B1

Almancada zu ile mastar kullanımı

Infinitiv mit zu

Bu makale, Settemila Lingue üzerindeki Almanca dil bilgisi ağacının bir parçasıdır.

Kısaca

Almancada bazı fiillerden ve belirli sıfat veya isim kalıplarından sonra ikinci eylem zu + mastar biçiminde gelir: Ich versuche, Deutsch zu lernen. — Almanca öğrenmeye çalışıyorum. Mastar, fiilin kişiye göre değişmemiş, sözlükteki biçimidir; bu örnekte lernen “öğrenmek” demektir. Ayrılabilen fiillerde zu iki parçanın arasına girer: anzurufen — telefon etmek. Ancak her ikinci fiile zu eklenmez: Ich kann kommen. — Gelebilirim.

Genel bakış

“Erken kalkmayı planlıyorum”, “Dakik olmak önemli”, “Bugün çalışmak istemiyorum” gibi ifadelerde bir eylemden söz ederken onu başka bir düşünceye bağlarız. Almancada Infinitiv mit zu adı verilen yapı bu işi sık sık görür. Buradaki zu, tek başına “için” anlamına gelen bir sözcük değildir; mastarı belirli bir fiile veya kalıba bağlayan dilbilgisel bir işarettir.

Türkçede “öğrenmeye çalışmak”, “öğrenmeyi unutmak”, “öğrenme fırsatı” deriz. Aynı eyleme bağlama göre farklı ekler getiririz. Almancada Deutsch zu lernen grubu, çeşitli kalıplarda biçimini koruyabilir. Bu nedenle Türkçe cümledeki “-meye” ya da “-meyi” ekini tek başına zu ile eşleştirmek yerine, Almanca kalıbı bir bütün olarak öğrenmek daha güvenlidir.

Bu konu B1 düzeyinde özellikle önem kazanır: niyet, karar, güçlük, gereklilik ve fırsat anlatırken kısa cümlelerin ötesine geçmenizi sağlar. Önce zu yerleşimini ve sık kullanılan kalıpları öğrenmek yeterlidir. Geçmişte tamamlanmış eylemler, edilgen yapılar ve resmî anlatım gibi daha ayrıntılı kullanımlar ilerideki bölümde ayrı ele alınmıştır.

Yapı nasıl kurulur?

1. Çekimli fiil ile mastarın görevini ayırın

Çekimli fiil, kişiye ve zamana göre biçim değiştiren fiildir: ich versuche, du versuchst gibi. Mastar ise bu değişimi almaz. Zu ile kurulan mastar grubu, başında ona bağlı diğer sözcükleri taşıyabilir; mastar grubun sonunda bulunur.

  • Ich versuche, Deutsch zu lernen. — Almanca öğrenmeye çalışıyorum.
  • Wir versuchen, jeden Tag ein bisschen Deutsch zu lernen. — Her gün biraz Almanca öğrenmeye çalışıyoruz.

İkinci cümlede versuchen, “biz” kişisine göre çekimlidir. lernen ise değişmez. jeden Tag ve ein bisschen Deutsch ifadeleri, öğrenme eylemine ait oldukları için zu lernen bölümünden önce gelir.

Bu kalıplar sık kullanılır:

Almanca kalıp Türkçe karşılığı
versuchen, etwas zu tun bir şeyi yapmaya çalışmak
anfangen, etwas zu tun bir şeyi yapmaya başlamak
aufhören, etwas zu tun bir şeyi yapmayı bırakmak
vergessen, etwas zu tun bir şeyi yapmayı unutmak
planen, etwas zu tun bir şeyi yapmayı planlamak
sich entscheiden, etwas zu tun bir şeyi yapmaya karar vermek
hoffen, etwas zu tun bir şeyi yapmayı ummak
versprechen, etwas zu tun bir şeyi yapacağına söz vermek

Etwas burada “bir şey”, tun ise “yapmak” demektir; gerçek cümlede bunların yerine anlatacağınız eylemi koyarsınız. Örneğin Sie plant, im Herbst umzuziehen. — Sonbaharda taşınmayı planlıyor.

