C2

Fransızcada Samimi Konuşma Dili

Registre Familier

Bu makale, Settemila Lingue üzerindeki Fransızca dil bilgisi ağacının bir parçasıdır.

Kısaca

Fransızcada registre familier, yakınlık ve rahatlık bildiren samimi anlatım biçimidir: Je ne sais pas yerine Je sais pas («Bilmiyorum»), nous yerine on («biz») duyabilirsiniz. Sorular çoğu zaman sözcüklerin sırası değiştirilmeden, yalnızca tonlamayla sorulur; kısaltmalar ve genre, quoi, tu vois gibi konuşmayı yönlendiren sözler de yaygındır. Bu biçimleri anlamak önemlidir; kullanırken ise karşınızdaki kişiyle ilişkinizi ve konuşmanın ortamını gözetmeniz gerekir.

Genel bakış

Ders kitabındaki Fransızcayı rahatça okuyup arkadaş sohbetlerini anlamakta zorlanmak oldukça olağandır. Bunun nedeni yalnızca konuşma hızı değildir. Konuşanlar bazı küçük sözcükleri düşürür, uzun sözcükleri kısaltır ve dinleyenin ortak bilgisine dayanır. Registre, burada «duruma göre seçilen dil ve üslup» demektir; familier de «samimi, teklifsiz» anlamındadır. Bu kullanım yalnızca aile içinde görülmez: arkadaşlar arasında, gündelik mesajlaşmalarda, dizilerde ve rahat iş sohbetlerinde de karşınıza çıkar.

Konu C2 düzeyinde ele alınsa da temel özelliklerini çok daha önce duyarsınız. İleri düzeyde beklenen, birkaç argo sözcük bilmek değil; aynı düşünceyi yakın bir arkadaşınıza, iş arkadaşınıza ve resmî bir kuruma farklı biçimlerde söyleyebilmektir. Anlamak ile kullanmak ayrı becerilerdir. Çok samimi ifadeleri tanımak yararlıdır; bunların hepsini kendi konuşmanıza katmanız gerekmez.

Türkçede «Ne yapıyorsun?» ile «N'apıyorsun?» arasındaki fark, konuşma sırasında seslerin kısalmasına iyi bir benzetmedir. Ancak Fransızcadaki değişiklikler yalnızca telaffuzla sınırlı kalmaz: «biz» anlamında başka bir sözcük seçilebilir, olumsuzluğun bir parçası düşebilir. Ayrıca samimi dil ile kaba dil aynı şey değildir. Bir cümle rahat ve doğal olabilir ama hiç küfür içermeyebilir.

Nasıl işler?

1. Olumsuzlukta ne düşmesi

Standart Fransızcada olumsuzluk çoğunlukla ne + fiil + pas düzeniyle kurulur. Fiil, yapılan işi veya içinde bulunulan durumu bildiren sözcüktür. Samimi konuşmada ne ve onun ünlüden önce kullanılan biçimi n’ sık sık söylenmez; olumsuzluğu taşıyan pas, jamais, rien, plus gibi sözcükler kalır.

Standart biçim Samimi konuşma Türkçesi
Je ne comprends pas. Je comprends pas. Anlamıyorum.
Il n'est jamais là. Il est jamais là. O hiç burada olmuyor.
Je n'ai rien dit. J'ai rien dit. Hiçbir şey söylemedim.
On ne peut plus attendre. On peut plus attendre. Artık bekleyemeyiz.

Bu, olumsuzluğun bütünüyle kaldırılması değildir. Je comprends «Anlıyorum», Je comprends pas ise «Anlamıyorum» demektir. Türkçede olumsuzluk çoğunlukla fiilin içindeki bir ekle belirtilir; Fransızcada bu görev ayrı sözcüklere dağıldığından, hangi parçanın kaldığını özellikle dinlemek gerekir.

Plus dikkat ister: bağlama göre «daha fazla» veya olumsuzluk içinde «artık değil» anlamına gelebilir. J'en veux plus yazıda tek başına belirsiz olabilir: «Daha fazla istiyorum» ya da «Artık istemiyorum». Telaffuz çoğu zaman ayrım yapmaya yardım eder; yine de açık olmak gerektiğinde olumsuz anlam için Je n'en veux plus («Artık istemiyorum») demek daha güvenlidir.

2. Nous yerine on kullanımı

On, konuşmada çok sık «biz» anlamına gelir. Özne, cümlede kimin bir şey yaptığını veya hangi varlıktan söz edildiğini gösteren öğedir. On özne olduğunda fiil, anlamı «biz» olsa bile il/elle ile aynı biçimde kullanılır.

