C1

Almancada Edebî Anlatımda Präteritum

Präteritum (literarisch)

Bu makale, Settemila Lingue üzerindeki Almanca dil bilgisi ağacının bir parçasıdır.

Kısaca

Almancada geçmişte geçen bir hikâyenin ana anlatım zamanı çoğunlukla Präteritumdur: Sie öffnete die Tür und trat ein. — “Kapıyı açtı ve içeri girdi.” Edebî kullanım ayrı bir çekim değildir; bildiğiniz geçmiş zaman biçimlerinin düzenli, düzensiz ve diğer fiillerle tutarlı biçimde kullanılmasıdır. Olaylar kadar ortam, alışkanlıklar ve kişilerin düşünceleri de bu zamanla anlatılır; daha önce yaşanan olaylar ve konuşmalar ise başka zamanlar gerektirebilir.

Genel bakış

Bir Alman romanında arka arkaya stand, sah, dachte, öffnete biçimleriyle karşılaşmanız tesadüf değildir. Bunlar anlatıcının geçmişte kurduğu dünyayı sürdürür. Präteritum, fiilin tek bir çekimli biçimiyle kurulan geçmiş zamandır. Perfekt ise hat gesehen veya ist gegangen gibi yardımcı fiille kurulan geçmiş zamandır. Bu iki zamanın ayrımını yalnızca “biri eski, diğeri yakın geçmiş” diye öğrenmek yanıltıcıdır: Anlatım türü ve konuşma alışkanlıkları da seçimi belirler.

C1 düzeyindeki bu konu, yeni bir geçmiş zaman öğrenmekten çok, daha önce öğrendiğiniz biçimleri uzun bir metinde yönetmekle ilgilidir. B1 düzeyinde düzensiz fiillerin çekimini tanımak yeterli olabilirken burada ging ile warteteyi, dachte ile konnteyi aynı anlatıda rahatça kullanmanız beklenir. Romanlar, öyküler, masallar, biyografiler ve geçmiş olayları aktaran birçok yazılı metin bu kullanımın doğal örnekleridir.

Türkçe bilen bir okur için önemli fark şudur: Almanca Präteritum, Türkçedeki -dı ile -mış ayrımının doğrudan karşılığı değildir. Anlatıcının olayı gördüğünü kanıtlamaz; duyduğu bir olayı da aktarabilir. Türkçeye bazen “bekledi”, bazen “bekliyordu”, bazen de bağlama göre “beklerdi” diye çevrilir. Bu yüzden yalnızca son eke değil, cümlenin hikâyedeki işlevine bakmak gerekir.

Nasıl kurulur ve nasıl işler?

1. Ayrı bir “edebî çekim” yoktur

Edebî Präteritum, bildiğiniz çekim sistemini kullanır. Fiil kökü, fiilin çekim eklerinden önce gelen temel bölümüdür; mastar ise machen gibi, kişi ve zaman belirtmeyen sözlük biçimidir.

  • Zayıf fiiller, geçmiş zamanda genellikle köke -te- ekler: machen → machte — “yapmak → yaptı”.
  • Güçlü fiiller, çoğunlukla kökteki ünlüyü değiştirir: gehen → ging — “gitmek → gitti”. Birinci ve üçüncü tekil kişide ayrıca kişi eki bulunmaz.
  • Karma fiiller, hem kök değişikliği hem -te- kullanır: denken → dachte — “düşünmek → düşündü”.

Aşağıdaki tablo üç türün tam kişi çekimini gösterir. Machen “yapmak”, gehen “gitmek”, denken “düşünmek” anlamındadır; biçimler sırasıyla “yaptım/gittim/düşündüm” gibi okunur.

Kişi machen gehen denken
Ben ich machte ich ging ich dachte
Sen du machtest du gingst du dachtest
O er/sie/es machte er/sie/es ging er/sie/es dachte
Biz wir machten wir gingen wir dachten
Siz ihr machtet ihr gingt ihr dachtet
Onlar / resmî hitapta siz sie/Sie machten sie/Sie gingen sie/Sie dachten

Zayıf fiillerin kökü -t veya -d ile bittiğinde söyleyişi kolaylaştıran e bulunur: warten → wartete — “beklemek → bekledi”; reden → redete — “konuşmak → konuştu”. Benzer kolaylaştırma bazı başka köklerde de görülür: atmen → atmete — “nefes almak → nefes aldı”.

