Almanca Dilbilgisi
Başlangıçtan ileri seviyeye 99 dilbilgisi kavramını keşfet.
Sonuç bulunamadı
A1 (36)
Almancada özne zamirleri, cümlede kimden veya neden söz edildiğini gösteren ich, du, er, sie, es, wir, ihr, sie, Sie biçimleridir. Türkçedeki “Yorgunum” gibi cümlelerin aksine, Almancada özne normalde söylenir: Ich bin müde. — “Yorgunum.” sie bağlama göre “o” veya “onlar”, büyük harfle yazılan Sie ise bir ya da birden fazla kişiye yönelik resmî “siz” anlamına gelir.
Almancada belirli artikel, hangi kişi veya şeyden söz edildiğinin belli olduğunu gösteren ve ismin önüne gelen küçük sözcüktür. Yalın hâlde tekil isimlerle der, die, das, çoğul isimlerle ise her zaman die kullanılır. Tekilde seçim, ismin dilbilgisel cinsiyetine, yani ait olduğu isim grubuna bağlıdır: der Mann (adam), die Frau (kadın), das Kind (çocuk). Bu biçimler özellikle cümlenin öznesinde, yani hakkında bir şey söylenen kişi veya şeyde karşınıza çıkar.
Almancada yalın hâlde eril ve nötr tekil isimlerle ein, dişil tekil isimlerle eine kullanılır: ein Hund (bir köpek), ein Kind (bir çocuk), eine Katze (bir kedi). Artikel, ismin önünde duran ve onun dil bilgisi özelliklerini gösteren küçük sözcüktür; belirsiz artikel çoğunlukla henüz tanıtılmamış bir kişiyi veya şeyi anlatır. Bunun olumsuzu kein, keine, kein biçimleridir; çoğulda olumlu belirsiz artikel yoktur, olumsuzda ise keine kullanılır.
Almancada sein, kimlik, özellik, durum ve yer bildiren cümlelerde kullanılan, temel anlamı “olmak” olan fiildir. Şimdiki zaman biçimleri ich bin, du bist, er/sie/es ist, wir sind, ihr seid, sie/Sie sind şeklindedir. Türkçedeki “Öğrenciyim”, “Yorgunuz” veya “Evde” gibi ifadelerin Almanca karşılığında bu fiil açıkça bulunur: Ich bin Student., Wir sind müde., Er ist zu Hause.
Almancada haben, sahiplik bildirir ve çoğu zaman Türkçeye “var” diye çevrilir: Ich habe Zeit. — “Vaktim var.” Çekimi ich habe, du hast, er/sie/es hat, wir haben, ihr habt, sie/Sie haben şeklindedir; özellikle hast ve hat biçimlerinde b bulunmadığına dikkat edin. Açlık ve susuzluk gibi bazı durumlar da bu fiille anlatılır: Wir haben Hunger. — “Açız.”
Almancada düzenli fiilleri Präsens denen zaman biçiminde çekmek için çoğunlukla mastarın, yani fiilin sözlük biçiminin, -en sonunu çıkarır ve kişiye uygun eki eklersiniz: ich lerne, du lernst, er lernt, wir lernen, ihr lernt, sie lernen. Bu biçim Türkçedeki hem “öğreniyorum” hem de “öğrenirim” anlamlarını karşılayabilir. arbeiten gibi bazı fiillerde söyleyişi kolaylaştıran bir e eklenir: du arbeitest.
Almancada bazı fiillerin kök ünlüsü, Präsens çekiminde (şimdiki zamanı ve genel durumları anlatan biçimde) yalnızca du ve er/sie/es ile değişir: sprechen → du sprichst, lesen → sie liest, fahren → er fährt. Başlıca değişimler e → i, e → ie ve a → ä biçimindedir. Aynı fiillerde ich, wir, ihr, çoğul sie ve resmî hitap olan Sie ile bu değişim yapılmaz.
Almancada Akkusativ, çoğunlukla cümledeki doğrudan nesneyi (fiilin doğrudan ilgili olduğu kişi veya şeyi) gösteren isim durumudur. Artikellerde, yani ismin önündeki belirleyici sözcüklerde, yalın duruma göre yalnızca eril tekilde değişiklik olur: der → den, ein → einen. Dişil die/eine, nötr das/ein ve çoğul die aynı kalır: Ich sehe den Mann. — “Adamı görüyorum.”
Almancada mich, dich, ihn, sie, es, uns, euch, sie, Sie, belirtme hâlindeki kişi zamirleridir; Er sieht mich. cümlesinde mich, “beni” demektir. Bu biçimler çoğunlukla doğrudan nesneyi, yani fiilin doğrudan yöneldiği kişiyi veya şeyi belirtir. Ancak Türkçedeki “beni, seni, onu” biçimleriyle her zaman bire bir örtüşmezler: Almancada hangi hâlin kullanılacağını fiil veya edat belirler.
Almancada kein, önünde ein/eine bulunan veya genel anlamda artikelsiz kullanılan isimleri olumsuz yapar: Das ist kein Hund. — “Bu bir köpek değil.” Nicht ise bir eylemi, özelliği veya belirli bir cümle parçasını olumsuz yapar: Ich verstehe nicht. — “Anlamıyorum.” Kein isme göre ek alır; nicht değişmez, fakat cümledeki yeri neyin olumsuzlandığını gösterir.
Almancada düz bir ana cümlede çekimli fiil (kişiye ve zamana göre biçimlenen fiil) ikinci ögede yer alır: Ich trinke Kaffee. — “Kahve içiyorum.” Burada ikinci sözcük değil, ikinci cümle ögesi, yani birlikte görev yapan ikinci birim kastedilir. Cümle zaman veya yer ifadesiyle başlarsa fiil yine ikinci ögede kalır, özne (işi yapanı ya da cümlenin kimden, neden söz ettiğini gösteren bölüm) genellikle fiilin hemen arkasına geçer: Heute arbeite ich. — “Bugün çalışıyorum.”
Almancada evet-hayır sorusu kurarken çekimli fiili (kişiye ve zamana göre biçim almış fiili) başa getirirsiniz: Du kommst morgen. → Kommst du morgen? — “Yarın geliyorsun.” → “Yarın geliyor musun?” Türkçedeki mı, mi, mu, mü soru parçacığının Almancada bire bir karşılığı yoktur; temel fark sözcük sırasıyla gösterilir. Başlangıç için çekimli fiil + özne + diğer öğeler kalıbını öğrenmek yeterlidir.
Almancada wer, was, wo, wann, warum, wie, woher, wohin gibi sözcüklerle, “evet” ya da “hayır” yerine belirli bir bilgi isteyen sorular kurulur. Temel sıra soru sözcüğü + çekimli fiil + özne + diğer bilgiler şeklindedir: Wo wohnst du? — “Nerede oturuyorsun?” Türkçedeki “Nerede oturuyorsun?” cümlesinden farklı olarak Almancada fiil sona gitmez; ayrıca du gibi özne sözcükleri genellikle söylenir.