Nous ile On ile Türkçesi
Nous allons au cinéma. On va au cinéma. Sinemaya gidiyoruz.
Nous sommes prêts. On est prêts. Hazırız.
Nous avons réservé. On a réservé. Yer ayırttık.

On va, doğrudur; on allons değildir. Buna karşılık, belirli bir «biz» grubundan söz ediliyorsa kişileri niteleyen sözcüklerde anlam dikkate alınabilir: yalnızca kadınlardan oluşan bir grup On est prêtes («Hazırız») yazabilir. Sıfat, bir kişinin veya şeyin niteliğini bildiren sözcüktür; burada prêtes grubun hazır olduğunu söyler. Fiil yine est olarak kalır.

On her zaman «biz» değildir: En France, on mange souvent du pain («Fransa'da insanlar sık sık ekmek yer») genel bir alışkanlık anlatır. Anlamı bağlamdan çıkarın. Ayrıca on kullanıldığında iyelik sözleri otomatik olarak değişmez: On a oublié nos clés («Anahtarlarımızı unuttuk») son derece doğaldır.

3. Soruyu tonlamayla kurma

Gündelik Fransızcada düz cümle sırası korunup sesin yükseltilmesiyle soru sorulabilir: Tu viens ? («Geliyor musun?»). Türkçede soru çoğunlukla mı/mi ile açıkça belirtilir; bu yüzden Fransızcada ayrı bir soru sözcüğü olmadan kurulan sorulara alışmak gerekir.

Fransızca Türkçesi Kullanım
Viens-tu ce soir ? Bu akşam geliyor musun? Fiille öznenin yeri değişmiş; gündelik sohbette daha özenli duyulabilir.
Est-ce que tu viens ce soir ? Bu akşam geliyor musun? Pek çok ortamda kullanılabilen açık soru biçimi.
Tu viens ce soir ? Bu akşam geliyor musun? Gündelik konuşmada çok doğal.
Tu pars quand ? Ne zaman gidiyorsun? Soru sözcüğü sonda; konuşmada yaygın.

Tonlamalı soru tek başına kaba veya argo değildir. Vous avez réservé ? («Rezervasyon yaptırdınız mı?») bir restoranda gayet uygun olabilir. Yakınlık derecesini belirleyen yalnızca soru düzeni değil; ses tonu, sözcük seçimi ve tu/vous tercihinin bütünüdür.

4. Konuşmadaki ses kısalmaları

Tu as konuşmada t'as, tu es ise t'es biçiminde duyulabilir. Je sais pas daha da kısalıp J'sais pas olabilir. Bunlar konuşmayı taklit eden yazımlarda, mesajlarda veya diyaloglarda görülebilir; resmî yazının genel yazım kuralı değildir.

  • T'as compris ? — «Anladın mı?»
  • T'es où ? — «Neredesin?»
  • J'sais pas. — «Bilmiyorum.»
  • Y a personne. — «Kimse yok.»; daha tam biçimi Il n'y a personne.

Her ses düşmesini yazıya taşımaya çalışmayın. Olağan bir mesajda Je sais pas yazmak yeterince samimi olabilir. Buna karşılık j'ai gibi yerleşik biçimler standart yazımın parçasıdır; j'sais ile aynı kategoride değildir.

Türkçede özne çoğu zaman hiç söylenmez: «Bilmiyorum» yeterlidir. Fransızcada samimi konuşma, özneyi istediğiniz her yerde kaldırabileceğiniz anlamına gelmez. J'sais içinde je kısalmıştır; genel bir «öznesiz konuşma» kuralı ortaya çıkmamıştır.

5. Sözcük kısaltmaları ve verlan

Sık kullanılan bazı uzun sözcüklerin kısa biçimleri vardır. Bunların hepsi aynı derecede samimi değildir; örneğin ciné birçok gündelik ortamda rahatça duyulurken başka sözcükler daha belirgin bir grup üslubu taşıyabilir.

Tam biçim Kısa biçim Türkçe anlamı
restaurant resto restoran, yemek yenilen yer
sympathique sympa hoş, sevimli, cana yakın
cinéma ciné sinema
appartement appart daire, ev
professeur prof öğretmen, hoca

Bu biçimleri hazır sözcükler olarak öğrenin. Her Fransızca sözcüğü ilk hecesine indirerek doğal bir kısaltma elde edemezsiniz. Sympa gibi biçimler Türkçeye de her durumda aynı sözcükle çevrilmez: bir insan için «cana yakın», bir akşam için «keyifli» daha uygun olabilir.

