Fransızcada karşılaştırma
Le Comparatif
Bu makale, Settemila Lingue üzerindeki Fransızca dil bilgisi ağacının bir parçasıdır.
Kısaca
Fransızcada bir özelliği karşılaştırmak için plus… que “...den daha”, moins… que “...den daha az” ve aussi… que “...kadar” kullanılır: Il est plus grand que moi. — “O benden daha uzun.” Türkçedeki “iyi” hem bir şeyin niteliğini hem bir işin yapılışını anlatabilir; Fransızcada ise meilleur bir şeyin daha iyi olduğunu, mieux bir işin daha iyi yapıldığını anlatır. Miktar karşılaştırmalarında ayrıca plus de, moins de ve autant de kalıpları gerekir.
Genel bakış
İki daire arasında seçim yaparken, yol tariflerini değerlendirirken veya önceki deneyiminizle bugünkünü karşılaştırırken aynı sorular ortaya çıkar: Hangisi daha ucuz? Hangisine ulaşmak daha kolay? İkisi aynı ölçüde rahat mı? Fransızcada bu ilişkileri anlatan yapılara le comparatif, yani karşılaştırma denir. A2 düzeyinde temel hedef, “daha”, “daha az” ve “kadar” anlamlarını doğru kalıpla kurabilmektir.
Türkçede “Bu oda ötekinden daha aydınlık” derken karşılaştırmanın ikinci tarafını önce söyleriz. Fransızcada sıra genellikle tersidir: Cette chambre est plus lumineuse que l'autre. — “Bu oda ötekinden daha aydınlık.” Önce karşılaştırılan özellik, ardından que ile ikinci taraf gelir. Türkçedeki -den/-dan ekinin yaptığı işi burada ayrı bir sözcük üstlenir.
Karşılaştırılan şey her zaman bir özellik değildir. “Daha hızlı konuşmak” bir eylemin nasıl yapıldığını, “daha çok kitap” bir miktarı, “daha çok çalışmak” ise bir eylemin miktarını karşılaştırır. Bu ayrım ilk bakışta teknik görünebilir, ancak doğru kalıbı seçmek için şu soruyu sormak yeterlidir: Nasıl, ne kadar, yoksa kaç tane?
Nasıl kurulur?
1. Özellikleri karşılaştırma
Sıfat, bir kişinin veya şeyin nasıl olduğunu anlatan sözcüktür: uzun, pahalı, kolay gibi. Sıfatın önüne plus, moins veya aussi; karşılaştırmanın ikinci tarafının önüne que getirilir.
| Anlam | Fransızca | Türkçe |
|---|---|---|
| Daha yüksek derece | Ce sac est plus lourd que le mien. | Bu çanta benimkinden daha ağır. |
| Daha düşük derece | Ce sac est moins lourd que le mien. | Bu çanta benimkinden daha az ağır. |
| Eşit derece | Ce sac est aussi lourd que le mien. | Bu çanta benimki kadar ağır. |
Moins lourd günlük Türkçede çoğunlukla “daha hafif” diye çevrilir. Aynı biçimde Paris est moins grand que Tokyo. cümlesi “Paris, Tokyo'dan daha küçüktür” anlamına gelir. Fransızca yapı ise büyüklük özelliğinin daha düşük derecede bulunduğunu söyler. Moins grand ile plus petit çoğu somut durumda benzer bir sonuca ulaşır.
Karşılaştırma sözcüğü sıfatın biçimini değiştirmez. Sıfat yine anlattığı kişi veya şeye uyar. Bu uyum, Fransızcadaki dilbilgisel cinsiyete (sözcüğün eril veya dişil sayılmasına) ve tekil-çoğul olmasına göre yapılır:
- Ce train est plus rapide. — “Bu tren daha hızlı.”
- Cette voiture est plus rapide. — “Bu araba daha hızlı.”
- Ces voitures sont plus rapides. — “Bu arabalar daha hızlı.”