Güçlü fiillerde geçmiş zaman kökünü sözlükten kontrol etmek güvenlidir. Her ünlü değişimini tek bir kuralla tahmin edemezsiniz. Lesen → las “okumak → okudu”, finden → fand “bulmak → buldu”, schreiben → schrieb “yazmak → yazdı” biçimlerini küçük bir örnek cümleyle öğrenin.

Bazı biçimler ek alırken değişir: lesen için du lasest “sen okudun”, ihr last “siz okudunuz” kullanılır. Halten “tutmak” fiilinde du hieltest, ihr hieltet biçimleri vardır. Edebî metinlerde en sık üçüncü kişi görülse de birinci kişiyle yazılan anılar ve ikinci kişiye seslenen anlatılar diğer çekimleri de gerektirir.

2. Çok kullanılan yardımcı fiiller ve kip fiilleri

Yardımcı fiil, başka bir fiille birlikte zaman veya yapı kuran fiildir; sein ve haben ayrıca “olmak” ve “sahip olmak” anlamlarıyla tek başına kullanılabilir. Kip fiilleri ise yapabilme, zorunluluk, istek gibi anlamlar ekler: können, müssen, wollen.

Kişi sein haben können müssen wollen
Ben ich war ich hatte ich konnte ich musste ich wollte
Sen du warst du hattest du konntest du musstest du wolltest
O er/sie/es war er/sie/es hatte er/sie/es konnte er/sie/es musste er/sie/es wollte
Biz wir waren wir hatten wir konnten wir mussten wir wollten
Siz ihr wart ihr hattet ihr konntet ihr musstet ihr wolltet
Onlar / resmî hitapta siz sie/Sie waren sie/Sie hatten sie/Sie konnten sie/Sie mussten sie/Sie wollten

Tekil biçimlerin temel anlamları şöyledir: war “idi/oldu”, hatte “vardı/sahipti”, konnte “yapabiliyordu”, musste “yapmak zorundaydı”, wollte “istiyordu”. Diğer kip fiillerinin geçmiş zaman kökleri durfte “izinliydi”, sollte “yapması gerekiyordu” ve mochte “seviyordu/hoşlanıyordu” biçimleridir.

Kip fiiliyle asıl eylem genellikle mastar olarak cümlenin sonunda kalır:

Sie musste den letzten Zug erreichen. — “Son trene yetişmek zorundaydı.”

Können fiilinin Präteritum biçimi konntedir, könnte değil. Könnte, Konjunktiv II adı verilen, olasılık veya varsayım anlatabilen biçimdir: Sie könnte kommen. — “Gelebilir.” Geçmişte gerçekten yapabilmeyi anlatan Sie konnte kommen. ise “Gelebildi” anlamına gelir.

3. Cümlede fiilin yeri değişmez

Çekimli fiil, kişi ve zamana göre biçim alan fiildir. Ana cümlede, yani tek başına anlamlı bir cümle olabilen bölümde, çekimli fiil ikinci konumdadır. Bu, mutlaka ikinci sözcük demek değildir:

Am nächsten Morgen verließ sie das Haus. — “Ertesi sabah evden ayrıldı.”

Burada Am nächsten Morgen tek bir zaman öbeğidir; ardından verließ gelir. Türkçede fiili sona koyma alışkanlığı Almancaya taşınmamalıdır.

Yan cümle, başka bir cümleye bağlı olarak zaman, neden gibi ek bilgi veren bölümdür. Weil “çünkü” veya bevor “-meden önce” ile başlayan yan cümlede çekimli fiil sona gider:

Sie blieb zu Hause, weil sie sich krank fühlte. — “Kendini hasta hissettiği için evde kaldı.”

Ayrılabilen fiillerde, ana cümlede ön parça ayrılır; yan cümlede birleşir:

  • Er stand auf. — “Ayağa kalktı.”
  • Sie wartete, bis er aufstand. — “O ayağa kalkana kadar bekledi.”