Verlan, sözcüğün ses veya hece sırasının değiştirilmesiyle oluşan bir argo söz yapma yoludur. En tanınmış örneklerden biri fou → ouf dönüşümüdür: C'est ouf ! («İnanılmaz!» / «Acayip!»). Ortaya çıkan biçimler yerleşik kullanıma bağlıdır; yazıdaki harfleri ters çevirmek yeterli olmaz. Laisse tomber («Boş ver») ifadesinin verlanlı biçimi laisse béton olabilir; burada béton sözcüğünün olağan «beton» anlamı kastedilmez.

6. Genre, quoi, tu vois ne işe yarar?

Bu sözler bazen bilgi eklemekten çok konuşmanın akışını ve konuşanlar arasındaki ilişkiyi düzenler. Böyle kullanımlara söylem belirleyicisi denir: dinleyene «yaklaşık konuşuyorum», «ne demek istediğimi anlıyorsun» veya «sözümü toparlıyorum» gibi işaretler verirler.

  • Genre örnek, yaklaşık değer veya konuşanın mesafeli yaklaşımını bildirebilir: Il avait genre vingt ans — «Yirmi yaşlarında falandı.»
  • Cümle sonundaki quoi, bir açıklamayı toparlayabilir: C'est trop loin, quoi — «İşte, çok uzak.»
  • Tu vois, dinleyenin söyleneni takip ettiğini veya paylaşılan durumu anladığını yoklar: C'était gênant, tu vois — «Tuhaf bir durumdu, anlıyor musun?»

Bunları her seferinde sözlük anlamıyla çevirmek yanıltır. Tu vois burada gerçekten «görüyor musun?» sorusu olmayabilir; quoi da her zaman «ne?» demek değildir. Türkçedeki «hani», «yani», «işte», «falan» gibi sözlerle bazı işlevleri örtüşür, fakat aralarında sabit bir eşleştirme yoktur.

Bağlam içinde örnekler

Aşağıdaki karşılıklar sözcüğü sözcüğüne değil, konuşmadaki anlamı aktaracak biçimde verilmiştir. Kısalmalar özellikle gösterilmiştir; her satırın resmî yazıda aynı biçimde kullanılması beklenmez.

Fransızca Türkçesi Açıklama
J'sais pas. Bilmiyorum. Olumsuzlukta ne yok; je de kısalmış.
T'as compris ? Anladın mı? Tu as kısalmış; soru tonlamayla kuruluyor.
C'est ouf ! İnanılmaz! Ouf, fou sözcüğünün verlan biçimi.
Genre, il est parti, quoi. Yani, çekip gitti işte. Genre anlatımı açıyor, quoi toparlıyor; anlam bağlama bağlı.
On se retrouve devant le ciné ? Sinemanın önünde buluşalım mı? On, biz anlamında; ciné bir kısaltma.
J'ai rien entendu, tu peux répéter ? Hiçbir şey duymadım, tekrar eder misin? Rien olumsuz anlamı koruyor.
T'es déjà rentrée ? Şimdiden eve döndün mü? Bir kadına söyleniyor; tu es kısalmış.
Ce resto est vraiment sympa. Bu restoran gerçekten hoş. İki yaygın gündelik sözcük birlikte kullanılmış.
Y a plus de café. Kahve kalmamış. Il ve ne düşmüş; plus burada olumsuz.
Tu fais quoi demain ? Yarın ne yapıyorsun? Soru sözcüğü fiilden sonra geliyor.
Il était genre minuit quand on est partis. Ayrıldığımızda saat gece yarısı falandı. Genre yaklaşık zamanı bildiriyor.
C'est pas facile, tu vois. Kolay değil, anlıyor musun? Tu vois, dinleyeni anlatıma katıyor.
Nous, on préfère rester ici. Biz burada kalmayı tercih ediyoruz. Nous grubu öne çıkarıyor; fiil on ile çekiliyor.
Laisse tomber, on verra demain. Boş ver, yarın bakarız. Gündelik ve rahat bir konuşma sonlandırma yolu.

Sık yapılan hatalar

1. Olumsuzluğun iki parçasını birden atmak

  • Yanlış: Je comprends. — «Anlamıyorum» demek isterken.
  • Doğru: Je comprends pas. — «Anlamıyorum.»
  • Neden: Samimi konuşmada düşen parça genellikle ne olur. Pas da kaldırılırsa bu cümlede anlam olumluya döner.

2. On ile nous çekimini karıştırmak

  • Yanlış: On sommes prêts.
  • Doğru: On est prêts. — «Hazırız.»
  • Neden: On anlamca bir grubu gösterse de fiil il/elle ile aynı biçimdedir. Kişileri niteleyen prêts/prêtes ise grubun kimlerden oluştuğunu yansıtabilir.

