Fransızcada miktar bildiren tanımlıklar
Articles Partitifs
Bu makale, Settemila Lingue üzerindeki Fransızca dil bilgisi ağacının bir parçasıdır.
Kısaca
Fransızcada miktarı belirtilmeyen yiyecek, içecek veya maddelerden söz ederken du, de la, de l’ kullanılır: Je veux du pain. — Ekmek istiyorum. Des, sayılabilen şeylerin belirsiz çoğulunu belirtir: J’achète des pommes. — Elma alıyorum. Bu biçimler, genel olarak yokluk bildiren olumsuz cümlelerde ve birçok miktar ifadesinden sonra de/d’ olur: pas de pain — ekmek yok; beaucoup d’eau — çok su.
Genel bakış
Türkçede “Çay içiyorum”, “Ekmek alacağım” derken miktarı açık bırakmak çok doğaldır. Fransızcada ise aynı düşünceyi anlatırken çoğunlukla adın, yani bir varlığı veya kavramı karşılayan sözcüğün önüne bir tanımlık getirilir. Tanımlık, adın nasıl ele alındığını gösteren küçük bir sözcüktür. Je bois du thé “Çay içiyorum” demektir; buradaki du için Türkçe cümleye mutlaka “biraz” eklemek gerekmez.
Fransızca adıyla articles partitifs, bir maddenin miktarı söylenmeyen bir bölümünü anlatır. Konu A1 düzeyinde özellikle kahvaltı, alışveriş ve sipariş verme sırasında karşınıza çıkar. Bununla birlikte kullanım yalnızca yiyecekle sınırlı değildir: avoir du temps “vakti olmak”, avoir de la patience “sabırlı olmak, sabrı olmak” anlamına gelir.
Başlangıç için üç soruyu sırayla düşünmek yeterlidir: Bir şeyi adet olarak mı sayıyorum, yoksa miktarı belirsiz bir madde olarak mı ele alıyorum? Sözcük Fransızcada hangi cinsiyette? Cümle olumlu mu, yoksa o şeyin bulunmadığını mı söylüyor? İleri bölümlerde aynı sözcüğün neden bazen farklı tanımlıklarla kullanıldığına ve temel kuralın hangi durumlarda değişmediğine bakacağız.
Nasıl kullanılır?
1. Önce biçimi seçin
Fransızcada adlar dilbilgisel olarak eril veya dişildir. Dilbilgisel cinsiyet, nesnenin gerçek hayattaki cinsiyeti değil, sözcüğün dilde ait olduğu gruptur. Türkçede böyle bir ayrım olmadığı için yeni sözcükleri tek başına değil, le pain “ekmek”, la soupe “çorba” gibi tanımlığıyla öğrenmek işe yarar.
| Kullanım | Fransızca biçim ve örnek | Türkçe anlamı |
|---|---|---|
| Eril, tekil ad | du pain | ekmek, bir miktar ekmek |
| Dişil, tekil ad | de la soupe | çorba, bir miktar çorba |
| Sesliyle başlayan tekil ad | de l’eau | su, bir miktar su |
| Okunmayan h ile başlayan tekil ad | de l’huile | yağ, bir miktar yağ |
| Belirsiz çoğul | des légumes | sebze, çeşitli sebzeler |
De l’, hem eril hem dişil adlarla kullanılabilir. Örneğin de l’eau “su” dişil, de l’ail “sarımsak” erildir. Kesme işaretinden sonra boşluk bırakılmaz. Burada belirleyici olan yalnızca ilk harf değil, sözcüğün sesliyle bağlantı kurmaya elverişli biçimde başlamasıdır.
Fransızcada bazı h harfleri bağlantıyı engeller. Örneğin du haricot biçimi, kuru fasulyeyi bir madde olarak ele alan bir bağlamda mümkündür; de l’haricot denmez. Günlük kullanımda fasulye için çoğunlukla des haricots duyarsınız. Yeni bir h sözcüğünde tahmin etmek yerine sözlüğün verdiği tanımlığa bakın.
Des hakkında küçük bir ayrım: du, de la, de l’ genellikle sayılamayan miktarları anlatır. Des pommes “elmalar, birkaç elma” gibi örneklerdeki des ise teknik olarak çoğul belirsiz tanımlıktır. Başlangıçta aynı tabloda öğrenmek kullanışlıdır; ancak hepsinin “bir maddenin parçası” anlamına geldiğini düşünmeyin.
