A1

Almancada Yüklem Görevindeki Sıfatlar

Prädikative Adjektive

Bu makale, Settemila Lingue üzerindeki Almanca dil bilgisi ağacının bir parçasıdır.

Kısaca

Almancada bir kişinin ya da şeyin nasıl olduğunu sein ile, nasıl bir duruma geldiğini werden ile anlatırken sıfatın sonuna uyum eki eklenmez: Sie ist müde. — “O yorgun.”; Sie wird müde. — “O yoruluyor.” Özne tekil de olsa çoğul da olsa sıfat aynı kalır: Das Kind ist müde. — “Çocuk yorgun.”; Die Kinder sind müde. — “Çocuklar yorgun.” Değişen sıfat değil, fiildir.

Genel Bakış

“Sıcak”, “güzel”, “yorgun” gibi bir özellik veya durum bildiren sözcüklere sıfat denir. Türkçede “Çorba sıcak” dediğimizde sıcaklık doğrudan çorba hakkında verilen bilgidir. Almancada bunun karşılığı Die Suppe ist heiß. olur. Buradaki heiß, bir ismin önünde değil, cümlenin yükleminde görev alır. Yüklem, cümlede bir eylemi, durumu veya yargıyı bildiren bölümdür; bu kullanımın Almanca adı prädikative Adjektivedir.

Bu, A1 düzeyinde öğrenilen ve her gün kullanılan bir yapıdır. Yemek hakkında yorum yaparken, bir arkadaşın hâlini sorarken, bir odanın küçük olduğunu söylerken veya havanın soğuduğunu anlatırken bu sıfatlara ihtiyaç duyulur. Başlangıçta öğrenilecek temel ayrım şudur: Mevcut durum için sein, bir duruma geçiş için werden kullanılır. Her iki yapıda da sıfat çekimlenmez; yani özneye göre farklı ekler almaz.

Türkçe bilenler için sıfatın değişmemesi tanıdıktır: “Çocuk yorgun” ve “Çocuklar yorgun” cümlelerinde “yorgun” aynı kalır. Ancak Türkçedeki “yorgunum, yorgunsun” gibi kişi eklerinin Almancada karşılığı sıfata eklenmez. Bunların görevini ayrı bir fiil üstlenir: Ich bin müde. — “Yorgunum.” Bu yüzden sıfat kadar sein fiilinin biçimlerini ve cümledeki yerini de öğrenmek gerekir.

Yapı Nasıl Kurulur?

1. Bir durum bildirmek: sein + sıfat

Özne (hakkında bilgi verilen kişi veya şey) cümlenin başındaysa temel sıra şöyledir:

Özne + çekimli sein + sıfat.

Sein, bu yapıda Türkçedeki “olmak” anlamına yakındır; ama Türkçe karşılığında her zaman ayrı bir “olmak” sözcüğü bulunmaz. Das Zimmer ist klein. doğal olarak “Oda küçük” diye çevrilir, “Oda küçük olmak” diye değil. Çekimli fiil, kişi ve zamana göre biçimi değişmiş fiildir; örneğin sein fiilinin ich ile biçimi bin olur.

Aşağıdaki tabloda aynı sıfatın bütün kişilerde nasıl sabit kaldığına dikkat edin. Bereit “hazır” demektir.

Almanca Türkçe
Ich bin bereit. Hazırım.
Du bist bereit. Hazırsın.
Er ist bereit. O hazır.
Sie ist bereit. O hazır.
Es ist bereit. O hazır.
Wir sind bereit. Hazırız.
Ihr seid bereit. Hazırsınız.
Sie sind bereit. Onlar hazır.
Sind Sie bereit? Hazır mısınız?

Son satırdaki büyük harfle yazılan Sie, resmî veya mesafeli hitapta kullanılan “siz”dir. Önceki satırda ise Sie, yalnızca cümlenin başında olduğu için büyük harflidir ve “onlar” anlamındadır. Bu ayrım bağlamdan anlaşılır. Her iki anlamda fiil sind olur; sıfat yine değişmez.

2. Cinsiyet ve çoğul sıfatı değiştirmez

Almancada dilbilgisel cinsiyet, isimlerin der, die, das gruplarına ayrılmasıdır; her zaman kişinin gerçek cinsiyetini göstermez. İsim, kişi, varlık veya kavramı adlandıran sözcüktür. İsimlerin önünde kullanılan der, die, das gibi sözcüklere artikel denir.