Plus, moins ve aussi değişmez; son örnekte çoğul eki alan sözcük rapides olur. Türkçede “arabalar daha hızlı” derken “hızlı” sözcüğünü çoğul yapmadığımız için Fransızcadaki bu uyumu ayrıca kontrol etmek gerekir.
2. Bir işin nasıl yapıldığını karşılaştırma
Zarf, bir işin nasıl veya ne ölçüde yapıldığını anlatan sözcüktür: hızlıca, dikkatle, iyi gibi. Düzenli karşılaştırma kalıbı yine plus / moins / aussi + zarf + que olur:
- Tu parles plus lentement que moi. — “Sen benden daha yavaş konuşuyorsun.”
- Elle conduit moins vite que son frère. — “O, erkek kardeşinden daha yavaş araba kullanıyor.”
- Nous travaillons aussi efficacement que vous. — “Biz sizin kadar verimli çalışıyoruz.”
Zarflar kişi veya nesneye göre uyum eki almaz. Son cümlede konuşan bir kişi de olsa birkaç kişi de olsa efficacement aynı kalır. “Daha iyi” anlamındaki özel mieux biçimi de bu gruptadır.
3. Miktarları karşılaştırma
İsim, kişi, nesne veya kavram adı olan sözcüktür: komşu, kitap, zaman gibi. Bir ismin miktarını karşılaştırırken de eklenir. Eşitlikte aussi değil, autant kullanılır.
| Miktar ilişkisi | Fransızca | Türkçe |
|---|---|---|
| Daha çok | J'ai plus de temps que toi. | Benim senden daha çok zamanım var. |
| Daha az | J'ai moins de temps que toi. | Benim senden daha az zamanım var. |
| Aynı miktarda | J'ai autant de temps que toi. | Benim senin kadar zamanım var. |
Kalıplar plus de + isim + que, moins de + isim + que ve autant de + isim + que biçimindedir. De, sesli harfle veya sesli harf gibi başlayan sözcüklerin önünde d' olur: Elle a plus d'amis que moi. — “Onun benden daha çok arkadaşı var.”
Bu kullanımda de, isim çoğul olduğunda da des olmaz: moins de voitures — “daha az araba”; autant de questions — “aynı sayıda soru”. Sayılabilen şeyler ve tek tek sayılmayan miktarlar için aynı sistem kullanılır.
4. Eylemin miktarını karşılaştırma
Fiil, yapılan işi veya içinde bulunulan durumu anlatan sözcüktür: çalışmak, okumak, uyumak gibi. Doğrudan eylemin miktarını karşılaştırırken plus, moins ve autant çekilmiş fiilden sonra gelir; araya de girmez:
- Je travaille plus que toi. — “Ben senden daha çok çalışıyorum.”
- Il dort moins qu'avant. — “O eskisinden daha az uyuyor.”
- Elle lit autant que moi. — “O benim kadar okuyor.”
Que de gerektiğinde qu' olur: qu'avant, qu'elle. Elle travaille aussi bien que moi. — “O benim kadar iyi çalışıyor” cümlesindeki aussi, bien sözcüğünün derecesini karşılaştırır. Buna karşılık Elle travaille autant que moi. — “O benim kadar çalışıyor” cümlesi çalışmanın miktarıyla ilgilidir.
5. Düzensiz biçimler: meilleur, mieux, pire
Türkçede “daha iyi” deriz; Fransızcada her zaman “daha” sözcüğünü eklemek yetmez. Bon “iyi” sıfatının temel karşılaştırma biçimi meilleur, bien “iyi” zarfınınki ise mieux olur.
| Temel biçim ve karşılaştırması | Türkçe anlamı | Kullanımı |
|---|---|---|
| bon → meilleur | iyi → daha iyi | Eril tekil bir şeyi niteler. |
| bonne → meilleure | iyi → daha iyi | Dişil tekil bir şeyi niteler. |
| bons → meilleurs | iyi → daha iyi | Eril çoğul bir şeyi niteler. |
| bonnes → meilleures | iyi → daha iyi | Dişil çoğul bir şeyi niteler. |
| bien → mieux | iyi → daha iyi | Eylemi veya genel bir durumu değerlendirir; değişmez. |
| mauvais → pire | kötü → daha kötü | Sıfattır; çoğulu pires olur. |
Ce pain est meilleur que celui d'hier. — “Bu ekmek dünkünden daha iyi.” Burada ekmeğin niteliği anlatılır. Cette soupe est meilleure. — “Bu çorba daha iyi” cümlesinde soupe dişil olduğu için meilleure kullanılır.