2. Türkçedeki “biraz” sözcüğünü zorunlu görmeyin
Elle boit de la bière. — Bira içiyor.
Bu cümlede içilen biranın miktarı belirtilmez. Türkçeye “Biraz bira içiyor” diye çevirmek mümkün olsa da Fransızca cümle özellikle az bir miktarı vurgulamaz. Azlık vurgusu istenirse un peu de bière “biraz bira” denebilir.
Benzer biçimde Nous avons du travail “İşimiz var” demektir. Du tek başına işin az olduğunu söylemez. Buradaki temel düşünce, miktarın veya sınırın belirtilmemesidir. Bu yüzden du gördüğünüz her yere zihninizde “biraz” koymak yerine bütün cümlenin Türkçede nasıl doğal söyleneceğini düşünün.
3. Bir maddeyi, bir adedi ve genel bir türü ayırın
Aynı adın önündeki tanımlık değişince ona bakış açısı da değişebilir. Belirli tanımlıklar le, la, l’, les, bilinen bir şeyi veya genel olarak bir türü anlatır. Belirsiz tanımlıklar un, une, des, kimliği belirtilmeyen bir veya birkaç şeyi tanıtır.
| Fransızca | Türkçe | Anlam farkı |
|---|---|---|
| Je mange du poulet. | Tavuk yiyorum. | Miktarı belirtilmeyen tavuk eti. |
| J’achète un poulet. | Bir tavuk alıyorum. | Bir bütün veya bir adet tavuk. |
| J’aime le poulet. | Tavuk etini severim. | Genel olarak bu yiyeceğe duyulan beğeni. |
| Je mange le poulet que tu as préparé. | Hazırladığın tavuğu yiyorum. | Hangi tavuk olduğu belli. |
Türkçedeki belirtme eki, yani “ekmeği” sözcüğündeki -i, bazı belirli kullanımları anlamayı kolaylaştırabilir. Ama Fransızca tanımlıklar Türkçe eklerle bire bir eşleşmez. “Ekmeği severim” genel bir tercih olabilir; “Ekmeği masaya koydum” ise belirli bir ekmeği anlatır. Fransızcada bu iki bağlamda da le pain görülebilir.
4. Genel yoklukta de veya d’ kullanın
Bir şeyin hiç olmadığını veya ondan hiç tüketilmediğini söyleyen olumsuz cümlelerde miktar tanımlığı genellikle de olur. Sesliden veya okunmayan h harfinden önce d’ kullanılır.
- J’ai du pain. — Ekmeğim var.
- Je n’ai pas de pain. — Ekmeğim yok.
- Elle boit de l’alcool. — Alkol içiyor.
- Elle ne boit pas d’alcool. — Alkol içmiyor.
- Nous achetons des œufs. — Yumurta alıyoruz.
- Nous n’achetons pas d’œufs. — Yumurta almıyoruz.
Yazı dilinde sık kullanılan olumsuzluk kalıbı ne … pas olur; sesliden önce ne, n’ biçimini alır. Ne … plus, “artık … değil” anlamında aynı miktar değişimini getirir: Je ne bois plus de café. — Artık kahve içmiyorum.
Bu kural “olumsuz cümlede her tanımlık silinir” anlamına gelmez. Özellikle belirli tanımlıklar aynı kalır: Je n’aime pas le café. — Kahveyi sevmiyorum. Çünkü burada belli miktarda kahvenin yokluğu değil, kahveye yönelik genel bir tercih anlatılır. Başka önemli istisnalar ileri bölümde yer alıyor.
5. Miktar zaten belirtilmişse çoğunlukla de kullanın
Miktarı bir sayı, ölçü veya miktar sözcüğüyle açıkça verdiğinizde aynı yere yeniden du veya de la koymazsınız.
| Fransızca | Türkçe | Yapı |
|---|---|---|
| un peu de sucre | biraz şeker | Az miktar. |
| beaucoup de lait | çok süt | Büyük miktar. |
| assez d’eau | yeterince su | Yeterlilik. |
| trop de sel | fazla tuz | Gereğinden çok miktar. |
| un kilo de pommes | bir kilo elma | Ağırlık ölçüsü. |
| une bouteille d’huile | bir şişe yağ | Kapla belirtilen miktar. |
Un kilo de pommes içindeki pommes çoğuldur; fakat önünde des değil de vardır. Yani “çoğulsa mutlaka des gelir” diye düşünmeyin. Tanımlığı seçerken adın sayısı kadar, önündeki yapıyı da dikkate alın.
