Fransızcada geçmiş koşul kipi (conditionnel passé)
Conditionnel Passé
Bu makale, Settemila Lingue üzerindeki Fransızca dil bilgisi ağacının bir parçasıdır.
Kısaca
Fransızcada conditionnel passé, çoğunlukla geçmişte gerçekleşmemiş bir sonucu anlatır: Je serais venu → “Gelirdim / gelmiş olurdum.” Yapı, avoir veya être fiilinin conditionnel présent çekimi + participe passé biçimindedir; participe passé, fiilin fait, venu, choisi gibi bileşik zamanlarda kullanılan biçimidir. Bu yapı pişmanlık, sitem ve geçmişte kaçırılmış fırsatlar için de kullanılır: Tu aurais dû me le dire → “Bunu bana söylemeliydin.”
Genel bakış
Bir arkadaşınız dün akşamki buluşmayı sonradan haber veriyor. “Bilseydim gelirdim” demek istiyorsunuz. Ya da artık başvurusu kapanmış bir iş ilanını görüp “Keşke daha önce başvursaydım” diye düşünüyorsunuz. Fransızcada bu tür geçmişe dönük değerlendirmelerin temel araçlarından biri conditionnel passé yapısıdır. B2 düzeyinde öğrenilen bu yapı, daha önce karşılaşmış olduğunuz je voudrais ve je pourrais gibi koşul kipi biçimlerini geçmişe taşır.
Burada “koşul kipi” ifadesindeki kip, konuşanın olaya nasıl baktığını gösteren dil bilgisi biçimi demektir. Ancak adındaki “koşul” sizi yanıltmasın: Her cümlede açıkça bir “eğer” bölümü bulunmaz. J'aurais voulu venir cümlesi tek başına “Gelmeyi isterdim” demektir; gelmenin neden mümkün olmadığını konuşmanın bağlamı açıklayabilir. Ayrıca haberlerde doğrulanmamış bir geçmiş olay veya geçmişteki bir bakış açısından daha sonra tamamlanacak bir iş de aynı yapıyla anlatılabilir.
Türkçede tek bir karşılık aramak yerine cümlenin amacına bakmak daha yararlıdır. “Yapardım”, “yapmış olurdum”, “yapmalıydın” ve “yapabilirdi” farklı bağlamlarda aynı Fransızca yapıyı karşılayabilir. Özellikle Türkçedeki “yapardım” hem eski bir alışkanlığı hem gerçekleşmemiş bir sonucu anlatabildiğinden, yalnızca Türkçe eke bakarak Fransızca zaman seçmeyin.
Nasıl kurulur?
1. Yardımcı fiili koşul kipinde çekin
Yardımcı fiil, asıl eylemin zamanını ve kişisini kurmaya yarayan fiildir. Burada avoir veya être, conditionnel présent denen şimdiki koşul kipi biçiminde kullanılır. Ardından asıl fiilin participe passé biçimi gelir:
- J'aurais + fait → J'aurais fait. → Yapardım / yapmış olurdum.
- Je serais + venu → Je serais venu. → Gelirdim / gelmiş olurdum. Burada konuşan erkektir.
Aşağıdaki tabloda finir “bitirmek” ve partir “ayrılmak, yola çıkmak” fiillerinin bütün kişi çekimleri yer alıyor. Parantez içindeki e ve s, gerektiğinde yazılan uyum eklerini gösterir; gerçek cümlede parantez kullanılmaz.
| Kişi | Avoir | Être | Finir | Partir |
|---|---|---|---|---|
| Ben | j'aurais | je serais | j'aurais fini | je serais parti(e) |
| Sen | tu aurais | tu serais | tu aurais fini | tu serais parti(e) |
| O | il/elle aurait | il/elle serait | il/elle aurait fini | il serait parti / elle serait partie |
| Biz | nous aurions | nous serions | nous aurions fini | nous serions parti(e)s |
| Siz | vous auriez | vous seriez | vous auriez fini | vous seriez parti(e)(s) |
| Onlar | ils/elles auraient | ils/elles seraient | ils/elles auraient fini | ils seraient partis / elles seraient parties |
Vous, tek kişiye saygılı hitap ederken de kullanılır. Dolayısıyla vous seriez partie bir kadına, vous seriez parties ise tamamı kadınlardan oluşan bir gruba yönelik olabilir. Türkçedeki “siz” bu ayrımı görünür kılmaz; Fransızcada yazarken kime hitap ettiğinizi düşünmeniz gerekir.