Elle chante mieux que moi. — “O benden daha iyi şarkı söylüyor.” Burada daha iyi olan şey kişi değil, şarkı söyleme biçimidir. Bu yüzden mieux seçilir; kişinin kadın veya erkek olması biçimi değiştirmez.
Pire ile plus mauvais ikisi de kullanılabilir: Le résultat est pire que prévu. — “Sonuç beklenenden daha kötü.” / Ce café est plus mauvais que l'autre. — “Bu kahve ötekinden daha kötü.” Mal “kötü biçimde” zarfının karşılaştırması ise plus mal olur: J'ai plus mal dormi cette nuit. — “Bu gece daha kötü uyudum.” Pire sözcüğünü her türlü “daha kötü” ifadesinin yerine koymayın.
Bağlam içinde örnekler
Aşağıdaki örneklerde alışveriş, ulaşım ve gündelik yaşamla ilgili farklı karşılaştırmalar yer alıyor. Türkçe çeviride bazen doğal anlatım için karşıt özellik kullanılmıştır: moins cher, “daha az pahalı” yerine “daha ucuz” diye çevrilebilir.
| Fransızca | Türkçe | Açıklama |
|---|---|---|
| Il est plus grand que moi. | O benden daha uzun. | Boy karşılaştırması. |
| Paris est moins grand que Tokyo. | Paris, Tokyo'dan daha küçük. | Büyüklük derecesi daha düşük. |
| Cette chambre est aussi calme que l'autre. | Bu oda öteki kadar sessiz. | Özellikte eşitlik. |
| Le trajet en bus est moins cher que le trajet en taxi. | Otobüs yolculuğu taksi yolculuğundan daha ucuz. | Aynı tür iki yolculuk karşılaştırılıyor. |
| Tu réponds plus rapidement que moi. | Sen benden daha hızlı cevap veriyorsun. | Eylemin yapılış biçimi. |
| Elle chante mieux que moi. | O benden daha iyi şarkı söylüyor. | Bien yerine mieux kullanılıyor. |
| C'est aussi bon. | Bu da aynı derecede iyi. | İkinci taraf bağlamdan anlaşılıyor. |
| Ces fraises sont meilleures que celles du supermarché. | Bu çilekler süpermarkettekilerden daha iyi. | Meilleures dişil çoğul. |
| Nous avons moins de place qu'avant. | Eskisinden daha az yerimiz var. | Miktar ve zaman karşılaştırması. |
| J'ai autant de réunions que toi cette semaine. | Bu hafta benim de senin kadar toplantım var. | Sayıda eşitlik. |
| Depuis mon déménagement, je marche plus qu'avant. | Taşındığımdan beri eskisinden daha çok yürüyorum. | Eylemin miktarı. |
| Cette connexion fonctionne aussi bien que l'ancienne. | Bu bağlantı eskisi kadar iyi çalışıyor. | İşleyişin niteliğinde eşitlik. |
| La circulation est pire le vendredi que le lundi. | Trafik cuma günleri pazartesi günlerinden daha kötü. | Mauvais yerine pire. |
| Aujourd'hui, je me sens mieux qu'hier. | Bugün kendimi dünden daha iyi hissediyorum. | Sağlık veya genel durum. |
Sık yapılan hatalar
1. Her “daha iyi” için plus bon kullanmak
- Yanlış: Ce restaurant est plus bon que l'autre.
- Doğru: Ce restaurant est meilleur que l'autre.