Verlassen “ayrılmak/terk etmek” gibi ayrılmayan fiillerde bunu yapmayın: Er verließ das Zimmer. — “Odadan çıktı.”

4. Ana olaylar ve arka plan aynı zamanla anlatılabilir

Präteritum yalnızca tek seferlik, tamamlanmış olaylara ayrılmış değildir. Olay dizisini, sürmekte olan bir durumu ve tekrar eden alışkanlığı anlatabilir:

Almanca Türkçe Anlatıdaki işlevi
Sie öffnete den Brief und las die erste Zeile. Mektubu açtı ve ilk satırı okudu. Peş peşe ilerleyen olaylar.
Draußen regnete es, und das Haus war still. Dışarıda yağmur yağıyordu; ev sessizdi. Ortamı kuran arka plan.
Jeden Abend ging er am Fluss spazieren. Her akşam nehir kıyısında yürüyüşe çıkardı. Tekrarlanan alışkanlık.

Türkçede “okudu”, “yağıyordu” ve “çıkardı” için farklı biçimler seçerken Almanca üçünde de Präteritum kullanabilir. Süreklilik ya da tekrar, jeden Abend “her akşam” gibi ifadelerden ve bağlamdan anlaşılır.

5. Daha önceki geçmiş için Plusquamperfekt

Plusquamperfekt, anlatıdaki geçmiş bir noktadan daha önce gerçekleşmiş olayı belirten zamandır. Hatte veya war ile Partizip II kullanılır. Partizip II, geschrieben “yazmış” ve gegangen “gitmiş” gibi birleşik zamanlarda kullanılan fiil biçimidir.

Als sie ankam, hatte der Film schon begonnen. — “O geldiğinde film çoktan başlamıştı.”

Ankam hikâyenin o anını, hatte begonnen ondan önceki olayı gösterir. Hareket ve durum değişimi bildiren bazı fiillerde yardımcı fiil sein olur:

Er war bereits gegangen, als sie anrief. — “O telefon ettiğinde adam çoktan gitmişti.”

Her geçmiş cümleyi Plusquamperfekt yapmak gerekmez. Bu zaman, başka bir geçmiş noktaya göre öncelik ilişkisini açıklaştırır; anlatının olağan akışı Präteritum ile sürer.

Bağlam içinde örnekler

İlk üç örnek konunun temel kapsamını gösterir: hareket, doğa betimlemesi ve düşünce aktarımı aynı anlatım zamanı içinde yer alabilir. Diğer örnekler farklı fiil türlerini ve zaman ilişkilerini genişletir.

Almanca Türkçe Açıklama
Er stand auf und verließ das Zimmer. Ayağa kalktı ve odadan çıktı. Ayrılabilen ve ayrılmayan iki güçlü fiil.
Die Sonne schien und die Vögel sangen. Güneş parlıyor, kuşlar ötüyordu. Präteritum arka planı da anlatır.
Sie dachte lange nach, bevor sie antwortete. Cevap vermeden önce uzun uzun düşündü. Karma ve zayıf fiil; yan cümlede fiil sonda.
Ich öffnete den Koffer und fand darin ein altes Foto. Bavulu açtım ve içinde eski bir fotoğraf buldum. Birinci kişiyle anlatım.
Du standest am Fenster und sagtest kein Wort. Pencerenin önünde duruyordun ve tek kelime etmiyordun. İkinci tekil kişi çekimi.
Wir warteten vor dem Bahnhof, während der Wind stärker wurde. Rüzgâr kuvvetlenirken istasyonun önünde bekliyorduk. Aynı anda gelişen durumlar.
Ihr hattet wenig Zeit, aber ihr halft uns trotzdem. Çok az zamanınız vardı ama yine de bize yardım ettiniz. Halft, helfen fiilinin ikinci çoğul kişi geçmişidir.
Die Kinder brachten Holz und machten ein Feuer. Çocuklar odun getirdi ve ateş yaktı. Karma fiille zayıf fiil birlikte kullanılır.
Sie konnte die Schrift kaum erkennen. Yazıyı güçlükle seçebiliyordu. Kip fiilinden sonra mastar gelir.
Jeden Sonntag besuchte er seine Schwester. Her pazar kız kardeşini ziyaret ederdi. Zaman ifadesi alışkanlığı gösterir.
Die Tür wurde langsam geöffnet. Kapı yavaşça açıldı. Eylemi yapanın belirtilmediği edilgen anlatım.
Sie erkannte das Haus sofort, obwohl sie seit Jahren nicht dort gewesen war. Yıllardır oraya gitmemiş olmasına rağmen evi hemen tanıdı. Präteritum ile daha önceki geçmiş birlikte kullanılır.

