Almancada Edilgen Yapıya Alternatifler
Passiversatzformen
Bu makale, Settemila Lingue üzerindeki Almanca dil bilgisi ağacının bir parçasıdır.
Kısaca
Almancada bir işi yapan kişiyi belirtmeden konuşmak için her zaman werden ile edilgen yapı kurmanız gerekmez: man genel bir yapanı anlatır; sich lassen, sein + zu ve bazı -bar/-lich sıfatları da edilgen anlam verebilir. Ancak bunlar birbirinin tam karşılığı değildir: Das lässt sich machen. “Bu yapılabilir.” demektir; Das ist zu erledigen. ise bağlama göre “Bunun yapılması gerekiyor.” anlamına gelir. Yapı seçerken önce yalnızca bir işlemden mi, yapılabilirlikten mi, yoksa zorunluluktan mı söz ettiğinizi belirleyin.
Genel bakış
Edilgen anlatımda, yani işi yapanı değil işin kendisini veya işten etkilenen şeyi öne çıkaran anlatımda, Almancanın temel yapısı werden + Partizip II biçimidir. Partizip II, fiilin gemacht, geöffnet, geprüft gibi, geçmiş zamanlarda ve edilgen yapılarda kullanılan biçimidir. Örneğin Der Antrag wird geprüft. “Başvuru inceleniyor.” demektir. Burada başvuruyu kimin incelediğini söylemeyiz. Almancada Passiversatzformen denilen alternatif yapılar da yapan kişiyi arka planda tutabilir; fakat çoğu, cümleye ayrıca bir imkân veya gereklilik anlamı katar.
Bu konu C1 düzeyinde özellikle önem kazanır. İş yazışmalarında, kullanım talimatlarında, teknik açıklamalarda ve değerlendirme metinlerinde aynı edilgen kalıbı sürekli tekrarlamak yerine farklı anlatım yollarıyla karşılaşırsınız. Günlük konuşmada da Das lässt sich machen. “Bu yapılabilir.” gibi ifadeler son derece işe yarar. Amaç daha uzun veya daha resmî cümleler kurmak değil, söylemek istediğiniz anlamı doğru yapıyla vermektir.
Türkçede “Bu kapı açılır.”, “Bu kapı açılabilir.” ve “Bu kapı açılmalıdır.” birbirine yakın görünse de farklı şeyler söyler. Almancada da bu ayrımı korumak gerekir. Türkçedeki “-ıl/-il” edilgen eki ile “-abilir” yeterlilik ekinin görevini ayrı düşünmek, bu dört alternatifin neden her durumda aynı anlama gelmediğini anlamayı kolaylaştırır.
Yapılar nasıl kurulur?
1. Önce anlamı seçin
Aşağıdaki cümlelerin hepsi bir raporla ilgilidir; ancak raporun incelenmesi konusunda farklı bilgiler verir.
| Almanca | Türkçe | Anlam farkı |
|---|---|---|
| Der Bericht wird geprüft. | Rapor inceleniyor. | Gerçekleşen işlem anlatılır. |
| Man prüft den Bericht. | Raporu inceliyorlar. | Yapan kişi genel veya belirsizdir. |
| Der Bericht lässt sich prüfen. | Rapor incelenebilir. | İncelemenin mümkün olduğu söylenir. |
| Der Bericht ist bis Freitag zu prüfen. | Raporun cuma gününe kadar incelenmesi gerekiyor. | Son tarih, zorunluluk yorumunu destekler. |
| Die Angaben im Bericht sind überprüfbar. | Rapordaki bilgiler doğrulanabilir. | Bilgilerin doğrulanabilir olma özelliği vurgulanır. |
Der Bericht lässt sich prüfen. raporun gerçekten incelendiğini söylemez. Aynı şekilde “Rapor incelenebilir.” demek, “Rapor inceleniyor.” demek değildir. Alternatif yapıya geçerken yalnızca sözcükleri değil, cümlenin verdiği bilgiyi de kontrol edin.
2. man: yapanı genelleştirmek
Man, “insan”, “birileri”, “insanlar” gibi genel bir yapanı belirten belirsiz zamirdir; zamir, bir adın yerine kullanılan sözcüktür. Buradaki man ile “erkek” anlamındaki der Mann aynı sözcük değildir.
Man kullanılan cümle dilbilgisel olarak etkendir: işi yapan hâlâ cümlede vardır, yalnızca kimliği belirtilmez. Fiil üçüncü tekil kişiye göre çekimlenir; yani er/sie/es ile kullanılan biçim seçilir.