Bağlam içinde örnekler
Aşağıdaki cümlelerde miktarın belirtilip belirtilmediğine ve konuşanın bir maddeyi mi, adedi mi, genel tercihi mi anlattığına bakın.
| Fransızca | Türkçe | Açıklama |
|---|---|---|
| Je veux du pain. | Ekmek istiyorum. | Miktar söylenmiyor; ekmek eril. |
| Elle boit de la bière. | Bira içiyor. | Bira dişil; miktar belirsiz. |
| Il mange de l’orange. | Bir miktar portakal yiyor. | Portakal, bütün bir adet değil, yenilen bir miktar olarak ele alınıyor. |
| Je n’ai pas de pain. | Ekmeğim yok. | Genel yoklukta de. |
| Tu veux de l’eau ? | Su ister misin? | Sesliyle başlayan dişil ad. |
| Il reste du riz dans la casserole. | Tencerede pirinç kaldı. | Kalan miktar belirtilmiyor. |
| Pour la sauce, il faut de la crème. | Sos için krema gerekiyor. | Malzeme olarak krema. |
| Nous achetons des tomates au marché. | Pazardan domates alıyoruz. | Sayılabilen şeylerin belirsiz çoğulu. |
| Mets un peu de sel dans la soupe. | Çorbaya biraz tuz koy. | Miktar ifadesinden sonra de. |
| Je prends un café, s’il vous plaît. | Bir kahve alayım, lütfen. | Bir fincanlık sipariş. |
| Je ne bois plus de lait. | Artık süt içmiyorum. | Artık yapılmayan tüketim. |
| Ce n’est pas du sucre, c’est du sel. | Bu şeker değil, tuz. | Bir şeyin ne olduğu düzeltiliyor; tanımlık korunuyor. |
| Nous avons de la chance. | Şanslıyız. | Soyut bir kavramla kullanım. |
| J’aime le fromage, mais je ne mange pas de fromage le soir. | Peyniri severim ama akşamları peynir yemem. | Genel beğeni ile olumsuz tüketim ayrılıyor. |
Il mange de l’orange özellikle portakalın bir kısmının veya bir karışımdaki portakalın yenildiği bir bağlamda doğaldır. Bir kişinin bir adet portakal yediğini söylemek için daha olağan cümle Il mange une orange olur. Sözcüğün kendisi değişmez; onu miktar mı, bütün bir adet mi olarak gördüğünüz değişir.
Sık yapılan hatalar
1. Türkçedeki gibi tanımlığı atlamak
- Yanlış: Je bois thé.
- Doğru: Je bois du thé. — Çay içiyorum.
- Neden? Türkçede “çay” tek başına kullanılabilir. Fransızcada bu cümlede miktarı belirtilmeyen içecek için du gerekir. Menü veya alışveriş listelerindeki kısa ifadeleri tam cümleye örnek almayın.
2. Her madde için du kullanmak
- Yanlış: Elle prépare du soupe.
- Doğru: Elle prépare de la soupe. — Çorba hazırlıyor.
- Neden? Soupe dişildir. Du, bütün yiyecekler için ortak bir işaret değildir; adın cinsiyetine göre biçim seçilir.
3. Genel yoklukta eski tanımlığı korumak
- Yanlış: Je n’ai pas du pain.
- Doğru: Je n’ai pas de pain. — Ekmeğim yok.
- Neden? Olağan, vurgusuz yokluk anlamında du yerine de gelir. Özellikle “ekmek değil, başka bir şey” karşıtlığı kurulursa farklı bir yapı mümkün olabilir; başlangıçta bu istisnayı genel kuralla karıştırmayın.
4. Miktar ifadesinden sonra du veya des eklemek
- Yanlış: Il faut beaucoup du sucre.
- Doğru: Il faut beaucoup de sucre. — Çok şeker gerekiyor.
- Neden? Beaucoup de, miktarı zaten belirten bir yapıdır. Benzer şekilde “bir kilo elma” için un kilo de pommes denir; un kilo des pommes genel alışveriş miktarını anlatmaz.
5. Genel beğeniyi miktar gibi anlatmak
- Yanlış: J’aime du chocolat.
- Doğru: J’aime le chocolat. — Çikolatayı severim.
