B1

Fransızcada En Üstünlük Derecesi

Le Superlatif

Bu makale, Settemila Lingue üzerindeki Fransızca dil bilgisi ağacının bir parçasıdır.

Kısaca

Fransızcada bir grubun içindeki “en”i belirtmek için genellikle le, la veya les + plus/moins + sıfat kullanılır: la plus grande maison “en büyük ev”, le restaurant le moins cher “en ucuz restoran”. Plus bir özelliğin en yüksek, moins ise en düşük derecede bulunduğunu gösterir. “En iyi” için le meilleur, “en kötü” için le pire gibi düzensiz biçimler de vardır; karşılaştırmanın yapıldığı grup çoğunlukla de ile eklenir: le meilleur restaurant de la ville “şehrin en iyi restoranı”.

Genel bakış

Bir otel seçerken yalnızca “Bu otel diğerinden daha ucuz” demeyiz; bazen “Bölgedeki en ucuz otel hangisi?” diye sorarız. Fransızcada bu ikinci anlamı le superlatif, yani en üstünlük derecesi verir. Buradaki “üstünlük” mutlaka olumlu bir özellik demek değildir: en gürültülü oda da en az kullanışlı çözüm de aynı yapıyla anlatılır.

B1 düzeyinde öğrenilen bu konu, karşılaştırma yapılarının üzerine kurulur. Sıfat (bir kişinin ya da şeyin nasıl olduğunu belirten sözcük) tek başına bir özellik söyler: grand “büyük”. Plus grand “daha büyük”, le plus grand ise “en büyük” anlamına gelir. Karşılaştırılan grubun mutlaka üç veya daha fazla üyeden oluşması gerekmez; iki seçenek arasından seçim yaparken de “bu ikisinin en ucuzu” denebilir.

Türkçe konuşanlar için asıl yenilik “en” anlamı değil, çevresindeki sözcüklerin düzenidir. Türkçede “en güzel evler” derken “en” ve “güzel” değişmez. Fransızcada ise isim (insanı, nesneyi, yeri ya da kavramı adlandıran sözcük) eril veya dişildir; ayrıca tekil ya da çoğuldur. Hem sıfat hem de belirli tanımlık (isimle birlikte kullanılan le, la, les gibi sözcükler) buna göre biçim alır.

Yapı nasıl kurulur?

1. “Daha” ile “en” arasındaki fark

İlk ayrım, iki kişi veya şey arasında kıyaslama yapmakla bir gruptaki uç noktayı belirtmek arasındadır.

Fransızca Türkçesi Açıklama
Cet hôtel est plus calme que l'autre. Bu otel diğerinden daha sakin. Başka bir otelle karşılaştırma yapılıyor.
C'est l'hôtel le plus calme du quartier. Bu, mahalledeki en sakin otel. Mahalledeki oteller arasında uç nokta belirtiliyor.
Cette chambre est moins chère que l'autre. Bu oda diğerinden daha ucuz. Kelimesi kelimesine “daha az pahalı”.
C'est la chambre la moins chère de l'hôtel. Bu, otelin en ucuz odası. Oteldeki odalar arasında fiyatı en düşük olan.

Plus her zaman “daha çok sayıda” demek değildir; sıfatın bildirdiği özelliği artırır. Moins de o özelliği azaltır. Dolayısıyla le moins cher “en az pahalı”, doğal Türkçeyle “en ucuz” demektir. Le plus cher ise bunun tersidir: “en pahalı”.

2. Tanımlık ve sıfatın uyumu

Temel kalıp le/la/les + plus veya moins + sıfat şeklindedir. Plus ve moins değişmez. Buna karşılık tanımlık ve sıfat, anlatılan kişi veya şeyin dilbilgisel cinsiyetine ve sayısına uyar. Dilbilgisel cinsiyet biyolojik cinsiyet değildir: örneğin maison “ev” sözcüğü dişildir.

Uyum Fransızca Türkçesi
Eril tekil le plus grand appartement en büyük daire
Dişil tekil la plus grande maison en büyük ev
Eril çoğul les plus grands appartements en büyük daireler
Dişil çoğul les plus grandes maisons en büyük evler
Eril tekil, düşük derece le moins grand appartement en az büyük olan daire
Dişil çoğul, düşük derece les moins grandes maisons en az büyük olan evler

Son iki örnek yapıyı gösterir; günlük kullanımda aynı düşünceyi “en küçük” diyerek anlatmak çoğu zaman daha doğaldır. Yine de moins ile kurulan biçimlerin ayrı bir yararı vardır: doğrudan olumsuz bir sıfat kullanmadan bir eksikliği anlatabilirsiniz. La solution la moins pratique “en az kullanışlı çözüm” der; bunun mutlaka bütünüyle kullanışsız olduğunu söylemez.