- Man öffnet die Tür. — “Kapıyı açıyorlar.”
- Man kann die Tür öffnen. — “Kapı açılabilir.”
- Man muss die Tür schließen. — “Kapının kapatılması gerekiyor.”
İlk cümlede yalnızca işlem, ikinci cümlede imkân, üçüncüde zorunluluk anlatılır. Kann ve muss, eylemin mümkün mü yoksa gerekli mi olduğunu belirten yardımcı fiillerdir. Man tek başına bu anlamları taşımaz.
Cümleyi edilgenden man yapısına çevirirken adın görevini de değiştirmeniz gerekir. Özne, cümlenin hakkında bilgi verdiği ve çekimli fiilin uyum sağladığı ögedir; nesne ise burada eylemin doğrudan etkilediği şeydir.
- Der Vertrag wird unterschrieben. — “Sözleşme imzalanıyor.”
- Man unterschreibt den Vertrag. — “Sözleşmeyi imzalıyorlar.”
İlk cümlede der Vertrag öznedir. İkinci cümlede özne man, nesne den Vertrag olur. Akkusativ, Almancada doğrudan nesnenin sıkça aldığı ad hâlidir; bu örnekte der bu nedenle den biçimine dönüşür. Türkçedeki “sözleşme / sözleşmeyi” ayrımı, görev değişimini görmenize yardımcı olur; ancak iki dilin hâl sistemleri bütünüyle aynı değildir.
3. sich lassen + mastar: yapılabilirliği anlatmak
Mastar, fiilin çekimsiz sözlük biçimidir: machen, öffnen, lösen gibi. Bu yapıda lassen özneye göre çekimlenir; sich bulunur ve asıl fiilin mastarı zu olmadan kullanılır.
Temel diziliş: işten etkilenen şey + çekimli lassen + sich + diğer bilgiler + mastar.
- Das lässt sich machen. — “Bu yapılabilir.”
- Die Datei lässt sich öffnen. — “Dosya açılabiliyor.”
- Die Dateien lassen sich öffnen. — “Dosyalar açılabiliyor.”
Tekil die Datei ile lässt, çoğul die Dateien ile lassen kullanılır. Türkçede “Dosyalar açılabiliyor.” cümlesinde çoğul fiil kullanmanız gerekmez; Almancada özne ile fiilin sayı bakımından uyumunu korumalısınız.
Sich, birçok Almanca yapıda eylemi özneye geri bağlayan dönüşlülük sözcüğüdür. Ancak bu kalıpta dosyanın “kendi kendini açtığı” anlamını çıkarmazsınız. Cümle, birinin dosyayı açmasının mümkün olduğunu anlatır.
Bu yapı özellikle leicht, gut, schwer, problemlos gibi, işin kolaylığını veya zorluğunu belirten sözcüklerle doğaldır:
- Der Deckel lässt sich leicht öffnen. — “Kapak kolayca açılabiliyor.”
- Der Fehler lässt sich nur schwer finden. — “Hatayı bulmak oldukça zor.”
- Die Änderung lässt sich nicht rückgängig machen. — “Değişiklik geri alınamıyor.”
Olumlu cümle yapılabilirliği, olumsuz cümle ise genellikle yapılamazlığı bildirir. Bu kalıp kendi başına “yapılmalı” anlamı vermez.
4. sein + zu + mastar: mümkün veya gerekli olmak
Burada sein özneye göre çekimlenir; asıl fiil zu ile kullanılır:
- Der Betrag ist sofort zu zahlen. — “Tutarın hemen ödenmesi gerekiyor.”
- Die Beträge sind sofort zu zahlen. — “Tutarların hemen ödenmesi gerekiyor.”
- Der Text ist kaum zu lesen. — “Metni okumak neredeyse imkânsız.”
İlk iki cümle bir yükümlülük bildirir. Üçüncü cümle ise okunabilirlikle ilgilidir. Sein + zu yapısında imkân mı yoksa zorunluluk mu anlatıldığını, fiilin anlamı ve cümlenin bağlamı belirler. Talimat, ödeme, son tarih ve görev bildiren ifadeler çoğunlukla “gerekiyor”; kaum, leicht, schwer gibi sözcükler ise çoğunlukla “mümkün / kolay / zor” yorumuna götürür.
