A2

Almancada wenn ve ob ile yan cümleler

Nebensätze: wenn, ob

Bu makale, Settemila Lingue üzerindeki Almanca dil bilgisi ağacının bir parçasıdır.

Kısaca

Wenn, “gelirsem” gibi bir koşulu veya “geldiğimde” gibi bir zamanı bildirir; ob, “gelip gelmeyeceğini” gibi cevabı evet ya da hayır olan dolaylı soruları başlatır. Her ikisinin başlattığı yan cümlede çekimli fiil, yani kişi ve zamana göre biçim alan fiil, normal olarak sonda durur: Wenn ich Zeit habe, komme ich. — “Vaktim olursa gelirim.” Ich weiß nicht, ob er kommt. — “Onun gelip gelmeyeceğini bilmiyorum.” Yan cümle başa geldiğinde, virgülden sonra ana cümlenin fiili gelir.

Genel bakış

Bir arkadaşınıza “İşten erken çıkarsam seni ararım” demekle “İşten erken çıkıp çıkamayacağımı bilmiyorum” demek aynı şey değildir. İlkinde bir davranışı koşula bağlarsınız; ikincisinde cevabı belli olmayan bir durumu dile getirirsiniz. Almancada bu ayrımı çoğunlukla wenn ve ob yapar. Bunlar birer bağlaçtır; yani cümle parçalarını birbirine bağlayan sözcüklerdir.

A2 düzeyinde öğrenilen bu yapılar, randevu ayarlarken, yol tarifi sorarken, bir planı açıklarken veya birinden bilgi isterken çok işe yarar. Ana cümle, temel mesajı taşıyan bölümdür; yan cümle ise bu mesaja koşul, zaman veya sorulan bilgi gibi bir unsur ekler. Ich rufe dich an, wenn ich zu Hause bin. — “Eve gelince seni ararım.” Burada temel mesaj “seni ararım”, eklenen zaman bilgisi ise “eve gelince”dir.

Türkçe konuşanlar için fiilin sonda olması tanıdık gelebilir. Asıl dikkat isteyen nokta, Almancada ana cümle ile yan cümlenin farklı sıralama kurallarına uymasıdır. Türkçede “vaktim varsa” ve “vaktim olup olmadığını” gibi anlamlar eklerle kurulurken, Almancada doğru bağlacı seçmeniz ve her cümlenin fiil yerini ayrı ayrı düzenlemeniz gerekir.

Yapı nasıl kurulur?

Önce anlamı seçin: koşul mu, zaman mı, belirsiz bir cevap mı?

Wenn ile iki temel anlam kurulur:

  • Koşul: Bir şey gerçekleşirse başka bir şey gerçekleşir. Wenn es regnet, bleiben wir hier. — “Yağmur yağarsa burada kalırız.”
  • Zaman: Bir şey olduğunda başka bir şey olur. Wenn ich nach Hause komme, mache ich Tee. — “Eve geldiğimde çay yaparım.”

Ob ise bir şeyin doğru olup olmadığını, gerçekleşip gerçekleşmeyeceğini sorulan veya bilinmeyen bilgi olarak sunar:

  • Ich weiß nicht, ob der Laden geöffnet ist. — “Mağazanın açık olup olmadığını bilmiyorum.”
  • Kannst du fragen, ob noch ein Platz frei ist? — “Hâlâ boş yer olup olmadığını sorabilir misin?”

İkinci örnekte kimse “Boş yer varsa ne yaparız?” demiyor. Öğrenilmek istenen, boş yerin bulunup bulunmadığıdır. Bu yüzden ob gerekir.

Türkçede zihninizden şu iki kalıbı geçirin: “-sa/-se, -ınca/-ince, -dığında” → çoğu zaman wenn; “-ıp -madığını, olup olmadığını” → ob. Bu, iyi bir başlangıçtır; ancak özellikle geçmişteki tek seferlik olaylarda farklı bir bağlaç gerektiğini ileride göreceksiniz.

Çekimli fiili yan cümlenin sonuna yerleştirin

Ich habe Zeit. — “Vaktim var.” cümlesinde habe, ich ile kullanılan çekimli fiildir. Wenn eklendiğinde sıralama değişir:

Ich komme, wenn ich Zeit habe. — “Vaktim olursa gelirim.”

