C2

Almancada Akademik Yazım Üslubu

Wissenschaftssprache

Bu makale, Settemila Lingue üzerindeki Almanca dil bilgisi ağacının bir parçasıdır.

Kısaca

Almancada akademik yazım, düşünceyi karmaşıklaştırmak değil, iddianın dayanağını, sınırını ve kime ait olduğunu açıkça göstermek demektir. Die Ergebnisse deuten darauf hin, dass … («Bulgular … olduğuna işaret ediyor») gibi temkinli ifadeler, kişisiz yapılar ve kaynak bildiren cümleler bu amaca hizmet eder. Adlaştırma anlatımı sıkıştırabilir; ancak iyi bir akademik metin her cümleyi uzun isim zincirleriyle kurmaz.

Genel bakış

Bir Almanca makale, tez ya da araştırma raporu okurken günlük konuşmada az duyulan kalıplarla karşılaşırsınız: Es sei darauf hingewiesen, dass … («… olduğuna dikkat çekmek gerekir»), Die vorliegende Untersuchung zeigt … («Bu araştırma … gösteriyor»), Wie bereits erwähnt wurde … («Daha önce belirtildiği gibi …»). Bu kalıplar yalnızca resmiyet katmaz. Okura hangi bilginin yeni olduğunu, hangi sonucun veriden çıkarıldığını ve hangi görüşün başka bir araştırmacıya ait olduğunu bildirir.

C2 düzeyinde asıl hedef, tek tek kuralları bilmekten çok onları doğru ağırlıkta kullanmaktır. Bir bulguyu doğrudan söylemek, olası bir açıklamayı temkinle sunmak ve bir kaynağın görüşünü aktarmak aynı dilsel işlemler değildir. Almancada bu ayrımlar fiil seçimi, cümle yapısı ve Konjunktiv I (özellikle başkasının sözünü aktarmada kullanılan fiil biçimi) sayesinde görünür olur.

Türkçe akademik metinlerdeki «tespit edilmiştir», «değerlendirilmesi», «ileri sürülmektedir» gibi ifadeler size tanıdık gelebilir. Yine de her Türkçe kalıbın Almancada bire bir karşılığı yoktur. Özellikle «-dığı görülmektedir» ifadesini her yerde tek bir Almanca kalıba çevirmek, kimin neyi gözlemlediğini belirsizleştirebilir. Önce cümlenin işini belirleyin: veri mi sunuyor, yorum mu yapıyor, kaynak mı aktarıyor?

Nasıl kurulur?

1. İddianın gücünü kanıta göre ayarlayın

Temkinli anlatım, bir düşünceyi çekingenlikle söylemek değil, kanıtın izin verdiğinden fazlasını söylememektir. Küçük bir örneklem (araştırmaya alınan kişi veya gözlem grubu) bütün toplum hakkında kesin hüküm vermeye yetmeyebilir. Böyle bir durumda «kanıtlıyor» yerine «işaret ediyor» daha doğru olur.

Almanca ifade Türkçesi Kullanım amacı
Die Daten zeigen einen Unterschied. Veriler bir fark olduğunu gösteriyor. Doğrudan gözlenen bulguyu belirtir.
Die Ergebnisse deuten auf einen Zusammenhang hin. Bulgular bir ilişkiye işaret ediyor. Yorumu kesin sonuçtan ayırır.
Die Befunde legen nahe, dass weitere Faktoren eine Rolle spielen. Bulgular, başka etkenlerin de rol oynadığını düşündürüyor. Veriye dayalı, ancak kesin olmayan çıkarım sunar.
Der Unterschied könnte auf die Auswahl der Teilnehmenden zurückzuführen sein. Fark, katılımcıların seçilmesinden kaynaklanıyor olabilir. Olası bir açıklama getirir.
Unter diesen Bedingungen lässt sich ein Effekt nachweisen. Bu koşullarda bir etkinin varlığı gösterilebilir. Sonucun hangi koşullarda geçerli olduğunu sınırlar.

