinde ise konuşma tarzına bağlıdır.
C2 (9)
Subjonctif plus-que-parfait, çoğunlukla edebî metinlerde görülen, eût fait veya fût parti gibi birleşik bir fiil biçimidir. Genellikle geçmişteki bir bakış noktasından daha önce tamamlanmış bir olayı dilek, kuşku, duygu veya benzeri bir çerçevede anlatır; çok yüksek üsluplu geçmiş varsayımlarda da kullanılır. Günlük Fransızcada aynı görevi bağlama göre ait fait, soit parti, avait fait veya aurait fait gibi farklı yapılar üstlenir: hepsini tek bir biçimle değiştirmek doğru değildir.
Conditionnel surcomposé, j’aurais eu fini gibi, yardımcı fiilin üzerine bir bileşik katman daha ekleyen çok nadir bir koşul biçimidir: “Bitirmiş olurdum.” Geçmişe ilişkin varsayımlarda işin tamamlanmışlığını öne çıkarabilir; özellikle İsviçre ve Belçika Fransızcasıyla bağlantılı bölgesel kullanımlarda karşınıza çıkabilir. Güncel ve bölgeler üstü Fransızcada aynı düşünceyi çoğunlukla j’aurais fini ile ifade edersiniz; bu konudaki temel hedef, nadir biçimi tanımak ve bağlam içinde yorumlamaktır.
Fransızcada ne explétif, bazı yapılarda kullanılan ve tek başına olumsuz anlam katmayan ne sözcüğüdür: J'ai peur qu'il ne vienne cümlesi “Gelmesinden korkuyorum” demektir, “Gelmemesinden korkuyorum” değil. Özellikle özenli yazı dilinde korku bildiren ifadelerden, avant que, à moins que, de peur que gibi bağlayıcılardan ve bazı karşılaştırmalardan sonra görülür. Genellikle çıkarılabilir; ancak yanına pas eklemek çoğu durumda anlamı değiştirir.
Fransızcada eskicil biçimler, günümüzün gündelik dilinde alışılmış olmayan, fakat eski metinlerde veya geçmişi çağrıştırmak için yazılmış eserlerde kullanılan sözcük ve yapılardır. Je ne sais point cümlesi “Bilmiyorum” demektir; point burada bildiğiniz pas yerine geçer. Bu biçimleri öğrenirken ilk hedef hepsini konuşmada kullanmak değil, anlamı ve yazarın seçtiği sesi doğru tanımaktır. Üstelik hepsi aynı ölçüde eskimiş değildir: naguère edebî anlatımda yaşamaya devam ederken oncques çok daha belirgin bir eski zaman havası yaratır.
Fransızcada registre familier, yakınlık ve rahatlık bildiren samimi anlatım biçimidir: Je ne sais pas yerine Je sais pas («Bilmiyorum»), nous yerine on («biz») duyabilirsiniz. Sorular çoğu zaman sözcüklerin sırası değiştirilmeden, yalnızca tonlamayla sorulur; kısaltmalar ve genre, quoi, tu vois gibi konuşmayı yönlendiren sözler de yaygındır. Bu biçimleri anlamak önemlidir; kullanırken ise karşınızdaki kişiyle ilişkinizi ve konuşmanın ortamını gözetmeniz gerekir.
Fransızca her yerde aynı biçimde konuşulmaz: Belçika'da septante “yetmiş”, İsviçre'nin bazı bölgelerinde huitante “seksen”, Québec'te günlük dilde un char “araba” demektir. Bu farklılıklar yalnızca sözcüklerde değil, telaffuzda ve cümle kuruluşunda da görülür. Bir biçimi değerlendirirken iki ayrı soru sorun: Nerede kullanılıyor ve hangi ortamda uygun? Yerel olması, mutlaka argo ya da yanlış olduğu anlamına gelmez.
Fransızcada söz sanatları yalnızca ne söylendiğini değil, sözün dinleyicide nasıl bir etki bıraktığını da belirler. Ce n'est pas mal (Fena değil) bağlama göre güçlü bir övgü, Je meurs de faim ! (Açlıktan ölüyorum!) ise gerçek dışı ama doğal bir abartma olabilir. Tekrar, çapraz diziliş, cevap beklemeyen sorular ve kısa cümle parçaları; konuşmalarda, edebiyatta ve tartışmalarda vurguyu yönlendirir. Bu araçları anlamak için sözcük anlamının yanında bağlama, ses tonuna ve cümle ritmine bakmak gerekir.
Fransızcada söylem bağlayıcıları, düşünceler arasındaki ilişkiyi gösterir: en revanche iki yönü karşılaştırır, néanmoins ve toutefois önceki bilgiye rağmen geçerli olan bir düşünceyi öne çıkarır, par ailleurs ve en outre ek bilgi getirir. Force est de constater que, il n'en demeure pas moins que ve toujours est-il que ise bir tespiti veya tartışmada korunması gereken ana noktayı vurgular. Doğru seçim, Türkçede hepsine kabaca “ama” ya da “ayrıca” denebilmesinden değil, iki düşünce arasında kurmak istediğiniz bağdan hareketle yapılır.
Fransızcada idari dil, kişiden çok işlemi, yetkiyi ve uygulanacak koşulları öne çıkarır. Bu yüzden resmî yazılarda Votre demande a été acceptée (Başvurunuz kabul edilmiştir) gibi edilgen cümleler, la réception du dossier (dosyanın teslim alınması) gibi adlaştırmalar ve sous réserve de (… kaydıyla) gibi sabit kalıplar sık görülür. Amaç daha uzun cümle kurmak değil; kimin, neyi, hangi koşulda ve hangi süre içinde yapacağını doğru anlamak ve açıkça belirtmektir.