Benzer biçimde Er kommt. — “O geliyor.” cümlesi, dolaylı sorunun içinde şöyle görünür:

Ich weiß nicht, ob er kommt. — “Onun gelip gelmeyeceğini bilmiyorum.”

Özne, eylemi yapan veya hakkında bir şey söylenen kişi ya da şeydir; bu örneklerde ich ve er. Başlangıç için güvenli kalıp bağlaç + özne + diğer bilgiler + çekimli fiil şeklindedir.

Almanca kalıp Türkçesi Yapı
Ich komme, wenn ich Zeit habe. Vaktim olursa gelirim. Ana cümle, ardından koşul
Wenn ich Zeit habe, komme ich. Vaktim olursa gelirim. Koşul, ardından ana cümle
Ich weiß nicht, ob er kommt. Onun gelip gelmeyeceğini bilmiyorum. Bilinmeyen cevap sonda
Ob er kommt, weiß ich nicht. Gelip gelmeyeceğini bilmiyorum. Bilinmeyen bilgi başta vurgulanıyor

Türkçede “Gelip gelmeyeceğini bilmiyorum” derken “onun” sözcüğünü söylemek zorunda değilsiniz. Almancada ise bu örnekte er atılmaz: ob kommt değil, ob er kommt denir.

Yan cümle başa gelirse ana cümlenin fiili hemen arkasından gelir

Almancada bildirme cümlesinin çekimli fiili genellikle ikinci konumdadır. Buradaki “konum”, mutlaka tek bir sözcük demek değildir. Bütün bir yan cümle de ilk konumu doldurabilir:

Wenn ich Zeit habe, komme ich. — “Vaktim olursa gelirim.”

Wenn ich Zeit habe bütünü ilk konumdur; komme ikinci konuma gelir. Bu yüzden virgülden sonra ich komme değil, komme ich yazılır. Buna bazen devrik sıra denir; burada kastedilen, ana cümlede fiilin özneden önce gelmesidir.

Aynı kural ob ile başlatılan yan cümle için de geçerlidir:

Ob wir morgen arbeiten müssen, weiß ich noch nicht. — “Yarın çalışmamız gerekip gerekmediğini henüz bilmiyorum.”

Yeni başlıyorsanız ob bölümünü sona koymak daha kolaydır: Ich weiß noch nicht, ob wir morgen arbeiten müssen. Anlam aynıdır; başa alınan biçim, bilinmeyen bilgiye daha fazla ağırlık verir.

İki fiil varsa ne olur?

Bir cümlede birden fazla fiil bulunabilir. Başlangıçta sık karşılaşacağınız iki yapı şunlardır:

Almanca Türkçe Dikkat edilecek nokta
Ich frage, ob du kommen kannst. Gelip gelemeyeceğini soruyorum. Çekimli biçim en sonda
Wenn ich fertig bin, rufe ich dich an. İşim bitince seni ararım. Yan cümlede çekimli fiil sonda
Ich weiß nicht, ob sie schon angekommen ist. Onun çoktan varıp varmadığını bilmiyorum. Geçmiş zamanda yardımcı fiil sonda
Wenn du mich anrufst, erkläre ich es dir. Beni ararsan sana açıklarım. Fiilin ayrılan parçası yeniden birleşir

Können gibi bir kip fiili, yapabilme veya zorunluluk gibi anlamlar ekler. Kommen ise mastar, yani fiilin kişi ve zaman eki almamış sözlük biçimidir. Ana cümlede Du kannst kommen. — “Gelebilirsin.” denirken yan cümlede ob du kommen kannst — “gelip gelemeyeceğini” sırası kullanılır.

Ist angekommen bir geçmiş zaman yapısıdır. Ist yardımcı fiildir; zaman yapısını kurmaya yardım eder. Angekommen, fiilin geçmiş zaman yapısında kullanılan biçimidir. Yan cümlede angekommen ist sırası görülür.

Anrufen — “telefonla aramak” ise ayrılabilen fiildir: Ana cümlede bazı parçaları birbirinden ayrılır. Du rufst mich an. — “Beni arıyorsun.” biçimi, yan cümlede wenn du mich anrufst — “beni ararsan” olur. Daha karmaşık fiil gruplarındaki özel sıralamayı ileri kullanım bölümünde bulabilirsiniz.