3. Sıfat isimden önce mi, sonra mı gelir?

En üstünlük derecesi, sıfatın olağan yerini genellikle değiştirmez. Grand, petit, beau gibi sık kullanılan bazı sıfatlar çoğunlukla isimden önce gelir. Pek çok başka sıfat ise isimden sonra kullanılır.

  • La plus petite chambre — En küçük oda.
  • Le plus beau jardin — En güzel bahçe.
  • La chambre la plus confortable — En rahat oda.
  • Les billets les moins chers — En ucuz biletler.

Sıfat isimden sonra geliyorsa tanımlığın iki kez görünmesi normaldir: la chambre la plus confortable. İlk la ismi, ikinci la üstünlük yapısını kurar. Türkçede bunun bire bir karşılığı bulunmadığından ikinci tanımlığı atlamak kolaydır.

İsimden önce kullanılabilen bir sıfat, özellikle karşılaştırma vurgulandığında isimden sonra da yer alabilir: la maison la plus grande de “en büyük ev” demektir. Başlangıç için güvenilir yöntem, sıfatın alıştığınız yerini korumak; farklı sıralamaları okudukça tanımaktır.

4. Karşılaştırma grubunu belirtmek

“Kimin, neyin içinde en?” sorusunun cevabı çoğunlukla de ile verilir. Türkçedeki “sınıfın en çalışkanı”, “şehirdeki en iyi restoran” gibi ifadelerin ikisinde de Fransızcada de kullanılabilir.

  • Elle est la plus intelligente de la classe. — O, sınıfın en zekisi.
  • C'est le meilleur restaurant de la ville. — Bu, şehrin en iyi restoranı.
  • C'est le plus rapide de tous. — Bu, hepsinin en hızlısı.
  • C'est la plus ancienne de mes photos. — Bu, fotoğraflarımın en eskisi.

De, ardından gelen tanımlıkla bazen birleşir: de + le = du, de + les = des. De la ayrı kalır; ünlü ses önünde de l' kullanılır.

  • Le plus joli parc du quartier — Mahallenin en güzel parkı.
  • Les meilleurs moments de l'année — Yılın en güzel anları.

Mes “benim” gibi sahiplik bildiren bir sözcüğün önünde ayrıca les getirilmez: de mes photos denir. Grup zaten belliyse onu tekrar söylemek gerekmez: C'est le moins cher. — “Bu en ucuzu.”

5. Düzensiz biçimler: “en iyi” ve “en kötü”

Bon “iyi” sıfatı için temel üstünlük biçimi meilleur olur. Önüne plus eklenmez. Biçim değişimi aşağıdaki gibidir:

Fransızca Türkçesi
le meilleur choix en iyi seçim
la meilleure réponse en iyi cevap
les meilleurs résultats en iyi sonuçlar
les meilleures places en iyi yerler

Mauvais “kötü” için hem le pire hem de le plus mauvais mümkündür. Pire biçiminin dişil tekili de pire, çoğulu pires olur: la pire erreur “en kötü hata”, les pires erreurs “en kötü hatalar”. Le plus mauvais özellikle kaliteyi ya da başarımı değerlendiren bağlamlarda kullanılabilir: C'est le plus mauvais film de la série “Bu, serinin en kötü filmi.”

Pire çoğu zaman daha güçlü bir olumsuz değerlendirme taşır: C'est le pire moment pour partir. — “Gitmek için en kötü zaman bu.” İki biçimi her durumda kesin bir anlam sınırıyla ayırmaya çalışmayın; önce sık karşılaştığınız ifadeleri öğrenin. Ancak le plus pire standart dilde doğru değildir.

Bağlam içinde örnekler

Aşağıdaki cümleleri okurken önce “hangi grup?”, sonra “hangi özellik?” sorularına cevap verin. Böylece yalnızca plus sözcüğüne değil, bütün yapıya bakmış olursunuz.