Konunun önemli bir örneği Das ist nicht zu übersehen. “Bu gözden kaçırılamaz.” demektir. Burada bir yasak değil, bir şeyin çok belirgin olduğu anlatılır. Her nicht + sein + zu cümlesini otomatik olarak “yapılmamalı” diye çevirmeyin.
Ayrılabilen fiiller, bazı çekimli cümlelerde baştaki parçaları sona giden fiillerdir. Bu fiillerde zu, mastarın iki parçası arasına girer:
- Die Unterlagen sind bis Montag einzureichen. — “Belgelerin pazartesiye kadar teslim edilmesi gerekiyor.”
- Die Regeln sind einzuhalten. — “Kurallara uyulması gerekiyor.”
Burada einreichen → einzureichen, einhalten → einzuhalten olur. Buna karşılık Der Antrag ist zu bearbeiten. “Başvurunun işleme alınması gerekiyor.” cümlesindeki bearbeiten ayrılmadığı için zu ayrı yazılır.
5. -bar ve -lich: yapılabilirliği bir özellik gibi anlatmak
Sıfat, bir kişinin veya şeyin özelliğini belirten sözcüktür. Lösbar, lesbar, vermeidbar gibi sıfatlar, bir eylemin o şey üzerinde yapılabileceğini anlatır:
- Das Problem ist lösbar. — “Sorun çözülebilir.”
- Die Schrift ist lesbar. — “Yazı okunaklı.”
- Der Fehler war vermeidbar. — “Hata önlenebilirdi.”
-bar, birçok fiilden yapılabilirlik anlamlı sıfat üretmekte kullanılır. Fakat her fiile gelişigüzel eklenmez; sözcüğün yerleşik olup olmadığını öğrenmek gerekir. Özellikle -lich için mekanik bir türetme kuralı varsaymayın. Verständlich “anlaşılır”, erhältlich “temin edilebilir / satışta mevcut” anlamına gelir; ama freundlich “samimi, nazik” demektir ve edilgen yapılabilirlikle ilgisi yoktur.
| Almanca biçim | Türkçe karşılık | Kullanım notu |
|---|---|---|
| lösbar | çözülebilir | Sorun veya görev için kullanılır. |
| lesbar | okunabilir, okunaklı | Yazının seçilebilir olduğunu belirtir. |
| vermeidbar | önlenebilir | Olumsuz bir sonucun önüne geçilebilir. |
| nachvollziehbar | anlaşılır, mantığı izlenebilir | Gerekçe veya karar için sık kullanılır. |
| verständlich | anlaşılır | Açıklama veya davranış için kullanılabilir. |
| erhältlich | temin edilebilir, satışta mevcut | Ürünün bulunabilirliğini anlatır. |
Bu sıfatlar sein sonrasında ek almaz: Die Lösung ist verständlich. “Çözüm anlaşılır.” Bir adın önünde kullanıldıklarında ise sıfat çekimi, yani adla birlikte aldıkları ekler gerekir: eine verständliche Erklärung “anlaşılır bir açıklama”, ein lösbares Problem “çözülebilir bir sorun”. Türkçede sıfatın böyle değişmemesi, Almanca eki atlamanıza yol açabilir.
Bağlam içinde örnekler
Aşağıdaki örnekleri okurken iki soruyu ayrı tutun: “İşi yapan kim?” ve “Cümle gerçekleşen bir işi mi, imkânı mı, zorunluluğu mu anlatıyor?”