2. Avoir mı, être mi?
Seçim, passé composé yani Fransızcanın temel bileşik geçmiş zamanındaki seçimle aynıdır. Fiillerin büyük çoğunluğu avoir alır: j'aurais travaillé → “çalışırdım”, elle aurait compris → “anlardı”. Venir, partir, arriver, aller gibi belirli fiiller être alır: elle serait arrivée → “varırdı”.
Bunu “hareket bildiren her fiil être alır” diye öğrenmeyin. Örneğin courir “koşmak” hareket bildirir ama avoir ile kullanılır: j'aurais couru → “koşardım”. Bazı fiillerde ise kullanım değişince yardımcı fiil de değişir:
- Elle serait sortie plus tôt. → Daha erken dışarı çıkardı.
- Elle aurait sorti les poubelles. → Çöpleri dışarı çıkarırdı.
İkinci cümlede fiil, dışarı çıkarılan bir şeyle birlikte kullanılmıştır. Bu tür kullanımlarda fiili yalnızca sözlük anlamıyla değil, cümle içindeki yapısıyla öğrenmek önemlidir.
Dönüşlü veya zamirli fiiller, başlarında se bulunan ve kişiyle birlikte me, te, se, nous, vous, se biçimlerini alan fiillerdir. Bunlar bileşik zamanlarda être alır: se lever → je me serais levé → “kalkardım” diyen erkek konuşmacı. Yardımcı fiilin être olması her zaman otomatik uyum anlamına gelmez; aşağıdaki ayrımı da öğrenin.
3. Participe passé biçimini ve uyumunu kontrol edin
Düzenli fiillerde sık görülen biçimler parler → parlé, finir → fini ve vendre → vendu şeklindedir. Çok kullanılan düzensiz biçimleri ise ayrıca öğrenmek gerekir: faire → fait, prendre → pris, voir → vu, pouvoir → pu, devoir → dû, vouloir → voulu, être → été, avoir → eu.
Uyum, bir kelimenin sonunun bağlı olduğu kişinin veya şeyin özelliklerine göre değişmesidir. Fransızcada isimler dil bilgisi bakımından eril veya dişil sayılır; bu, cansız varlıklar için de geçerlidir. Türkçede böyle bir dil bilgisel cinsiyet sistemi bulunmadığından bu sonlar özellikle yazıda dikkat ister.
- Être ile kullanılan, zamirli olmayan fiillerde participe passé, özneye uyar. Özne, eylemi yapan veya hakkında konuşulan kişi ya da şeydir: elle serait venue → “o kadın gelirdi”; ils seraient venus → “onlar gelirdi”; elles seraient venues → “o kadınlar gelirdi”.
- Avoir ile öznenin kadın veya çoğul olması tek başına ek getirmez: elles auraient travaillé → “onlar çalışırdı”. Ancak doğrudan nesne fiilden önceyse uyum gerekir. Doğrudan nesne, eylemin “neyi, kimi?” sorusuna cevap veren bölümüdür: Les lettres que j'aurais écrites… → “Yazmış olacağım mektuplar…” Burada lettres, écrites biçiminden önce gelir ve dişil çoğuldur.
- Zamirli fiillerde zamirin görevine bakılır: elles se seraient lavées → “yıkanırlardı”; fakat elles se seraient lavé les mains → “ellerini yıkarlardı”. İkinci örnekte yıkanan şey les mains, yani “eller”dir ve fiilden sonra gelir; lavé değişmez. Elles se seraient parlé → “birbirleriyle konuşurlardı” cümlesinde de parlé değişmez: Fransızca yapı parler à quelqu'un, yani “birine konuşmak” şeklindedir.
Bu kurallar yalnızca conditionnel passé için değildir; bileşik zamanların genel uyum kuralları burada da geçerlidir.
4. Olumsuzluk, zamir ve soru düzeni
Olumsuzlukta ne … pas, çekimli yardımcı fiili çevreler:
- Je n'aurais pas accepté. → Kabul etmezdim.