Können, bir şeyi yapabilmeyi; müssen, yapmak zorunda olmayı anlatır. Basit bildirme cümlesinde bu fiiller kişiye göre çekilir ve ikinci sırada bulunur; asıl eylem ise mastar (fiilin sözlükteki, kişiye göre değişmemiş biçimi) olarak sona gider: Ich kann schwimmen. — “Yüzebilirim”; Du musst arbeiten. — “Çalışmak zorundasın.” Nicht müssen, “yapmamak zorunda olmak” değil, “yapmak zorunda olmamak” demektir.
Wollen bir şeyi istemeyi veya yapmaya niyetli olmayı, mögen bir şeyi ya da birini sevmeyi, möchten ise daha yumuşak bir isteği anlatır: Ich will gehen — “Gitmek istiyorum”; Ich mag Kaffee — “Kahveyi severim”; Ich möchte einen Kaffee — “Bir kahve rica ediyorum.” Yanlarında başka bir fiil varsa bu fiil cümlenin sonunda, mastar hâlinde, yani sözlükteki çekimsiz biçimiyle kullanılır: Ich möchte einen Kaffee trinken — “Bir kahve içmek istiyorum.” Başlangıçta en yararlı ayrım şudur: genel beğeni için mögen, açık niyet için wollen, kibar istek için möchten.
Almancada mein, dein, sein, ihr, unser, euer, ihr, Ihr, bir şeyin kime ait olduğunu gösterir ve ismin önünde kullanılır. Sözcüğün kökü sahibine, aldığı ek ise ardından gelen ismin cinsiyetine, tekil veya çoğul oluşuna ve cümledeki görevine bağlıdır: mein Buch “kitabım”, meine Tasche “çantam”, meinen Bruder “erkek kardeşimi”. Türkçedeki “kitabım” gibi bir iyelik eki yerine Almancada ayrı bir sözcük kullanılır.
Almancada bir kişinin ya da şeyin nasıl olduğunu sein ile, nasıl bir duruma geldiğini werden ile anlatırken sıfatın sonuna uyum eki eklenmez: Sie ist müde. — “O yorgun.”; Sie wird müde. — “O yoruluyor.” Özne tekil de olsa çoğul da olsa sıfat aynı kalır: Das Kind ist müde. — “Çocuk yorgun.”; Die Kinder sind müde. — “Çocuklar yorgun.” Değişen sıfat değil, fiildir.
Almancada yer edatı seçerken önce nerede, nereye, nereden sorularından hangisini yanıtladığınıza bakın. In, an, auf ile konum bildirirken Dativ, bir yerin içine, kenarına veya üstüne yönelirken Akkusativ kullanılır; bunlar, edattan sonra gelen kelimelerin biçimini belirleyen ad hâlleridir. Bei, nach, zu, aus, von ise yer anlamında her zaman Dativ ister. Ancak bu edatların hepsi aynı şeyi anlatmaz: şehre gitmek nach Berlin, birine gitmek zu meiner Freundin, bir yerin içinden gelmek aus dem Haus ile söylenir.
Almancada saatler için um, günler ve tarihler için am, aylar ve mevsimler için im kullanılır: um acht Uhr “saat sekizde”, am Montag “pazartesi günü”, im Sommer “yazın”. Von … bis başlangıç ve bitişi, seit geçmişte başlayıp hâlâ süren bir durumu belirtir. Vor “önce”, nach “sonra” demektir; vor zwei Tagen “iki gün önce” iken nach zwei Tagen “iki gün sonra” anlamına gelir.
Almancada 21–99 arasındaki iki basamaklı sayılarda önce birler söylenir: einundzwanzig, “bir ve yirmi”, yani 21 demektir. Saatlerde halb drei, üçüncü saate giden yolun yarısını anlatır: iki buçuk. Bir işin zamanını söylerken saat için um, gün ve tarih için am, ay için im kullanılır: um acht Uhr “saat sekizde”, am Montag “pazartesi”, im Mai “mayısta”.
Almancada bazı fiillerin başındaki parça, fiil çekildiğinde ayrılıp ana cümlenin sonuna gider: aufstehen → Ich stehe um 7 Uhr auf. — “Saat yedide kalkarım.” Kişiye göre değişen bölüm stehe, değişmeden kalan önek ise auf olur. Ancak bu ayrılma her yapıda gerçekleşmez: Ich muss um 7 Uhr aufstehen. — “Saat yedide kalkmalıyım.” cümlesinde fiil bütün olarak kalır.
Almancada emir kipi, birinden bir şey yapmasını ya da yapmamasını istemek için kullanılır: Komm! “Gel!”, Kommt! “Gelin!”, Kommen Sie bitte! “Lütfen gelin!” Yakın olduğunuz bir kişiye du, birden fazla kişiye ihr, mesafeli veya resmî hitapta ise Sie biçimi kullanılır. Olağan emir cümlesinde du ve ihr söylenmez; Sie ise fiilden sonra mutlaka yer alır. Ayrılan fiillerde ön ek cümlenin sonuna gider: Macht die Tür zu! “Kapıyı kapatın!”
Und, aber, oder, denn ve sondern, bağladıkları cümlelerde yeni bir sözcük sırası gerektirmez. Bir bildirme cümlesinde çekimli fiil (kişiye ve zamana göre biçimlenmiş fiil) yine ikinci ögede kalır: Ich bleibe zu Hause, denn ich bin müde. — “Evde kalıyorum, çünkü yorgunum.” Aber karşıtlık bildirir; sondern ise önceki olumsuz bilgiyi düzeltir: Nicht heute, sondern morgen. — “Bugün değil, yarın.”
Almancada es gibt, bir şeyin var olduğunu veya mevcut olduğunu anlatır: Es gibt einen Park. — “Bir park var.” Ardından gelen isim Akkusativ biçimindedir; yani Almancanın belirtme hâlini alır. Tek bir şeyden de birçok şeyden de söz etseniz gibt değişmez: Es gibt viele Leute. — “Çok sayıda insan var.” Soru için Gibt es …?, yok demek için çoğunlukla Es gibt kein … kullanılır.
Almancada bir şeyi yapmayı sevdiğinizi anlatmak için eyleme gern ekleyebilirsiniz: Ich lese gern. — “Kitap okumayı severim.” Lieber, başka bir seçeneğe göre tercihinizi; am liebsten ise en çok sevdiğiniz seçeneği belirtir. Bu üç biçim kişiye göre değişmez: Ich trinke gern Tee. — “Çay içmeyi severim”; Ich trinke lieber Tee. — “Çay içmeyi tercih ederim”; Am liebsten trinke ich Tee. — “En çok çay içmeyi severim.”