| Almanca | Türkçe | Not |
|---|---|---|
| In diesem Büro spricht man auch Türkisch. | Bu büroda Türkçe de konuşuluyor. | Çalışanlar tek tek belirtilmez. |
| Man kann den Termin online ändern. | Randevu internet üzerinden değiştirilebilir. | İmkân anlamını yardımcı fiil verir. |
| Man muss die Rechnung innerhalb von zehn Tagen bezahlen. | Faturanın on gün içinde ödenmesi gerekiyor. | Zorunluluk açıkça belirtilir. |
| Das lässt sich machen. | Bu yapılabilir. | Bir öneriye olumlu yanıt olarak kullanılabilir. |
| Die Tasche lässt sich klein zusammenfalten. | Çanta katlanarak küçük hâle getirilebiliyor. | Ürünün kullanım özelliği anlatılır. |
| Ohne Passwort lässt sich die Datei nicht öffnen. | Şifre olmadan dosya açılamıyor. | Belirli koşullarda işlem mümkün değildir. |
| Das Missverständnis lässt sich durch ein Gespräch klären. | Yanlış anlaşılma bir konuşmayla giderilebilir. | Çözüm yolu belirtilir. |
| Der Antrag ist bis Ende Mai einzureichen. | Başvurunun mayıs sonuna kadar teslim edilmesi gerekiyor. | Resmî son tarih ve yükümlülük vardır. |
| Die Unterschrift ist kaum zu erkennen. | İmzayı seçmek neredeyse imkânsız. | Zorunluluk değil, algılama güçlüğü anlatılır. |
| Das ist nicht zu übersehen. | Bu gözden kaçırılamaz. | Bir şeyin çok belirgin olduğu vurgulanır. |
| Die Sicherheitshinweise sind unbedingt zu beachten. | Güvenlik uyarılarına mutlaka dikkat edilmesi gerekiyor. | Talimat anlamı güçlüdür. |
| Das Problem ist lösbar. | Sorun çözülebilir. | Çözülebilirlik bir özellik olarak sunulur. |
| Die Entscheidung ist für mich nachvollziehbar. | Kararın gerekçesini anlayabiliyorum. | Kararı onaylamakla aynı şey değildir. |
| Das Medikament ist nur in Apotheken erhältlich. | İlaç yalnızca eczanelerden temin edilebilir. | Bulunabilirlik ve satış yeri anlatılır. |
Sık yapılan hatalar
1. man ile çoğul fiil kullanmak
- Yanlış: Man können hier mit Karte bezahlen.
- Doğru: Man kann hier mit Karte bezahlen. — “Burada kartla ödeme yapılabilir.”
Man, anlamca çok sayıda insanı kapsayabilir; ancak fiili tekil çekimlenir. Türkçeye “İnsanlar burada kartla ödeme yapabilir.” diye çevirebilmeniz, Almanca fiilin çoğul olacağı anlamına gelmez.
2. sich lassen yapısına zu eklemek
- Yanlış: Das lässt sich zu reparieren.
- Doğru: Das lässt sich reparieren. — “Bu tamir edilebilir.”
Lassen ile asıl fiil yalın mastar olur. Zu, bu yapıda değil, Das ist zu reparieren. “Bunun tamir edilmesi gerekiyor.” gibi sein yapısında yer alır. İkinci cümle bağlama göre farklı bir anlam verdiği için yalnızca küçük bir biçim değişikliği sayılmaz.
3. sein yapısında zu unsurunu unutmak
- Yanlış: Die Rechnung ist bezahlen.
- Doğru: Die Rechnung ist zu bezahlen. — “Faturanın ödenmesi gerekiyor.”
Türkçede gerekliliği bir ekle anlatabilirsiniz; Almancada bu kalıbın bütün parçalarını korumanız gerekir. Ayrıca Die Rechnung ist bezahlt. “Fatura ödenmiş durumda.” anlamına gelir: yükümlülük değil, sonuç bildirilir.
4. man cümlesine geçerken nesnenin hâlini değiştirmemek
- Yanlış: Man prüft der Antrag.
- Doğru: Man prüft den Antrag. — “Başvuruyu inceliyorlar.”
Der Antrag wird geprüft. “Başvuru inceleniyor.” cümlesinde başvuru öznedir. Man ile kurulan cümlede ise doğrudan nesne olur ve den Antrag biçimini alır.
5. Adın önündeki sıfat ekini atlamak
- Yanlış: Das ist ein lösbar Problem.
- Doğru: Das ist ein lösbares Problem. — “Bu çözülebilir bir sorun.”
Sıfatı adın önüne koyduğunuzda uygun eki kullanın. Das Problem ist lösbar. “Sorun çözülebilir.” cümlesinde ise sıfat sein sonrasında bulunduğu için bu eki almaz.
6. Yapılabilirliği gerçekleşen olayla karıştırmak
- Yanlış anlam eşleştirmesi: Die Tür lässt sich öffnen. = “Kapı şu anda açılıyor.”
- Doğru: Die Tür lässt sich öffnen. — “Kapı açılabiliyor.”
- Gerçekleşen olay: Die Tür wird gerade geöffnet. — “Kapı şu anda açılıyor.”
İlk cümle kapının açılabilir olduğunu söyler. Birinin o anda kapıyı açtığını kanıtlamaz. Biçim doğru olsa bile yanlış anlamla kullanmak iletişim hatasına yol açar.