Zeigen («göstermek») ve belegen («kanıtla desteklemek») her bağlamda aynı güçte değildir; iddianın içeriği de önemlidir. Beweisen («kanıtlamak») özellikle güçlüdür ve her deneysel bulgu için uygun değildir. Bir ilişki bulmak, bir değişkenin diğerine neden olduğunu kanıtlamakla aynı şey değildir.

Könnte biçimi, Konjunktiv II denen, burada olasılık bildiren fiil biçimidir. Kann («olabilir / yapabilir») daha genel bir imkânı, könnte ise bağlama göre daha ihtiyatlı bir olasılığı sunabilir. Aralarında sabit bir sayısal kesinlik farkı yoktur. Örneğin Die Methode kann bei kleinen Stichproben eingesetzt werden («Yöntem küçük örneklemlerde kullanılabilir») uygulanabilirliği anlatır; mutlaka tereddüt bildirmez.

Temkini üst üste yığmayın. Die Ergebnisse könnten möglicherweise darauf hindeuten, dass … («Bulgular belki … olduğuna işaret ediyor olabilir») ancak çok özel bir belirsizlik varsa anlamlıdır. Çoğu durumda tek bir uygun ifade ve açık bir sınır yeterlidir: Die Ergebnisse deuten darauf hin, dass dies zumindest für die untersuchte Gruppe gilt. — «Bulgular, bunun en azından incelenen grup için geçerli olduğuna işaret ediyor.»

2. Kişisiz anlatımı doğru seçin

Kişisiz anlatım, «ben» ya da «biz» yerine işlemi, veriyi veya araştırmayı öne çıkarır. Bunun en yaygın yollarından biri edilgendir (işi yapanı değil, yapılan işi öne çıkaran yapı).

  • Wir analysieren die Interviews. — «Görüşmeleri analiz ediyoruz.»
  • Die Interviews werden analysiert. — «Görüşmeler analiz ediliyor.»
  • Die Analyse der Interviews zeigt drei wiederkehrende Themen. — «Görüşmelerin analizi, tekrar eden üç temayı ortaya koyuyor.»

İlk cümlede araştırmacılar, ikincide işlem, üçüncüde analizden çıkan bulgu öndedir. Üçü de bağlama göre akademik olabilir. Edilgeni seçmek, otomatik olarak daha nesnel olmak demek değildir.

Süreç ile sonucu ayırın: Die Daten werden ausgewertet «Veriler değerlendiriliyor» der; Die Daten sind ausgewertet «Verilerin değerlendirmesi tamamlanmış» anlamını taşır. İlkinde werden + Partizip II kullanılır. Partizip II, ausgewertet gibi, burada edilgen yapıyı kurmaya yarayan fiil biçimidir. İkincisinde sein ile ulaşılan durum belirtilir.

Geçmişteki bir işlemi anlatmak için Die Daten wurden ausgewertet («Veriler değerlendirildi») uygundur. Die Daten sind ausgewertet worden da aynı işlemi farklı bir geçmiş zaman yapısıyla anlatabilir; yöntem bölümünde hangi zamanı seçeceğiniz metnin bütünündeki tutarlılığa bağlıdır.

Özne (cümlenin hakkında hüküm verdiği kişi veya şey) içermeyen bazı edilgen cümlelerde başlangıçta es bulunur:

  • Es wurde mit zwölf Personen gesprochen. — «On iki kişiyle görüşüldü.»
  • Mit zwölf Personen wurde gesprochen. — «On iki kişiyle görüşüldü.»

İkinci cümlede başka bir öge başa geçtiği için bu başlangıç es'i düşer. Bunu, Es wird angenommen, dass … («… olduğu varsayılıyor») gibi devamında içerik bildiren bir cümle gelen kalıplarla karıştırmayın; her es aynı görevde değildir.

Başka kişisiz seçeneklerin anlamları da farklıdır:

  • Die Angaben lassen sich überprüfen. — «Verilen bilgiler doğrulanabilir.» Burada sich lassen + mastar kullanılır; mastar, fiilin überprüfen gibi kişi eki almamış temel biçimidir. Yapı bir imkân bildirir.
  • Die Angaben sind zu überprüfen. — «Verilen bilgiler doğrulanmalıdır.» Burada sein + zu + mastar, bağlama göre gereklilik veya imkân bildirebilir; bu örnekte görev vurgusu ağır basar.