İsmin hangi grupta olduğu yüklem görevindeki sıfatın sonunu etkilemez:

Almanca Türkçe Açıklama
Der Kaffee ist heiß. Kahve sıcak. der grubundaki tekil isim
Die Suppe ist heiß. Çorba sıcak. die grubundaki tekil isim
Das Wasser ist heiß. Su sıcak. das grubundaki tekil isim
Die Getränke sind heiß. İçecekler sıcak. Çoğul isim; fiil sind olur.

Bu örneklerde heiß hep aynıdır. “Sıfat ek almaz” derken kastedilen, sıfata cinsiyet veya çoğul uyumu için bir ek eklenmemesidir. Sözcüğün kendi son harfleri elbette korunur. Örneğin müde zaten -e ile biter: Sie ist müde. — “O yorgun.” Buradaki -e silinmez; sonradan eklenmiş bir uyum eki değildir.

3. Bir duruma geçmek: werden + sıfat

Sein bir durumun var olduğunu, werden ise o duruma geçildiğini söyler. Türkçede bu fark bazen iki ayrı fiille ifade edilir: “yorgun olmak” ve “yorulmak”, “soğuk olmak” ve “soğumak”.

Mevcut durum Türkçe
Die Suppe ist kalt. Çorba soğuk.
Die Suppe wird kalt. Çorba soğuyor.
Ich bin müde. Yorgunum.
Ich werde müde. Yorulmaya başlıyorum.
Es ist dunkel. Hava karanlık.
Es wird dunkel. Hava kararıyor.

Werden fiilinin şimdiki zamanda kişi biçimleri de öğrenilmelidir. Aynı sıfatla bir kez bütün biçimleri söylemek, fiil ile sıfatın görevlerini ayırmayı kolaylaştırır:

Almanca Türkçe
Ich werde müde. Yoruluyorum.
Du wirst müde. Yoruluyorsun.
Er wird müde. O yoruluyor.
Sie wird müde. O yoruluyor.
Es wird müde. O yoruluyor.
Wir werden müde. Yoruluyoruz.
Ihr werdet müde. Yoruluyorsunuz.
Sie werden müde. Onlar yoruluyor.
Werden Sie müde? Yoruluyor musunuz?

Türkçe çeviride “yoruluyor” denmesi, Almanca sıfatta bir değişiklik olduğu anlamına gelmez. Almancada değişim anlamını werden taşır, durumun ne olduğunu ise müde belirtir.

4. İsmin önündeki sıfatla farkı

Türkçede “küçük oda” ve “oda küçük” ifadelerinde aynı sıfatı kullanırız. Almancada ise sıfatın görevi biçimini etkiler. Niteleyici sıfat, ismin önünde durup “nasıl bir?” sorusuna cevap veren sıfattır. Bu kullanımda çoğu sıfatın sonuna bir ek gelir.

Almanca Türkçe Sıfatın görevi
Das Zimmer ist klein. Oda küçük. Yüklemde; klein ek almaz.
Das kleine Zimmer ist frei. Küçük oda boş. İsmin önünde kleine; yüklemde frei.
Der Film ist langweilig. Film sıkıcı. Yüklemde; langweilig ek almaz.
Der langweilige Film ist lang. Sıkıcı film uzun. İsmin önünde langweilige; yüklemde lang.

Burada bütün sıfat eklerini ezberlemeniz gerekmez. Önce sıfatın görevini belirleyin: Bir isim grubunun içinde mi, yoksa kişi veya şey hakkında doğrudan bir yargı mı bildiriyor? Das kleine Zimmer ist frei. cümlesinde iki sıfatın farklı görevlerde olması, neden yalnızca ilkinin ek aldığını açıklar.

5. Soru, olumsuzluk ve kelime sırası

Ana cümle, tek başına kullanılabilen cümledir. Almancada bildirme ana cümlesinde çekimli fiil ikinci yerde bulunur. Buradaki “yer”, tek bir sözcük değil, bir cümle öğesi olabilir:

  • Heute ist das Wetter schön. — “Bugün hava güzel.” Başta heute bulunduğundan özne fiilden sonra gelir.
  • Ist das Zimmer frei? — “Oda boş mu?” Evet-hayır sorusunda çekimli fiil başa geçer.
  • Warum bist du müde? — “Neden yorgunsun?” Soru sözcüğünün ardından fiil gelir.

Sıfatı olumsuz yapmak için temel seçenek nichttir: Das Zimmer ist nicht frei. — “Oda boş değil.” Kein ise bu konumda sıfatın önüne getirilmez; daha çok “bir ... değil” veya “hiç ... yok” anlamındaki isim gruplarıyla kullanılır.