Kullanım ve üslup notları
Man günlük konuşmada ve genel açıklamalarda rahattır: Hier arbeitet man sehr sorgfältig. “Burada çok titiz çalışılıyor.” Ancak man mutlaka “herkes” demek değildir; bağlama göre bir işyerindeki çalışanları, bir kurumun görevlilerini veya genel olarak insanları kapsayabilir. Sorumluluğu açıkça söylemeniz gereken bir durumda man kullanmak belirsiz kalabilir. İşin kim tarafından yapılacağı önemliyse kişinin veya ekibin adını belirtmek daha açıktır.
Sich lassen, hem konuşmada hem yazıda yapılabilirliği ve pratik kolaylığı anlatır. Das lässt sich einrichten. “Bu ayarlanabilir.” bir randevu isteğine olumlu, işbirliğine açık bir yanıttır. Das lässt sich leider nicht ändern. “Maalesef bu değiştirilemiyor.” ise çoğu zaman değiştirmenin mümkün olmadığını nazikçe bildirir. Bunun bir dilbilgisi kalıbı olmanın yanında konuşmada kullanılan yerleşik bir ifade olduğunu da öğrenin.
Sein + zu, özellikle zorunluluk bildirdiğinde talimat ve resmî yazı diliyle uyumludur. Die Vorschriften sind zu beachten. “Kurallara uyulması gerekiyor.” nesnel görünebilir ama güçlü bir yükümlülük taşır. Her zaman nazik bir öneri değildir. Buna karşılık Das ist leicht zu verstehen. “Bunu anlamak kolay.” günlük konuşmada da doğaldır. Yapının resmiyet derecesini yalnızca biçim değil, kelime seçimi ve bağlam belirler.
-bar/-lich sıfatları anlatımı kısa tutar. Die Daten sind überprüfbar. “Veriler doğrulanabilir.” teknik bir metinde verilerin özelliğini öne çıkarır. Ancak kısa anlatmak uğruna nüansı kaybetmeyin: verständlich bir açıklamanın açık olduğunu da, bir tepkinin anlaşılabilir olduğunu da söyleyebilir. Türkçe karşılığı bağlama göre “anlaşılır”, “anlaşılabilir” veya “anlayışla karşılanabilir” olabilir.
Daha ileri kullanım ve önemli ayrımlar
Olumsuzluk: yapılamaz mı, yapılmamalı mı?
Sein + zu yapısının olumsuz biçiminde iki farklı okuma mümkündür:
- Die Datei ist nicht zu öffnen. — Bağlama göre “Dosya açılamıyor.” veya “Dosya açılmamalı.”
- Diese Grenze ist nicht zu überschreiten. — Bir güvenlik talimatında “Bu sınır aşılmamalı.”
- Die Schrift ist nicht zu entziffern. — “Yazı çözülemiyor.”
Belirsizlik varsa daha açık bir yardımcı fiil seçebilirsiniz: Die Datei kann nicht geöffnet werden. “Dosya açılamıyor.”; Die Datei darf nicht geöffnet werden. “Dosyanın açılması yasak.” Böylece imkânsızlıkla yasak birbirinden ayrılır. Nicht zu ifadesinin tek ve değişmez bir Türkçe karşılığı yoktur.
sich lassen her zaman edilgen alternatif değildir
Lassen başka yapılarda “yaptırmak” veya “izin vermek” anlamına gelir. Bu yüzden cümlede kimin özne olduğuna bakın:
- Das Auto lässt sich reparieren. — “Araba tamir edilebilir.”
- Ich lasse das Auto reparieren. — “Arabayı tamir ettiriyorum.”
- Er lässt sich die Haare schneiden. — “Saçını kestiriyor.”
Son örnekte sich vardır ama cümle yine yapılabilirlik bildirmez; kişi kendi saçı için bir işlem yaptırmaktadır. Yalnızca sich ve lassen sözcüklerini görmek yeterli değildir. Bu makaledeki alternatif yapıda, tamir edilebilir şey das Auto gibi özne konumundadır.
Zaman değişince ne olur?
Alternatif yapılar geçmiş zamanda da kullanılabilir. Geçmiş zaman, yapılabilirliğin veya gerekliliğin geçmişte geçerli olduğunu gösterir; işin gerçekten tamamlandığını her zaman göstermez.
- Damals konnte man den Antrag nur per Post einreichen. — “O zaman başvuru yalnızca postayla yapılabiliyordu.”
- Die Tür ließ sich gestern nicht öffnen. — “Kapı dün açılamıyordu.”
- Die Rechnung war bis Freitag zu bezahlen. — “Faturanın cuma gününe kadar ödenmesi gerekiyordu.”