Virgülü unutmayın

Ana cümle ile wenn veya ob yan cümlesi arasına virgül konur. Virgül, yalnızca okumayı kolaylaştıran bir tercih değil, standart yazımın parçasıdır:

  • Sag mir bitte, ob du morgen Zeit hast. — “Yarın vaktin olup olmadığını lütfen bana söyle.”
  • Wenn du morgen Zeit hast, können wir zusammen lernen. — “Yarın vaktin varsa birlikte çalışabiliriz.”

Yan cümle ana cümlenin arasına girerse iki taraftan virgülle ayrılır: Wir können, wenn du möchtest, zusammen lernen. — “İstersen birlikte çalışabiliriz.” Başlangıçta yan cümleyi başa veya sona koymak daha kolaydır.

Bağlam içinde örnekler

Aşağıdaki örneklerde aynı bağlacın farklı durumlarda nasıl kullanıldığına dikkat edin. Önce Türkçe karşılığın bir koşul mu, zaman mı yoksa belirsiz cevap mı bildirdiğini belirleyin; sonra Almanca fiilin yerini kontrol edin.

Almanca Türkçe Açıklama
Wenn ich Zeit habe, komme ich. Vaktim olursa gelirim. Gelmenin koşulu
Ich weiß nicht, ob er kommt. Onun gelip gelmeyeceğini bilmiyorum. Cevabı bilinmeyen soru
Wenn es regnet, bleiben wir hier. Yağmur yağarsa burada kalırız. Hava durumuna bağlı plan
Wenn ich von der Arbeit komme, gehe ich zuerst mit dem Hund spazieren. İşten geldiğimde önce köpeği gezdiririm. Tekrarlanan günlük alışkanlık
Ruf mich an, wenn du am Bahnhof bist. İstasyona varınca beni ara. Gelecekteki bir an
Wenn du möchtest, können wir draußen sitzen. İstersen dışarıda oturabiliriz. Seçimi karşı tarafa bırakma
Kannst du mir sagen, ob dieser Bus zum Flughafen fährt? Bu otobüsün havaalanına gidip gitmediğini söyleyebilir misin? Kibar bilgi isteği
Wir müssen prüfen, ob wir genug Geld haben. Yeterli paramız olup olmadığını kontrol etmeliyiz. Kontrol edilecek bilgi
Ich frage mich, ob ich die richtige Adresse habe. Doğru adresin bende olup olmadığını merak ediyorum. Kişinin kendine sorduğu soru
Wenn wir früher fertig sind, gehen wir noch einkaufen. İşimiz erken biterse bir de alışverişe gideriz. Olası plan
Sie hat gefragt, ob wir schon gegessen haben. Yemek yiyip yemediğimizi sordu. Geçmişte sorulan bir soru
Wenn ich als Kind krank war, blieb ich zu Hause. Çocukken hastalandığımda evde kalırdım. Geçmişte tekrarlanan durum

Sık yapılan hatalar

1. Koşul ile dolaylı soruyu karıştırmak

  • Yanlış: Ich weiß nicht, wenn der Zug pünktlich ist.
  • Doğru: Ich weiß nicht, ob der Zug pünktlich ist. — “Trenin dakik olup olmadığını bilmiyorum.”
  • Neden? Burada trenin dakik olması başka bir eylemin koşulu değildir. Cevabı öğrenilmek istenen sorudur. “Dakik mi?” sorusunu bir başka cümleye bağladığınız için ob kullanılır.

2. Ana cümlenin fiil sırasını yan cümleye taşımak

  • Yanlış: Ich frage, ob kommt er morgen.
  • Doğru: Ich frage, ob er morgen kommt. — “Yarın gelip gelmeyeceğini soruyorum.”
  • Neden? Doğrudan soru Kommt er morgen? — “Yarın geliyor mu?” şeklindedir. Ob ile dolaylı soruya dönüşünce soru sırası korunmaz; fiil sona gider.