Almancada dönüşlülük zamiri, fiildeki kişinin kendisine gönderme yapan sözcüktür: Ich wasche mich. — “Yıkanıyorum.” Belirtme hâlindeki biçimler mich, dich, sich, uns, euch, sich şeklindedir; resmî hitap olan Sie ile de sich kullanılır. Türkçede “yıkanmak”, “sevinmek” veya “hatırlamak” derken ayrı bir “kendi” sözcüğü kullanmasak da Almancada sich waschen, sich freuen, sich erinnern gibi yapılarda bu zamir gerekir.
Almancada zaman zarfları bir olayın ne zaman veya ne sıklıkla gerçekleştiğini söyler: heute “bugün”, jetzt “şimdi”, immer “her zaman”, nie “hiçbir zaman” demektir. Bu sözcükler çekim eki almaz. Düz bir cümleyi zaman zarfıyla başlatırsanız, kişi ve zamana göre biçimlenmiş fiil hemen ardından gelir: Heute bin ich müde. — “Bugün yorgunum.”
Almancada bütün isimlere getirilen tek bir çoğul eki yoktur: Buch → Bücher, Frau → Frauen, Auto → Autos gibi farklı biçimler vardır. Bazı sözcükler ek alır, bazılarının ünlüsü değişir, bazıları ise aynı kalır. En güvenli yöntem, her yeni ismi tekil artikeliyle ve çoğuluyla birlikte öğrenmektir: das Buch – die Bücher. Yalın durumda bütün çoğul isimlerin belirli artikeli die olur.
Dürfen, bir şeyi yapmaya izin olduğunu; nicht dürfen, o şeyin yasak olduğunu anlatır. Sollen, genellikle başka birinin isteğini, talimatını veya sizden beklenen bir davranışı bildirir: Darf ich hier rauchen? “Burada sigara içebilir miyim?”, Du sollst mehr schlafen. “Daha çok uyuman gerekiyor.” Düz cümlede bu fiilleri kişiye göre çekin, asıl işi anlatan fiili ise çekimsiz olarak sona koyun: Ich soll morgen anrufen. “Yarın aramam isteniyor.”
Almancada dieser, diese, dieses, bir kişiyi veya şeyi özellikle gösterir: dieses Buch “bu kitap” demektir. Seçilecek biçim, gösterilen adın dilbilgisel cinsiyetine, tekil ya da çoğul olmasına ve cümledeki görevine bağlıdır. Jener, jene, jenes daha uzaktaki veya daha önce anılmış bir kişi ya da şey için kullanılabilir; ancak günlük konuşmada Türkçedeki “şu” ve “o”nun her karşılığını bu sözcüklerle kurmayız.
Almancada her isim (bir varlığı, nesneyi veya kavramı adlandıran sözcük) üç dilbilgisel cinsiyetten birine aittir: eril, dişil veya nötr. Bu grupları tekil yalın biçimdeki der, die, das artikellerinden tanırsınız: der Tisch (masa), die Lampe (lamba), das Buch (kitap). Cinsiyet çoğu zaman anlamdan anlaşılamadığı için her yeni ismi artikeliyle birlikte öğrenmek en güvenilir yoldur.
Almancada be-, emp-, ent-, er-, ge-, miss-, ver-, zer- ön ekleri fiilden ayrılmaz: Ich verstehe das nicht. — “Bunu anlamıyorum.” Fiil cümlede yer değiştirse veya kişi eki alsa bile ön ek ona bağlı kalır. Bu fiillerin geçmiş zaman için kullanılan biçimleri genellikle başına ayrıca ge- almadan oluşur: besuchen → besucht, verstehen → verstanden.
Almancada yer zarfları, birinin veya bir şeyin bulunduğu yeri kısa yoldan belirtir: hier “burada”, dort “orada”, oben “yukarıda”, draußen “dışarıda” demektir. Bu sözcükler konum bildirirken ek almaz; Türkçedeki “-da/-de” anlamı sözcüğün içinde bulunur. Konum ile yönü ayırın: links “solda”, nach links “sola”; drinnen “içeride”, nach drinnen “içeriye” anlamındadır.
Almancada tanımadığınız yetişkinlere veya resmî bir ilişkide olduğunuz kişilere genellikle Sie ile hitap edersiniz; bu sözcük Türkçedeki saygılı “siz” kullanımına karşılık gelir. Sie her zaman büyük harfle yazılır ve bir kişiye de birkaç kişiye de yönelse fiil, “onlar” için kullanılan biçimde çekilir: Sie kommen — “Siz geliyorsunuz.” En kullanışlı başlangıç kalıbı Können Sie mir helfen? — “Bana yardımcı olabilir misiniz?” sorusudur.
Werden, temel kullanımında bir durumu değil, bir duruma geçişi anlatır: Ich werde müde. — “Yoruluyorum.” Şimdiki zaman çekimi ich werde, du wirst, er/sie/es wird, wir werden, ihr werdet, sie/Sie werden biçimindedir. Türkçede bunu her zaman “olmak” diye çevirmeyiz; bağlama göre “soğumak”, “iyileşmek”, “büyümek” gibi fiiller daha doğal olabilir. Werden ayrıca geleceği ve edilgen yapıyı kurmak için kullanılır; ancak başlangıçta öğrenilecek temel anlamı değişimdir.
Almancada wissen, bir bilgiyi veya gerçeği bilmek anlamına gelir: Ich weiß es nicht. — “Bilmiyorum.” Şimdiki zaman çekimi ich weiß, du weißt, er/sie/es weiß, wir wissen, ihr wisst, sie/Sie wissen şeklindedir. Türkçedeki “bilmek” her durumda wissen ile karşılanmaz: birini tanımak için genellikle kennen, bir işi yapabilmek için können kullanılır.
A2 (16)
Almancada günlük konuşmada geçmişte yapılan işleri anlatmak için çoğunlukla Perfekt kullanılır. Fiillerin büyük bir bölümü bu zamanı haben fiilinin kişiye göre çekimi + Partizip II ile kurar; Partizip II, asıl fiilin gegessen veya gespielt gibi geçmiş zaman yapısında kullanılan biçimidir. Ich habe gegessen. “Yemek yedim.” demektir: sıradan bir bildirme cümlesinde habe ikinci konumda, gegessen ise cümlenin sonunda yer alır.
Almancada geçmişteki bir olayı anlatan Perfekt, bazı fiillerle sein + Partizip II biçiminde kurulur; Partizip II, fiilin bu yapıda kullanılan geçmiş biçimidir. Bir yerden başka bir yere gitmeyi veya bir durumdan başka bir duruma geçmeyi anlatan birçok fiil bu gruptadır: Ich bin gegangen. — “Gittim.” Sein kişiye göre değişir, asıl fiilin geçmiş biçimi değişmez; bleiben (kalmak), sein (olmak) ve werden (olmak, hâline gelmek) de bu yardımcı fiili kullanır.
Almancada Partizip II, gemacht ve geschrieben gibi, geçmiş zaman yapılarında ve başka dil bilgisi kalıplarında kullanılan fiil biçimidir. Düzenli fiillerde temel kural ge- + fiil kökü + -t olur: machen → gemacht; güçlü fiillerde çoğunlukla ge- + kök + -en kullanılır ve kök değişebilir: schreiben → geschrieben. Ayrılabilen ön eklerde ge- araya girer (einkaufen → eingekauft); ayrılamayan ön eklerde ve -ieren ile biten fiillerde ise kullanılmaz (verstehen → verstanden, studieren → studiert).
