B2

Fransızcada geçmişe yönelik koşul cümleleri

Phrases Conditionnelles au Passé

Bu makale, Settemila Lingue üzerindeki Fransızca dil bilgisi ağacının bir parçasıdır.

Kısaca

Fransızcada geçmişte gerçekleşmemiş bir durumu ve gerçekleşseydi doğuracağı sonucu anlatmak için si + plus-que-parfait → conditionnel passé kullanılır. Si j'avais su, je serais venu. cümlesi “Bilseydim gelirdim” demektir: Gerçekte bilmiyordum, dolayısıyla gelmedim. Sonuç geçmişe değil bugüne aitse sonuç bölümünde conditionnel présent kullanılır: Si j'avais étudié, je serais médecin maintenant. — “Eğitimimi tamamlasaydım şimdi doktor olurdum.”

Genel bakış

“Biraz daha erken çıksaydık treni yakalardık.”, “Bana haber verseydin seni beklerdim.” gibi cümlelerle geçmişi değiştirmeden başka türlü olsaydı neler olacağını düşünürüz. Fransızcada bu iş için iki ayrı fiil çekimini bir araya getiririz. Koşul bölümü, sonucun hangi şarta bağlı olduğunu söyler; sonuç bölümü ise o şart sağlansaydı ne olacağını anlatır. Bu derste koşulun geçmişte gerçekleşmediği, yani artık değiştirilemeyecek bir olaya baktığımız cümleler üzerinde duracağız.

B2 düzeyinde bu yapı yalnızca pişmanlık anlatmak için değil, bir kararı açıklamak, bir aksiliğin nedenini göstermek, suçlamaya cevap vermek veya geçmişe ilişkin ihtimalleri tartışmak için de önemlidir. “Pişmanlık cümlesi” diye ezberlemek kullanım alanını daraltır: Si nous avions pris cette route, nous aurions été bloqués. — “O yolu seçseydik yolda kalırdık.” Burada konuşan, alınan karardan memnun da olabilir.

Türkçedeki “-seydi” ile “-irdi” eşleşmesi iyi bir başlangıçtır. Ancak “Vaktim olsaydı gelirdim” cümlesi, bağlama göre geçmişi de bugünü de anlatabilir. Fransızcada hangi zamandan söz ettiğinizi fiil çekimiyle daha açık belirtmeniz gerekir. Bu yüzden Türkçe ekleri tek tek çevirmek yerine önce “Koşul ne zamana ait? Sonuç ne zamana ait?” diye sorun.

Yapı nasıl kurulur?

İki bölümün görevleri

Si, burada “eğer” anlamında bir bağlaçtır (cümle bölümlerini birbirine bağlayan kelime). Plus-que-parfait, geçmişteki bir noktadan daha önce olanı anlatan birleşik geçmiş zaman çekimidir; bu yapıda gerçekleşmemiş geçmiş koşulu kurar. Conditionnel passé, “yapmış olurdum, gelirdim” gibi gerçekleşmemiş geçmiş sonucu veren çekimdir.

Bölüm Kullanılan yapı Örnek ve anlamı
Geçmişteki koşul si + plus-que-parfait Si j'avais su… — Bilseydim…
Geçmişteki sonuç conditionnel passé …je serais venu. — …gelirdim.
Bütün cümle koşul + sonuç Si j'avais su, je serais venu. — Bilseydim gelirdim.

Buradaki avais su biçimi tek başına başka bir cümlede “biliyordum / öğrenmiştim” diye çevrilebilir. Fakat si ile kurulan bu varsayımda Türkçedeki doğal karşılık “bilseydim” olur. Anlamı yalnızca fiilin adına değil, bütün cümleye bakarak belirleyin.

Koşul bölümünü kurmak

Plus-que-parfait için avoir veya être yardımcı fiilini (asıl fiilin çekimini tamamlayan fiili) imparfait biçiminde kullanırız. Imparfait, geçmişteki durum ve alışkanlıklarda da kullanılan çekimdir. Ardından participe passé, yani fiilin birleşik zamanlarda kullanılan geçmiş biçimi gelir: manger → mangé, faire → fait, venir → venu.