- Neden? Genel beğeniyi anlatan aimer “sevmek”, adorer “çok sevmek” ve détester “nefret etmek” ile çoğunlukla belirli tanımlık kullanılır. Buna karşılık Je mange du chocolat “Çikolata yiyorum” bir tüketim miktarını anlatır.
6. Olumsuzluk kuralını être ile de uygulamak
- Yanlış: Ce n’est pas de lait.
- Doğru: Ce n’est pas du lait. — Bu süt değil.
- Neden? Être “olmak” ile bir şeyin ne olduğu söylenirken tanımlık genellikle korunur. Sütün bulunmadığı değil, gösterilen şeyin süt olmadığı anlatılır.
Kullanıma ilişkin notlar
Siparişte madde ile porsiyon ayrımı
Du café genel olarak kahve miktarını, un café ise bağlama göre bir fincan kahveyi anlatır. Bu yüzden kafede Un café, s’il vous plaît “Bir kahve, lütfen” demek doğaldır. Deux cafés “iki kahve” de iki porsiyon olarak anlaşılır. Bir içeceğin normalde madde olarak ele alınması, porsiyonlarının sayılamayacağı anlamına gelmez.
Aynı mantık du pain “ekmek” ile un pain “bir bütün ekmek” arasında da görülür. Türkçede “bir çay” veya “iki su” diyerek fincanı ya da şişeyi kastetmemiz bu ayrımı kavramayı kolaylaştırır. Yine de Fransızcadaki her sözcüğün porsiyon kullanımını Türkçeden hareketle tahmin etmeyin; karşılaştığınız kalıpları bir bütün olarak öğrenin.
Konuşma dilinde ne düşebilir
Günlük konuşmada Je n’ai pas de pain yerine J’ai pas de pain duyabilirsiniz. Atılan parça ne olur; de kuralı değişmez. Yazarken ve özellikle resmî bağlamlarda tam olumsuzluk yapısını kullanmak güvenli bir seçimdir.
Listeler ve kısa başlıklar farklıdır
Bir tarifin malzeme listesinde farine “un”, sucre “şeker”, beurre “tereyağı” tanımlıksız yazılabilir. Ama tam cümlede Il faut de la farine “Un gerekiyor” denir. Benzer şekilde bir etiketin veya menünün kısalığı, normal cümlede de tanımlığı atabileceğiniz anlamına gelmez.
Temel kuralın ötesi
Bu bölümdeki ayrımları ilk günden üretmek zorunda değilsiniz. Önce olumlu cümle, genel olumsuzluk ve miktar ifadesi arasındaki farkı yerleştirin. Sonraki örnekler, okurken temel kurala aykırı gibi görünen kullanımları açıklamak içindir.
Olumsuzlukta tanımlık ne zaman korunur?
Bir şeyin kimliğini belirtirken: C’est du café “Bu kahve” cümlesinin olumsuzu Ce n’est pas du café “Bu kahve değil” olur. Burada être ile tanımlanan şeyin türü reddedilir.
Yokluk değil karşıtlık anlatılırken: Je ne bois pas du thé, mais du café. — Çay değil, kahve içiyorum. Konuşan hiçbir şey içmediğini söylemez; içtiği şeyin türünü düzeltir. Bu vurgu yoksa normal cümle Je ne bois pas de thé “Çay içmiyorum” olur.
Yalnızca belirli bir miktar veya özellik reddedilirken: Je ne bois pas toujours du café le matin. — Sabahları her zaman kahve içmem. Bu cümle kahvenin hiç içilmediğini söylemez; “her zaman” düşüncesini sınırlar. Olumsuzluğun cümlenin hangi parçasına yöneldiği önemlidir.
Ne … que ile sınırlama yapılırken: Je ne bois que de l’eau. — Yalnızca su içiyorum. Görünüşünde ne bulunmasına rağmen bu kalıp “hiç içmiyorum” demez; “sadece” anlamı verir. Bu nedenle de l’eau korunur.
Her miktar ifadesi aynı yapıyı izlemez
Beaucoup de “çok”, peu de “az”, assez de “yeterince” ve ölçü ifadeleri genel olarak yalın de alır. Fakat bazı yaygın yapılar tanımlığı korur:
- la plupart des gens — insanların çoğu;
- la moitié du pain — ekmeğin yarısı;
- bien du courage — çok cesaret.