2. Zu'nun yeri fiilin yapısına bağlıdır

Normal fiillerde zu ayrı yazılır. Ayrılabilen fiillerde, yani başındaki parçanın çekimli cümlede ayrıldığı fiillerde, zu bu parça ile fiil gövdesi arasına girer. Bütün biçim tek sözcük olarak yazılır.

Sözlük biçimi Zu ile biçim Türkçe anlamı
lernen zu lernen öğrenmek
sein zu sein olmak
arbeiten zu arbeiten çalışmak
anrufen anzurufen telefon etmek
aufstehen aufzustehen kalkmak
mitbringen mitzubringen yanında getirmek
einkaufen einzukaufen alışveriş yapmak
vorbereiten vorzubereiten hazırlamak
verstehen zu verstehen anlamak
bekommen zu bekommen almak, elde etmek

Anrufen için bağlantıyı şöyle görebilirsiniz:

  • Ich rufe dich morgen an. — Yarın seni arayacağım.
  • Ich verspreche, dich morgen anzurufen. — Yarın seni arayacağıma söz veriyorum.

Buna karşılık verstehen ayrılabilen bir fiil değildir; doğru biçim zu verstehen olur. Bir sözcüğün uzun olması veya başında tanıdık bir parça bulunması, onun mutlaka ayrılabildiği anlamına gelmez. Fiili öğrenirken çekimli cümlede nasıl kullanıldığını da kontrol edin.

3. Sıfat ve isim kalıpları da bu yapıyı alır

Sıfat, bir şeyin özelliğini bildiren sözcüktür; “önemli”, “zor”, “kolay” gibi. Almancada özellikle Es ist + sıfat kalıbıyla bir eylemi değerlendiririz:

  • Es ist wichtig, pünktlich zu sein. — Dakik olmak önemlidir.
  • Es ist schwierig, hier einen Parkplatz zu finden. — Burada park yeri bulmak zor.
  • Es ist schön, dich wiederzusehen. — Seni yeniden görmek güzel.

Bu cümlelerde es için Türkçede ayrıca “o” dememiz gerekmez. Değerlendirilen şey bir kişi değil, mastar grubunda anlatılan eylemdir. Aynı düşünceyi başa da alabilirsiniz: Pünktlich zu sein, ist wichtig. — Dakik olmak önemlidir.

İsim, bir kişiyi, şeyi veya kavramı adlandıran sözcüktür. “Zaman”, “istek”, “fırsat” gibi isimlerle de zu kullanılır:

  • Ich habe keine Zeit, lange zu warten. — Uzun süre bekleyecek zamanım yok.
  • Er hat keine Lust, zu arbeiten. — Çalışmak istemiyor.
  • Wir haben die Möglichkeit, von zu Hause aus zu arbeiten. — Evden çalışma imkânımız var.

Burada isimle birlikte kullanılan diğer sözcükleri de öğrenin: Zeit haben, Lust haben, die Möglichkeit haben. Türkçedeki “zamanım var” veya “canım istemiyor” ifadelerini sözcük sözcük çevirmek yerine, bu hazır kalıplardan yola çıkın.

4. Eylemi kimin yaptığını bağlam gösterir

Özne, cümlede kimden veya neden söz edildiğini gösteren bölümdür. Mastar grubunda genellikle ayrıca yazılmış bir özne bulunmaz. Ama bu, eylemi yapanın her zaman ana cümlenin öznesi olduğu anlamına gelmez.

  • Ich hoffe, bald eine Arbeit zu finden. — Yakında bir iş bulmayı umuyorum. İş bulacak kişi benim.
  • Ich bitte dich, kurz zu warten. — Senden kısa bir süre beklemeni rica ediyorum. Bekleyecek kişi sensin.
  • Die Ärztin rät mir, mehr zu schlafen. — Doktor bana daha çok uyumamı öneriyor. Uyuyacak kişi benim, doktor değil.

Bitten ve raten gibi fiillerde hitap edilen veya öneri verilen kişi, mastar grubundaki eylemi yapar. Fiilin anlamı bu ilişkiyi belirler.