Almancada dativ, ismin cümledeki görevini gösteren hâllerden biridir; bir şeyin kime verildiğini anlatırken sıkça kullanılır. Belirli artikeller tekilde dem, der, dem, çoğulda den olur; belirsiz artikellerin tekil biçimleri einem, einer, einem şeklindedir. Ich gebe dem Mann das Buch. cümlesinde dem Mann, “adama” anlamına gelir; ancak Türkçedeki her “-e/-a” eki Almancada dativ gerektirmez.
Almancada Dativ, bir adın veya zamirin cümledeki görevini gösteren hâllerden biridir; Türkçedeki “bana, sana, ona” biçimleriyle sık sık örtüşür, fakat her zaman değil. Şahıs zamirlerinin Dativ biçimleri mir, dir, ihm, ihr, ihm, uns, euch, ihnen, Ihnen şeklindedir. Kannst du mir helfen? “Bana yardım edebilir misin?” demektir; burada mir kullanmamızın nedeni helfen fiilinin Dativ istemesidir.
Almancada helfen, danken, gefallen, gehören, schmecken ve passen, burada öğreneceğiniz anlamlarında Dativ ister: ilgili kişi veya şey, bu ad hâlinde kullanılır. Örneğin Ich helfe dir “Sana yardım ediyorum”, Das Essen schmeckt mir ise “Yemeğin tadını beğeniyorum” demektir. Türkçedeki “bana, sana, ona” biçimleri çoğu örnekte yol gösterse de Almancadaki hâli Türkçe çeviriye göre değil, fiilin istediği yapıya göre seçmek gerekir.
Almancada in, an, auf, über, unter, vor, hinter, neben, zwischen edatları, bir konumu anlatırken Dativ, bir yere yönelmeyi veya yerleştirmeyi anlatırken Akkusativ ile kullanılır; bunlar, ismin ve ona bağlı kelimelerin aldığı iki farklı hâl biçimidir. Das Buch liegt auf dem Tisch. “Kitap masanın üzerinde duruyor”; Ich lege das Buch auf den Tisch. “Kitabı masanın üzerine koyuyorum” demektir. Kararı yalnızca hareket olup olmadığına bakarak vermeyin: Bir odanın içinde yürümek de konum bildirebilir ve Dativ gerektirir.
Almancada der, die, das gibi belirli artikellerden sonra, ismin önündeki sıfat genellikle yalnızca -e veya -en eki alır: der große Mann — uzun boylu adam; mit dem neuen Auto — yeni arabayla. Tekil yalın hâlde bütün cinsiyetlerde, tekil belirtme hâlinde ise dişil ve nötr isimlerle -e kullanılır. Diğer bütün hücrelerde, çoğulun tamamı dâhil, ek -en olur.
Almancada ein, eine, kein gibi sözcüklerden sonra, ismin önündeki sıfat bir ek alır: ein großer Mann “uzun boylu bir adam”, eine neue Tasche “yeni bir çanta”, mit einem alten Freund “eski bir arkadaşla”. Ek, ismin dilbilgisel cinsiyetine ve cümledeki görevine göre seçilir. Başlangıç için üç biçimi akılda tutun: ein guter …, eine gute …, ein gutes …; yönelme hâlinde ise üç cinsiyette de sıfat -en alır.
Weil bir neden bildirir; dass ise bilinen, düşünülen ya da söylenen şeyin içeriğini cümleye bağlar. Bu sözcüklerle başlayan yan cümlede, yani başka bir cümleye bağlı bilgi bölümünde, çekimli fiil (kişiye ve zamana göre biçim alan fiil) sona gider: Ich bleibe zu Hause, weil ich krank bin. — “Hasta olduğum için evde kalıyorum.” Ana cümle ile yan cümle arasına virgül konur.
Wenn, “gelirsem” gibi bir koşulu veya “geldiğimde” gibi bir zamanı bildirir; ob, “gelip gelmeyeceğini” gibi cevabı evet ya da hayır olan dolaylı soruları başlatır. Her ikisinin başlattığı yan cümlede çekimli fiil, yani kişi ve zamana göre biçim alan fiil, normal olarak sonda durur: Wenn ich Zeit habe, komme ich. — “Vaktim olursa gelirim.” Ich weiß nicht, ob er kommt. — “Onun gelip gelmeyeceğini bilmiyorum.” Yan cümle başa geldiğinde, virgülden sonra ana cümlenin fiili gelir.
Almancada “daha” anlamı çoğunlukla kelimeye -er eklenerek verilir: schnell → schneller (hızlı → daha hızlı). Neyle ya da kiminle karşılaştırıldığını belirtmek için als kullanılır: Er ist größer als ich. — “O benden daha uzun.” Bazı kelimelerde ses değişir veya farklı bir biçim kullanılır: groß → größer, gut → besser.
Almancada Superlativ, Türkçedeki “en hızlı, en iyi, en büyük” gibi ifadelerin karşılığıdır. Bir özelliği ya da bir işin nasıl yapıldığını belirtirken am + sıfat kökü + -sten kullanılır: Dieser Zug ist am schnellsten. — “Bu tren en hızlısı.” İsimden önce ise der/die/das + kök + -ste + isim temel kalıbını görürsünüz: das schnellste Auto — “en hızlı araba”; buradaki sıfatın sonu, cümledeki görevine göre değişebilir. Gut için düzenli bir ekleme yapılmaz: “en iyi” anlamında am besten veya der/die/das beste kullanılır.
Almancada durch, für, gegen, ohne ve um, yanlarındaki isim veya zamiri Akkusativ hâline getirir; bu, kelimenin cümledeki ilişkisini gösteren bir biçimdir. En görünür değişim der → den, ein → einen olur: für den Kurs “kurs için”, ohne einen Plan “plansız”. Bis çoğu zaman artikelsiz kullanılır; ardından başka bir edat gelirse hâli o edat belirler. Entlang ise isimden sonra geldiğinde Akkusativ alır: den Fluss entlang “nehir boyunca”.
Almancada aus, bei, mit, nach, seit, von, zu, gegenüber ve außer, temel edat kullanımlarında kendilerinden sonra dativ ister: bu, ismin ve ona eşlik eden kelimelerin belirli bir hâl biçimine girmesi demektir. Örneğin mit dem Bus “otobüsle”, zu meiner Schwester “kız kardeşime” anlamına gelir. Bu edatlarda hareket olup olmadığına bakılmaz: Ich gehe zum Arzt “Doktora gidiyorum” cümlesinde de dativ kullanılır.