- Neden? “Bu restoran ötekinden daha iyi” derken bon sıfatının karşılaştırması meilleur olur. Buna ikinci bir plus eklenmez. Plus meilleur da bu anlamda yanlıştır.
2. Meilleur ile mieux sözcüklerini karıştırmak
- Yanlış: Elle parle français meilleur que moi.
- Doğru: Elle parle français mieux que moi.
- Neden? “O benden daha iyi Fransızca konuşuyor” cümlesi konuşma eylemini değerlendirir; dolayısıyla mieux gerekir. Bir nesnenin niteliği anlatıldığında ise Son français est meilleur que le mien. — “Onun Fransızcası benimkinden daha iyi” denebilir. Aynı düşünce farklı yapılarla anlatıldığı için sözcük seçimi de değişir.
3. Miktar eşitliğinde aussi kullanmak
- Yanlış: J'ai aussi de livres que toi.
- Doğru: J'ai autant de livres que toi.
- Neden? “Benim senin kadar kitabım var” derken kitap sayısı karşılaştırılır. İsimle autant de, sıfat veya zarfla aussi kullanılır. Tek başına eylem karşılaştırılıyorsa Je lis autant que toi. — “Ben senin kadar okuyorum” denir.
4. Que sonrasında yanlış kişi biçimini seçmek
- Yanlış: Il est plus grand que je.
- Doğru: Il est plus grand que moi.
- Neden? “O benden daha uzun” derken que sonrasında tek başına moi kullanılır. Bunlara vurgulu zamirler, yani kişi adının yerine tek başına kullanılabilen biçimler denir: moi, toi, lui, elle, nous, vous, eux, elles. Ardından çekimli bir fiil geldiğinde ise que je… gibi yapılar mümkün olur.
5. Sıfat uyumunu unutmak
- Yanlış: Ces solutions sont meilleur.
- Doğru: Ces solutions sont meilleures.
- Neden? “Bu çözümler daha iyi” cümlesindeki solutions dişil çoğuldur. Meilleur da buna uyar. Mieux ise değişmez: Ces appareils fonctionnent mieux. — “Bu cihazlar daha iyi çalışıyor.”
6. Miktar karşılaştırmasında de yerine des yazmak
- Yanlış: Nous avons plus des questions que vous.
- Doğru: Nous avons plus de questions que vous.
- Neden? “Bizim sizden daha çok sorumuz var” anlamında temel kalıp plus de + isim olur. İsmin çoğul olması de biçimini değiştirmez.
Kullanım notları
İkinci tarafı her zaman söylemek gerekmez
Karşılaştırılan şey konuşmadan anlaşılıyorsa que ile başlayan bölüm söylenmeyebilir: C'est moins cher. — “Bu daha ucuz.” C'est aussi bon. — “Bu da aynı derecede iyi.” Aussi, başka bağlamlarda “de/da” anlamına gelebilir; ancak bir niteliğin önünde karşılaştırma anlamıyla da kullanılır.
C'est bon ile c'est bien arasındaki farkı da birlikte düşünmek yararlıdır. Bir yemeğin tadı için C'est meilleur. — “Bu daha lezzetli” denebilir. Bir düzenleme veya çözümün daha uygun olduğunu belirtirken C'est mieux. — “Böylesi daha iyi” çok yaygındır. Bu yüzden mieux sözcüğünü yalnızca hemen önünde bir eylem gördüğünüzde kullanılacak bir biçim sanmayın; genel değerlendirmelerde de karşınıza çıkar.
Farkın büyüklüğünü belirtme
Beaucoup “çok”, bien “epey” ve un peu “biraz” karşılaştırmanın derecesini belirginleştirir:
- Cet appartement est beaucoup plus lumineux. — “Bu daire çok daha aydınlık.”
- Le service est bien meilleur ici. — “Burada hizmet çok daha iyi.”
- Ce modèle est un peu moins cher. — “Bu model biraz daha ucuz.”