Si + avoir/être'nin imparfait çekimi + participe passé

Aşağıdaki tabloda savoir “bilmek”, venir “gelmek” demektir. Je “ben”, tu samimi hitapta “sen”, il/elle “o”, nous “biz”, vous “siz” veya nazik hitapta “siz”, ils/elles ise “onlar” anlamındadır. Çekimler aşağıda özellikle koşul bölümü içinde gösterilmiştir.

Fransızca koşul bölümü Türkçe karşılığı
Si j'avais su… Bilseydim…
Si tu avais su… Bilseydin…
S'il / si elle avait su… Bilseydi…
Si nous avions su… Bilseydik…
Si vous aviez su… Bilseydiniz…
S'ils / si elles avaient su… Bilselerdi…
Si j'étais venu(e)… Gelseydim…
Si tu étais venu(e)… Gelseydin…
S'il était venu / si elle était venue… Gelseydi…
Si nous étions venus/venues… Gelseydik…
Si vous étiez venu(e)(s)… Gelseydiniz…
S'ils étaient venus / si elles étaient venues… Gelselerdi…

Si, yalnızca il ve ils önünde kısalır: s'il, s'ils. Si elle, si elles ve si on ayrı kalır. J'avais içindeki kısalma ise je kelimesine aittir; si kelimesine değil.

Sonuç bölümünü kurmak

Conditionnel passé için aynı yardımcı fiili bu kez conditionnel présent biçiminde kullanırız. Bu, tek başına da “yapardım, olurdum” anlamı verebilen koşullu çekimdir: j'aurais, je serais. Ardından yine participe passé gelir.

Avoir/être'nin conditionnel présent çekimi + participe passé

Aşağıdaki comprendre fiili “anlamak”, venir ise “gelmek” anlamındadır. Türkçe karşılıklar, geçmişte gerçekleşmemiş bir koşulun sonucu olarak verilmiştir.

Fransızca sonuç bölümü Türkçe karşılığı
J'aurais compris. Anlardım.
Tu aurais compris. Anlardın.
Il / elle aurait compris. Anlardı.
Nous aurions compris. Anlardık.
Vous auriez compris. Anlardınız.
Ils / elles auraient compris. Anlarlardı.
Je serais venu(e). Gelirdim.
Tu serais venu(e). Gelirdin.
Il serait venu / elle serait venue. Gelirdi.
Nous serions venus/venues. Gelirdik.
Vous seriez venu(e)(s). Gelirdiniz.
Ils seraient venus / elles seraient venues. Gelirlerdi.

Türkçede “anlamış olurdum” ve “gelmiş olurdum” karşılıkları da bağlama göre uygundur. Her Fransızca birleşik çekimi Türkçede mutlaka “-mış olurdum” ile çevirmek zorunda değilsiniz. Bir fırsatın kaçırıldığı anlatılıyorsa “Anlardım, gelirdim” çoğu zaman daha doğal duyulur.

Yardımcı fiil ve uyum

Yardımcı fiil seçimini koşul cümlesi değil, kullanılan fiil belirler. Pek çok fiil avoir alır: étudier “ders çalışmak”, comprendre “anlamak”, prendre “almak”. Venir “gelmek”, partir “ayrılmak” gibi bazı fiiller ve se lever “kalkmak” gibi dönüşlü fiiller (eylemi yapan kişiye geri yönelten se ile kurulan fiiller) birleşik çekimlerde être alır.

Être ile kullanılan, dönüşlü olmayan fiillerde geçmiş biçim özneyle (eylemi yapan veya hakkında konuşulan kişiyle) uyum gösterir. Kadın için elle était partie, birden fazla erkek veya karma grup için ils étaient partis, yalnız kadınlardan oluşan grup için elles étaient parties yazılır. Aynı kural sonuç bölümünde de geçerlidir: elle serait venue, elles seraient venues. Tablolardaki parantezler seçenekleri gösterir; normal bir cümlede parantez yazılmaz.