3. Kısalmayı her fiile uygulamak

  • Yanlış: T'viens demain ?
  • Doğru: Tu viens demain ? — «Yarın geliyor musun?»
  • Neden: T'as ve t'es kullanımlarından hareketle her tu sözcüğünü t’ yapamazsınız. Konuşmada duyulan belirli biçimleri öğrenin; yeni yazımlar üretmeyin.

4. Resmî isteği gereksiz yere samimileştirmek

  • Uygunsuz: T'as reçu mon dossier ? — ilk kez yazışılan bir kurum görevlisine.
  • Uygun: Avez-vous reçu mon dossier ? — «Dosyamı aldınız mı?»
  • Neden: İlk cümle yakın bir arkadaşınıza doğal gelebilir; sorun dil bilgisi değil, ilişkiye uymayan hitap ve üsluptur. Resmî yazışmada tam biçimleri ve uygun hitabı koruyun.

5. Dolgu sözünü sözlük anlamıyla çevirmek

  • Yanlış yorum: C'est compliqué, quoi. cümlesini «Karmaşık, ne?» diye anlamak.
  • Doğru yorum: «İşte, karmaşık bir durum.»
  • Neden: Cümle sonundaki quoi burada bilgi sorusu değil, açıklamayı toparlayan bir işarettir. Tonlama ve konuşmanın öncesi belirleyicidir.

6. Verlanı harfleri ters çevirerek üretmek

  • Yanlış: C'est uof ! — fou sözcüğünden hareketle.
  • Doğru: C'est ouf ! — «İnanılmaz!»
  • Neden: Verlan yazıdaki harflerin mekanik olarak ters çevrilmesi değildir. Yerleşmiş biçimi ve hangi çevrede kullanıldığını birlikte öğrenmek gerekir.

Kullanım notları

Samimiyet, nezaket ve kabalık ayrı boyutlardır

On kullanmak veya tonlamalı soru sormak, mutlaka çok samimi ya da saygısız olmak demek değildir. Buna karşılık argo bir sözcük, aynı cümlenin havasını belirgin biçimde değiştirebilir. Üslubu tek bir işaretle değerlendirmek yerine cümlenin bütününe bakın.

Türkçede «sen/siz» seçimi nasıl önemliyse Fransızcada da tu/vous seçimi önemlidir. Karşınızdaki rahat konuşuyor diye hemen tu kullanımına geçmek gerekmez. Vous venez demain ? («Yarın geliyor musunuz?») hem konuşma diline uygun hem de mesafeyi koruyan bir sorudur. Nezaket yalnızca uzun cümlelerle sağlanmaz; ses tonu ve istek biçimi de etkilidir.

Konuşma ile yazışma aynı değildir

Yakın arkadaş mesajında T'as le temps ? («Vaktin var mı?») uygun olabilir. Bir iş e-postasında Est-ce que vous avez le temps ? («Vaktiniz var mı?») gibi daha tam bir biçim güvenlidir. Sohbet sırasında iş arkadaşlarının ne kullanmaması, kurum adına yazılan metinde de ne düşürülmesi gerektiği anlamına gelmez.

Dizi diyaloglarında duyulan her ifadeyi günlük hayatın her ortamına taşımayın. Kurmaca konuşmalar, karakterin yaşını, çevresini veya tavrını özellikle belirginleştirmek için yoğun argo içerebilir. Samimi sözcükler bölgeye, yaşa ve sosyal çevreye göre de değişir. Buradaki örneklerin çoğu özellikle Fransa'daki gündelik kullanımda tanınır; bütün Fransızca konuşulan yerlerde aynı sıklıkta kullanılmaz.

İleri kullanım ve anlam incelikleri

Aynı düşüncenin farklı uzaklıkları

İleri düzeyde asıl beceri, bir cümleye olabildiğince çok kısaltma eklemek değil, istenen yakınlık derecesini seçmektir. Aşağıdaki üç cümle aynı temel bilgiyi ister, fakat aynı ilişkiyi kurmaz.

Fransızca Türkçesi Üslup
Pourriez-vous me dire à quelle heure vous arrivez ? Saat kaçta geleceğinizi söyleyebilir misiniz? Mesafeli, özenli bir istek.
Vous arrivez à quelle heure ? Saat kaçta geliyorsunuz? Gündelik ama saygılı bir soru.
T'arrives à quelle heure ? Saat kaçta geliyorsun? Yakın ilişkiye uygun, konuşmayı yansıtan yazım.

