B1

Almancada würde ile Konjunktiv II

Konjunktiv II mit würde

Bu makale, Settemila Lingue üzerindeki Almanca dil bilgisi ağacının bir parçasıdır.

Kısaca

Almancada würde + mastar yapısı, bir şeyi gerçek olarak bildirmek yerine dilek, varsayım veya kibar rica olarak sunar; mastar, fiilin sözlükteki çekimsiz biçimidir: kommen “gelmek” gibi. Ich würde gern kommen. “Gelmeyi isterdim”, Würden Sie mir helfen? ise “Bana yardım eder misiniz?” anlamına gelir. Düz ana cümlede kişiye göre çekilen würde ikinci konumda, asıl fiilin mastarı sonda bulunur; bu yapı tek başına geçmiş zaman anlatmaz.

Genel bakış

Bir davete katılmak istiyorsunuz ama henüz izin almadınız; birinden yardım isteyeceksiniz ama emir vermek istemiyorsunuz; ya da “Daha çok vaktim olsa ne yapardım?” diye düşünüyorsunuz. Bu durumlarda Almancanın Konjunktiv II dediği kipten yararlanırsınız. Kip, konuşanın bir olayı nasıl sunduğunu gösteren fiil biçimidir: burada olay kesin bir gerçek olarak değil, düşünülen bir olasılık, istek veya nazik talep olarak sunulur.

Würde ile Konjunktiv II, bu anlamları kurmanın çok kullanılan bir yoludur ve temel kullanımları B1 düzeyinde öğrenilir. Birçok fiil için ayrı bir özel biçim ezberlemek yerine würde sözcüğünü kişiye göre çekip asıl fiili mastar olarak eklersiniz. Bu yüzden yapı, gündelik konuşmalarda ve yazışmalarda oldukça kullanışlıdır. Ancak sein “olmak”, haben “sahip olmak” ve bazı başka sık fiillerde daha kısa biçimler tercih edilir; bunları aşağıda ayıracağız.

Türkçede aynı Almanca yapının karşılığı duruma göre değişir: “giderdim”, “gitmek isterdim”, “gider miydiniz?” veya “gitseniz iyi olur” diyebiliriz. Bu nedenle würde sözcüğüne her yerde kullanılacak tek bir Türkçe karşılık aramayın. Önce cümlenin işlevini belirleyin: bir şartın sonucu mu, bir dilek mi, bir rica mı? Çeviriyi bundan sonra seçmek hem anlamı hem de konuşma tonunu daha doğru yakalamanızı sağlar.

Yapı nasıl kurulur?

Würde çekimi ve mastar

Yapının temel düzeni özne + würde çekimi + diğer bilgiler + mastar şeklindedir. Özne, cümlede kimin ya da neyin söz konusu olduğunu belirten bölümdür. Kişiye göre değişen yalnızca würde olur; asıl fiile kişi eki eklenmez.

Kişi Özne ve çekim Tam örnek Türkçesi
Ben ich würde Ich würde kommen. Gelirdim.
Sen du würdest Du würdest kommen. Gelirdin.
O er/sie/es würde Sie würde kommen. O gelirdi.
Biz wir würden Wir würden kommen. Gelirdik.
Siz, samimi çoğul ihr würdet Ihr würdet kommen. Gelirdiniz.
Onlar sie würden Sie würden kommen. Onlar gelirdi.
Siz, resmî hitap Sie würden Sie würden kommen. Siz gelirdiniz.

Son iki satırdaki örnekler yazılış bakımından aynıdır. Resmî hitapta Sie her zaman büyük harfle yazılır; “onlar” anlamındaki sie ise yalnızca cümle başında büyük harfle başlar. Kime hitap edildiği bağlamdan anlaşılır. Resmî Sie biçimi tek kişiye de birden çok kişiye de yöneltilebilir.