Dass ile kurulan yan cümle, ana cümleye bağlı fakat kendi öznesi ve çekimli fiili olan bir bölümdür. Kimin ne yaptığını açıkça belirtmek gerektiğinde bu yapı kullanışlıdır:

  • Ich hoffe, bald zu kommen. — Yakında gelmeyi umuyorum.
  • Ich hoffe, dass du bald kommst. — Yakında gelmeni umuyorum.

İlkinde gelecek kişi benim; ikincisinde sensin. Dolayısıyla “iki eylemi farklı kişiler yapıyorsa her durumda mastar kullanılamaz” kuralı fazla kabadır. Doğru soru şudur: Bu fiil, mastar grubundaki eylemi kimin yaptığını yeterince açık gösteriyor mu?

5. Her ikinci fiil zu almaz

Können, müssen, dürfen, sollen, wollen ve möchten gibi yardımcı fiiller yetenek, zorunluluk, izin veya istek bildirir. Bunlardan sonra gelen mastarda zu kullanılmaz:

  • Ich möchte Deutsch lernen. — Almanca öğrenmek istiyorum.
  • Wir müssen früh aufstehen. — Erken kalkmamız gerekiyor.

Lassen ile bir işi yaptırma veya birine izin verme anlatılırken de mastar zu almaz: Ich lasse mein Fahrrad reparieren. — Bisikletimi tamir ettiriyorum. Sehen ve hören ile doğrudan algılanan bir eylemde de aynı durum görülür: Ich höre jemanden singen. — Birinin şarkı söylediğini duyuyorum.

Gündelik eylem kalıplarında da zu olmayabilir: Wir gehen einkaufen. — Alışverişe gidiyoruz. Bu yüzden “iki fiil varsa ikincisinin önüne zu koy” yöntemi işlemez. Versuchen, … zu lernen ile können … lernen kalıplarını ayrı öğrenin.

6. Mastar grubunu virgülle ayırın

Özellikle grubun içinde başka sözcükler varsa, ana cümle ile mastar grubunun sınırını virgülle gösterin: Ich versuche, jeden Tag Deutsch zu lernen. Güncel Almanca yazım kurallarında, 2024 düzenlemesiyle bu tür genişletilmiş mastar gruplarında virgül zorunludur. Eski kaynaklarda bazı virgüllerin isteğe bağlı anlatıldığını görebilirsiniz.

Bir isme bağlı gruplarda da virgülü unutmayın: Ich habe den Wunsch, in Berlin zu leben. — Berlin'de yaşama isteğim var. Um, ohne, statt/anstatt ile başlayan mastar grupları da virgülle ayrılır. Sadece yalın mastardan oluşan bazı kullanımlarda farklı seçenekler bulunabilir; öğrenirken grubun sınırını açıkça göstermek iyi bir alışkanlıktır.

Ancak her zu gördüğünüz yere virgül koymayın: Du brauchst nicht zu warten. — Beklemene gerek yok. Burada fiiller birlikte tek bir yüklem, yani cümlenin eylemi bildiren bölümünü oluşturur.

Bağlam içinde örnekler

Aşağıdaki cümlelerde yalnızca zu'yu değil, onu gerektiren fiili veya kalıbı da birlikte inceleyin.