Son satırdaki kısalma samimi yazıda görülebilir; bütün konuşmayı bu şekilde yazmak şart değildir. Resmî biçim daha «doğru», samimi biçim daha «yanlış» diye düşünmek yerine, hangisinin o durumda uygun olduğunu değerlendirin.

Konuyu öne çıkarma

Konuşmada bir kişi veya şey başa alınır, sonra kısa bir sözcükle ona geri dönülür: Ce resto, il est sympa — «Bu restoran var ya, hoş bir yer.» Burada ce resto konuşmanın konusunu sunar; il aynı restorana geri döner. Zamir, daha önce adı geçen kişi veya şeyin yerini tutan sözcüktür.

Moi, je sais pas («Ben bilmiyorum») ve Nous, on reste («Biz kalıyoruz») aynı konuşma eğilimini gösterir. Bu yapılar karşıtlık veya konu değişimi sağlayabilir. Türkçedeki «Ben mi? Ben bilmiyorum» gibi yapılara benzeyen yönleri vardır; ancak her kullanımda güçlü bir karşıtlık aranmaz. Nous, on reste derken fiil yine on ile uyumludur; baştaki nous çekimi değiştirmez.

Genre ve quoi her yerde aynı şeyi söylemez

Genre bazen yaklaşık değer bildirirken bazen inanmama veya alay sezdirir. Genre, tu savais pas ! bağlama ve ses tonuna göre «Sanki bilmiyordun!» anlamına gelebilir. Bunu her zaman «mesela» diye çevirmek, konuşanın tavrını kaçırır.

Quoi ise bir açıklamayı kapatabilir, sabırsızlığı hissettirebilir veya dinleyenin sonucu zaten çıkarabileceğini düşündürebilir. Bu yüzden cümle sonuna sürekli quoi eklemek, amaçlanandan daha ısrarcı ya da özensiz duyulabilir. Önce başkalarının hangi durumda kullandığını gözlemlemek daha yararlıdır.

Kısa yanıtlarda eksilen bilgi

Pas sûr («Pek emin değilim») veya Aucune idée («Hiçbir fikrim yok») gibi kısa yanıtlar, önceki sorunun sağladığı bilgiye dayanır. Buna eksilti denir: bağlamdan anlaşılan parçalar söylenmez. Tu viens demain ? — Pas sûr («Yarın geliyor musun? — Pek emin değilim») doğal bir konuşmadır.

Bu örnekler, Fransızcada artık her cümlenin öznesiz kurulabileceğini göstermez. Kısa yanıt, tek başına yeni bir durumu anlatan tam cümleden farklıdır. Türkçedeki özne düşürme alışkanlığını bütün Fransızca cümlelere taşımadan, sık duyulan yanıt kalıplarını bir bütün olarak öğrenin.

Çalışma önerileri

  1. Tek bir konuşmada değişiklikleri işaretleyin. Bir diziden veya sesli söyleşiden otuz saniyelik bir bölüm seçin. Önce yalnızca düşen ne biçimlerini, sonra on ve kısalan sözcükleri bulun. Duyduğunuz ifadeyi tam biçimiyle yan yana yazın: T'as rien vu ? → Tu n'as rien vu ? («Hiçbir şey görmedin mi?»). Amaç bütün sesleri hemen taklit etmek değil, sözcükleri tanımaktır.
  2. Aynı isteği üç kişiye göre kurun. Bir arkadaşınıza, az tanıdığınız bir komşunuza ve bir kuruma saat sorduğunuzu düşünün. Hitabı, soru biçimini ve kısaltmaları ayrı ayrı seçin. Her gündelik biçimi değiştirmek zorunda olmadığınızı fark edin: Vous partez quand ? («Ne zaman gidiyorsunuz?») doğal konuşma ile saygılı hitabı birleştirir.
  3. Yeni ifadeye ortam bilgisi ekleyin. Sözcük defterine yalnızca ouf = inanılmaz yazmayın; kimden, nerede ve hangi duyguyla duyduğunuzu da not edin. Dolgu sözlerinde Türkçe bir karşılık yerine işlevi kaydedin: «yaklaşık değer veriyor», «anlatımı toparlıyor». Böylece aynı sözcüğün farklı kullanımlarını birbirine karıştırmazsınız.

İlgili konular

  • Ön bilgi: Fransızcada temel olumsuzluk — ne… pas yapısını öğrenmek, konuşmada hangi parçanın düştüğünü ve olumsuz anlamın nasıl korunduğunu anlamayı kolaylaştırır.

Ön koşul

Fransızcada temel olumsuzluk: ne…pasA1

Diğer C2 kavramları

Bu kavram diğer dillerde

Tüm dillerde karşılaştır