Würde, werden fiilinin Konjunktiv II biçimidir. Gelecek zaman olan Futur I yapısını biliyorsanız sözcük dizilişi tanıdık gelecektir. Fakat anlamları aynı değildir:

Almanca Türkçesi Anlam farkı
Ich werde morgen kommen. Yarın geleceğim. Geleceğe ilişkin bir bildirim.
Ich würde morgen kommen, wenn ich frei hätte. Yarın izinli olsam gelirdim. Bir şarta bağlı, varsayılan geliş.
Ich würde gern morgen kommen. Yarın gelmeyi isterdim. Bir isteğin yumuşak biçimde dile getirilmesi.

Buradaki “gelirdim” Türkçede geçmişteki bir alışkanlığı da anlatabilir. Almanca würde kommen ise bu örneklerde geçmiş alışkanlık anlamında değildir. Zamanı morgen “yarın” gibi ifadeler ve bağlam belirler.

Ana cümlede sözcük sırası

Ana cümle, tek başına bir yargı bildirebilen cümledir. Düz ana cümlede çekimli fiil ikinci konumda bulunur; bu, mutlaka ikinci sözcük demek değildir. İlk konuma özne dışında zaman, yer veya başka bir bilgi de gelebilir.

  • Ich würde heute zu Hause bleiben. — Bugün evde kalırdım.
  • Heute würde ich zu Hause bleiben. — Bugün evde kalırdım.
  • An deiner Stelle würde ich zu Hause bleiben. — Senin yerinde olsam evde kalırdım.

Son örnekte An deiner Stelle birkaç sözcükten oluşmasına rağmen tek bir cümle bölümü olarak ilk konumu doldurur. Ardından würde, sonra ich gelir. Türkçedeki esnek dizilişi Almancaya doğrudan taşımak yerine, çekimli fiilin yerini özellikle kontrol edin.

Asıl fiil, cümlenin sonundaki mastardır. Ayrılabilen fiiller, yani normal çekimde başındaki parça ayrılabilen fiiller, mastar hâlinde birleşik kalır:

  • Ich würde dich morgen anrufen. — Seni yarın arardım.
  • Wir würden früh aufstehen. — Erken kalkardık.

Burada anrufen “telefon etmek” ve aufstehen “kalkmak” bölünmez. Ayrıca würde yapısında mastarın önüne zu eklenmez.

Sorular ve olumsuz cümleler

Yanıtı “evet” veya “hayır” olabilen soruda çekimli fiil başa gelir. Soru sözcüğü varsa önce o, ardından würde çekimi gelir:

  • Würdest du mitkommen? — Sen de gelir misin?
  • Würden Sie bitte kurz warten? — Lütfen biraz bekler misiniz?
  • Was würdest du machen? — Sen ne yapardın?
  • Wann würdet ihr losfahren? — Ne zaman yola çıkardınız?

Olumsuzluk için nicht veya kein kullanma kuralları değişmez. Nicht bir eylemi ya da belirli bir bilgiyi olumsuzlar; kein ise uygun yerlerde “hiçbir/bir ... değil” anlamıyla bir adın önünde kullanılır. Ad, kişi, nesne veya kavramı belirten sözcüktür.

  • Das würde ich nicht machen. — Ben bunu yapmazdım.
  • Ich würde kein neues Auto kaufen. — Yeni bir araba almazdım.
  • Ich würde nicht heute kommen, sondern morgen. — Bugün değil, yarın gelirdim.

Son örnekte reddedilen şey gelmek değil, bugün gelmektir. Dolayısıyla nicht için tek bir sabit yer ezberlemek yerine, neyin olumsuzlandığına bakın.

Wenn ile şart kurmak

Wenn, burada “eğer” anlamıyla bir yan cümle başlatır. Yan cümle, başka bir cümleye bağlanan ve örneğin şart bildiren bölümdür. Bu bölümde çekimli fiil sona gider; würde kullanılıyorsa mastar onun önünde durur:

  • Wenn du mich anrufen würdest, würde ich dir alles erklären. — Beni arasan sana her şeyi açıklardım.