Fransızca Türkçesi Dikkat edilecek nokta
C'est le plus grand. Bu en büyüğü. İsim bağlamdan anlaşılıyor.
Elle est la plus intelligente de la classe. O, sınıfın en zekisi. Dişil tekil uyum ve karşılaştırma grubu.
C'est le meilleur restaurant. Bu en iyi restoran. “İyi” için düzensiz biçim.
C'est le moins cher. Bu en ucuzu. Pahalılık en düşük derecede.
Nous avons choisi la chambre la plus calme. En sessiz odayı seçtik. İsimden sonra gelen sıfat.
Ce sont les plus belles plages de la région. Bunlar bölgenin en güzel plajları. Dişil çoğul uyum.
Prenez le chemin le moins dangereux. En az tehlikeli yolu seçin. Düşük derece ve iki tanımlık.
C'est la meilleure boulangerie du quartier. Bu, mahallenin en iyi fırını. Dişil biçim ve du birleşmesi.
Quel est le jour le moins chargé de la semaine ? Haftanın en az yoğun günü hangisi? Soru içinde üstünlük yapısı.
C'est l'une des plus anciennes librairies de Lyon. Bu, Lyon'un en eski kitapçılarından biri. Tek bir yer, çoğul bir gruptan seçiliyor.
De nous tous, c'est Nadia qui cuisine le mieux. Aramızda en iyi yemek yapan Nadia. Bir işin nasıl yapıldığı değerlendiriliyor.
C'est en juillet que nous avons le plus de travail. İşimizin en çok olduğu ay temmuzdur. Sıfat değil, iş miktarı karşılaştırılıyor.

Sık yapılan hatalar

1. “En” demek isterken tanımlığı atlamak

  • Yanlış: C'est plus grand de la ville.
  • Doğru: C'est le plus grand de la ville. — Şehirdeki en büyüğü bu.
  • Neden? Plus grand “daha büyük” der. Gruptaki en büyüğü belirtmek için le plus grand gerekir. Neyin büyük olduğu belli değilse ismi de söyleyin: C'est le plus grand musée de la ville — “Bu, şehrin en büyük müzesi.”

2. İsimden sonraki ikinci tanımlığı unutmak

  • Yanlış: C'est la chambre plus confortable.
  • Doğru: C'est la chambre la plus confortable. — Bu en rahat oda.
  • Neden? Üstünlük yapısı isimden sonra geliyorsa la plus confortable bir bütün olarak korunur. Türkçedeki “en rahat oda” sıralamasını sözcük sözcük kopyalamayın.

3. Dişil veya çoğul uyumunu yapmamak

  • Yanlış: Ce sont les plus grand maisons.
  • Doğru: Ce sont les plus grandes maisons. — Bunlar en büyük evler.
  • Neden? Maisons dişil çoğuldur; sıfat da grandes olur. Plus değişmediği için sıfatın da değişmeyeceğini düşünmeyin.

4. “En iyi” için düzenli kalıbı kullanmak

  • Yanlış: C'est le plus bon restaurant.
  • Doğru: C'est le meilleur restaurant. — Bu en iyi restoran.
  • Neden? Bon sıfatı bu yapıda meilleur olur. Le plus meilleur de yanlıştır; meilleur zaten karşılaştırma anlamını taşır.

5. Grubu eklerken que kullanmak

  • Yanlış: Elle est la plus jeune que la famille.
  • Doğru: Elle est la plus jeune de la famille. — O, ailenin en genci.
  • Neden? Plus jeune que “...den daha genç” karşılaştırmasıdır. “Ailenin içindeki en genç” anlamında grup de ile verilir.

6. İyi bir şeyle, iyi yapılan bir işi karıştırmak

  • Yanlış: C'est elle qui chante le meilleur.
  • Doğru: C'est elle qui chante le mieux. — En iyi şarkı söyleyen o.
  • Neden? Şarkıcının ya da şarkının niteliği değil, söyleme işi değerlendiriliyor. Meilleur “iyi” sıfatının, mieux ise “iyi biçimde” anlamındaki bien sözcüğünün karşılaştırmalı biçimidir.

Kullanım notları

Grubun söylenmesi her zaman gerekmez

Bir vitrindeki üç çantaya bakarken Je préfère la plus petite — “En küçüğünü tercih ediyorum” demek yeterlidir. İsim söylenmese de la ve petite, söz konusu ismin dişil olduğunu göstermeye devam eder. Türkçedeki “en küçüğü” ifadesinde bulunmayan bu ipucunu Fransızcada korumak gerekir.

Gündelik konuşmada karşılaştırma grubunu en başta da duyabilirsiniz: De tous ces modèles, c'est le moins cher. — “Bütün bu modeller arasında en ucuzu bu.” Sözcüklerin yeri değişse de grubu bildiren de korunur.