Almancada sıra sayıları bir şeyin kaçıncı olduğunu belirtir: erste “birinci”, zweite “ikinci”, dritte “üçüncü”. Genellikle 1–19 arasında -t-, 20'den itibaren -st- kullanılır; ardından sözcüğün cümledeki görevine uygun bir sıfat eki gelir: der zweite Tag “ikinci gün”, am zweiten Tag “ikinci gününde”. Rakamla yazarken sayıdan sonraki nokta sıra sayısını gösterir: der 2. Mai “2 Mayıs”, am 2. Mai “2 Mayıs'ta”.
B1 (17)
Almancada sein (olmak) fiilinin Präteritum biçimi war, haben (sahip olmak, bir şeyi bulunmak) fiilininki hatte olur: Ich war krank. “Hastaydım.”; Ich hatte keine Zeit. “Vaktim yoktu.” Präteritum, geçmişi tek bir çekimli fiille anlatan zamandır. Bu iki fiilin Präteritum biçimleri yalnızca yazıda değil, günlük konuşmada da çok yaygındır.
Almancada yeterlilik, zorunluluk, istek ve izin bildiren modal fiillerin geçmiş zaman biçimleri konnte, musste, wollte, durfte, sollte, mochte şeklindedir. Ana cümlede kişiyle çekimlenmiş modal fiil ikinci yerde, asıl eylemi anlatan fiilin mastarı (çekimsiz sözlük biçimi) sonda bulunur: Ich konnte nicht kommen. — Gelemedim. Bu biçimler yalnızca yazıda değil, günlük konuşmada da çok yaygındır; musste nicht “zorunda değildi”, durfte nicht ise “izin yoktu” demektir.
Almancada düzenli fiillerin Präteritum biçimi, fiil köküne -te ve gerekli kişi ekleri getirilerek yapılır: machen → ich machte — “yapmak → yaptım”. Bu geçmiş zaman, özellikle yazılı anlatılarda kullanılır; günlük konuşmada aynı olay çoğunlukla Perfekt ile, yani yardımcı fiilli geçmiş zamanla anlatılır. Ich machte ile ich habe gemacht çoğu bağlamda Türkçeye “yaptım” diye çevrilebilir; temel fark, olayın anlamından çok anlatım tercihidir.
Almancada Präteritum, geçmişi tek bir çekimli fiille anlatır; güçlü fiillerde fiilin içindeki ses değişir: gehen → ging (gitmek → gitti), schreiben → schrieb (yazmak → yazdı). Ich ve er/sie/es ile bu geçmiş zaman biçimine kişi eki gelmez: ich kam, sie kam. Bu biçimler özellikle yazılı anlatıda görülür; günlük konuşmada aynı olay çoğu zaman Perfekt ile, örneğin ich bin gegangen şeklinde anlatılır.
Almancada Futur I, werden yardımcı fiilinin kişiye göre çekilmiş biçimi ile mastar (fiilin çekimsiz, sözlükteki biçimi) kullanılarak kurulur: Ich werde morgen kommen. — “Yarın geleceğim.” Ana cümlede çekimli werden ikinci sırada, mastar ise sonda bulunur. Bu yapı yalnızca geleceği anlatmaz: Er wird wohl schlafen. — “Muhtemelen uyuyordur.” Günlük konuşmada gelecek, zaman ifadesiyle birlikte şimdiki zaman kullanılarak da anlatılır.
Genitiv, bir ismin başka bir isimle aitlik veya bağlantı ilişkisini gösteren hâlidir: das Auto meines Vaters = “babamın arabası”. Erkek ve nötr tekil isimlerde belirli tanımlık des, dişi tekil ve çoğul isimlerde der olur; erkek ve nötr isimler çoğunlukla -s veya -es eki alır. Yazı dilinde wegen, trotz, während, statt gibi edatlardan sonra da Genitiv kullanılır: trotz des Regens = “yağmura rağmen”.
Almancada ilgi cümlesi, bir kişiyi veya şeyi tanıtan yan cümledir: Das Buch, das ich lese, ist interessant. — “Okuduğum kitap ilginç.” İlgi zamirinin cinsiyeti ve tekil ya da çoğul olması, anlattığı ada bağlıdır; hâli ise yan cümledeki görevine göre seçilir. Yan cümle virgülle ayrılır ve temel yapıda çekimli fiil sona gider.
Almancada würde + mastar yapısı, bir şeyi gerçek olarak bildirmek yerine dilek, varsayım veya kibar rica olarak sunar; mastar, fiilin sözlükteki çekimsiz biçimidir: kommen “gelmek” gibi. Ich würde gern kommen. “Gelmeyi isterdim”, Würden Sie mir helfen? ise “Bana yardım eder misiniz?” anlamına gelir. Düz ana cümlede kişiye göre çekilen würde ikinci konumda, asıl fiilin mastarı sonda bulunur; bu yapı tek başına geçmiş zaman anlatmaz.
Wäre, sein (olmak) fiilinin; hätte, haben (sahip olmak) fiilinin Konjunktiv II biçimidir: gerçek diye sunulmayan durumları, dilekleri ve kibar istekleri anlatırlar. Wenn ich reich wäre … “Zengin olsaydım…”; Ich hätte gern ein Bier. “Bir bira rica edecektim.” demektir. Bu biçimler tek başına geçmiş zamanı göstermez: Das wäre schön. “Bu güzel olurdu.” cümlesi şimdi veya gelecekle ilgili olabilir.
Almancada bir işin yapılmasını öne çıkarmak için werden fiilinin şimdiki zaman çekimi + Partizip II kullanılır: Die Tür wird geöffnet. — “Kapı açılıyor.” Partizip II, fiilin geöffnet veya gelesen gibi biçimidir; bu yapıda tek başına geçmiş zaman anlamı vermez. İşi yapanı belirtmek isterseniz von + Dativ ekleyebilirsiniz: Die Tür wird von der Hausmeisterin geöffnet. — “Kapı bina görevlisi tarafından açılıyor.”
Almancada bazı fiillerden ve belirli sıfat veya isim kalıplarından sonra ikinci eylem zu + mastar biçiminde gelir: Ich versuche, Deutsch zu lernen. — Almanca öğrenmeye çalışıyorum. Mastar, fiilin kişiye göre değişmemiş, sözlükteki biçimidir; bu örnekte lernen “öğrenmek” demektir. Ayrılabilen fiillerde zu iki parçanın arasına girer: anzurufen — telefon etmek. Ancak her ikinci fiile zu eklenmez: Ich kann kommen. — Gelebilirim.
Almancada Dativ dönüşlülük zamirleri, bir eylemin yine onu yapan kişiyle ilgili olduğunu gösteren mir, dir, sich, uns, euch, sich biçimleridir. Cümlede eylemden doğrudan etkilenen başka bir şey varsa, dönüşlülük zamiri çoğu zaman Dativ olur: Ich wasche mir die Hände. — “Ellerimi yıkıyorum.” Burada yıkanan şey die Hände, ellerin sahibi ise mir ile belirtilen kişidir; Ich wasche mich. ise “Yıkanıyorum” demektir.