Wenn bölümünde würde kullanmak yasak değildir. Bazı sık fiillerde kısa Konjunktiv II biçimleri daha doğal olur; fakat bu, wenn + würde yapısının genel olarak yanlış olduğu anlamına gelmez.

Şart bölümü önce gelirse ardından gelen ana cümle çekimli fiille başlar:

  • Wenn ich mehr Zeit hätte, würde ich öfter kochen. — Daha çok vaktim olsa daha sık yemek yapardım.

Şart bölümünü sona da alabilirsiniz:

  • Ich würde öfter kochen, wenn ich mehr Zeit hätte. — Daha çok vaktim olsa daha sık yemek yapardım.

İki bölüm arasına virgül konur. Türkçede şart çoğu kez fiile eklenen “-sa/-se” ile kurulduğu için ayrı bir bağlaç ve farklı fiil sırası gerekmeyebilir. Almancada ise wenn bölümünü ve ana cümleyi ayrı ayrı düzenlemek gerekir.

Bağlam içinde örnekler

Aşağıdaki örneklerde aynı yapı bazen istek, bazen rica, bazen de bir şartın sonucu olarak kullanılıyor. Türkçe karşılıkları da bu işlevlere göre değişiyor.

Almanca Türkçesi Kullanım
Ich würde gern kommen. Gelmeyi isterdim. Bir davete ilişkin istek; koşullar henüz kesin olmayabilir.
Würden Sie mir helfen? Bana yardım eder misiniz? Resmî hitapla kibar rica.
Das würde ich nicht machen. Ben bunu yapmazdım. Olumsuz tercih veya tavsiye.
Würdest du bitte das Fenster schließen? Lütfen pencereyi kapatır mısın? Samimi hitapla rica.
Wir würden gern einen Tisch reservieren. Bir masa ayırtmak istiyoruz. Restorana yöneltilen yumuşak talep.
Ich würde lieber mit dem Zug fahren. Trenle gitmeyi tercih ederdim. İki seçenek arasında tercih.
Wenn ich mehr Geld hätte, würde ich eine größere Wohnung mieten. Daha çok param olsa daha büyük bir ev kiralardım. Şart ve sonuç.
Wenn es nicht regnen würde, würden wir draußen essen. Yağmur yağmasa dışarıda yemek yerdik. Hava koşuluna bağlı varsayım.
An deiner Stelle würde ich den Termin verschieben. Senin yerinde olsam randevuyu ertelerdim. Tavsiye.
Was würdest du in dieser Situation sagen? Bu durumda ne söylerdin? Varsayımsal soru.
Ihr würdet euch hier sicher wohlfühlen. Burada kendinizi kesinlikle rahat hissederdiniz. Varsayılan bir durumun değerlendirilmesi.
Es würde mich freuen, Sie kennenzulernen. Sizinle tanışmak beni mutlu ederdi. Kibar bir tanışma isteği.

Son örnekte zu içeren kennenzulernen, würde yapısının mastarı değildir. Würde ile doğrudan kullanılan fiil freuen “sevindirmek”tir. “Sizinle tanışmak” anlamındaki ayrı bölüm kendi yapısı nedeniyle zu alır; bu ayrım, uzun cümleleri çözümlemeyi kolaylaştırır.

Sık yapılan hatalar

1. Mastarı kişiyle birlikte çekmek

  • Yanlış: Ich würde komme.
  • Doğru: Ich würde kommen. — Gelirdim.
  • Neden? Kişiye göre çekilen yardımcı fiil würde olur. Asıl fiil kommen biçiminde kalır. Yardımcı fiil, asıl fiille birlikte dilbilgisel yapıyı kuran fiildir.

2. Würde ile mastar arasına zu eklemek

  • Yanlış: Wir würden zu bleiben.
  • Doğru: Wir würden bleiben. — Kalırdık.
  • Neden? Würde + mastar yapısı zu istemez. Başka mastarlı yapıların kuralını buraya taşımayın.