Avoir ile geçmiş biçim sırf özne kadın veya çoğul diye değişmez: elle aurait compris, elles auraient compris. Ancak doğrudan nesne, yani eylemin doğrudan etkilediği kişi veya şey, fiilden önce gelirse uyum gerekir: Si j'avais reçu les photos, je les aurais envoyées. — “Fotoğraflar elime ulaşsaydı onları gönderirdim.” Burada les, daha önce geçen dişil çoğul les photos yerine kullanıldığı için envoyées yazılır.

Dönüşlü fiillerde ayrıca nesnenin görevine bakılır; her durumda özneyle otomatik uyum yapmayın. Si elle s'était levée plus tôt… “Daha erken kalksaydı…” olur; fakat Si elle s'était lavé les mains… “Ellerini yıkasaydı…” cümlesinde lavé değişmez, çünkü yıkanan şey les mains fiilden sonra gelir.

Sıralama, olumsuzluk ve soru

Koşulun önce gelmesi zorunlu değildir:

  • Si tu m'avais prévenu, je t'aurais attendu. — “Bana haber verseydin seni beklerdim.”
  • Je t'aurais attendu si tu m'avais prévenu. — “Bana haber verseydin seni beklerdim.”

Koşul baştaysa iki bölüm arasına genellikle virgül konur. Sonuç baştaysa kısa ve doğrudan cümlelerde çoğunlukla virgül kullanılmaz.

Olumsuzlukta ne… pas çekimli yardımcı fiili çevreler: Si tu n'avais pas oublié ton téléphone, tu aurais pu m'appeler. — “Telefonunu unutmasaydın beni arayabilirdin.” İki bölüm de olumsuz olabilir: Si elle n'avait pas insisté, nous ne serions pas venus. — “O ısrar etmeseydi gelmezdik.”

Sonuç bir soru da olabilir: Qu'aurais-tu fait si tu avais perdu ton passeport ? — “Pasaportunu kaybetseydin ne yapardın?” Burada soru yapılan bölüm sonuç bölümüdür; si sonrasındaki geçmiş koşul yapısı aynı kalır.

Bağlam içinde örnekler

Aşağıdaki örneklerde önce gerçekte ne yaşandığını, sonra bunun yerine düşünülen durumu belirleyin. Son iki örnekte sonuç artık geçmişte değil, bugündedir.

Fransızca Türkçe Açıklama
Si j'avais su, je serais venu. Bilseydim gelirdim. Konuşan erkek; geçmişte kaçırılmış bir fırsat.
Si tu m'avais dit, j'aurais compris. Bana söyleseydin anlardım. Söylenecek şey konuşmanın bağlamından belli.
Si elle était partie plus tôt, elle aurait attrapé le train. Daha erken ayrılsaydı treni yakalardı. Koşulda être, sonuçta avoir kullanılır.
Si nous avions réservé hier, nous aurions payé moins cher. Dün rezervasyon yapsaydık daha az öderdik. Geçmişteki bir kararın maddi sonucu.
Si vous m'aviez envoyé le dossier, je l'aurais lu avant la réunion. Dosyayı bana gönderseydiniz toplantıdan önce okurdum. Resmî bir iş konuşmasında açıklama.
Si je n'avais pas vérifié l'adresse, je me serais trompée de bâtiment. Adresi kontrol etmeseydim yanlış binaya giderdim. Konuşan kadın; kontrol yapılmış ve hata önlenmiş.
Nous ne serions pas arrivés à l'heure si Léa ne nous avait pas conduits. Léa bizi arabayla götürmeseydi vaktinde varamazdık. İki bölüm de olumsuz.
Qu'est-ce que tu aurais fait si le dernier bus n'était pas passé ? Son otobüs gelmeseydi ne yapardın? Geçmişe yönelik varsayımsal soru.
Si tu avais demandé de l'aide, tu aurais pu finir plus tôt. Yardım isteseydin daha erken bitirebilirdin. Kullanılmamış bir imkân.
Si nous avions su que tu étais malade, nous ne t'aurions pas dérangé. Hasta olduğunu bilseydik seni rahatsız etmezdik. Açıklama veya özür bağlamı; hitap edilen kişi erkek.
Si j'avais étudié, je serais médecin maintenant. Eğitimimi tamamlasaydım şimdi doktor olurdum. Geçmişteki eğitim tercihi, bugünkü meslek.
Si elle avait accepté ce poste, elle habiterait à Lyon aujourd'hui. O işi kabul etseydi bugün Lyon'da yaşıyor olurdu. Geçmişteki kararın süren sonucu.