- Elle ne serait jamais venue seule. → Asla tek başına gelmezdi.
Bir ismin yerine geçen le, la, lui gibi nesne zamirleri yardımcı fiilden önce yer alır: Je le lui aurais dit → “Bunu ona söylerdim.” Olumsuz biçimi Je ne le lui aurais pas dit → “Bunu ona söylemezdim” olur. Se souvenir de “hatırlamak” gibi zamirli bir fiilde de aynı sıra görülür: Je ne m'en serais pas souvenu → “Bunu hatırlamazdım” diyen erkek konuşmacı.
Günlük konuşmada ses tonuyla soru sorabilirsiniz: Tu aurais accepté ? → “Kabul eder miydin?” Daha açık bir soru yapısı Est-ce que tu aurais accepté ? biçimidir. Daha resmî dilde Auriez-vous accepté ? → “Kabul eder miydiniz?” kullanılır; bu son örnekte kişi zamiri ile yardımcı fiilin sırası değişmiştir.
5. Gerçekleşmemiş koşulu geçmişte kurun
Temel kalıp şöyledir:
Si + plus-que-parfait, conditionnel passé.
Plus-que-parfait, geçmişteki bir noktadan daha önce olanı anlatan bileşik zamandır; burada gerçekleşmemiş koşulu kurar. Avoir veya être fiilinin imparfait çekimi + participe passé ile yapılır: j'avais su, elle était venue.
Si j'avais su, je serais venu. → Bilseydim gelirdim.
Bu cümlede bilmiyordum ve gelmedim. İlk bölüm geçmişte değişmesini hayal ettiğimiz koşulu, ikinci bölüm bunun gerçekleşmemiş sonucunu verir. Sıra değişebilir: Je serais venu si j'avais su → “Bilseydim gelirdim.”
Türkçede koşulu “-seydi”, sonucu “-irdi” ile kurmak doğal gelir. Fransızcada aynı anlamı iki bölümde farklı çekimlerle vermeniz gerekir. Koşul bildiren si bölümüne conditionnel passé koymayın.
Bağlam içinde örnekler
Aşağıdaki örneklerde yalnızca çekime değil, konuşanın ne yapmak istediğine de bakın: Pişman mı, sitem mi ediyor, yoksa bir ihtimali mi aktarıyor?
| Fransızca | Türkçe | Açıklama |
|---|---|---|
| J'aurais voulu venir, mais mon train a été annulé. | Gelmeyi isterdim ama trenim iptal edildi. | Gerçekleşmeyen istek. |
| Il serait parti si la route n'avait pas été fermée. | Yol kapalı olmasaydı yola çıkardı. | Geçmişte gerçekleşmemiş sonuç. |
| Tu aurais dû me le dire. | Bunu bana söylemeliydin. | Yapılmamış bir davranışa yönelik sitem. |
| Elle aurait pu réussir avec un peu d'aide. | Biraz yardımla başarabilirdi. | Kullanılamamış bir imkân. |
| Nous aurions réservé plus tôt si nous avions connu les dates. | Tarihleri bilseydik daha erken rezervasyon yaptırırdık. | Koşul cümlenin sonunda. |
| Sans ton message, j'aurais oublié le rendez-vous. | Mesajın olmasa randevuyu unuturdum. | Koşul, si kullanılmadan belirtiliyor. |
| À ta place, je n'aurais pas signé ce contrat. | Senin yerinde olsam bu sözleşmeyi imzalamazdım. | Geçmişteki bir kararı değerlendirme. |
| Vous seriez arrivés à l'heure en prenant le métro. | Metroya binseydiniz zamanında varırdınız. | Bir gruba söyleniyor; alternatif yol gösteriliyor. |
| Je me serais levée plus tôt si j'avais entendu le réveil. | Çalar saati duysaydım daha erken kalkardım. | Kadın konuşmacı; zamirli fiil. |
| Les photos que tu aurais prises nous auraient été utiles. | Çekeceğin fotoğraflar işimize yarardı. | Önden gelen dişil çoğul nesneyle prises uyumu. |
| D'après la presse locale, le maire aurait quitté la ville hier. | Yerel basına göre belediye başkanı dün şehirden ayrılmış. | Bilgi doğrulanmış bir gerçek olarak sunulmuyor. |
| Elle pensait qu'elle aurait terminé avant midi. | Öğleden önce bitirmiş olacağını düşünüyordu. | Geçmişteki bakış açısından daha sonra tamamlanacak iş. |
Sık yapılan hatalar
1. Koşul bildiren si bölümünde yanlış çekim kullanmak
- Yanlış: Si j'aurais eu le temps, je t'aurais aidé.