Bu iki yapıyı yalnızca daha resmî göründükleri için birbirinin yerine kullanmayın.

3. Adlaştırmayla bilgiyi sıkıştırın, anlamı kaybetmeyin

Adlaştırma, bir eylemi veya niteliği isim olarak ifade etmektir: «karşılaştırmak» yerine «karşılaştırma» demek gibi. Almancada vergleichen («karşılaştırmak») → der Vergleich («karşılaştırma»), untersuchen («incelemek») → die Untersuchung («inceleme, araştırma») dönüşümleri buna örnektir.

  • Nachdem die Daten bereinigt worden waren, wurden sie ausgewertet. — «Veriler temizlendikten sonra değerlendirildi.»
  • Nach der Bereinigung der Daten wurden diese ausgewertet. — «Verilerin temizlenmesinden sonra bunlar değerlendirildi.»

İkinci cümle daha sıkıştırılmıştır, fakat Almancanın isim yapısına uygun ekler gerekir. Nach, ardından Dativ ister; Dativ, isimlerin bazı fiil ve edatlardan sonra aldığı hâl biçimidir. Bu yüzden nach der Bereinigung denir. Der Daten ise Genitiv, yani burada «verilerin» ilişkisini gösteren tamlayan hâlidir.

Türkçede «verilerin değerlendirilmesinin tamamlanması» gibi zincirler kurulabilir. Almancada da benzer zincirler vardır, ancak okur çok sayıda der ve des arasında ilişkiyi kaybedebilir:

  • Die Überprüfung der Vollständigkeit der Dokumentation der Datenerhebung ist erforderlich. — «Veri toplama sürecinin belgelendirilmesinin eksiksizliğinin kontrolü gereklidir.»
  • Daha açık: Es muss überprüft werden, ob die Datenerhebung vollständig dokumentiert wurde. — «Veri toplama sürecinin eksiksiz belgelenip belgelenmediği kontrol edilmelidir.»

İlk cümle dilbilgisel olarak mümkün olsa da ikinci cümle çoğu okur için daha kolaydır. Akademik üslup, fiilleri ortadan kaldırmak değildir.

Fiilin temel biçimi de isimleşebilir: das Schreiben («yazma»), beim Lesen («okurken»). İsimleştiğinde büyük harfle yazılır. Ancak her fiilden aynı ekle doğal bir isim üretilemez; yerleşik biçimi ve onun artikelini, yani ismin önündeki der, die, das türü belirleyiciyi birlikte öğrenin.

4. Başkasının görüşü ile kendi bulgunuzu ayırın

Kaynak aktarırken üç katmanı ayrı tutun: kaynağın iddiası, sizin değerlendirmeniz ve sizin veriniz. Aşağıdaki kişi, yıl ve sayfa bilgileri yalnızca kaynak gösterme biçimini öğretmek için uydurulmuştur; gerçek yayınlara gönderme değildir.

  • Yılmaz (2022, S. 18) argumentiert, dass der institutionelle Kontext entscheidend sei. — «Yılmaz (2022, s. 18), kurumsal bağlamın belirleyici olduğunu savunuyor.»
  • Diese Erklärung ist plausibel, berücksichtigt jedoch die Altersunterschiede nicht. — «Bu açıklama akla yatkındır, ancak yaş farklılıklarını dikkate almamaktadır.»
  • In der vorliegenden Untersuchung zeigt sich dagegen ein deutlicher Alterseffekt. — «Bu araştırmada ise yaşın belirgin bir etkisi olduğu görülmektedir.»

İlk cümledeki sei, görüşün kaynağa ait olduğunu belirtir. Konjunktiv I kullanımı tek başına «bu görüş yanlıştır» anlamına gelmez. Kaynak zaten açıkça belirtiliyorsa … dass der institutionelle Kontext entscheidend ist biçimi de bağlama ve yazım geleneğine göre kabul edilebilir. Kendi gözlemlerinizi sırf metin akademik olsun diye sürekli Konjunktiv I ile vermeyin.