Almancada Konjunktiv I, özellikle haberlerde ve resmî metinlerde bir bilginin başkasının sözü olduğunu gösteren fiil biçimidir: Er sagt, er sei krank. — “Hasta olduğunu söylüyor.” Bu kullanım, aktarılan bilgiyi kendiniz doğruladığınızı değil, birinin böyle söylediğini belirtir. Temel biçimler er sei, sie habe, er komme şeklindedir; bunlar Türkçedeki “-miş” ekiyle her durumda bire bir örtüşmez.
Obwohl, “-mesine rağmen” anlamıyla bir yan cümle kurar; bu cümlede çekimli fiil sona gider: Obwohl es regnet, gehe ich spazieren. — “Yağmur yağmasına rağmen yürüyüşe çıkıyorum.” Trotzdem ise “buna rağmen, yine de” anlamındadır ve ana cümlede kullanılır: Es regnet. Trotzdem gehe ich spazieren. — “Yağmur yağıyor. Yine de yürüyüşe çıkıyorum.” Temel fark anlamdan çok yapıdır: obwohl + yan cümle, trotzdem + ana cümle.
Almancada zaman bildiren yan cümleler, bir olayın ne zaman gerçekleştiğini başka bir olayla ilişkilendirir: als geçmişte tek bir olay veya dönem, wenn tekrar ya da şimdiki ve gelecek zaman, bevor önce, nachdem sonra, während sırasında, bis bitiş sınırı, seit başlangıç noktası, sobald ise hemen ardından anlamını verir. Bu bağlaçlarla kurulan yan cümlede çekimli fiil, yani kişi ve zamana göre değişen fiil biçimi, normalde sonda bulunur. Yan cümle başa gelirse ana cümle çekimli fiille başlar: Wenn ich Zeit habe, rufe ich dich an. — Vaktim olunca seni ararım.
Almancada bir işi hangi amaçla yaptığınızı anlatmak için um … zu veya damit kullanabilirsiniz. İki eylemi de aynı kişi yapıyorsa genellikle um … zu seçilir: Ich spare, um ein Auto zu kaufen. — “Araba almak için para biriktiriyorum.” Amaç bölümünün öznesi (eylemi yapan kişi veya şey) farklıysa damit gerekir: Ich spreche langsam, damit du mich verstehst. — “Beni anlayabilmen için yavaş konuşuyorum.” Damit aynı özneyle de kullanılabilir; fark, bu bölümün kendi öznesi ve çekimli fiiliyle kurulmasıdır.
Almancada bazı eril isimler (dilbilgisel cinsiyeti erkek olan adlar), tekil yalın hâl dışında -n veya -en alır: der Junge → den Jungen, dem Jungen, des Jungen. Bu gruba N-Deklination, yani n'li isim çekimi denir; Student, Mensch ve Herr de bu gruptadır. Eki yalnızca artikelde (ismin önünde kullanılan der, ein gibi sözcüklerde) değil, ismin kendisinde de göstermek gerekir.
B2 (12)
Plusquamperfekt, geçmişteki bir noktadan daha önce gerçekleşmiş bir olayı anlatır: hatte veya war + Partizip II biçiminde kurulur. Ich hatte schon gegessen, als er kam. cümlesi “O geldiğinde ben yemeğimi zaten yemiştim.” demektir. Türkçedeki “yemiştim, gitmişti, bitirmiştik” biçimleri çoğu zaman iyi bir karşılık verir; ancak yardımcı fiil seçimi ve sözcük sırası Almancanın kendi kurallarına bağlıdır.
Almancada geçmişte yapılan bir işi edilgen yapıyla, yani işi yapandan çok işten etkileneni öne çıkararak anlatmak için iki temel kalıp kullanılır: wurde + Partizip II ve ist + Partizip II + worden. Das Haus wurde gebaut ve Das Haus ist gebaut worden cümlelerinin ikisi de “Ev inşa edildi” anlamına gelebilir. İkinci kalıpta worden kullanılır; geworden değil.
Almancada Konjunktiv II Vergangenheit, geçmişte gerçekleşmeyen bir olayı, kaçırılan bir fırsatı veya başka türlü olabilecek bir sonucu anlatır. Temel yapı hätte / wäre + Partizip II biçimindedir; Partizip II, fiilin birleşik geçmiş zamanda kullanılan biçimidir: gemacht, gekommen gibi. Ich hätte das nicht gemacht. “Ben bunu yapmazdım” demektir; burada geçmişteki bir davranış değerlendirilir. Wenn ich das gewusst hätte, wäre ich gekommen. ise “Bunu bilseydim gelirdim” anlamına gelir.
Almancada şimdiye veya geleceğe yönelik gerçek dışı ya da uzak görülen koşullar Konjunktiv II ile, yani gerçeği değil bir varsayımı anlatan fiil biçimleriyle kurulur: Wenn ich Zeit hätte, würde ich kommen. — “Vaktim olsa gelirdim.” Geçmişte gerçekleşmemiş bir koşul için hätte/wäre + Partizip II kullanılır: Wenn ich Zeit gehabt hätte, wäre ich gekommen. — “Vaktim olsaydı gelirdim.” Wenn bulunan koşul bölümünde kişiye göre çekilen fiil sona gider; wenn kaldırılırsa bu fiil koşul bölümünün başına gelir.
Futur II, bir işin gelecekte belirli bir ana kadar tamamlanmış olacağını veya geçmişte muhtemelen gerçekleştiğini anlatır. Yapısı çekimli werden + Partizip II (fiilin geçmiş zamanlarda kullanılan biçimi) + haben/sein şeklindedir. Bis morgen werde ich das gemacht haben. “Yarına kadar bunu yapmış olacağım” demektir; Er wird wohl schon gegangen sein. ise “Herhalde çoktan gitmiştir” anlamına gelir. Hangi anlamın geçerli olduğunu yalnızca fiil biçimi değil, cümlenin bağlamı belirler.
Almancada Partizip I, bir fiilden yapılan ve çoğunlukla “uyuyan, bekleyen, yükselen” gibi anlamlar taşıyan biçimdir. Genellikle fiilin mastarına (sözlükteki çekimsiz biçimine) -d eklenir: schlafen → schlafend. Bir ismin önünde sıfat olarak kullanıldığında ayrıca sıfat eki alır: das schlafende Kind — “uyuyan çocuk”. Bu ek, ismin cinsiyetine, tekil veya çoğul oluşuna, cümledeki görevine ve önündeki belirleyiciye göre değişir.
Almancada Partizip II (fiilden türetilen, çoğu zaman tamamlanmış bir işi veya onun sonucunu anlatan biçim), bir ismin önünde sıfat olarak kullanılabilir: die geöffnete Tür — “açılmış kapı”. Bu konumda normal sıfatlarla aynı ekleri alır: geöffnet + e, geschrieben + es gibi. Türkçedeki “yazılmış”, “pişmiş”, “gelmiş” biçimleri anlamı kavramayı kolaylaştırır; ancak Almancada son eki ismin cinsiyetine, tekil veya çoğul oluşuna, cümledeki görevine ve önündeki belirleyiciye göre seçmek gerekir.