- Doğru: Si j'avais eu le temps, je t'aurais aidé.
- Anlamı: Vaktim olsaydı sana yardım ederdim.
“Eğer” anlamındaki si bölümünde j'avais eu gerekir. Türkçedeki iki parçanın da varsayımsal olmasına aldanıp Fransızcada her iki tarafa aynı çekimi taşımayın.
2. Être gerektiren fiili avoir ile kurmak
- Yanlış: Elle aurait venue avec nous.
- Doğru: Elle serait venue avec nous.
- Anlamı: Bizimle gelirdi.
Venir, bileşik zamanlarda être alır. Dişil özne nedeniyle venue biçiminin sonundaki e de korunur. Yardımcı fiili ve uyumu iki ayrı kontrol olarak düşünün.
3. Avoir ile özneye göre gereksiz ek getirmek
- Yanlış: Elles auraient travaillées toute la nuit.
- Doğru: Elles auraient travaillé toute la nuit.
- Anlamı: Bütün gece çalışırlardı / çalışmış olurlardı.
Avoir kullanıldığında öznenin dişil çoğul olması travaillé biçimini değiştirmez. Être ile öğrendiğiniz uyumu her fiile uygulamayın.
4. Şimdiki koşul kipini geçmiş bir fırsat için kullanmak
- Bu anlam için yanlış: Hier, j'achèterais les billets si j'avais eu assez d'argent.
- Doğru: Hier, j'aurais acheté les billets si j'avais eu assez d'argent.
- Anlamı: Dün yeterince param olsaydı biletleri alırdım.
Bilet alma fırsatı artık geçmiştedir; bu nedenle sonuç bölümünde j'aurais acheté gerekir. J'achèterais ise “alırdım” anlamını şimdiki veya gelecekteki varsayıma bağlayabilir.
5. Olumsuzluğu yanlış yere koymak
- Yanlış: Je n'aurais accepté pas.
- Doğru: Je n'aurais pas accepté.
- Anlamı: Kabul etmezdim.
Pas, participe passé biçiminden sonra değil, çekimli yardımcı fiilden sonra gelir. Türkçede olumsuzluğu fiilin içine ekle kurduğumuz için Fransızcadaki bu iki parçalı düzeni ayrıca çalışmak yararlıdır.
6. Her “yapardım”ı conditionnel passé sanmak
- Alışkanlık anlamı için yanlış: Quand j'étais enfant, j'aurais joué dehors tous les jours.
- Doğru: Quand j'étais enfant, je jouais dehors tous les jours.
- Anlamı: Çocukken her gün dışarıda oynardım.
Burada gerçekleşmemiş bir sonuç değil, gerçekten tekrarlanan eski bir alışkanlık anlatılıyor. Bunun için imparfait, yani geçmişteki durum ve alışkanlıkları anlatan zaman kullanılır. Conditionnel passé seçmeden önce “Bu gerçekten oldu mu, yoksa geçmişin başka türlü olmasını mı düşünüyorum?” diye sorun.
Kullanım notları
Pişmanlık ve sitem aynı şey değildir
J'aurais dû vérifier l'adresse → “Adresi kontrol etmeliydim” genellikle kişinin kendi hatasını kabul etmesidir. Tu aurais dû vérifier l'adresse → “Adresi kontrol etmeliydin” ise karşıdakini eleştirebilir. Çekim aynı olsa da kişi, ses tonu ve bağlam cümlenin sertliğini değiştirir.
Tu aurais pu prévenir ! → “Haber verebilirdin!” çoğu zaman yalnızca bir imkânı bildirmez; “Haber vermen gerekirdi” diye sitem eder. Buna karşılık Elle aurait pu réussir → “Başarabilirdi” bir fırsatın varlığını anlatabilir. Pouvoir ile kurulan her örneği otomatik olarak suçlama saymayın.