Es sei darauf hingewiesen, dass … kalıbındaki sei ise farklı bir görev üstlenir: bir kaynağın sözünü aktarmaktan çok, resmî bir dikkat çekme veya hatırlatma işlevi görür. Örneğin Es sei darauf hingewiesen, dass die Stichprobe klein ist — «Örneklemin küçük olduğuna dikkat çekmek gerekir.» Ardındaki ist'i zorunlu olarak sei'ye çevirmek gerekmez.

5. Kaynak göstermeyi süs değil, izlenebilirlik olarak düşünün

Doğrudan alıntıda kaynağın sözlerini aynen aktarırsınız; dolaylı aktarımda düşünceyi kendi cümlelerinizle anlatırsınız. İkisinde de kaynak gerekir. Sözcükleri değiştirmek, düşüncenin size ait olduğu anlamına gelmez.

Almanca kaynaklarda S. sayfayı, vgl. ise «karşılaştırınız» anlamındaki vergleiche ifadesini kısaltır. Ancak vgl. her kaynak göndermesinin başına otomatik olarak konmaz. Kullanımı alanın ve kurumun benimsediği kurala bağlıdır; özellikle doğrudan alıntıyı bu kısaltmayla belirsizleştirmeyin.

Örneğin „Der Kontext ist entscheidend“ (Yılmaz 2022, S. 18). — «“Bağlam belirleyicidir” (Yılmaz 2022, s. 18).» Bu, biçim öğretmek için kurulmuş bir alıntıdır. Gerçek bir çalışmada tırnak içindeki sözleri kaynakta doğrulamak gerekir. Yazar-yıl düzeni, dipnot kullanımı, virgüller ve sayfa belirtme ayrıntıları için bölümünüzün kılavuzunu izleyin; Almancanın tamamı için tek bir kaynakça düzeni yoktur.

Bağlam içinde örnekler

Aşağıdaki cümleler yöntem, bulgu ve tartışma bölümlerinde görülebilecek farklı işlevleri gösterir. Kaynak içeren satırdaki yayın bilgileri yine öğretim amaçlıdır.

Almanca Türkçesi İşlevi
Die vorliegende Untersuchung zeigt, dass die beiden Gruppen unterschiedlich reagieren. Bu araştırma, iki grubun farklı tepki verdiğini gösteriyor. Araştırmanın bulgusunu bildirir.
Es sei darauf hingewiesen, dass nur vollständige Antworten berücksichtigt wurden. Yalnızca eksiksiz yanıtların dikkate alındığına dikkat çekmek gerekir. Yönteme ilişkin sınırı açıklar.
Wie bereits erwähnt wurde, fehlen Angaben zum Einkommen. Daha önce belirtildiği gibi, gelir bilgileri eksiktir. Önceki açıklamaya döner.
Die Interviews wurden aufgezeichnet und anschließend transkribiert. Görüşmeler kaydedildi ve ardından yazıya geçirildi. Tamamlanmış işlemleri edilgenle anlatır.
Nach der Auswertung der Fragebögen wurden drei Kategorien gebildet. Anketler değerlendirildikten sonra üç kategori oluşturuldu. İşlem sırasını adlaştırmayla belirtir.
Die Ergebnisse legen nahe, dass die Dauer der Teilnahme relevant ist. Bulgular, katılım süresinin önemli olduğunu düşündürüyor. Temkinli çıkarım yapar.
Der beobachtete Unterschied könnte durch die Gruppengröße bedingt sein. Gözlenen fark, grup büyüklüğünden kaynaklanıyor olabilir. Alternatif açıklama sunar.
Ein Einfluss des Alters lässt sich nicht ausschließen. Yaşın etkisi olabileceği dışlanamaz. Bir olasılığın hâlâ açık olduğunu söyler.
Yılmaz (2022, S. 18) betont, der Kontext sei entscheidend. Yılmaz (2022, s. 18), bağlamın belirleyici olduğunu vurguluyor. Görüşü kaynağa bağlar.
Im Gegensatz zu früheren Studien wurde hier kein signifikanter Unterschied festgestellt. Önceki araştırmaların aksine, burada istatistiksel olarak anlamlı bir fark saptanmadı. Önceki bulgularla karşılaştırır.
Diese Aussage gilt nur für die untersuchte Stichprobe. Bu ifade yalnızca incelenen örneklem için geçerlidir. Genellemenin sınırını belirtir.
Weitere Untersuchungen sind erforderlich, um die langfristigen Folgen zu beurteilen. Uzun vadeli sonuçları değerlendirmek için başka araştırmalar gereklidir. Açık kalan araştırma ihtiyacını gösterir.

