C1

Fransızcada zamirli fiillerin anlam incelikleri

Nuances des Verbes Pronominaux

Bu makale, Settemila Lingue üzerindeki Fransızca dil bilgisi ağacının bir parçasıdır.

Kısaca

Fransızcada se ile kullanılan bir fiil her zaman “kendi kendine yapmak” anlamına gelmez; yanındaki küçük sözcüklerle birlikte ayrı bir anlam oluşturabilir. Se passer “olmak, meydana gelmek”, se passer de quelque chose veya s’en passer ise “bir şey olmadan idare etmek” demektir. Bu yüzden se rendre compte de, se mettre à, s’en prendre à ve s’y connaître gibi yapıları yalnızca ana fiille değil, bütün kalıplarıyla öğrenmek gerekir.

Genel bakış

Başlangıçta se laver “yıkanmak” gibi örneklerle karşılaşılır: kişi bir işi kendisine yapar. Ancak Fransızcadaki zamirli fiiller, yani me, te, se, nous, vous, se sözcükleriyle kullanılan fiiller, bundan çok daha geniş bir gruptur. Elle se rend à Lyon “Lyon’a gidiyor” demektir; Elle se rend compte de son erreur ise “Hatasını fark ediyor.” İki cümlede de se rendre vardır ama aynı olay anlatılmaz.

C1 düzeyinde amaç yalnızca bu yapıları tanımak değil, benzer görünen kalıplar arasından duruma uygun olanı seçebilmektir. İş toplantısında bir eksikliği fark etmek, bir tartışmada birini hedef almak, bir araç olmadan işini yürütmek ve bir alanda bilgili olmak farklı kalıplar gerektirir. Bunların çoğu günlük konuşmada da yaygındır; ileri düzeyde ele alınmaları, yalnızca resmî metinlerde kullanıldıkları anlamına gelmez.

Türkçede “yıkanmak”, “başlamak”, “fark etmek”, “suçu birine yüklemek” birbirinden farklı biçimlerde kurulur. Fransızcada bunların bazıları aynı zamirli yapı ailesinde yer alır. Dolayısıyla her se gördüğünüzde cümleye “kendini” eklemek ya da Türkçedeki bir eki doğrudan Fransızcaya taşımak yanıltıcı olur. Önce kalıbın tamamını, ardından bağlam içindeki anlamını belirleyin.

Yapılar nasıl çalışır?

1. Zamir kişiye göre değişir, kalıbın diğer parçaları korunur

Özne, cümlenin kim veya ne hakkında olduğunu gösteren bölümdür. Zamirli fiilin önündeki kişi zamiri özneye göre değişir. Zamir ise bir kişinin, varlığın veya daha önce söylenmiş bir bilginin yerini tutan sözcüktür; bu yapılarda bazı zamirler kalıbın ayrılmaz parçası hâline gelmiştir.

Aşağıdaki tabloda s’en passer “onsuz idare etmek” ve s’y connaître “o işten anlamak” şimdiki zaman biçimleriyle verilmiştir. Bu çekimler bağlama göre genel bir alışkanlığı da anlatabilir.

Kişi Onsuz idare etmek O işten anlamak
Ben je m’en passe je m’y connais
Sen tu t’en passes tu t’y connais
O il / elle s’en passe il / elle s’y connaît
Biz nous nous en passons nous nous y connaissons
Siz vous vous en passez vous vous y connaissez
Onlar ils / elles s’en passent ils / elles s’y connaissent

Me, te, se, sesli harfle başlayan en ve y önünde kısalır: m’en, t’en, s’en; m’y, t’y, s’y. Nous ve vous ise kısalmaz. Nous nous en passons cümlesindeki ilk nous “biz” öznesidir; ikinci nous fiilin zamirli yapısına aittir. Türkçede buna karşılık iki kez “biz” söylemeyiz.

2. Se passer ile se passer de aynı şeyi anlatmaz

Se passer, bir olayın meydana gelmesini anlatır:

  • Que s’est-il passé ? — Ne oldu?
  • La réunion s’est bien passée. — Toplantı iyi geçti.