3. Başa gelen yan cümleden sonra özneyi hemen yazmak

  • Yanlış: Wenn ich Zeit habe, ich komme.
  • Doğru: Wenn ich Zeit habe, komme ich. — “Vaktim olursa gelirim.”
  • Neden? Baştaki yan cümle, ana cümlenin ilk konumunu doldurur. Ardından ana cümlenin çekimli fiili gelmelidir. Türkçe sözcük sırasını aynen aktarmak burada yanıltır.

4. “Ne zaman?” sorusunda wenn kullanmak

  • Yanlış: Weißt du, wenn der Kurs beginnt?
  • Doğru: Weißt du, wann der Kurs beginnt? — “Kursun ne zaman başladığını biliyor musun?”
  • Neden? Bir başlangıç saatini veya tarihini soruyorsanız wann kullanılır. Wenn der Kurs beginnt, schalte ich mein Handy aus. — “Kurs başladığında telefonumu kapatırım.” cümlesinde ise saat sorulmaz; başka bir eylemin zamanı belirtilir.

5. Geçmişteki tek seferlik olayı wenn ile anlatmak

  • Yanlış: Wenn ich gestern nach Hause kam, war die Tür offen.
  • Doğru: Als ich gestern nach Hause kam, war die Tür offen. — “Dün eve geldiğimde kapı açıktı.”
  • Neden? Geçmişte gerçekten yaşanmış, tek seferlik bir olayın zamanını anlatırken als kullanılır. Geçmişte tekrar eden olaylarda ise wenn doğrudur: Wenn ich spät nach Hause kam, war meine Mutter noch wach. — “Eve geç geldiğimde annem hâlâ uyanık olurdu.”

6. Belirsiz bilgiyi kesin bir bilgi gibi sunmak

  • Bu anlam için yanlış: Ich weiß nicht, dass sie heute arbeitet.
  • Doğru: Ich weiß nicht, ob sie heute arbeitet. — “Bugün çalışıp çalışmadığını bilmiyorum.”
  • Neden? Dass, bir durumu içerik olarak aktarır: Ich weiß, dass sie heute arbeitet. — “Bugün çalıştığını biliyorum.” Ob ise iki ihtimal arasında cevap arar. Olumsuz cümlelerde de bu anlam farkı kaybolmaz.

Kullanıma ilişkin notlar

Wenn her zaman belirsiz bir ihtimal değildir

“Wenn eşittir eğer” diye ezberlemek eksik kalır. Wenn ich morgens aufstehe, öffne ich das Fenster. — “Sabah kalkınca pencereyi açarım.” cümlesinde kalkıp kalkmayacağınız tartışılmıyor; düzenli olarak gerçekleşen bir eylemin zamanı belirtiliyor.

Koşul ile zaman anlamı bazen iç içe geçer. Wenn du ankommst, ruf mich an. — “Varınca beni ara.” cümlesi, çoğu bağlamda varışın gerçekleşeceğini varsayar. Wenn du Zeit hast, ruf mich an. — “Vaktin olursa beni ara.” cümlesi ise daha açık bir koşuldur. Bağlam ve kullanılan sözcükler, hangi anlamın öne çıktığını gösterir.

Gelecek anlamı için mutlaka gelecek zaman kurmayın

Türkçede “Yarın vaktim olursa geleceğim” diyebiliriz. Almancada aynı plan çoğu zaman şimdiki zaman biçimleriyle ifade edilir:

Wenn ich morgen Zeit habe, komme ich vorbei. — “Yarın vaktim olursa uğrayacağım.”

Morgen gelecek zamanı zaten belli eder. Gelecek zaman yapısı kullanmak yasak değildir; ancak sırf olay yarın gerçekleşecek diye bütün fiilleri değiştirmek gerekmez.

Ob ile soru cümlesinin noktalaması ayrı konulardır

Dolaylı soru içeren her cümle soru işaretiyle bitmez:

  • Ich möchte wissen, ob der Termin noch frei ist. — “O saat için randevu alınıp alınamayacağını öğrenmek istiyorum.”
  • Können Sie mir sagen, ob der Termin noch frei ist? — “O saat için randevu alınıp alınamayacağını söyleyebilir misiniz?”