Almanca Türkçe Açıklama
Ich versuche, Deutsch zu lernen. Almanca öğrenmeye çalışıyorum. Çaba bildiren fiil.
Es ist wichtig, pünktlich zu sein. Dakik olmak önemlidir. Bir eylemi değerlendiren sıfat.
Er hat keine Lust, zu arbeiten. Çalışmak istemiyor. İstek bildiren isim kalıbının olumsuzu.
Wir planen, am Samstag einzukaufen. Cumartesi alışveriş yapmayı planlıyoruz. Ayrılabilen fiilde araya giren işaret.
Denk bitte daran, den Herd auszuschalten. Lütfen ocağı kapatmayı unutma. Bir işi hatırlatan kalıp.
Sie hat vergessen, die Rechnung zu bezahlen. Faturayı ödemeyi unuttu. Çekimli fiil geçmişte; mastar değişmiyor.
Ich bitte Sie, hier zu unterschreiben. Sizden burayı imzalamanızı rica ediyorum. İmzayı atacak kişi hitap edilen kişi.
Der Arzt empfiehlt mir, mehr Wasser zu trinken. Doktor bana daha çok su içmemi öneriyor. Öneriyi uygulayacak kişi konuşan kişi.
Es fällt mir schwer, vor vielen Menschen zu sprechen. Çok kişinin önünde konuşmak bana zor geliyor. Kişisel güçlük anlatılıyor.
Wir haben die Möglichkeit, den Termin zu verschieben. Randevuyu erteleme imkânımız var. İmkân bildiren isim.
Ich freue mich darauf, dich wiederzusehen. Seni yeniden göreceğim için seviniyorum. Gelecekteki bir buluşmaya sevinme.
Sie hat aufgehört, abends Kaffee zu trinken. Akşamları kahve içmeyi bıraktı. Bir alışkanlığa son verme.
Er hat beschlossen, nicht mitzukommen. Bizimle gelmemeye karar verdi. Olumsuzluk mastar grubunun içinde.
Du brauchst die Unterlagen nicht auszudrucken. Belgeleri yazdırmana gerek yok. Olumsuz gereklilik bildiren kullanım.

Sık yapılan hatalar

1. Gerekli zu'yu atlamak

  • Yanlış: Ich versuche, Deutsch lernen.
  • Doğru: Ich versuche, Deutsch zu lernen.
  • Neden? Versuchen sonrasında bu anlamdaki ikinci eylem zu ile bağlanır. Türkçedeki “öğrenmeye” biçimini Almancada yalnızca lernen ile karşılamak yeterli değildir.

2. Yardımcı fiilden sonra gereksiz zu eklemek

  • Yanlış: Ich muss morgen zu arbeiten.
  • Doğru: Ich muss morgen arbeiten.
  • Neden? Müssen gibi zorunluluk veya imkân bildiren yardımcı fiillerden sonra yalın mastar gelir. Zu kuralını bütün iki fiilli cümlelere uygulamayın.

3. Ayrılabilen fiili yanlış yazmak

  • Yanlış: Ich verspreche, dich zu anrufen.
  • Doğru: Ich verspreche, dich anzurufen.
  • Neden? Anrufen ayrılabilen bir fiildir. Zu, an ile rufen arasına girer; ortaya çıkan biçim bitişik yazılır.

4. Mastarı kişiye göre çekimlemek

  • Yanlış: Sie versucht, früher zu kommt.
  • Doğru: Sie versucht, früher zu kommen.
  • Neden? Kişi bilgisini versucht taşır. Zu sonrasında kommt değil, sözlük biçimi olan kommen gerekir.

5. Her mastarı ana cümlenin öznesine bağlamak

  • Yanlış: Ich hoffe, du bald zu kommen.
  • Doğru: Ich hoffe, dass du bald kommst. — Yakında gelmeni umuyorum.
  • Neden? Hoffen ile bu mastar yapısına ayrıca du ekleyemezsiniz. Gelmesini umduğunuz başka bir kişiyse dass cümlesi kurun. Buna karşılık Ich bitte dich, bald zu kommen. — Senden yakında gelmeni rica ediyorum — doğrudur; bitten kimin gelmesi gerektiğini gösterir.

6. Zu'yu her zaman “için” diye çevirmek

  • Yanlış: Ich versuche, um Deutsch zu lernen.
  • Doğru: Ich versuche, Deutsch zu lernen.
  • Neden? Burada amaç açıklamıyorsunuz; neyi yapmaya çalıştığınızı söylüyorsunuz. Amaç için ayrı bir ana eylem gerekir: Ich besuche einen Kurs, um Deutsch zu lernen. — Almanca öğrenmek için bir kursa gidiyorum.

Kullanım notları

Günlük konuşmada da doğaldır

Zu ile mastar yalnızca yazılı veya resmî Almancaya ait değildir. Ich habe keine Zeit, lange zu warten. — Uzun süre bekleyecek zamanım yok — gibi cümleler günlük konuşmada çok yaygındır. Resmiyet çoğu zaman yapının kendisinden değil, seçilen fiilden gelir. Ich bitte Sie, … bir iş görüşmesinde veya resmî yazışmada uygunken, arkadaşınıza daha doğrudan bir rica yöneltebilirsiniz.