Si tu m'avais dit… örneğinde söylenecek şey bağlamdan anlaşılır. Tek başına daha açık bir cümle kurmak isterseniz Si tu me l'avais dit, j'aurais compris. diyebilirsiniz: “Bunu bana söyleseydin anlardım.” Me “bana”, le ise “bunu” anlamındadır; le, avais önünde l' olur.

Sık yapılan hatalar

1. Koşul bölümünde conditionnel kullanmak

  • Yanlış: Si j'aurais su, je serais venu.
  • Doğru: Si j'avais su, je serais venu.
  • Neden? Geçmişe yönelik bu koşulda si sonrasında plus-que-parfait gerekir. Türkçedeki iki bölümlü varsayımı Fransızcada iki kez koşullu çekim kullanarak aktarmayın.

2. Geçmiş sonucu şimdiki sonuçla karıştırmak

  • Yanlış: Si nous avions réservé hier, nous paierions moins cher hier.
  • Doğru: Si nous avions réservé hier, nous aurions payé moins cher.
  • Neden? Ödeme de geçmişte kalıyorsa sonuç conditionnel passé olmalıdır. Nous paierions moins cher aujourd'hui ise “bugün daha az öderdik” anlamıyla, bugüne uzanan bir sonuç için kullanılabilir. Sorun koşullu şimdiki çekimin kendisi değil, anlatılmak istenen zamanla uyuşmamasıdır.

3. Yardımcı fiili Türkçeye göre seçmek

  • Yanlış: Si elle avait partie plus tôt, elle aurait attrapé le train.
  • Doğru: Si elle était partie plus tôt, elle aurait attrapé le train.
  • Neden? Partir, bu kullanımda être ile çekilir; attraper ise avoir alır. Cümlenin iki bölümünde aynı yardımcı fiilin bulunması gerekmez.

4. Être ile gereken uyumu unutmak

  • Yanlış: Si elles étaient venu, nous serions sorties ensemble.
  • Doğru: Si elles étaient venues, nous serions sorties ensemble.
  • Neden? Burada iki grup da yalnız kadınlardan oluşmaktadır. Venir ve sortir fiillerinin bu çekimlerinde geçmiş biçimlere dişil çoğul -es eklenir. Türkçede fiil böyle bir ayrım yapmadığından yazarken ayrıca kontrol etmek yararlıdır.

5. Olumsuzluğu birleşik fiilin sonuna koymak

  • Yanlış: Si je n'avais compris pas, j'aurais demandé.
  • Doğru: Si je n'avais pas compris, j'aurais demandé.
  • Neden? “Anlamasaydım sorardım” cümlesinde ne… pas, avais yardımcı fiilini çevreler; compris biçimini değil.

Kullanım notları

Pişmanlık, açıklama ve sitem

Aynı yapı ses tonuna ve bağlama göre farklı etkiler yaratır. Si tu m'avais appelé, je serais venu. — “Beni arasaydın gelirdim” ifadesi sakin bir açıklama olabilir. Si tu m'avais écouté, tu n'aurais pas eu ce problème. — “Beni dinleseydin bu sorunu yaşamazdın” ise kolayca sitem gibi duyulur. İş yazışmalarında haklılığınızı göstermek için kullanılan böyle cümlelerin karşı tarafı suçlayabileceğini unutmayın.