Sık yapılan hatalar

1. Güçlü fiile düzenli fiil eki eklemek

  • Yanlış: Er gehte zum Fenster.
  • Doğru: Er ging zum Fenster. — “Pencereye gitti.”
  • Neden: Gehen güçlü fiildir; geçmiş zaman kökü ging olur. Düzenli fiillerin -te kuralı bütün fiillere uygulanmaz.

2. Varsayım biçimini gerçek geçmiş sanmak

  • Yanlış: Gestern könnte sie nicht schlafen. — Kastedilen, dün gerçekten uyuyamamasıysa.
  • Doğru: Gestern konnte sie nicht schlafen. — “Dün uyuyamadı.”
  • Neden: Konnte geçmişteki yapabilme durumunu bildirir. Könnte olasılık veya varsayım biçimidir. Benzer biçimde musste ile müsste de aynı değildir.

3. Ayrılan parçayı yanlış yerde bırakmak

  • Yanlış: Sie wartete, bis er stand auf.
  • Doğru: Sie wartete, bis er aufstand. — “O ayağa kalkana kadar bekledi.”
  • Neden: Bis ile başlayan yan cümlede çekimli fiil sonda ve birleşik yazılır. Er stand auf yalnızca ana cümledeki düzendir.

4. Önce gerçekleşen olayı belirsiz bırakmak

  • Amaca uygun değil: Als sie ankam, begann der Film schon. — Film daha önce başlamıştı demek isteniyorsa.
  • Doğru: Als sie ankam, hatte der Film schon begonnen. — “O geldiğinde film çoktan başlamıştı.”
  • Neden: İlk cümlede başlama olayı geliş anına yakın konumlanır. İkinci cümle filmin daha önce başladığını açıkça gösterir. Bu, yalnızca çekim doğruluğu değil, olayların sırasını doğru anlatma meselesidir.

5. Anlatının ortasında sebepsiz yere Perfekt'e geçmek

  • Üslup açısından tutarsız: Sie öffnete die Tür. Dann hat sie den Brief gelesen.
  • Tutarlı anlatım: Sie öffnete die Tür. Dann las sie den Brief. — “Kapıyı açtı. Sonra mektubu okudu.”
  • Neden: İlk sürüm dilbilgisel olarak kurulabilir; fakat aynı anlatıcının kesintisiz hikâyesinde gerekçesiz zaman değişikliği yaratır. Konuşma, anlatıcı yorumu veya bilinçli bakış açısı değişikliği varsa başka bir zaman yerinde olabilir.

6. Türkçedeki “-mış” için otomatik olarak başka zaman seçmek

  • Yanlış yorum: Es war einmal ein König. cümlesindeki war yalnızca “bir kral vardı” olabilir; masal anlatamaz.
  • Doğru yorum: “Bir varmış bir yokmuş, bir kral varmış.” anlamında doğal bir masal başlangıcıdır.
  • Neden: Almanca Präteritum, anlatıcının bilgi kaynağını Türkçedeki ekler gibi kodlamaz. Masal, duyulan haber veya bizzat yaşanmış olay aynı zamanla aktarılabilir.

Kullanım notları

Edebî kullanım, eskimiş kullanım demek değildir

Präteritum çağdaş romanlarda ve yalın öykülerde de kullanılır. Sie wartete vor der Tür. — “Kapının önünde bekliyordu.” cümlesi süslü ya da eski bir ifade değildir. Edebî anlatımı belirleyen şey, nadir fiiller seçmekten çok, anlatıcının olayları düzenleme biçimidir.