Başlangıç için beaucoup plus, beaucoup moins, bien meilleur ve beaucoup mieux kalıplarını birlikte öğrenmek yeterlidir. “Çok daha iyi” demek için très mieux kullanılmaz. Je comprends beaucoup mieux maintenant. — “Şimdi çok daha iyi anlıyorum.”
Plus sözcüğünü duyarken dikkat
Plus, hem “daha fazla” hem ne… plus içinde “artık ... değil” anlamına gelebilir. Konuşmada ne sıkça duyulmadığı için telaffuz ve bağlam önem kazanır. “Daha çok çalışıyorum” anlamındaki Je travaille plus. cümlesinde sondaki s genellikle duyulur; “Artık çalışmıyorum” anlamındaki Je ne travaille plus. cümlesinde duyulmaz.
Buna karşılık plus grand gibi ünsüzle başlayan bir sıfatın önünde, karşılaştırma anlamında da s duyulmaz. Dolayısıyla “s duyulmuyorsa kesin olumsuzdur” diye bir kural kurmayın. Yazarken olumsuzlukta ne… plus yapısını korumak, anlamı açık tutmanın güvenli yoludur.
Bir adım ötesi: ileri kullanımlar
Bu bölümdeki ayrıntıları A2 aşamasında hemen üretmek zorunda değilsiniz. Temel kalıplar yerleştikten sonra okuduklarınızı daha doğru anlamanıza yardımcı olurlar.
Olumsuz eşitlik
“Onun kadar uzun değil” demek için hem ne… pas aussi… que hem ne… pas si… que kullanılır:
- Il n'est pas aussi grand que son frère. — “O, erkek kardeşi kadar uzun değil.”
- Ce n'est pas si difficile que ça. — “O kadar da zor değil.”
Miktar ve eylemde autant korunur: Je ne voyage pas autant qu'avant. — “Eskisi kadar seyahat etmiyorum.” Dikkat: “Eşit miktarda seyahat etmiyorum” matematiksel olarak yalnızca eşitsizlik gibi görünse de bu cümle normal kullanımda daha az seyahat ettiğinizi anlatır.
Sayıyla belirtilen eşik: plus de ve plus que
Bir sayının aşılmasını anlatırken plus de, altında kalmayı anlatırken moins de kullanılır:
- Le billet coûte plus de vingt euros. — “Bilet yirmi avrodan fazla tutuyor.”
- Il reste moins de dix minutes. — “On dakikadan az kaldı.”
Buradaki de, sıradan karşılaştırmadaki que ile aynı biçimde kullanılmaz. Que, gerçekten iki tarafı karşılaştırırken gerekir: J'ai payé plus que toi. — “Ben senden daha fazla ödedim.”
Bir miktar farkını belirtirken de de görülebilir: Elle a deux ans de plus que moi. — “O benden iki yaş büyük.” Sayının karşılaştırma eşiği mi, yoksa aradaki fark mı olduğunu düşünmek anlamı çözmeyi kolaylaştırır.
Küçüklükte petit ve moindre ayrımı
Somut boyutta “daha küçük” demenin olağan yolu plus petit olur: Cette valise est plus petite que l'autre. — “Bu valiz ötekinden daha küçük.” Daha soyut önem, derece veya etki için moindre biçimiyle karşılaşabilirsiniz: Les conséquences sont moindres que prévu. — “Sonuçların etkisi beklenenden daha az.”
Moindre, her petit sözcüğünün yerine geçen genel bir karşılaştırma biçimi değildir. Küçük bir oda veya kısa boylu bir kişi için başlangıçta plus petit kalıbına bağlı kalmak en güvenlisidir.
Giderek değişen dereceler
De plus en plus “giderek daha”, de moins en moins ise “giderek daha az” anlamına gelir. Burada ikinci bir karşılaştırma tarafı bulunmadığı için que eklenmez:
- Les étés sont de plus en plus chauds. — “Yazlar giderek daha sıcak oluyor.”
- Je prends de moins en moins la voiture. — “Arabayı giderek daha az kullanıyorum.”