İlk cümlede bir istek bildiriliyor; ikinci cümlede doğrudan karşı tarafa soru yöneltiliyor. Noktalama bütün cümlenin işlevine bağlıdır. Ob bölümünün içinde ise her iki örnekte de fiil sonda kalır. Können Sie mir sagen …? biçimi, tanımadığınız kişilerle konuşurken kullanışlı bir kibar soru kalıbıdır.

Temel kuralın ötesinde: ileri kullanım

Aşağıdaki ayrıntıları başlangıçta hemen kullanmanız gerekmiyor. Önce wenn / ob ayrımı, yan cümlede fiilin son konumu ve başa gelen yan cümleden sonraki fiil sırası yerleşsin. Bu bölüm, daha uzun metinlerde karşılaşacağınız biçimleri tanımanız içindir.

Wenn, falls, als ve wann arasındaki sınırlar

Falls, “eğer, olur da” anlamında koşulu daha belirgin kılar. Wenn ise hem koşul hem zaman bildirebilir:

  • Falls du Hilfe brauchst, melde dich. — “Yardıma ihtiyacın olursa haber ver.”
  • Wenn ich Feierabend habe, rufe ich dich an. — “Mesaim bitince seni ararım.”

İlk örnekte yardıma ihtiyaç duyulup duyulmayacağı açık bırakılır. İkinci örnekte mesainin bitmesi beklenen bir zamandır. Falls sözcüğünü her zaman bildiren wenn yerine koymak bu yüzden aynı anlamı vermez. Yine de bu bağlaçlardan olasılığın tam olarak ne kadar yüksek olduğunu çıkaramazsınız.

Als, geçmişteki tek bir olayın veya dönemin zamanını belirtir: Als ich in Berlin wohnte, fuhr ich oft mit dem Rad. — “Berlin'de yaşadığım dönemde sık sık bisiklete binerdim.” Bisiklete binme tekrar etse bile yan cümlede tek bir yaşam dönemi tanımlanır. Wenn ise olayın her gerçekleşmesinde geçerli olan durumu anlatır: Wenn ich in Berlin war, besuchte ich meine Tante. — “Berlin'e her gittiğimde teyzemi ziyaret ederdim.”

Wann, zamanı sorar: Ich weiß nicht, wann sie kommt. — “Ne zaman geleceğini bilmiyorum.” Bunu Ich weiß nicht, ob sie kommt. — “Gelip gelmeyeceğini bilmiyorum.” ile karşılaştırın. Birinde zaman, diğerinde olayın gerçekleşmesi bilinmiyor.

Gerçek dışı veya hayal edilen koşullar

Wenn, gerçekleşmesi kesin olmayan hayalleri de başlatabilir. Almancada Konjunktiv II, bir durumu gerçek olarak değil, varsayım, dilek veya gerçek dışı ihtimal olarak sunan fiil biçimidir:

Wenn ich mehr Zeit hätte, würde ich öfter kochen. — “Daha fazla vaktim olsaydı daha sık yemek yapardım.”

Burada hätte, “vaktim var” değil, “vaktim olsaydı” anlamına katkıda bulunur. Başlangıç kuralındaki Wenn ich Zeit habe, koche ich. — “Vaktim varsa yemek yaparım.” cümlesinden farklıdır. Gerçek dışılık yalnızca wenn sözcüğünden değil, fiil biçimlerinden anlaşılır.

Geçmişte gerçekleşmemiş bir koşul da kurulabilir: Wenn ich Zeit gehabt hätte, wäre ich gekommen. — “Vaktim olsaydı gelirdim.” Bu cümle, geçmişte gelme fırsatının gerçekleşmediği bir durumu anlatır. Böyle yapıları öğrenirken zaman anlamını ve fiil grubunu birlikte incelemek gerekir.

Ob … oder: iki ihtimali açıkça belirtmek

Ob ile seçenekleri oder — “veya” kullanarak sıralayabilirsiniz:

Ich weiß nicht, ob wir mit dem Zug oder mit dem Bus fahren. — “Trenle mi yoksa otobüsle mi gideceğimizi bilmiyorum.”

Ob … oder nicht ise “olup olmadığı” ayrımını açıkça belirtir:

Sag mir bitte, ob du kommst oder nicht. — “Gelip gelmeyeceğini lütfen bana söyle.”