- Das Problem war lösbar. — “Sorun çözülebilirdi.”
Son cümleden sorunun çözüldüğü sonucunu çıkaramazsınız. War zu bezahlen da ödemenin gerçekleştiğini değil, geçmişteki yükümlülüğü bildirir.
Konuşmada kullanılan birleşik geçmiş zamanda sich lassen özel bir diziliş gösterir: Die Tür hat sich nicht öffnen lassen. “Kapı açılamadı.” Burada gelassen yerine lassen kullanılır; iki mastar, öffnen lassen, sonda birlikte durur. Üretirken önce daha kolay olan ließ sich öffnen biçimine hâkim olmak, bu yapıyı tanımayı da kolaylaştırır.
Yan cümlelerde sözcük sırası
Yan cümle, ana cümleye gerekçe, koşul veya başka bir açıklama ekleyen bağlı cümledir. Weil gibi bir bağlaç, yani cümleleri birbirine bağlayan sözcük kullanıldığında çekimli fiil sona gider:
- Wir bestellen das Teil, weil man es leicht austauschen kann. — “Parçayı sipariş ediyoruz, çünkü kolayca değiştirilebiliyor.”
- Wir behalten den Tisch, weil er sich reparieren lässt. — “Masayı tutuyoruz, çünkü tamir edilebilir.”
- Bitte beeilen Sie sich, weil der Antrag heute einzureichen ist. — “Lütfen acele edin, çünkü başvurunun bugün teslim edilmesi gerekiyor.”
Türkçedeki fiili sona koyma alışkanlığı burada yardımcı olabilir; fakat Almancada bütün fiil grubunun kendi iç sırasını da öğrenmelisiniz. Reparieren lässt ile einzureichen ist dizilişlerini birer bütün olarak çalışın.
Bir sıfat her ayrıntıyı korumaz
Der Stoff ist waschbar. “Kumaş yıkanabilir.” kumaşın bir özelliğini söyler. Der Stoff lässt sich bei 30 Grad waschen. “Kumaş 30 derecede yıkanabilir.” ise koşulu da açıkça belirtir. Sıfatla kısa bir etiket vermek mümkündür; kullanım koşulları önemliyse fiilli yapı daha açıklayıcı olabilir.
Benzer biçimde un- öneki bazı sıfatları olumsuzlaştırır: unlösbar “çözülemez”, unvermeidbar “kaçınılmaz”, unverständlich “anlaşılmaz”. Fakat her sıfatın başına bu eki getirerek doğal bir sözcük elde edemezsiniz. Yeni kelimeleri olumlu ve olumsuz biçimleriyle, gerçek bir cümle içinde öğrenmek daha güvenlidir.
Çalışma önerileri
Aynı durum için üç farklı bilgi yazın. Bir dosya seçip “açılıyor”, “açılabilir” ve “açılması gerekiyor” anlamlarını ayrı cümlelere dönüştürün: Die Datei wird geöffnet. “Dosya açılıyor.”; Die Datei lässt sich öffnen. “Dosya açılabilir.”; Die Datei ist zu öffnen. “Dosyanın açılması gerekiyor.” Son cümleye bir talimat bağlamı ekleyin. Böylece alternatifleri eş anlamlı kalıplar olarak ezberlemezsiniz.
Kısa gerçek metinlerde anlamı işaretleyin. Bir ürün açıklaması, başvuru yönergesi veya iş yazışması okuyun. Her man, lässt sich, ist zu ve yapılabilirlik sıfatının yanına “işlem”, “imkân”, “zorunluluk” veya “özellik” yazın. Özellikle nicht bulunan cümlelerde kararınızı bağlamla gerekçelendirin.
Biçim kontrolünü ayrı yapın. Yazdığınız cümlede önce özne-fiil uyumunu, sonra zu kullanımını, ardından nesnenin hâlini ve sıfat ekini kontrol edin. Örneğin tekil Der Fehler ist vermeidbar. “Hata önlenebilir.” cümlesini çoğul Die Fehler sind vermeidbar. “Hatalar önlenebilir.” biçimine çevirin; ardından vermeidbare Fehler “önlenebilir hatalar” ifadesiyle adın önündeki sıfat ekini çalışın.
İlgili konular
- Ön bilgi: Geçmiş zamanda edilgen yapı — gerçekleşen bir işi anlatan edilgen cümlelerle, geçmişte geçerli olan yapılabilirlik veya yükümlülük ifadelerini ayırmanıza yardımcı olur.