“En az” ile olumsuzluğu ayırın

Le moins intéressant “en az ilgi çekici” demektir; “ilgi çekici olmayan” ile aynı şey değildir. Bir grubun bütün üyeleri ilginç olabilir, fakat biri diğerlerinden daha az ilgi çekicidir. Benzer biçimde C'est le moins mauvais choix — “Bu, en az kötü seçenek” ifadesi, seçeneklerin hiçbirinden memnun olunmadığını ima edebilir.

Bir görüş bildirirken üstünlük yapısı oldukça kesin duyulabilir. À mon avis, c'est la meilleure solution. — “Bence en iyi çözüm bu” diyerek değerlendirmenin kişisel olduğunu belirtebilirsiniz. Bu kullanım hem gündelik hem de iş ortamındaki konuşmalarda doğaldır.

Plus sözcüğünü duyarken bağlama bakın

Plus sözcüğündeki son s her yerde aynı biçimde okunmaz. Sıfattan önce sessizle başlayan temel örneklerde, örneğin le plus grand ifadesinde, son s okunmaz. Sonraki sözcük ünlü sesle başlıyorsa bağlama, yani iki sözcük arasındaki ses bağlantısı nedeniyle z sesi duyulabilir: le plus intéressant. Miktar bildiren kullanımlarda ise son s okunabilir. Bu yüzden tek bir okunuşu bütün plus örneklerine uygulamak yerine kısa ifadeleri bütün olarak dinleyip tekrar etmek daha güvenlidir.

İleri kullanım ve ince ayrımlar

1. Sıfat değil, işin yapılış biçimi veya miktarı karşılaştırılıyorsa

Zarf (bir işin nasıl, ne zaman veya ne ölçüde yapıldığını belirten sözcük) ile kurulan üstünlük yapısında le değişmez. Vite “hızlı”, bien “iyi biçimde” anlamında kullanılabilir; bien için le mieux, mal “kötü biçimde” için le plus mal kullanılır.

  • De toutes les candidates, c'est Léa qui répond le plus vite. — Bütün adaylar arasında en hızlı cevap veren Léa.
  • C'est elle qui explique le mieux. — En iyi açıklayan o.
  • C'est ce soir-là que j'ai dormi le plus mal. — En kötü o gece uyudum.

İlk iki cümlede söz konusu kişi kadın olsa da la plus vite veya la mieux denmez. Yapı bir ismin niteliğine değil, yapılan işe bağlıdır.

Miktar karşılaştırmasında le plus de + isim ve le moins de + isim kullanılır:

  • C'est elle qui a le plus de patience. — En sabırlı olan o; yani en çok sabır onda.
  • Choisissez le trajet qui prend le moins de temps. — En az zaman alan güzergâhı seçin.

De burada miktar yapısının parçasıdır. “En çok kitap” demek için le plus de livres kullanılır; sırf livres çoğul diye de yerine des getirilmez.

2. İyelik sözcükleriyle “benim en iyi...”

İyelik belirleyicisi (bir şeyin kime ait olduğunu bildiren mon, ma, mes gibi sözcük) isimden önceki tanımlığın yerini alabilir:

  • C'est mon meilleur ami. — Bu, en iyi arkadaşım.
  • Voici mes plus belles photos. — İşte en güzel fotoğraflarım.

Bu yapılarda mon le meilleur ami denmez. Ancak sıfat isimden sonraysa üstünlük yapısının tanımlığı kalır: C'est mon projet le plus ambitieux. — “Bu, en iddialı projem.” Böylece mon isme, le plus ambitieux ise onun karşılaştırılan özelliğine bağlanır.

3. “En iyilerden biri”

Un des / une des + çoğul üstünlük yapısı, bir kişiyi ya da şeyi öne çıkan bir grubun üyesi olarak gösterir:

  • C'est un des meilleurs restaurants de la ville. — Bu, şehrin en iyi restoranlarından biri.
  • C'est une des plus belles villes que je connaisse. — Bu, bildiğim en güzel şehirlerden biri.

Un veya une tek bir üyeyi belirtir; ama seçildiği grup çoğuldur. Bu nedenle un des meilleur restaurant değil, un des meilleurs restaurants denir. Aynı yapının l'un des / l'une des biçimleri de yaygındır.