Geçmişte yaşanan bir olayı yıllar sonra da, bir gün sonra da Präteritum ile yazabilirsiniz. Zaman seçimi tek başına olayın uzaklığını belirtmez. Gestern ging sie früh nach Hause. — “Dün erkenden eve gitti.” tamamen olağan bir yazılı anlatım cümlesidir.

Konuşma ile yazı arasında kesin bir duvar yoktur

Günlük konuşmada Perfekt çok yaygındır; özellikle güneydeki birçok konuşma çeşidinde daha baskındır. Buna karşılık war, hatte ve çeşitli kip fiillerinin Präteritum biçimleri konuşmada da sık kullanılır. Kuzeyde Präteritum'un konuşmadaki alanı genellikle daha geniştir. Bunlar eğilimdir; her konuşmacı ve her fiil için değişmez kurallar değildir.

Yazılı metin de otomatik olarak Präteritum gerektirmez. Bir kişisel mesaj, sohbet havasındaki bir yazı veya bugüne bağlı bir değerlendirme Perfekt kullanabilir. Ayrıca bazı edebî eserler baştan sona Präsens, yani şimdiki/geniş zaman biçimleriyle anlatılır. Buradaki hedef, geçmiş zamanla kurulmuş bir anlatıda tutarlılıktır; bütün edebiyatı tek zamana zorlamak değildir.

Konuşma bölümleri anlatıcının zamanına bağlı kalmaz

Doğrudan konuşma, kişinin sözlerini olduğu gibi aktarmaktır. Präteritum ile yazılmış bir öyküde karakter şimdiye, geleceğe ya da kendi geçmişine göre konuşabilir:

Sie sah ihn an und sagte: „Ich habe den Schlüssel verloren.“ — “Ona baktı ve ‘Anahtarı kaybettim’ dedi.”

Anlatıcının sah ve sagte biçimleri ile karakterin habe verloren biçimi çelişmez. Karakter, konuştuğu andan bakmaktadır. Diyalogdaki Perfekt'i sırf anlatıcı Präteritum kullanıyor diye değiştirmeyin.

İleri kullanım: zaman, bakış açısı ve anlatım etkisi

Uzun geri dönüşlerde zaman akışını izlemek

Bir öykü geçmişteki daha eski bir olaya döndüğünde Plusquamperfekt okura başlangıçta yön verir:

Sie erinnerte sich an den Winter, in dem sie ihn kennengelernt hatte. — “Onunla tanıştığı kışı hatırladı.”

Uzun bir geri dönüş bölümünde yazar, zaman çerçevesi artık açık olduğunda yeniden Präteritum'a geçebilir. Bu bir çekim zorunluluğu değil, anlatım tercihidir. Kendi yazınızda önce olay sırasını açık kurun; uzun süre hatte biçimlerini sürdürmenin metni ağırlaştırdığını düşünüyorsanız zaman geçişlerini paragraf ve zaman ifadeleriyle belirginleştirin. Okur hangi olayın önce olduğunu tahmin etmek zorunda kalmamalıdır.

Bir geçmiş biçimi aynı zamanda varsayım biçimine benzeyebilir

Bazı fiillerde Präteritum ile Konjunktiv II dışarıdan aynı görünür. Örneğin sie machte bağlama göre gerçek bir geçmiş eylem olabilir; varsayımsal bir yapının içinde de bulunabilir. Dolayısıyla biçimi tek başına görmek her zaman yeterli değildir.

Buna karşılık sie war “o idi” ve sie wäre “o olsaydı/olurdu” açıkça ayrılır. Aynı şekilde er hatte “onun vardı” ile er hätte “onun olsaydı/olurdu” farklıdır. Edebî metin okurken gerçek olayları karakterin dilek ve varsayımlarından ayırmak için bağlaçlara ve cümlenin anlamına bakın.

Edilgen anlatımda Präteritum

Edilgen yapı, eylemi kimin yaptığı yerine neyin etkilendiğini öne çıkarır. Süreç bildiren edilgende werden fiilinin Präteritum biçimi ve Partizip II kullanılır:

Das Fenster wurde geschlossen. — “Pencere kapatıldı.”