Signifikant, istatistik bağlamında «istatistiksel olarak anlamlı» demektir. Günlük dildeki «önemli» ile aynı şey değildir: bir fark istatistiksel olarak anlamlı olup uygulamada çok küçük olabilir.

Sık yapılan hatalar

1. Türkçedeki sözcük sırasını yan cümleye taşımak

  • Yanlış: Die Untersuchung zeigt, dass die Gruppen reagieren unterschiedlich.
  • Doğru: Die Untersuchung zeigt, dass die Gruppen unterschiedlich reagieren. — «Araştırma, grupların farklı tepki verdiğini gösteriyor.»
  • Neden: Dass ile başlayan yan cümlede (ana cümleye bağlı cümlede) çekimli fiil, yani kişi ve zaman bilgisi taşıyan fiil, sonda bulunur. Akademik kalıp bu temel kuralı değiştirmez.

2. Edilgen işlem ile tamamlanmış durumu karıştırmak

  • Kastedilen işlem için yanlış: Die Daten sind gestern erhoben.
  • Doğru: Die Daten wurden gestern erhoben. — «Veriler dün toplandı.»
  • Neden: Geçmişte yapılan işlemi burada wurden + Partizip II ile ifade edin. Sind erhoben, uygun bağlamda verilerin artık toplanmış durumda olduğunu anlatır; «dün toplandı» ifadesinin doğrudan karşılığı değildir.

3. Adlaştırmada hâl biçimini unutmak

  • Yanlış: Nach die Auswertung wurden die Ergebnisse verglichen.
  • Doğru: Nach der Auswertung wurden die Ergebnisse verglichen. — «Değerlendirmeden sonra sonuçlar karşılaştırıldı.»
  • Neden: Nach Dativ ister. Türkçedeki «-den sonra» anlamını bilmek yetmez; Almancada ismin önündeki belirleyici de uygun biçime girer.

4. Her çıkarımı kanıt diye sunmak

  • Bu kanıt düzeyi için uygunsuz: Die Korrelation beweist, dass die Nutzung der App die Leistung verbessert. — «Korelasyon, uygulama kullanımının performansı artırdığını kanıtlıyor.»
  • Daha uygun: Die Korrelation weist auf einen Zusammenhang zwischen der Nutzung der App und der Leistung hin. — «Korelasyon, uygulama kullanımı ile performans arasında bir ilişkiye işaret ediyor.»
  • Neden: Korelasyon, iki ölçümün birlikte değişmesi demektir; tek başına neden-sonuç ilişkisini kanıtlamaz. Buradaki sorun dilbilgisi değil, iddianın gücüdür.

5. Başlangıçtaki yer tutucu sözcüğü gereksiz yere korumak

  • Yanlış: In dieser Studie wurde es mit zwölf Personen gesprochen.
  • Doğru: In dieser Studie wurde mit zwölf Personen gesprochen. — «Bu araştırmada on iki kişiyle görüşüldü.»
  • Neden: Es wurde mit zwölf Personen gesprochen yapısındaki es, başlangıç konumunu doldurur. Cümle In dieser Studie ile başladığında bu yer tutucuya gerek kalmaz.