3. İlk bölümü değiştirirken özneyi eski yerinde bırakmak

  • Yanlış: Heute ich würde zu Hause bleiben.
  • Doğru: Heute würde ich zu Hause bleiben. — Bugün evde kalırdım.
  • Neden? Heute ilk konumu doldurur. Düz ana cümlede würde ikinci konumda kalmalıdır.

4. Wenn bölümünde ana cümle dizilişini kullanmak

  • Yanlış: Wenn ich würde mehr verdienen, würde ich weniger arbeiten.
  • Doğru: Wenn ich mehr verdienen würde, würde ich weniger arbeiten. — Daha çok kazansam daha az çalışırdım.
  • Neden? Wenn bölümünde çekimli fiil sona gider. Burada sona taşınan biçim würde olur, verdienen onun önünde kalır.

5. Kibar Sie hitabında yanlış kişi biçimini seçmek

  • Yanlış: Würdest Sie mir helfen?
  • Doğru: Würden Sie mir helfen? — Bana yardım eder misiniz?
  • Neden? Resmî Sie, tek bir kişiye söylense bile würden ile kullanılır. Würdest ise du biçimidir: Würdest du mir helfen? — Bana yardım eder misin?

6. Geçmişte yapılmamış bir işi şimdiki varsayımla anlatmak

  • Yanlış anlam eşleştirmesi: Ich würde gestern kommen. cümlesini “Dün gelirdim ama gelemedim” anlamında kullanmak.
  • Doğru: Ich wäre gestern gekommen, aber ich war krank. — Dün gelirdim ama hastaydım.
  • Neden? Gerçekleşmemiş geçmiş bir olay için geçmiş Konjunktiv II gerekir. Yalnızca gestern “dün” eklemek, temel würde kommen yapısını bu geçmiş biçime dönüştürmez.

Kullanım notları

Kibar olmak için yalnızca resmî hitap gerekmez

Du ile konuşurken de würdest kullanarak nazik bir rica kurabilirsiniz. Hitap biçimi ilişkinizi, würde ise isteği sunuş biçiminizi gösterir. Dolayısıyla Würdest du bitte kurz warten? “Lütfen biraz bekler misin?” bir arkadaşınıza gayet uygun olabilir.

Ricalarda bitte “lütfen” eklemek sık görülür ama zorunlu değildir. Ses tonu da önemlidir: Würdest du endlich aufhören? “Artık bırakır mısın?” dilbilgisel olarak Konjunktiv II olsa da sabırsızlık ifade edebilir. Yapı tek başına her sözü nazik yapmaz.

Yardım veya izin isterken könnte biçimleri de çok yaygındır. Könnten Sie mir helfen? “Bana yardım edebilir misiniz?” karşı tarafın yardım edebilmesini öne çıkarır. Würden Sie mir helfen? “Bana yardım eder misiniz?” ise eylemi yapmasına yönelik ricadır. Günlük kullanımda işlevleri büyük ölçüde örtüşür.

Gern ve lieber anlamı nasıl değiştirir?

Gern, bir şeyi severek yapmak veya yapmak istemek anlamını taşır. Ich würde gern länger bleiben. “Daha uzun kalmak isterdim” demektir. Cümle bir engeli düşündürebilir, ama mutlaka gizli bir “ama kalamam” anlamı taşımaz; yalnızca yumuşak bir istek de olabilir.

Lieber, başka bir seçeneğe göre tercih belirtir: Ich würde lieber zu Hause bleiben. — Evde kalmayı tercih ederdim. İstek ile tercih arasındaki farkı Türkçede de korumak, bu iki sözcüğün kullanımını daha iyi öğrenmenizi sağlar.

Her varsayımda şartı söylemek gerekmez

Das würde ich nicht machen. “Ben bunu yapmazdım” cümlesinde wenn bölümü yoktur. Konuşma bağlamından “senin yerinde olsam” veya “bu durumda” gibi bir şart anlaşılabilir. Aynı şekilde bir öneri tartışılırken Das würde viel Zeit sparen. “Bu, çok zaman kazandırırdı” denebilir. Sonucu varsayım olarak sunmak için her defasında uzun bir şart cümlesi kurmanız gerekmez.