Derece bildiren sözcükler de sıfattan önce gelebilir: sehr müde — “çok yorgun”, zu teuer — “fazla pahalı”, noch warm — “hâlâ sıcak”. Bu sözcükler sıfata ek eklenmesini gerektirmez.

Bağlam İçinde Örnekler

Aşağıdaki cümleler hava, günlük işler, yemek ve insanlar hakkında konuşurken kullanılabilecek örneklerdir. Özellikle durum ile değişim arasındaki farkı ve sıfatın sabit kalışını izleyin.

Almanca Türkçe Açıklama
Das Wetter ist schön. Hava güzel. Mevcut durum
Der Film war langweilig. Film sıkıcıydı. Geçmiş zamanda da sıfat aynı kalır.
Sie ist müde. O yorgun. Bir kişinin durumu
Nach der Arbeit bin ich oft müde. İşten sonra sık sık yorgun olurum. Başta bir zaman ifadesi var.
Die Kinder sind hungrig. Çocuklar aç. Çoğul özne; sıfata ek gelmez.
Ist der Platz noch frei? Bu yer hâlâ boş mu? Evet-hayır sorusu
Deine Tasche ist schwer. Çantan ağır. Bir eşyanın özelliği
Das Essen ist nicht scharf. Yemek acı değil. Sıfatın olumsuzu
Die Rechnung ist zu hoch. Hesaptaki tutar fazla yüksek. zu, uygun miktarın aşıldığını belirtir.
Der Tee wird kalt. Çay soğuyor. Bir duruma geçiş
Es wird langsam dunkel. Hava yavaş yavaş kararıyor. Değişim süreci
Du wirst ganz rot. Kıpkırmızı oluyorsun. Görülebilen bir değişim
Die Prüfung war schwierig, aber fair. Sınav zordu ama adildi. Aynı fiile bağlı iki sıfat
Morgen wird das Wetter besser. Yarın hava daha iyi olacak. Bir değişim beklentisi; besser “daha iyi” demektir.

Son örnekte Türkçe çeviri gelecek zamanla kurulmuştur; ancak Almancadaki wird burada yine “bir duruma gelmek” anlamındadır. Gelecek zaman ifadesinin farklı yapısı ileri bölümde açıklanıyor.

Sık Yapılan Hatalar

1. Yüklemdeki sıfata isim önündeki eki eklemek

  • Yanlış: Die Suppe ist heiße.
  • Doğru: Die Suppe ist heiß. — “Çorba sıcak.”
  • Neden? Heiß, Suppe isminin önünde değil, çorbanın durumunu bildiren yüklemdedir. Bu yüzden -e uyum ekini almaz. İsmin önünde ise die heiße Suppe — “sıcak çorba” biçimi doğrudur.

2. Çoğul özne için sıfatı değiştirmek

  • Yanlış: Die Kinder sind müden.
  • Doğru: Die Kinder sind müde. — “Çocuklar yorgun.”
  • Neden? Çoğul özneyle değişen sein fiilidir: ist yerine sind kullanılır. Sıfatın sözlükteki biçimi korunur.

3. Türkçedeki gibi fiili hiç kullanmamak

  • Yanlış: Ich müde.
  • Doğru: Ich bin müde. — “Yorgunum.”
  • Neden? Türkçede durum kişi ekiyle anlatılabilir. Almancada normal, tam bir cümlede bin gibi çekimli bir fiil gerekir. Kısa notlarda görülen eksiltili ifadeler başlangıç için model değildir.

4. Durum ile değişimi karıştırmak

  • Yanlış seçim: Çayın soğuma sürecini anlatmak isterken yalnızca Der Tee ist kalt. demek.
  • Uygun: Der Tee wird kalt. — “Çay soğuyor.”
  • Neden? İlk cümle dilbilgisi bakımından doğrudur, fakat “Çay soğuk” anlamındadır. İkinci cümle çayın sıcaklığının değiştiğini anlatır. Sorun eklerde değil, anlatılmak istenen anlamdadır.

5. Sıfatı kein ile olumsuz yapmak

  • Yanlış: Das Zimmer ist kein frei.
  • Doğru: Das Zimmer ist nicht frei. — “Oda boş değil.”
  • Neden? Burada olumsuzlanan sözcük bir sıfattır. Bu temel yapıda nicht kullanılır; kein doğrudan frei sıfatının önüne getirilemez.