Pouvoir “yapabilmek”, devoir “gerekmek” fiilleri sonuçtaki anlamı değiştirir. Tu aurais réussi “başarırdın” derken sonucu daha kesin sunar; tu aurais pu réussir “başarabilirdin” diyerek imkânı vurgular. Tu aurais dû vérifier ise “kontrol etmeliydin” anlamıyla geçmişe yönelik eleştiri veya tavsiye verir.

Konuşma dilinde duyulan biçimler

Günlük konuşmada olumsuzluğun ne bölümü sık düşer: Si j'avais pas oublié, je serais venu. — “Unutmasaydım gelirdim.” Bunu duyduğunuzda anlamanız yeterlidir; özenli yazıda Si je n'avais pas oublié… biçimini kullanın.

Ayrıca Si j'aurais su… gibi standart dışı biçimler de duyulabilir. Bunlar standart Fransızcadaki geçmiş koşul kuralını değiştirmez. Sınavda, iş yazışmasında ve genel yazı dilinde Si j'avais su… tercih edilmelidir.

Yarım bırakılan koşullar

Si j'avais su ! — “Keşke bilseydim!” çok yaygın, kendi başına kullanılabilen bir yakınmadır. Sonuç söylenmez; dinleyen “başka türlü davranırdım” gibi bir sonucu çıkarır. Bu, “keşke” anlamının mutlaka ayrı bir Fransızca kelimeyle verilmesi gerekmediğini gösterir. Tersine, Je serais venu. — “Gelirdim” cümlesinde de koşul daha önceki konuşmadan anlaşılabilir.

Daha ileri kullanım

Karma koşullar: geçmişten bugüne

Karma koşul, koşul ile sonucun farklı zamanlara ait olduğu cümledir. Geçmişteki bir karar bugün hâlâ etkiliyse sonuç bölümünü geçmişe kapatmayın.

Koşulun zamanı Sonucun zamanı Kullanılan yapı
Geçmiş Geçmiş si + plus-que-parfait → conditionnel passé
Geçmiş Şimdi si + plus-que-parfait → conditionnel présent
Şimdiki veya genel durum Geçmiş si + imparfait → conditionnel passé

Si j'avais accepté ce travail, je serais à Montréal aujourd'hui. — “O işi kabul etseydim bugün Montréal'de olurdum.” Kabul etme kararı geçmiştedir; bugün nerede olduğum sonuçtur. Aujourd'hui “bugün”, maintenant “şimdi”, encore “hâlâ” gibi ifadeler bu ayrımı görünür kılar, ancak yapının kullanılabilmesi için mutlaka bulunmaları gerekmez.

Ters yön de mümkündür: Si je n'étais pas allergique aux noix, j'aurais goûté ce gâteau hier. — “Sert kabuklu yemişlere alerjim olmasaydı dün o pastanın tadına bakardım.” Alerji yalnız düne ait bir olay değil, hâlâ geçerli bir durumdur; bu yüzden koşul imparfait, dünkü sonuç conditionnel passé ile kurulur. Alerjinin yalnız o zamana ait olduğu bir anlatımda geçmiş koşul seçilmesi de mümkündür; çekim seçimi anlatılan bakış açısına bağlıdır.

Varsayım ile geçmişteki gerçek durum arasındaki fark

Si içeren her geçmiş zaman cümlesi gerçekleşmemiş koşul anlatmaz. Si j'avais de l'argent, j'achetais un livre. — “Param olduğunda bir kitap alırdım” cümlesi, bağlam içinde geçmişte tekrarlanan gerçek bir alışkanlığı anlatabilir. Burada iki bölüm de imparfait biçimindedir.