Geçmiş istek ile şimdiki kibar isteği ayırın
Je voudrais vous parler → “Sizinle konuşmak istiyorum / isterim” güncel, kibar bir istektir. J'aurais voulu vous parler hier → “Dün sizinle konuşmak isterdim” ise geçmişte gerçekleşmemiş bir isteğe işaret eder.
Bununla birlikte J'aurais voulu vous poser une question → “Size bir soru sormak istemiştim” güncel bir konuşmayı çekingen biçimde başlatmak için de söylenebilir. Türkçedeki “Bir şey soracaktım” gibi, geçmişe çekilmiş anlatım isteği yumuşatır. Bu kullanım, kişinin artık soru sormayacağını zorunlu olarak göstermez; devamındaki konuşma belirleyicidir.
Koşul her zaman si ile söylenmez
Sans toi, nous aurions abandonné → “Sen olmasaydın vazgeçerdik” cümlesinde koşulu sans toi, yani “sensiz” bölümü taşır. Avec plus de temps, nous aurions fait mieux → “Daha çok vaktimiz olsaydı daha iyisini yapardık” örneğinde de açık bir si cümlesi yoktur. Bazen koşul tümüyle önceki konuşmadan anlaşılır: Moi, j'aurais refusé → “Ben olsam reddederdim.”
Günlük konuşmada olumsuzluk bildiren ne düşebilir: J'aurais pas accepté → “Kabul etmezdim.” Bunu duyduğunuzda tanıyın; özenli yazıda Je n'aurais pas accepté biçimini kullanın.
İleri kullanım ve önemli ayrımlar
Doğrulanmamış geçmiş haber
Haber dilinde conditionnel passé, olayın kesinliğine mesafe koyabilir:
Deux personnes auraient été blessées dans l'accident. → Kazada iki kişinin yaralandığı bildiriliyor; bilgi henüz doğrulanmış değil.
Burada “iki kişi yaralanmış olurdu” diye varsayımsal bir sonuç çevirmek yanıltıcıdır. Yaralanma gerçekten olmuş olabilir; yazar yalnızca bilgiyi kesin bir gerçek olarak üstlenmiyordur. Türkçedeki “-miş”, “iddiasına göre” veya “bildirildiğine göre” gibi ifadeler bağlama göre uygun olabilir. Ancak Türkçedeki her “-miş” için Fransızcada conditionnel passé kullanılmaz; duyulan bir bilgi Fransızcada kesin kabul edilerek başka zamanlarla da anlatılabilir.
Geçmişten bakıldığında daha sonra tamamlanacak iş
Futur antérieur, gelecekte belli bir noktaya kadar tamamlanmış olacak işi anlatan bileşik gelecek zamandır. Bir düşünceyi veya sözü geçmişten aktardığınızda bunun yerini conditionnel passé alabilir:
- Elle pense qu'elle aura fini à midi. → Öğleyin bitirmiş olacağını düşünüyor.
- Elle pensait qu'elle aurait fini à midi. → Öğleyin bitirmiş olacağını düşünüyordu.
İkinci cümle tek başına işin bitmediğini söylemez. Geçmişteki bir düşüncenin içeriğini verir. Bu yüzden conditionnel passé gördüğünüz her yerde “gerçekleşmedi” sonucuna varmayın. Özellikle dolaylı anlatımda, yani birinin sözünü veya düşüncesini kendi cümlenizin içinde aktarırken, bakış açısını izlemek gerekir.
Devoir ile olasılık ve sitemi ayırmak
Il aurait dû arriver à huit heures bağlama göre “Saat sekizde gelmeliydi” diye karşılanabilir. Bu, gecikmesine yönelik bir eleştiri olabilir; ama beklenen geliş saati hakkında, varıp varmadığı bilinmeden söylenen bir değerlendirme de olabilir. Gerçekleşip gerçekleşmediğini yalnızca yardımcı fiilden değil, cümlenin devamından ve durumdan çıkarın.
Buna karşılık Il a dû partir → “Herhâlde ayrıldı” çoğu bağlamda geçmişe ilişkin bir tahmindir. Il aurait dû partir → “Ayrılmalıydı” ile aynı değildir. Devoir fiilinin çekimini değiştirmek, yalnızca zamanı değil konuşanın değerlendirmesini de değiştirebilir.