6. Sıfatın kendi sonundaki -e harfini silmek

  • Yanlış: Sie ist müd.
  • Doğru: Sie ist müde. — “O yorgun.”
  • Neden? “Ek yok” demek “sondaki bütün ek benzeri harfleri sil” demek değildir. Müde sözcüğünün temel biçimi budur. Benzer şekilde leise — “sessiz” sözcüğü de sonundaki -e ile öğrenilir.

Kullanım Notları

Bu yapı konuşma dilinde de resmî yazıda da olağandır. Das ist wichtig. — “Bu önemli.” veya Das ist möglich. — “Bu mümkün.” gibi cümlelerde özel bir resmiyet yoktur; üslubu daha çok seçilen sıfat ve bağlam belirler.

Sıfatın tek bir özelliğe mi, o anki duruma mı işaret ettiğini bağlamdan anlamak gerekir. Er ist ruhig. — “O sakin.” cümlesi kişinin genel karakterini de o anki hâlini de anlatabilir. Almancada bu ayrım için iki ayrı “olmak” fiili seçilmez. Gerekirse zaman veya sıklık belirten bir sözcük eklenir: Heute ist er ruhig. — “Bugün sakin.”

Türkçedeki her durum ifadesini doğrudan ich bin + sıfat kalıbına taşımayın. Ich bin kalt. bağlama göre kişinin soğukluğunu anlatabilir; “Üşüyorum” demenin olağan yolu *Mir ist kalt.*tır. Burada mir, “ben” yerine kullanılan ve durumun kimi etkilediğini gösteren bir biçimdir. Benzer şekilde Mir ist warm. — “Sıcakladım / Bana sıcak geliyor.” denir. Bu ifadeleri başlangıçta bütün olarak öğrenmek yeterlidir; sıfat bu yapılarda da ek almaz.

Temelin Ötesinde: İleride Karşılaşacağınız Ayrıntılar

A1 düzeyinde öncelik sein / werden + değişmeyen sıfat kalıbıdır. Aşağıdaki ayrıntıları hemen üretmek zorunda değilsiniz; okurken karşınıza çıktığında tanımak, temel kuralı gereksiz yere değiştirmemenizi sağlar.

Diğer fiiller ve cümledeki konum

Bleiben “kalmak” fiiliyle de sıfat ek almadan kullanılır: Die Tür bleibt offen. — “Kapı açık kalıyor.” Bu kez bir durumun başlaması değil, sürmesi anlatılır.

Buna karşılık sıfatın yalnızca fiilden sonra gelmesi, onun mutlaka yüklem görevinde olduğu anlamına gelmez. Das ist eine gute Idee. — “Bu iyi bir fikir.” cümlesinde gute, Idee ismini niteler; bu yüzden ek alır. Kararı sözcüğün cümledeki yerine değil, görevine göre vermek gerekir.

Yan cümle (başka bir cümleye bağlı açıklama bölümü) içinde de sıfat aynı kalır, fakat fiilin yeri değişebilir: Ich bleibe zu Hause, weil ich müde bin. — “Yorgun olduğum için evde kalıyorum.” Burada weil ile başlayan bölümde bin sona gider. Yani başlangıçtaki “fiilden sonra sıfat” tarifi, en basit ana cümle dizilişini anlatır; ek almama kuralı daha geniştir.

Karşılaştırma biçimleri de kullanılabilir

Der Weg ist länger. — “Yol daha uzun.” cümlesinde länger, lang sıfatının karşılaştırma biçimidir; yani “daha ...” anlamını verir. Buradaki -er, isimle uyum sağlamak için eklenen bir ek değildir. Dolayısıyla yüklemdeki sıfatın çekimlenmemesiyle çelişmez.

Dieser Weg ist länger als der andere. — “Bu yol diğerinden daha uzun.” örneğinde de länger özneye göre değişmez. Düzensiz biçimler ayrıca öğrenilir: gut — “iyi”, besser — “daha iyi”.

En üst dereceyi, yani bir grubun içindeki “en ...” anlamını bildirmek için sık kullanılan kalıp am + sıfat + -stendir: Dieser Weg ist am kürzesten. — “Bu yol en kısa.” Bu da isim önündeki sıfat uyumundan ayrı bir yapıdır.