Daran, darauf, darüber gibi sözcükler de bazı kalıpların parçasıdır. Tek başlarına Türkçeye çevrilmeleri her zaman doğal olmaz. Örneğin denken an “bir şeyi düşünmek, hatırlamak” kalıbıyla Denk daran, die Tür abzuschließen. — Kapıyı kilitlemeyi unutma — denir. Sich freuen auf gelecekte olacak bir şeye sevinmeyi anlatır: Ich freue mich darauf, dich zu sehen. — Seni göreceğim için seviniyorum. İlgili sözcüğü rastgele çıkarmak veya başka bir kalıba taşımak yerine bütünü öğrenin.

Olumsuzluğun hangi bölüme ait olduğuna bakın

Ich verspreche, nicht zu rauchen. — Sigara içmeyeceğime söz veriyorum. Burada nicht, mastar grubundaki eylemi olumsuz yapar. Ich verspreche nicht, aufzuhören. — Bırakacağıma söz vermiyorum — cümlesinde ise söz verme reddedilir. Sözcüklerin yerini değiştirirken Türkçe anlamın da değişip değişmediğini kontrol edin.

Brauchen ile “gerekmemek” anlatımında yazı dilinde zu kullanmak güvenlidir: Du brauchst nicht zu kommen. — Gelmene gerek yok. Konuşmada Du brauchst nicht kommen biçimini de duyabilirsiniz. Bu kullanımın varlığı, standart yazıda zu'yu her yerde atabileceğiniz anlamına gelmez. Nur ile de kullanılabilir: Du brauchst nur anzurufen. — Sadece telefon etmen yeterli.

Daha ileri kullanımlar

Zu ile mastar ile amaç cümlesi arasındaki fark

Düz zu yapısı çoğu zaman bir fiilin veya kalıbın içeriğini tamamlar: Ich plane, nach Deutschland zu ziehen. — Almanya'ya taşınmayı planlıyorum. Um … zu ise bir eylemin hangi amaçla yapıldığını açıklar: Ich spare Geld, um nach Deutschland zu ziehen. — Almanya'ya taşınmak için para biriktiriyorum.

Damit, amaç cümlesinde ayrı bir özne kullanmaya da izin verir: Ich spreche langsam, damit du mich verstehst. — Beni anlayabilmen için yavaş konuşuyorum. Burada konuşan ve anlayan kişiler farklıdır. Bu ayrımı, düz mastar yapılarındaki bitten veya raten örnekleriyle karıştırmayın; amaç yapılarının kendi kuralları vardır.

Ohne … zu “-meden”, statt … zu ise “-mek yerine” anlamını verebilir:

  • Er ging, ohne sich zu verabschieden. — Vedalaşmadan gitti.
  • Sie schrieb eine Nachricht, statt anzurufen. — Telefon etmek yerine mesaj yazdı.

Her iki örnekte de iki eylemi aynı kişi yapar; mastar grubunda ayrıca özne yazılmaz.

Daha önce tamamlanmış eylemi anlatmak

Normal mastar kendi başına bir zaman eki taşımaz. Sie hat versprochen, morgen zu kommen. — Yarın geleceğine söz verdi — cümlesinde söz verme geçmişte, gelme ise yarındır. Ana fiilin geçmişte olması, mastardaki eylemin de geçmişte olduğu anlamına gelmez.

Mastar grubundaki eylemin daha önce gerçekleştiğini özellikle göstermek için geçmiş mastarı kullanılabilir. Bu yapı, geçmiş zamanlarda kullanılan fiil biçimi ile zu haben veya zu sein birleşimidir:

  • Ich freue mich, dich kennengelernt zu haben. — Seninle tanışmış olmaktan mutluyum.
  • Sie behauptet, pünktlich angekommen zu sein. — Zamanında varmış olduğunu iddia ediyor.