- Elle parle de mieux en mieux. — “Giderek daha iyi konuşuyor.”
Meilleur ile de aynı gelişme anlatılabilir: Ses résultats sont de meilleurs en meilleurs. — “Sonuçları giderek daha iyi oluyor.” Bu biçimde sıfat uyumu korunur.
İki değişkenin birlikte değişmesi
Türkçedeki “ne kadar ... o kadar ...” ilişkisi Fransızcada plus… plus… veya moins… moins… gibi yapılarla anlatılır:
- Plus je pratique, plus je progresse. — “Ne kadar çok alıştırma yaparsam o kadar ilerliyorum.”
- Plus on réserve tôt, moins on paie. — “Ne kadar erken rezervasyon yapılırsa o kadar az ödenir.”
Bu yapıda iki bölüm virgülle ayrılır. Araya Türkçedeki “o kadar” karşılığını arayarak que eklemek gerekmez.
Yazı dilindeki anlamı değiştirmeyen ne
Daha resmî metinlerde C'est plus facile que je ne le pensais. — “Bu, düşündüğümden daha kolay” gibi cümleler görülebilir. Buradaki ne, tek başına olumsuzluk yaratmaz; buna açıklayıcı ne, yani anlamı olumsuza çevirmeyen geleneksel bir ek denir. Günlük dilde C'est plus facile que je pensais. da duyulur.
Başlangıçta önemli olan bu cümleyi “düşünmüyordum” diye yanlış anlamamaktır. Ne… pas gibi gerçek bir olumsuzluk bulunup bulunmadığını ayrıca kontrol edin.
Karşılaştırma ile en üstün derece aynı değildir
Cette boulangerie est meilleure que l'autre. — “Bu fırın ötekinden daha iyi” iki seçeneği karşılaştırır. C'est la meilleure boulangerie du quartier. — “Bu, mahallenin en iyi fırını” ise bir grubun içindeki en yüksek dereceyi bildirir. Bu ikinci yapıya en üstünlük derecesi denir. Türkçede “daha iyi” ile “en iyi” arasındaki fark neyse, Fransızcada da meilleure ile la meilleure arasındaki temel fark budur.
Çalışma önerileri
- Aynı iki şeyi üç yönden karşılaştırın. İki semt, iki telefon veya iki ulaşım yolu seçin. Bir özellik için plus, başka bir özellik için moins, ortak bir özellik için aussi kullanın. Örneğin bir otobüs hattı daha ucuz, daha az hızlı ama öteki kadar kullanışlı olabilir. Her cümlede ikinci tarafı que sonrasına koyduğunuzu kontrol edin.
- “İyi” sözcüğünü iki ayrı soruyla çalışın. “Ne daha iyi?” sorusuna Ce café est meilleur. — “Bu kahve daha iyi” diye cevap verin. “Ne daha iyi yapılıyor?” sorusuna Je dors mieux. — “Daha iyi uyuyorum” diye cevap verin. Sonra ilk cümleyi dişil ve çoğul isimlerle değiştirin; mieux biçiminin değişmediğini fark edin.
- Özellik, miktar ve eylem için üçlü örnekler kurun. Je suis aussi occupé que toi. — “Ben de senin kadar meşgulüm”; J'ai autant de travail que toi. — “Benim de senin kadar işim var”; Je travaille autant que toi. — “Ben de senin kadar çalışıyorum.” İlk cümlede konuşan kadınsa occupée yazılır. Kendi yaşamınıza uygun üçlüler üretip aussi, autant de ve autant seçimlerinizi sesli okuyarak pekiştirin.
İlgili konular
- Önce gözden geçirin: Düzenli sıfatlar — Sıfatların eril-dişil ve tekil-çoğul uyumu, karşılaştırmalı cümlelerde de geçerlidir.
- Sonraki adım: En üstünlük derecesi — “Daha iyi”den “en iyi”ye, iki tarafı karşılaştırmaktan bir grubun en belirgin üyesini seçmeye geçiş.