Her sıfat her görevde kullanılmaz

“Yüklemde sıfat ek almaz” kuralı, bütün sıfatların yüklemde kullanılabileceği anlamına gelmez. Örneğin ehemalig — “eski, önceki” çoğunlukla bir ismin önünde kullanılır: Das ist mein ehemaliger Chef. — “Bu benim eski patronum.” Aynı anlamı vermek için Mein Chef ist ehemalig. denmez.

Ters yönde bir sınırlama da vardır. Pleite — “parasız, beş parasız” konuşma dilinde Ich bin pleite. — “Beş parasızım.” kalıbında rahatça kullanılır; normal bir niteleyici sıfat gibi her ismin önüne yerleştirilmez. Böyle sözcükler genel kuralın bozulması değil, sözcüğün hangi yapılarda kullanılabildiğiyle ilgilidir.

Bir sıfatın kendi tamamlayıcısı olabilir

Bazı sıfatların anlamı başka bir sözcük grubuyla tamamlanır: Ich bin stolz auf dich. — “Seninle gurur duyuyorum.” Burada stolz ek almaz; auf dich, gururun kime yönelik olduğunu belirtir.

Benzer şekilde Sie ist mit dem Ergebnis zufrieden. — “Sonuçtan memnun.” cümlesinde mit dem Ergebnis ifadesi neye ilişkin memnuniyet olduğunu söyler. Bu tür yapıları stolz auf ve zufrieden mit gibi küçük kalıplar hâlinde öğrenmek yararlıdır. Ek almayan sıfatın kendisidir; yanındaki sözcüklerin biçimi başka kurallara bağlı olabilir.

Geçmiş zaman, gelecek zaman ve benzer görünen yapılar

Temel kural geçmiş zamanda da değişmez: Der Film war langweilig. — “Film sıkıcıydı.”; Die Kinder waren müde. — “Çocuklar yorgundu.” Geçmiş zaman bilgisini war / waren taşır, sıfat değil.

Werden ise iki farklı görevde görülebilir:

  • Er wird müde. — “O yoruluyor.” Burada werden, bir duruma geçişi anlatır.
  • Er wird müde sein. — “O yorgun olacak.” Burada werden, gelecek zamanın kurulmasına yardım eder; sonda sein bulunur.

İkinci cümledeki sein bir mastar, yani fiilin kişi eki almamış temel biçimidir. Yalnızca wird sözcüğünü görüp her cümleyi aynı şekilde çevirmemek gerekir.

Daha ileride Die Tür ist geschlossen. — “Kapı kapalı.” ve Die Tür wird geschlossen. — “Kapı kapatılıyor.” gibi örneklerle karşılaşılır. Geschlossen, schließen — “kapatmak” fiilinden türemiş bir ortaçtır; fiilden oluşup tamamlanmış eylem veya durum bildirebilen bir biçimdir. İlk cümle kapının durumunu, ikinci cümle kapatma işlemini anlatır. Bu yüzden werden ile bir ortacın birlikte kullanıldığı yapıyı, sıradan bir sıfatla kurulan değişim cümlesiyle karıştırmayın: Bu ikinci örnekte bir durum değişikliğinden çok, kapatma eylemi anlatılmaktadır.

Çalışma Önerileri

  1. Aynı sıfatla kişileri değiştirin. Önce “Hazırım, hazırsın, hazırız” cümlelerini Ich bin bereit. Du bist bereit. Wir sind bereit. biçiminde kurun. Sonra bereit yerine müde veya hungrig koyun. Yalnızca fiilin değiştiğini sesli olarak fark etmeye çalışın.
  2. Durum ve değişimi eşleştirin. Günlük hayattan üç şey seçin: çay, hava, kendi yorgunluğunuz. Der Tee ist kalt. — “Çay soğuk.” ve Der Tee wird kalt. — “Çay soğuyor.” gibi çiftler yazın. Her çiftin Türkçe çevirisinde gerçekten farklı bir anlam verdiğinizden emin olun.
  3. Sıfatın görevini işaretleyin. Das kleine Zimmer ist frei. — “Küçük oda boş.” gibi cümlelerde ismin önündeki sıfatı bir renkle, yüklemdeki sıfatı başka bir renkle işaretleyin. Ardından kendi cümlenizde “Bu sıfat bir ismi mi niteliyor, yoksa özne hakkında bir durum mu bildiriyor?” diye sorun. Ek kararını çevirinin sırasına göre değil, bu göreve göre verin.

İlgili Konular

Ön koşul

Almancada sein fiilinin şimdiki zaman çekimiA1

Bu kavram üzerine inşa edilen kavramlar

Diğer A1 kavramları