6. Kaynağın sözünü kendi kesin yargınız gibi sunmak

  • Kaynak aktarımı için eksik: Der Kontext ist entscheidend. — «Bağlam belirleyicidir.»
  • Daha açık: Nach Yılmaz (2022, S. 18) ist der Kontext entscheidend. — «Yılmaz'a göre (2022, s. 18), bağlam belirleyicidir.»
  • Neden: İlk cümle, sizin savınız gibi okunur. Görüşü bir yayından aldıysanız kaynağını belirtin. Bu düzeltme için mutlaka Konjunktiv I kullanmak gerekmez; kaynak bildiren yapı da ayrımı sağlar.

Kullanım notları

«Ben» ve «biz» mutlak olarak yasak değildir

Bazı alanlar kişisiz anlatımı tercih eder; bazıları araştırmacının kararlarını açıkça belirtmesini ister. Ich untersuche im Folgenden … («Aşağıda … inceliyorum») veya Wir unterscheiden drei Kategorien («Üç kategori ayırt ediyoruz») bağlama göre yerinde olabilir. Kendi kararınızı edilgenle gizlemek yerine, kurumunuzun beklentilerini ve alanınızdaki iyi metinleri esas alın.

Man («insan, biri» anlamında genel özne) de dilbilgisel olarak mümkündür: Man kann die Ergebnisse unterschiedlich interpretieren — «Sonuçlar farklı biçimlerde yorumlanabilir.» Ancak işlemi gerçekten kimin yaptığı önemliyse man fazla belirsiz kalabilir. Die Ergebnisse lassen sich unterschiedlich interpretieren aynı imkânı daha kişisiz biçimde sunar; sorumluluğu açıklamak gerektiğinde ikisi de yeterli olmayabilir.

Zaman seçimi metnin işine bağlıdır

Yöntem bölümünde tamamlanan işlemler için geçmiş zaman sık görülür: Die Daten wurden erhoben — «Veriler toplandı.» Genel bir sav veya metnin içeriği için şimdiki zaman doğaldır: Tabelle 2 zeigt die Ergebnisse — «Tablo 2 sonuçları gösteriyor.» Türkçedeki «göstermektedir» biçimini Almancada özel, daha akademik bir zaman arayarak karşılamayın; zeigt çoğu durumda yeterlidir.

Resmiyet ile açıklık birlikte yürümelidir

Es sei darauf hingewiesen yerleşik ve oldukça resmîdir. Her paragrafı bu kalıpla açmak metni ağırlaştırır. Bazen doğrudan Die Stichprobe ist klein — «Örneklem küçüktür» demek daha etkilidir. Aynı şekilde vorliegend («burada sunulan, bu») yararlı bir işaretleyicidir, ancak her cümlede araştırmanızı yeniden tanımlamanız gerekmez.

İleri kullanım: savı bir paragraf içinde kurmak

Bulgu, yorum ve sınırı ayrı cümlelere yerleştirin

Akademik paragrafın gücü, tek bir uzun cümleden değil, cümleler arasındaki açık ilişkiden gelir:

In der untersuchten Gruppe nahm die Zahl der Fehler ab. Dies deutet darauf hin, dass die regelmäßige Übung hilfreich war. Da keine Kontrollgruppe einbezogen wurde, lässt sich der Rückgang jedoch nicht eindeutig auf die Übung zurückführen.

«İncelenen grupta hata sayısı azaldı. Bu durum, düzenli alıştırmanın yararlı olduğuna işaret ediyor. Ancak kontrol grubu araştırmaya alınmadığı için azalma kesin olarak alıştırmaya bağlanamaz.»

İlk cümle bulgudur. İkincisi yorumdur. Üçüncüsü yorumun sınırıdır. Kontrol grubu, sonuçların başka etkenlerden kaynaklanıp kaynaklanmadığını değerlendirmeye yardımcı olan karşılaştırma grubudur. Bu ayrım, art arda temkin sözcükleri eklemekten daha açıklayıcıdır.

Bağlaçların kurduğu ilişkiyi kontrol edin

Daher («bu nedenle») sonuç, hingegen («buna karşılık») karşıtlık, zudem («ayrıca») ek bilgi, insofern («bu bakımdan, bu ölçüde») sınırlı bir değerlendirme kurabilir. Sözcükleri yalnızca tekrar etmemek için değiştirmeyin; ilişki değişebilir.