Bu son biçim, bağlama ve ses tonuna göre net bir cevap talebi gibi duyulabilir. Daha yumuşak bir bilgi isteği için Kannst du mir sagen, ob du kommst? — “Gelip gelmeyeceğini söyleyebilir misin?” tercih edilebilir.

“Olsa da olmasa da” anlamı ve kısa konuşma biçimleri

Ob es regnet oder nicht, wir gehen spazieren. — “Yağmur yağsa da yağmasa da yürüyüşe çıkıyoruz.” cümlesinde artık bilinmeyen bir cevabı öğrenmek amaçlanmaz. Sonucun iki durumda da aynı olacağı söylenir. Bu, ob yapısının ileri bir kullanımıdır; başlangıçtaki dolaylı soru kuralını her cümleye zorla uygulamayın.

Konuşmada Ob er wohl kommt? — “Acaba gelecek mi?” gibi tek başına duran ob cümleleri de duyabilirsiniz. Bunlar çoğunlukla kişinin kendi kendine düşündüğü sorulardır. Sıradan bir doğrudan soru sormak için yine Kommt er? — “Geliyor mu?” biçimi kullanılır; her sorunun başına ob eklenmez.

Çok parçalı fiil gruplarında özel sıra

Başlangıçta “çekimli fiil sona gider” kuralı yeterlidir. Ancak bazı geçmiş zaman yapılarında, özellikle kip fiili başka bir fiille birlikte kullanıldığında, özel bir sıra görülür:

Ich weiß nicht, ob er hat kommen können. — “Onun gelip gelemediğini bilmiyorum.”

Burada geçmiş zaman yardımcı fiili hat, iki mastarın, kommen können grubunun önünde durur. Bu yapıdaki können, beklenen geçmiş zaman biçimi yerine mastar olarak kullanılır. Bu özel sıralamayı basit ob er kommen kann — “gelip gelemeyeceğini” kalıbıyla karıştırmayın. İleri düzeyde böyle fiil gruplarını bütün olarak öğrenmek, tek tek sözcükleri sona taşımaktan daha güvenlidir.

Çalışma önerileri

  1. Türkçe anlamdan bağlacı bulun. “Erken çıkarsam seni ararım”, “Erken çıkıp çıkamayacağımı bilmiyorum” ve “Ne zaman çıkacağımı bilmiyorum” cümlelerini yan yana yazın. Bunları sırasıyla wenn, ob, wann ile kurmayı deneyin. Böylece aynı fiili kullanırken bile hangi bilgiyi verdiğinize odaklanırsınız.

  2. Wenn cümlesini iki sırayla söyleyin. Ich komme mit, wenn ich Zeit habe. — “Vaktim olursa ben de gelirim.” cümlesini Wenn ich Zeit habe, komme ich mit. biçimine dönüştürün. Yan cümledeki habe yerinde kalırken ana cümlede komme ich sırasının oluştuğunu işaretleyin. Kendi günlük planlarınızla beş çift cümle yazın.

  3. Gerçek bilgi sorularını dönüştürün. Ist der Laden offen? — “Mağaza açık mı?” sorusunu Ich weiß nicht, ob der Laden offen ist. — “Mağazanın açık olup olmadığını bilmiyorum.” biçimine çevirin. Sonra aynı işlemi trenin gecikmesi, arkadaşınızın müsait olması ve bir ürünün stokta bulunması için yapın. Son kontrolünüz üç sorudan oluşsun: Doğru bağlaç mı? Fiil doğru yerde mi? Virgül var mı?

İlgili konular

  • Önce gözden geçirin: Weil ve dass ile yan cümleler — Yan cümlede fiilin sona gitmesini pekiştirir; dass ile verilen bilgi ve ob ile sorulan bilgi arasındaki farkı anlamaya yardımcı olur.
  • Sonraki adım: Zaman bildiren yan cümleler — wenn, als ve başka zaman bağlaçlarıyla olayların ne zaman gerçekleştiğini daha ayrıntılı anlatmayı öğretir.

Ön koşul

Almancada weil ve dass ile yan cümlelerA2

Bu kavram üzerine inşa edilen kavramlar

Diğer A2 kavramları