Geçmiş koşul, bugünkü sonuç
Koşul geçmişte olup sonuç şimdi geçerli olabilir:
Si j'avais accepté ce poste, je vivrais maintenant à Lyon. → O işi kabul etseydim şimdi Lyon'da yaşıyor olurdum.
Burada sonuç je vivrais, yani conditionnel présent ile verilmiştir; çünkü söz konusu yaşam bugüne aittir. Buna karşılık Si j'avais accepté ce poste, j'aurais déménagé en juin → “O işi kabul etseydim haziranda taşınmış olurdum” cümlesinde sonuç da geçmiştedir. Koşul geçmişte diye sonuç bölümünü otomatik olarak conditionnel passé yapmayın.
Edilgen yapı ve üst üste gelen yardımcı fiiller
Edilgen yapı, eylemi yapanı değil eylemden etkileneni öne çıkarır. Le dossier aurait été envoyé lundi → “Dosya pazartesi gönderilmiş olurdu” cümlesinde aurait été + envoyé kullanılır. Haber bağlamında aynı cümle “Dosyanın pazartesi gönderildiği belirtiliyor” anlamını da taşıyabilir.
Bu yapıda été değişmez, fakat envoyé özneye uyar: Les lettres auraient été envoyées lundi → “Mektuplar pazartesi gönderilmiş olurdu.” Üç fiil biçiminin yan yana gelmesi tek başına ayrı bir “üst bileşik koşul” yapısı olduğu anlamına gelmez; burada olağan geçmiş koşul kipinin edilgen biçimi vardır.
Edebî biçimleri tanımak
Edebî metinlerde j'aurais aimé yerine j'eusse aimé → “isterdim / sevmiş olurdum” gibi biçimler görülebilir. Bunlar geleneksel olarak conditionnel passé'nin “ikinci biçimi” diye de adlandırılır; biçimleri, varsayım ve değerlendirme bildiren subjonctif kipinin geçmişin öncesini anlatan çekimiyle aynıdır. Günlük konuşmada üretmeniz gerekmez. Bunları olağan aurais/serais + participe passé yapısıyla veya ayrı bir konu olan conditionnel surcomposé ile karıştırmayın.
Çalışma önerileri
- Aynı durumu üç açıdan yazın. Gerçekleşeni, gerçekleşmemiş koşulu ve alternatif sonucu yan yana kurun: Je n'avais pas ton numéro. Si j'avais eu ton numéro, je t'aurais appelé. → “Numaran bende yoktu. Numaran olsaydı seni arardım.” Sonra kişi ve fiili değiştirin. Her örnekte koşul ile sonucu ayrı ayrı işaretleyin.
- Üç soruluk kontrol uygulayın. Önce “Yardımcı fiil hangisi?”, sonra “Kişi çekimi doğru mu?”, son olarak “Participe passé uyum istiyor mu?” diye sorun. Elle serait partie, elles auraient fini ve les lettres qu'elle aurait écrites örneklerini Türkçe anlamlarıyla birlikte karşılaştırın: “ayrılırdı”, “bitirirlerdi”, “yazmış olacağı mektuplar”.
- Duyduğunuz kullanımı amacına göre ayırın. Kısa bir haber veya diyalogda aurait, auraient, serait biçimlerini bulun. Her biri için “pişmanlık”, “varsayım”, “doğrulanmamış bilgi” ya da “geçmişten geleceğe bakış” notu alın. Böylece çekimi tanımakla anlamını doğru yorumlamayı birlikte çalışmış olursunuz.
İlgili konular
- Ön bilgi: Şimdiki koşul kipi — aurais ve serais gibi yardımcı fiil çekimlerinin temelini öğrenin.
- Birlikte çalışın: Geçmişe yönelik koşul cümleleri — si bölümüyle sonuç bölümünü ve karma zamanlı koşulları karşılaştırın.
- Anlamı derinleştirin: Zamanların uyumu — geçmişte aktarılan söz ve düşüncelerde zaman seçimini inceleyin.
- İleri okuma: Üst bileşik koşul kipi — olağan conditionnel passé yapısından farklı, daha seyrek kullanılan biçimleri tanıyın.