Daha ileri kullanım ve önemli ayrımlar

Temel yapıyı rahatça kullanmaya başladıktan sonra aşağıdaki ayrımlara geçebilirsiniz. Amaç, würde yapısını terk etmek değil, hangi fiilde ve hangi zamanda başka bir biçimin daha uygun olduğunu bilmektir.

Kısa Konjunktiv II biçimleriyle seçim

Birçok fiilin würde olmadan kullanılan Konjunktiv II biçimi vardır. Düzenli fiillerde bu biçim çoğu zaman Präteritum ile, yani Almancanın tek sözcüklü geçmiş zaman biçimiyle aynı görünür. Örneğin ich machte bağlama göre “yaptım/yapıyordum” ya da varsayımsal bir anlam taşıyabilir. Ich würde das machen. “Bunu yapardım” yapısı varsayımı daha açık gösterir.

Buna karşılık sık kullanılan bazı kısa biçimler hem kolay tanınır hem de özellikle doğaldır:

Almanca Türkçesi Tercih nedeni
Ich wäre gern zu Hause. Evde olmak isterdim. Sein için genellikle wäre tercih edilir.
Ich hätte gern mehr Zeit. Daha çok vaktim olsun isterdim. Haben için genellikle hätte tercih edilir.
Ich könnte dir helfen. Sana yardım edebilirdim. Yapabilme anlamını könnte verir.
Du solltest eine Pause machen. Biraz ara vermelisin. Tavsiye için yerleşik kısa biçim.
Ich müsste früher gehen. Daha erken gitmem gerekirdi. Gerekliliği kısa biçimde anlatır.

Können, müssen, sollen gibi fiiller, yapabilme veya zorunluluk gibi anlamlar ekledikleri için modal fiil olarak adlandırılır. Bunlarla ilgili temel tavsiye, sık kullanılan kısa biçimleri öğrenmektir. Ich würde gern zu Hause sein “Evde olmak isterdim” yanlış değildir; ancak Ich wäre gern zu Hause çoğu bağlamda daha kısa ve doğaldır.

Ich würde kommen ile Ich könnte kommen da aynı değildir: ilki “gelirdim”, ikincisi “gelebilirdim” der. Kısa biçim seçerken asıl fiilin anlamını değiştirmediğinizden emin olun. Käme gibi biçimler de mümkündür: Wenn er käme, würde ich mich freuen. — Gelse sevinirdim. Bazı kısa biçimler konuşmada da yaygındır; bazılarının kullanımı daha çok yazı dilinde veya daha özenli anlatımda görülür. Hepsini “eski” ya da “yanlış” diye sınıflandırmak doğru olmaz.

Açık şart ile varsayımsal şart

Bir olayın gerçekleşmesini açık bir ihtimal olarak gördüğünüzde her zaman Konjunktiv II gerekmez:

  • Wenn ich morgen Zeit habe, komme ich mit. — Yarın vaktim olursa ben de gelirim.
  • Wenn ich morgen Zeit hätte, würde ich mitkommen. — Yarın vaktim olsa ben de gelirdim.

İlkinde vaktinizin olması açık bir ihtimaldir. İkincisinde durum daha uzak, varsayımsal veya mevcut beklentiye aykırı sunulur. Ancak Konjunktiv II “kesinlikle imkânsız” demek değildir. Konuşanın ihtimale yaklaşımını gösterir; bu yaklaşımın ne kadar uzak olduğu bağlamdan anlaşılır.

Geçmişe ilişkin varsayımlar

Geçmişte gerçekleşmemiş olaylarda standart öğrenme modeli hätte veya wäre + Partizip II yapısıdır. Partizip II, fiilin gemacht “yapmış” ya da gekommen “gelmiş” gibi tamamlanmış eylem anlatımında kullanılan biçimidir. Hangi yardımcı fiilin seçileceği, fiilin normal birleşik geçmiş zamanındaki seçimine bağlıdır.