Kennengelernt, kennenlernen fiilinin geçmiş zaman biçimidir. Haben veya sein seçimi, ilgili fiilin birleşik geçmiş zamanda hangi yardımcı fiille kullanıldığına bağlıdır. Burada zu, en sondaki yardımcı fiilin önündedir; angekommen sözcüğünün içine yerleştirilmez.

Edilgen mastar

Edilgen yapı, işi kimin yaptığından çok bir şeyin başına ne geldiğini öne çıkarır. Mastarda geçmiş zaman fiil biçimi + zu werden kullanılarak bir eyleme maruz kalma anlatılabilir:

  • Sie hofft, bald eingeladen zu werden. — Yakında davet edilmeyi umuyor.
  • Er befürchtet, nicht verstanden zu werden. — Anlaşılmamaktan korkuyor.

Bu cümlelerde zu, einladen veya verstehen fiillerinin önüne değil, edilgen yapıyı kuran werden önüne gelir. Einzuladen “davet etmek”, eingeladen zu werden ise “davet edilmek” demektir; ikisi aynı anlamı vermez.

Haben ve sein ile gereklilik

Haben + zu + mastar, bazı bağlamlarda zorunluluk veya yapılacak bir görev bildirir:

  • Wir haben noch drei Formulare auszufüllen. — Daha doldurmamız gereken üç form var.

Bu kullanımda formları dolduracak kişi biziz. Sein + zu + mastar ise yapılması gerekeni veya yapılabilirliği, yapan kişiyi öne çıkarmadan anlatabilir:

  • Die Rechnung ist bis Freitag zu bezahlen. — Faturanın cuma gününe kadar ödenmesi gerekiyor.
  • Die Schrift ist kaum zu lesen. — Yazıyı okumak neredeyse imkânsız.

İlk örnek zorunluluk, ikincisi olanak bildirir. Hangisinin kastedildiği bağlama bağlıdır. Bu yapılar talimatlarda ve daha resmî yazılarda sık görülür; günlük konuşmada müssen veya können ile kurulan cümleler çoğu zaman daha doğrudandır.

Scheinen ile görünüş veya izlenim

Scheinen + zu + mastar, bir şeyin öyle göründüğünü anlatır: Er scheint müde zu sein. — Yorgun görünüyor. Daha önce gerçekleşmiş bir olay için de kullanılabilir: Sie scheint den Termin vergessen zu haben. — Randevuyu unutmuş gibi görünüyor.

Bu kullanımda scheinen kesin bir bilgi değil, gözleme veya eldeki işaretlere dayanan bir izlenim bildirir. Ayrıca scheinen ile sonraki fiiller birlikte bir yüklem oluşturduğu için aralarına otomatik olarak virgül konmaz.

Çalışma önerileri

  1. Kalıpları üç ayrı grupta toplayın. Bir sayfaya versuchen, … zu …, Es ist wichtig, … zu … ve Zeit haben, … zu … yazın. Her birine kendi hayatınızdan iki cümle ekleyin. Türkçe karşılığında hangi ekin doğal olduğunu düşünün, ama Almanca kalıbı değiştirmeyin.
  2. Aynı eylemi iki farklı kalıpla anlatın. Örneğin Ich muss früh aufstehen. — Erken kalkmam gerekiyor — ile Ich versuche, früh aufzustehen. — Erken kalkmaya çalışıyorum — cümlelerini yan yana yazın. Böylece hem gereksiz zu eklememeyi hem de ayrılabilen fiilin yazımını çalışırsınız. Aynısını anrufen, einkaufen ve mitbringen ile deneyin.
  3. Her cümlede eylemi yapanı ve zamanı kontrol edin. Ich bitte dich, … ile kurduğunuz cümlede eylemi kim yapıyor? Ich hoffe, dass … ile başka bir kişiyi nasıl belirtiyorsunuz? Sonra “dün söz verdim, yarın yapacağım” türünden bir cümle kurup ana fiilin zamanıyla mastardaki eylemin zamanını ayırın.

İlgili konular

Ön koşul

Almancada düzenli fiillerin şimdiki zaman çekimiA1

Bu kavram üzerine inşa edilen kavramlar

Diğer B1 kavramları

Bu kavram diğer dillerde

Tüm dillerde karşılaştır