Almancada genişletilmiş sıfat-fiil grubu, bir ismi eylem ve ona bağlı bilgilerle tanımlar: der in Berlin lebende Mann — “Berlin’de yaşayan adam”. Yer, zaman ve diğer ayrıntılar sıfat-fiilden önce; sıfat-fiil ise nitelediği isimden önce gelir. Partizip I genellikle eylemi yapanı, Partizip II ise bir eylemden etkileneni veya tamamlanmış bir değişimin sonucunu belirtir; her ikisi de isimden önce kullanıldığında sıfat eki alır.
Almancada lassen + mastar, bir işi başkasına yaptırmayı veya birinin bir şey yapmasına izin vermeyi anlatır; mastar, fiilin sözlükteki çekimsiz biçimidir. Ich lasse das Auto reparieren “Arabayı tamir ettiriyorum”, Ich lasse ihn gehen ise “Gitmesine izin veriyorum” demektir. İkinci fiilin önüne zu gelmez; bu yapının geçmiş zamanında da genellikle Ich habe das Auto reparieren lassen biçimi kullanılır.
Almancada fiiller (eylem bildiren sözcükler) ve sıfatlar (bir özelliği anlatan sözcükler) isim gibi kullanılabilir; bu durumda büyük harfle yazılırlar. Fiilin mastarı, yani çekimsiz biçimi, isimleştiğinde genellikle das alır: lesen → das Lesen, “okumak → okuma”. Sıfatlar ve sıfat gibi kullanılan fiil biçimleri ise isimleşince de sıfat çekimini korur: das Schöne “güzel olan şey”, ein Reisender “bir erkek yolcu”, die Reisenden “yolcular”.
Almancada sein + Partizip II, bir eylemin ardından ortaya çıkan durumu anlatır: Die Tür ist geschlossen. — “Kapı kapalı.” Buradaki Partizip II, fiilin geschlossen, gekocht, geschrieben gibi tamamlanmışlık bildiren biçimidir. Die Tür wird geschlossen. ise kapının kapatılmasını, yani eylemi öne çıkarır; temel ayrım “Ne oluyor?” ile “Şimdi ne durumda?” arasındadır.
Almancada als ob ve als wenn, Türkçedeki “sanki” ve “-mış gibi” ifadelerine benzer: Er tut, als ob er nichts wüsste. — “Hiçbir şey bilmiyormuş gibi davranıyor.” Bu yapılarda Konjunktiv II (bir durumu gerçek olarak ileri sürmeden, varsayım olarak sunan fiil biçimi) kullanıldığında çekimli fiil sona gider. Yalnızca als kullanırsanız çekimli fiil hemen onun arkasına gelir: Sie sieht aus, als wäre sie krank. — “Hasta gibi görünüyor.” Bu karşılaştırma, anlatılanın mutlaka yanlış olduğunu değil, konuşanın onu kesin bir gerçek olarak sunmadığını gösterir.
C1 (10)
Konjunktiv I, özellikle yazılı Almancada bir başkasının sözünü kendi yargınız olarak sunmadan aktarmanızı sağlayan fiil kipidir: Sie sagt, sie sei krank. — “Hasta olduğunu söylüyor.” Çoğu fiilde mastar köküne -e, -est, -e, -en, -et, -en eklenir; sein fiilinin çekimi özeldir. Konjunktiv I biçimi normal bildirme biçimiyle aynıysa, resmî dolaylı anlatımda açıklık sağlamak için genellikle Konjunktiv II kullanılır; bu da ayırt edilemiyorsa würde + mastar seçeneğine başvurulabilir.
Almancada bir işi yapan kişiyi belirtmeden konuşmak için her zaman werden ile edilgen yapı kurmanız gerekmez: man genel bir yapanı anlatır; sich lassen, sein + zu ve bazı -bar/-lich sıfatları da edilgen anlam verebilir. Ancak bunlar birbirinin tam karşılığı değildir: Das lässt sich machen. “Bu yapılabilir.” demektir; Das ist zu erledigen. ise bağlama göre “Bunun yapılması gerekiyor.” anlamına gelir. Yapı seçerken önce yalnızca bir işlemden mi, yapılabilirlikten mi, yoksa zorunluluktan mı söz ettiğinizi belirleyin.
Almancada müssen, können, dürfen gibi modal fiiller (başka bir fiille birlikte kullanılarak gereklilik, olanak gibi anlamlar katan fiiller), konuşanın tahminini de bildirebilir. Er muss krank sein “Hasta olmalı”, Sie dürfte etwa 40 sein “Muhtemelen kırk yaşlarında”, Das kann nicht stimmen ise “Bu doğru olamaz” demektir. Geçmişteki bir durum hakkında çıkarım yaparken Er muss das gewusst haben gibi, asıl fiilin geçmişi anlatan mastar biçimi kullanılır: “Bunu biliyor olmalıydı.”
Almancada geçmişte geçen bir hikâyenin ana anlatım zamanı çoğunlukla Präteritumdur: Sie öffnete die Tür und trat ein. — “Kapıyı açtı ve içeri girdi.” Edebî kullanım ayrı bir çekim değildir; bildiğiniz geçmiş zaman biçimlerinin düzenli, düzensiz ve diğer fiillerle tutarlı biçimde kullanılmasıdır. Olaylar kadar ortam, alışkanlıklar ve kişilerin düşünceleri de bu zamanla anlatılır; daha önce yaşanan olaylar ve konuşmalar ise başka zamanlar gerektirebilir.
Almancada işlev fiilli yapılar, bir adın (varlık, durum veya kavram bildiren sözcüğün) bir fiille (eylem veya oluş bildiren sözcükle) birlikte tek bir anlam oluşturduğu kalıplardır. Örneğin in Betracht ziehen, sözcük sözcük çevrilecek bir hareketi değil, “göz önünde bulundurmak” anlamını verir. Bu yapıları ad, varsa edat ve fiil birlikte öğrenmek gerekir; özellikle resmî yazışmalarda ve akademik metinlerde karşınıza çıkarlar.
Almancada bazı isimler belirli fiillerle birlikte kullanılır: eine Entscheidung treffen “karar vermek”, einen Antrag stellen “başvuruda bulunmak”, Kritik üben “eleştirmek” anlamına gelir. Fiili Türkçedeki karşılığına göre seçmek yerine, ismi ve fiili bir bütün olarak öğrenmek gerekir. Cümlede fiil normal biçimde çekilir; kalıbın gerektirdiği tanımlık, edat ve isim hâli de korunur.
Indem bir yöntemi, infolgedessen bir sonucu, zumal ek ve güçlü bir gerekçeyi, sofern bir koşulu, insofern als bir değerlendirmenin hangi açıdan geçerli olduğunu, anstatt dass ise gerçekleşmeyen bir seçenekle gerçekleşen durumu ilişkilendirir. Infolgedessen dışındaki bu bağlayıcılar yan cümle kurar ve çekimli fiili sona gönderir. Infolgedessen ise bağımsız cümlenin içinde yer alır: Infolgedessen blieben wir zu Hause. — “Bunun sonucunda evde kaldık.”