Durum bildiren yapıda ise sein kullanılır:

Das Fenster war geschlossen. — “Pencere kapalıydı.”

İlk cümle kapatma olayını, ikincisi kapalı olma durumunu anlatır. İkisi de geçmişteki anlatıya uyabilir; seçim, eylemi mi sonucu mu göstermek istediğinize bağlıdır.

Karakterin düşüncesine yaklaşmak

Serbest dolaylı anlatım, karakterin düşüncesini her defasında “diye düşündü” demeden anlatıcının cümlelerine taşımaktır. Präteritum sürerken kelime seçimi ve sorular karakterin bakışını yansıtabilir:

Anna blieb stehen. Warum war die Tür offen? Hatte jemand auf sie gewartet? — “Anna durdu. Kapı neden açıktı? Biri onu beklemiş miydi?”

Bu sorular Anna'nın zihnine ait olabilir; anlatıcı bunu açık bir alıntıyla işaretlemez. Burada geçmiş zaman biçimi düşünceleri uzaklaştırmak zorunda değildir. Özellikle jetzt “şimdi” gibi bir sözcük geçtiğinde de mutlaka Präsens beklemeyin:

Jetzt wusste sie, was zu tun war. — “Artık ne yapılması gerektiğini biliyordu.”

“Şimdi”, anlatıcının yazdığı an değil, karakterin hikâye içindeki o anıdır.

Biçim seçimi ile cümle ritmini birlikte düşünmek

Präteritum, kısa fiillerle hızlı bir olay dizisi kurmayı kolaylaştırır:

Er hörte Schritte, löschte das Licht und hielt den Atem an. — “Ayak sesleri duydu, ışığı söndürdü ve nefesini tuttu.”

Ama her cümleye yeni bir eylem eklemek metni tekdüze yapabilir. Betimleme ve düşünce cümleleri olay akışını yavaşlatır. C1 düzeyinde hedef, yalnızca doğru geçmiş biçimini bulmak değil, hareket ile duraklamayı dengelemektir. Bunun için yapay biçimde eski sözcükler kullanmanız gerekmez.

Çalışma önerileri

  1. Bir paragrafta fiilleri görevlerine göre işaretleyin. Kısa bir öykü seçin; olayları ilerleten fiilleri, ortamı anlatanları ve daha önceki geçmişi gösterenleri ayrı ayrı belirleyin. Her Präteritum'u Türkçeye -dı ile çevirmeyin: “bekliyordu” veya “giderdi” gibi karşılıkların daha doğal olduğu yerleri bulun.
  2. Aynı sahneyi iki anlatım biçimiyle yazın. Önce bir arkadaşınıza anlatır gibi Perfekt ağırlıklı beş cümle kurun, sonra bunları kısa bir öykünün Präteritum anlatısına dönüştürün. En az bir zayıf, bir güçlü, bir karma ve bir kip fiili kullanın. Bir de karakterin konuşmasını ekleyip onun zamanını bağımsız seçin.
  3. Çekimi küçük bir olay örgüsü içinde tekrarlayın. Finden “bulmak”, bringen “getirmek”, öffnen “açmak” gibi fiillerle üç cümle yazın; sonra anlatıcıyı “ben”den “biz”e değiştirin. Son olarak daha önce olmuş tek bir olay ekleyin ve Plusquamperfekt kullanın. Böylece yalnızca üçüncü tekil biçimleri ezberlemekle kalmazsınız.

İlgili konular

  • Ön koşul: Präteritum: düzensiz fiiller — güçlü fiillerin geçmiş zaman köklerini öğrenmek ve çekimlerini sağlamlaştırmak için.
  • Sonraki adım: Üst düzey edebî üslup — zaman tutarlılığının ötesinde sözcük seçimi, cümle kuruluşu ve anlatım etkilerini incelemek için.

Ön koşul

Almancada Präteritum: Düzensiz FiillerB1

Bu kavram üzerine inşa edilen kavramlar

Diğer C1 kavramları

Bu kavram diğer dillerde

Tüm dillerde karşılaştır