  • Wenn ich früher losgefahren wäre, hätte ich den Zug erreicht. — Daha erken yola çıksaydım trene yetişirdim.
  • Ich hätte dir geholfen, wenn ich davon gewusst hätte. — Bundan haberim olsaydı sana yardım ederdim.

Burada würde erreichen veya würde helfen kullanmak aynı geçmiş anlamını vermez. Daha ileri metinlerde würde gemacht haben gibi yapılarla da karşılaşabilirsiniz; ancak gerçekleşmemiş geçmiş olayları anlatmayı öğrenirken hätte/wäre + Partizip II düzenini temel alın.

Edilgen yapıyla birleşmesi

Edilgen, işi yapan kişiyi değil, yapılan işi veya bundan etkilenen şeyi öne çıkaran anlatımdır. Würde, edilgen bir varsayımın içinde de yer alabilir:

  • Der Termin würde verschoben werden, wenn die Ärztin krank wäre. — Doktor hasta olsa randevu ertelenirdi.

Burada sona gelen tek bir basit mastar değil, verschoben werden “ertelenmek” bütünüdür. Bu nedenle würde ile werden sözcüklerinin aynı cümlede bulunması otomatik olarak tekrar hatası değildir. İlki varsayımı, sonuncusu edilgen yapıyı kurar.

Başkasının sözünü aktarmada würde

Würde biçimleri bazen dolaylı anlatımda, yani birinin sözünü doğrudan alıntılamadan aktarırken de görülür. Özellikle başka kip biçimlerinin normal bildirme biçimleriyle aynı görünmesi, Konjunktiv II kullanımına yol açabilir. Bu ayrı bir kullanım alanıdır: okuduğunuz her würde biçimini mutlaka “gerçekleşmeyecek bir dilek” olarak yorumlamayın. Önce cümlenin bir varsayım mı kurduğunu, yoksa başka birinin sözünü mü aktardığını belirleyin.

Çalışma önerileri

  1. Aynı eylemi farklı amaçlarla söyleyin. kommen ile bir bildirim, bir istek ve bir soru yazın: Ich komme morgen. — Yarın geliyorum. Ich würde gern morgen kommen. — Yarın gelmeyi isterdim. Würdest du morgen kommen? — Yarın gelir misin? Ardından aynı çalışmayı helfen ve bleiben ile yapın. Yalnızca çekimi değil, konuşma amacının nasıl değiştiğini de kontrol edin.
  2. Şart cümlelerini iki yönde kurun. Önce Wenn ich mehr Zeit hätte, würde ich … “Daha çok vaktim olsa … yapardım” kalıbını üç gerçekçi etkinlikle tamamlayın. Sonra her cümlede wenn bölümünü sona taşıyın. Çekimli fiillerin yerlerini ve virgülü işaretleyerek dizilişin neden değiştiğini görün.
  3. Türkçe zaman tuzağını sınayın. “Dün gelirdim” ve “Yarın gelirdim” ifadeleri için ayrı bağlamlar yazın. İlkini gerçekleşmemiş geçmiş olay, ikincisini geleceğe ilişkin varsayım olarak kurun. Almancada wäre gekommen ile würde kommen arasında seçim yapın; ardından du, wir ve Sie için biçimleri değiştirin.

İlgili konular

  • Önceki adım: Gelecek zaman: Futur I — werden + mastar düzenini öğrenmek, würde yapısındaki sözcük sırasını anlamayı kolaylaştırır; iki yapının anlamı ise farklıdır.
  • Sonraki adım: Konjunktiv II: wäre ve hätte — “olsaydı”, “sahip olsaydı” ve “olsa güzel olurdu” gibi sık kullanılan ifadeleri kısa biçimlerle kurmayı öğretir.

Ön koşul

Almancada gelecek zaman: Futur IB1

Bu kavram üzerine inşa edilen kavramlar

Diğer B1 kavramları

Bu kavram diğer dillerde

Tüm dillerde karşılaştır