Almancada bir ismin önünde artikel (der, die, das gibi belirleyici sözcükler) yoksa, sıfat genellikle güçlü çekim eki alır: kalter Kaffee “soğuk kahve”, frisches Brot “taze ekmek”, mit großer Freude “büyük bir sevinçle”. Bu ek, ismin dilbilgisel cinsiyetine, tekil veya çoğul oluşuna ve cümledeki görevine göre seçilir. Önemli istisna, eril ve nötr tekilin tamlayan hâlidir: guten Kaffees “iyi kahvenin”, frischen Brotes “taze ekmeğin”; burada sıfatın eki -en olur.
Almancada bir fiilin mastarı (kişiye ve zamana göre çekimlenmemiş biçimi) isim olarak kullanılabilir: lesen → das Lesen, yani “okumak” → “okuma”. Fiilin yanında bulunan bilgiler kaybolmaz, ancak biçimleri değişebilir: das Buch lesen “kitabı okumak” → das Lesen des Buches “kitabın okunması”. Buna karşılık, fiilin istediği edat (sözcükler arasında ilişki kuran auf, mit gibi sözcük) çoğunlukla korunur: auf den Bus warten → das Warten auf den Bus. İsimleşen fiil büyük harfle yazılır ve dilbilgisel cinsiyeti nötr olduğu için artikeli das olur.
Almancada bir kip fiili, yani yapabilme, zorunluluk veya istek bildiren bir fiil, başka bir fiille birlikte Perfekt geçmiş zamanında kullanıldığında geçmiş zaman ortaç biçimi yerine mastar (fiilin sözlükteki, çekimsiz biçimi) gelir: Ich habe das nicht machen können. — “Bunu yapamadım.” Böylece cümlenin sonunda machen können gibi iki mastar yan yana bulunur. Bu yapı bazı algı fiillerinde ve lassen ile de görülür; kip fiilli yan cümlelerde ise haben, alışılmışın aksine, bu iki mastarın önüne geçer: weil ich das nicht habe machen können — “çünkü bunu yapamadım”.
C2 (8)
Almancada yüksek ve edebî üslup, günlük anlatımın yerine daha ağırbaşlı, törensel veya şiirsel bir anlatımı tercih eder. Dessen bin ich mir bewusst gibi Genitiv yapıları, ward gibi eski fiil biçimleri ve alışılmadık sözcük sıraları bu üslubun belirgin işaretleridir. Bunları okurken anlamak önemlidir; ancak hepsini günlük konuşmaya taşımak doğal bir Almanca sağlamaz.
Almanca resmî yazışma ve hukuk dili, kişilerin yaptıklarından çok işlemleri, koşulları ve yükümlülükleri öne çıkarır. Bu yüzden nach Prüfung des Antrags (başvuru incelendikten sonra) gibi isim ağırlıklı ifadeler, wird aufgefordert (yapması istenir) gibi edilgen yapılar ve uzun birleşik kelimeler sık görülür. Bir metni anlamanın anahtarı, önce kimin ne yapması gerektiğini bulmak, ardından koşul, süre ve istisnaları ayırmaktır.
Almancada akademik yazım, düşünceyi karmaşıklaştırmak değil, iddianın dayanağını, sınırını ve kime ait olduğunu açıkça göstermek demektir. Die Ergebnisse deuten darauf hin, dass … («Bulgular … olduğuna işaret ediyor») gibi temkinli ifadeler, kişisiz yapılar ve kaynak bildiren cümleler bu amaca hizmet eder. Adlaştırma anlatımı sıkıştırabilir; ancak iyi bir akademik metin her cümleyi uzun isim zincirleriyle kurmaz.
Almancada kip parçacıkları, cümlenin anlattığı olaydan çok konuşanın o olaya ve karşısındakine yaklaşımını gösteren küçük sözcüklerdir. doch, ja, wohl, eben, halt, schon, mal ve eigentlich; hatırlatma, şaşkınlık, tahmin, kabullenme veya isteği yumuşatma gibi işler görür. Türkçedeki “ya”, “hani”, “işte”, “bir”, “herhâlde” ve ses tonuyla aktardığımız anlamlarla benzerlikleri vardır; ancak her Almanca parçacığa değişmez bir Türkçe karşılık verilemez.
Almancada sözcük dizilişi, anlatılan olayı değiştirmeden hangi bilginin öne çıktığını değiştirebilir. Bir nesneyi, zamanı, sıfatı veya fiilin çekimsiz bölümünü başa alabilirsiniz; ancak olağan bildirme ana cümlesinde çekimli fiil yine ikinci konumda kalır. Uzun bir yan cümle veya karşılaştırma öbeği ise fiilin son bölümünden sonraya yerleşebilir. Buradaki “serbestlik”, sözcükleri gelişigüzel sıralamak değil, belirli yapılar içinde dikkati yönlendirmektir.
Almancada karmaşık cümleler, bir ana cümleye başka cümlelerin bağlanması ve bu bağlı cümlelerin de kendi içinde yeni cümleler barındırmasıyla kurulur. Her katmanın fiil düzeni ayrı işler: dass, obwohl veya ilgi sözcüğüyle başlayan yan cümlelerde çekimli fiil genellikle kendi cümlesinin sonunda bulunur. Uzun bir cümleyi anlamanın yolu virgülleri saymak değil, hangi parçanın hangisine bağlı olduğunu ve her fiilin hangi katmanı tamamladığını bulmaktır.
Almancada doğru cümle kurmak kadar, cümleyi doğru ortamda kullanmak da önemlidir. Stilebene anlatımın nötr, gündelik ya da yüksek üsluplu oluşunu; Register ise dilin konuşulan kişiye, amaca ve ortama göre biçimlenmesini anlatır. Das ist voll krass! arkadaş arasında doğal bir “Bu çok acayip!” tepkisiyken, bir değerlendirme raporunda Das ist bemerkenswert (“Bu dikkate değer”) daha uygun olabilir. En güvenli başlangıç, anlaşılır ve nötr standart Almancadır; resmiyet, samimiyet ve bölgesel özellikler buna bilinçli olarak eklenir.
Almanca deyimlerin anlamı, içlerindeki sözcüklerin tek tek anlamından çıkarılamayabilir: Das ist nicht das Gelbe vom Ei. bir şeyin pek iyi olmadığını, beklentiyi karşılamadığını anlatır. Deyimi öğrenirken yalnızca Türkçe karşılığını değil, değişmeyen sözcüklerini, cümle içindeki yapısını ve hangi ortamda söylendiğini de öğrenmek gerekir. Türkçede aynı anlamı veren bir deyim bulunsa bile, iki ifadenin sertliği veya kullanım alanı her zaman aynı değildir.