Buradaki biçimleri ayrı kalıplar olarak öğrenmek daha kullanışlıdır. Özellikle la moitié du pain, belirli bir ekmeğin yarısını anlatır. Beaucoup de pain ise miktarı büyük olan, fakat hangi ekmek olduğu belirtilmeyen bir kullanımdır.
Bilinen bir grubun içinden seçim yapıldığında da de ile belirli tanımlık bir araya gelir: beaucoup des invités que tu connais — tanıdığın konukların birçoğu. Bunu genel anlamdaki beaucoup d’invités “çok sayıda konuk” ile karıştırmayın.
Du ve des her zaman miktar tanımlığı değildir
Edat, sözcükler arasında ilişki kuran küçük bir sözcüktür; Fransızcadaki de bazen aitlik veya kaynak ilişkisi kurar. Bu görevde de + le, du; de + les, des biçiminde birleşir.
- Je mange du pain. — Ekmek yiyorum. Burada du, miktarı belirsiz ekmeği anlatır.
- La couleur du pain est foncée. — Ekmeğin rengi koyu. Burada du, “ekmeğin” ilişkisini kuran de + le birleşmesidir.
Bu yüzden yalnızca yazılışına bakarak bütün du biçimlerine aynı etiketi vermeyin. İkinci örnekteki ilişki, cümle olumsuz olsa da aynı kalır: La couleur du pain n’est pas claire. — Ekmeğin rengi açık değil.
Çoğul adın önündeki sıfat des biçimini değiştirebilir
Sıfat, bir adın niteliğini anlatan sözcüktür; “güzel elmalar” ifadesindeki “güzel” gibi. Özenli yazı dilinde, çoğul belirsiz des, adın önünde bir sıfat varsa çoğunlukla de olur:
J’ai acheté de belles pommes. — Güzel elmalar aldım.
Bu değişim olumsuzluktan veya miktar ifadesinden kaynaklanmaz; ayrı bir kuraldır. Bazı yerleşik birleşmelerde des korunur: des petits pois — bezelye. Başlangıçta bu ayrıntıdan önce des pommes, pas de pommes, un kilo de pommes üçlüsüne hâkim olmak yeterlidir.
En ile miktarı yeniden söylemeden anlatmak
Zamir, bir adın veya ad grubunun yerini tutan sözcüktür. Fransızcadaki en, daha önce konuşulan miktarı yeniden adlandırmadan belirtmeye yarar:
- Tu veux du pain ? — Ekmek ister misin?
- Oui, j’en veux. — Evet, isterim.
- J’en veux un peu. — Biraz isterim.
Türkçede adı tamamen söylemeden cevap verebiliriz. Fransızcada en, ekmekten söz edilmeye devam edildiğini cümlede gösterir. Bu bağlantı A2 düzeyinde özellikle miktarları ve alışveriş konuşmalarını daha akıcı anlatmanızı sağlar.
Çalışma önerileri
- Mutfağınızdan beş sözcük seçip üçlüler kurun. Örneğin du riz “pirinç”, pas de riz “pirinç yok”, un kilo de riz “bir kilo pirinç”. Sonra aynı çalışmayı dişil bir sözcükle ve sesliyle başlayan bir sözcükle yapın. Her seferinde yalnızca tanımlığı değil, tüm ifadeyi sesli söyleyin.
- Türkçe alışveriş listenizi tam Fransızca cümlelere dönüştürün. “Süt, yumurta, bir kilo elma” listesini yazarken hangi kalemin belirsiz miktar, hangisinin çoğul, hangisinin ölçülü miktar olduğunu önce işaretleyin. Ardından mağazada olmayanları olumsuz cümleye çevirin. Bu çalışma özellikle des ile de ayrımını pekiştirir.
- Aynı yiyecekle üç farklı niyet anlatın. “Seviyorum”, “yiyorum”, “yemiyorum” cümlelerini J’aime le fromage “Peyniri severim”, Je mange du fromage “Peynir yiyorum”, Je ne mange pas de fromage “Peynir yemiyorum” biçiminde karşılaştırın. Çevirideki küçük değişikliklere değil, genel tercih, tüketim ve yokluk arasındaki anlam farkına odaklanın.
İlgili konular
- Önce öğrenin: Belirli tanımlıklar — le, la, l’, les biçimlerini ve genel tür ile belirli varlık ayrımını anlamak için.
- Sonraki adım: En zamiri — Miktarı belirtilmeyen şeylerden, adlarını tekrar etmeden söz etmek için.