Buna karşılık Si j'avais eu de l'argent, j'aurais acheté ce livre. — “Param olsaydı o kitabı alırdım” belirli bir geçmiş fırsatın gerçekleşmediğini anlatır. Sadece Türkçedeki “alırdım” biçimine bakmak bu farkı saklayabilir; Fransızca örnekte yardımcı fiiller belirleyicidir.

“Si sonrasında conditionnel olmaz” kuralının sınırı

Bu uyarı, burada öğretilen koşul bildiren si için geçerlidir. Si bazen “olup olmadığını” anlamında, bir soruyu başka bir cümlenin içine yerleştirmek için kullanılır. Bu durumda koşul bağlacı değildir:

Je me demande si tu serais venu sans mon invitation. — “Davetim olmasaydı gelip gelmeyeceğini merak ediyorum.”

Burada si tu serais venu bir koşul değil, merak edilen sorudur. Bu örnek Si tu serais venu, … biçiminde bir geçmiş koşul kurabileceğiniz anlamına gelmez. Önce si kelimesinin görevini belirleyin.

Edebî metinlerde karşılaşılabilen biçimler

Eski veya edebî metinlerde Si j'eusse su, je fusse venu. gibi biçimler görülebilir. Anlamı “Bilseydim gelirdim”dir. Eusse su ve fusse venu, subjonctif plus-que-parfait denilen, dilek ve varsayım gibi bağlamlarda kullanılan eski bir birleşik çekimin biçimleridir; sonuç bölümündeki kullanım geleneksel olarak conditionnel passé deuxième forme diye de adlandırılır.

Bunlar günlük konuşmada üretmeniz gereken biçimler değildir. Bir romanda karşınıza çıktığında temel Si j'avais su, je serais venu kalıbıyla ilişkilendirmeniz yeterlidir. Güncel yazışmalarda edebî biçimler açıklık sağlamaz; çoğu zaman gereksiz yere ağır bir hava yaratır.

Çalışma önerileri

  1. Önce gerçeği, sonra alternatifini yazın. “Treni kaçırdım çünkü geç çıktım” gibi beş gerçek olay seçin. Örneğin Je suis partie trop tard. J'ai raté le train. — “Çok geç çıktım. Treni kaçırdım.” Ardından bunu Si j'étais partie plus tôt, j'aurais attrapé le train. — “Daha erken çıksaydım treni yakalardım” biçimine dönüştürün. Her seferinde iki bölümün yardımcı fiillerini ayrı kontrol edin.
  2. Tek koşuldan iki farklı sonuç çıkarın. Si j'avais accepté ce poste… — “O işi kabul etseydim…” başlangıcını bir kez geçmiş sonuçla, bir kez bugünkü sonuçla tamamlayın: …j'aurais déménagé en juin — “…haziranda taşınırdım”; …j'habiterais à Lyon maintenant — “…şimdi Lyon'da yaşıyor olurdum”. Sonucun zamanını yazmadan önce belirlemek otomatik çekim hatalarını azaltır.
  3. Kısa bir karşılıklı konuşma kurun. “Bana neden haber vermedin?”, “Bilseydim seni arardım” gibi dört cümlelik bir konuşma yazın. Sonra geçmiş koşul içindeki bütün si kullanımlarını, avoir/être seçimini, olumsuzluğun yerini ve gerekli uyum eklerini işaretleyin. Sesli okurken önce her bölümü ayrı, sonra ikisini birlikte söyleyin.

İlgili konular

  • Önce gözden geçirin: Geçmiş koşullu çekim — j'aurais fait, je serais venu gibi sonuç biçimlerinin kuruluşunu, pişmanlık ve kaçırılmış imkân anlatımını ayrıntılı ele alır.

Ön koşul

Fransızcada geçmiş koşul kipi (conditionnel passé)B2

Diğer B2 kavramları

Bu kavram diğer dillerde

Tüm dillerde karşılaştır