4. Aynı kişinin farklı anlardaki durumunu karşılaştırmak

Bir kişiyi başka kişilerle karşılaştırırken normal uyum yapılır: Elle est la plus heureuse de ses amies. — “Arkadaşları arasında en mutlu olan o.”

Buna karşılık aynı kişinin mutluluğunun hangi durumda en yüksek olduğunu anlatırken üstünlük tanımlığı le olarak kalabilir: C'est ici qu'elle est le plus heureuse. — “En mutlu olduğu yer burası.” Burada kadınlar arasında bir sıralama yapılmaz; aynı kişinin farklı durumlardaki mutluluğu karşılaştırılır. Bu ayrım özellikle özenli yazı dilinde önemlidir. Sıfatın kendisi yine dişil kalır: heureuse.

5. Üstünlük yapısından sonra gelen yan cümle

Yan cümle (ana cümledeki bir sözcüğü açıklayan, kendi içinde çekimli bir eylem taşıyan bölüm) üstünlük yapısını sınırlayabilir: “gördüğüm en güzel yer”, “bulabildiğimiz en iyi çözüm” gibi.

C'est le plus beau paysage que j'aie jamais vu. — “Bu, şimdiye kadar gördüğüm en güzel manzara.” Buradaki j'aie, subjonctif denen kiptedir; bu kip, eylemi yalnızca bir olgu olarak bildirmek yerine değerlendirme veya olasılık gibi bir bakış açısıyla sunabilir. Üstünlük yapılarından sonra sık görülür, özellikle kişisel değerlendirme öne çıktığında.

Ancak “üstünlük yapısından sonra her zaman subjonctif gelir” kuralı doğru değildir. C'est le meilleur résultat que nous avons obtenu cette année. — “Bu, bu yıl elde ettiğimiz en iyi sonuç” cümlesi, elde edilmiş sonuçları olgu olarak sunar. Kipi yalnızca le meilleur sözcüklerine bakarak değil, bütün cümlenin anlamına göre değerlendirin.

6. Petit ile moindre ve “çok” anlamındaki üstünlük

Somut boyut için olağan biçim le plus petit olur: la plus petite valise “en küçük valiz”. Le moindre ise daha çok önem, miktar veya çok küçük bir dereceyle ilgili kalıplarda karşınıza çıkar: sans le moindre doute — “en ufak bir şüphe olmadan”. Her “en küçük” ifadesini moindre ile kurmayın.

Son olarak, bazı dilbilgisi kaynakları très beau “çok güzel” gibi bir gruba göre sıralama yapmayan yoğunluk ifadelerine de “mutlak üstünlük” adını verir. Burada öğrendiğiniz le plus beau ise “en güzel”dir ve açıkça söylensin ya da söylenmesin bir karşılaştırma çerçevesine dayanır. Günlük kullanım açısından önemli fark, çok güzel ile en güzel anlamlarını ayırmaktır.

Çalışma önerileri

  1. Gerçek bir seçim tablosu hazırlayın. Üç oteli fiyat, sessizlik ve konum bakımından karşılaştırın. Önce “daha” cümleleri, sonra “en” cümleleri yazın: Cet hôtel est moins cher que l'autre — “Bu otel diğerinden daha ucuz”; C'est l'hôtel le moins cher — “Bu, en ucuz otel.” Her seferinde karşılaştırılan grubu da ekleyin.
  2. Bir cümleyi dört uyum biçimine dönüştürün. Le plus petit appartement “en küçük daire” ile başlayın; ardından la plus petite maison, les plus petits appartements, les plus petites maisons biçimlerini yazın. Türkçelerinde “en küçük ev, en küçük daireler, en küçük evler” derken hangi sözcüklerin değişmediğine, Fransızcada hangilerinin değiştiğine bakın.
  3. Sıfat mı, işin yapılışı mı diye sorun. “En iyi aşçı” için le meilleur cuisinier, “en iyi yemek yapan” için celui qui cuisine le mieux kullanın. Kendi hayatınızdan üç çift örnek kurun ve her birinde neden meilleur ya da mieux seçtiğinizi tek cümleyle açıklayın.

İlgili konular

  • Önce gözden geçirin: Fransızcada karşılaştırmalar — plus… que, moins… que ve aussi… que yapılarıyla “daha”, “daha az” ve “aynı derecede” anlamlarını kurmak, en üstünlük derecesini anlamayı kolaylaştırır.

Ön koşul

Fransızcada karşılaştırmaA2

Diğer B1 kavramları

Bu kavram diğer dillerde

Tüm dillerde karşılaştır