  • Die Stichprobe ist klein; daher sind Verallgemeinerungen nur eingeschränkt möglich. — «Örneklem küçüktür; bu nedenle genelleme yapmak ancak sınırlı ölçüde mümkündür.»
  • Die Stichprobe ist klein; dennoch liefert die Studie Hinweise auf bisher wenig untersuchte Prozesse. — «Örneklem küçüktür; buna rağmen araştırma, şimdiye kadar az incelenmiş süreçlere ilişkin ipuçları sunuyor.»

İlkinde küçüklükten bir sınır çıkarılır. İkincisinde sınıra rağmen araştırmanın katkısı belirtilir. Daher ve dennoch birbirinin üslup çeşitlemesi değildir.

Uzun sıfat gruplarını gerektiğinde açın

Almanca akademik metinlerde ismin önüne çok bilgi yerleştirilebilir:

Die unter kontrollierten Bedingungen erhobenen Daten wurden erneut analysiert. — «Kontrollü koşullarda toplanan veriler yeniden analiz edildi.»

Burada unter kontrollierten Bedingungen erhobenen grubu verileri niteler. Grup uzarsa bir ilgi cümlesi, yani ismi açıklayan ayrı bir yan cümle, daha okunaklı olabilir:

Die Daten, die unter kontrollierten Bedingungen erhoben wurden, wurden erneut analysiert. — «Kontrollü koşullarda toplanan veriler yeniden analiz edildi.»

İki biçim de doğrudur. İlk biçimi mutlaka daha üstün akademik Almanca saymayın. Özellikle birden fazla yöntem ayrıntısı varsa cümleyi bölmek okurun yükünü azaltır.

Olumsuz bulgunun sınırını doğru anlatın

Ein Effekt wurde nicht nachgewiesen — «Bir etkinin varlığı gösterilemedi» cümlesi ile Es gibt keinen Effekt — «Etki yoktur» cümlesi aynı değildir. İlki araştırmanın neyi ortaya koyabildiğiyle ilgilidir; ikincisi daha genel bir yokluk iddiasıdır. Veri ve yöntem böyle bir iddiayı desteklemiyorsa, ikinci biçim gereğinden güçlü olabilir.

Benzer biçimde nicht auszuschließen («dışlanamaz») bir açıklamanın doğru olduğunu söylemez; yalnızca henüz elenmediğini belirtir. Temkinli kalıpları öğrenirken Türkçe karşılıkları kadar hangi sonucu çıkarmaya izin vermediklerini de not edin.

Çalışma önerileri

  1. Bir bulgu için üç farklı cümle yazın. Örneğin hata sayısının azaldığını önce doğrudan bildirin, sonra olası açıklamasını könnte ile verin, ardından yalnızca incelenen grup için geçerli olduğunu belirtin. Üç cümlenin aynı iddiayı farklı süslerle tekrarlamadığından emin olun.
  2. Kısa bir yöntem paragrafını iki biçimde düzenleyin. Birinde fiilleri ve yan cümleleri, diğerinde adlaştırmaları kullanın. Türkçeye geri çevirirken «Kim yaptı? Ne yapıldı? Hangi sırayla?» sorularını cevaplayabiliyor musunuz? En resmî görüneni değil, en açık olanı seçin.
  3. Alanınızdan bir paragrafta bilgi kaynağını işaretleyin. Doğrudan gözlem, araştırmacının yorumu ve başka yayından aktarılan görüş için üç ayrı işaret kullanın. Ardından kaynak bildiren ifadeleri ve temkin kalıplarını çıkarıp bir çalışma listesi oluşturun; her kalıbın yanına Türkçe anlamını ve kullanım amacını yazın.

İlgili konular

  • Ön bilgi: Konjunktiv I: kapsamlı kullanım — kaynakların görüşlerini aktarırken kullanılan fiil biçimlerini ve aktarım ile kendi yargınız arasındaki ayrımı pekiştirir.

Ön koşul

Almancada Konjunktiv I: Tam Çekim ve KullanımC1

Diğer C2 kavramları

Bu kavram diğer dillerde

Tüm dillerde karşılaştır