İlk cümlede “olmak”, ikincisinde “geçmek” çevirisi daha doğaldır. Fiil, bir olayın nasıl geliştiğini veya nerede gerçekleştiğini de anlatabilir: L’histoire se passe à Marseille. — Hikâye Marsilya’da geçiyor.

Se passer de + bir şey/biri, o şey ya da kişi olmadan işini sürdürebilmek anlamına gelir:

  • Nous pouvons nous passer de voiture. — Arabasız idare edebiliriz.
  • Je ne peux pas me passer de ton aide. — Senin yardımın olmadan yapamam.

Buradaki de, fiile sonraki bilgiyi bağlayan bir edattır; edat, sözcükler arasında ilişki kuran kısa bir sözcüktür. De ile belirtilen şey daha önce biliniyorsa çoğu kez en onun yerini alır:

  • Tu as besoin de ce logiciel ? — Non, je peux m’en passer. — Bu yazılıma ihtiyacın var mı? — Hayır, onsuz idare edebilirim.

En burada “ondan/onsuz” bağlantısını taşır. Fakat tek başına bir en zamiri her cümlede “onsuz” demek değildir; bu anlamı se passer ile birlikte oluşturur. Bir kişiyi açıkça belirtmek için Je peux me passer de lui “Onsuz idare edebilirim” gibi bir yapı da kullanılır.

3. Se rendre: gitmek, teslim olmak, fark etmek

Bu fiilde anlamı belirleyen şey, ardından gelen yapıdır:

Kalıp Anlamı Örnek ve açıklama
se rendre à un endroit bir yere gitmek Bir yere ulaşma veya yönelme anlatılır.
se rendre teslim olmak Bir çatışma veya takip bağlamında kullanılabilir.
se rendre compte de quelque chose bir şeyin farkına varmak Gidilecek yer değil, fark edilen şey belirtilir.
se rendre compte que… bir durumu fark etmek Sonrasında bir cümle gelir.

Elle se rend à la gare “Gara gidiyor” ile Elle se rend compte de son erreur “Hatasını fark ediyor” arasında sözcük sözcük kurabileceğimiz bir anlam bağı yoktur. Compte, ikinci kalıbın zorunlu parçasıdır; “fark etmek” anlamında onu atamazsınız.

De sonrasında bir ad, yani bir varlığın veya kavramın ismi, gelebilir: de son erreur “hatasının”. Que sonrasında ise öznesi ve fiili olan bir cümle gelir:

  • Je me rends compte que nous avons peu de temps. — Zamanımızın az olduğunu fark ediyorum.

Bir şeyin farkına varmayı bildiren olağan olumlu cümlelerde, que sonrasında gerçek bir durumu aktaran normal fiil çekimleri kullanılır. Buraya sırf que var diye farklı bir kip, yani farklı bir anlatım biçimi, getirilmez.

4. Se mettre à: bir eyleme başlamak

Se mettre à + mastar, bir eylemin başlamasını anlatır. Mastar, fiilin sözlükteki çekimsiz biçimidir; Türkçedeki “gülmek, çalışmak” biçimleri gibi düşünülebilir.

  • Elle se met à rire. — Gülmeye başlıyor.
  • Il s’est mis à pleuvoir. — Yağmur yağmaya başladı.
  • Nous nous sommes mis à chercher une solution. — Bir çözüm aramaya başladık.

Bu yapı başlangıç anını öne çıkarır; her kullanımında “aniden” anlamı bulunmaz. Il s’est mis à apprendre le turc “Türkçe öğrenmeye başladı” derken uzun süre devam edecek bir uğraşın başlangıcı da anlatılabilir.

Se mettre au travail “işe koyulmak” gibi, bir adla kurulan yakın yapılar da vardır. Buradaki au, à + le birleşimidir. Se mettre à la place de quelqu’un ise “kendini birinin yerine koymak” demektir. Dolayısıyla se mettre à gördüğünüzde sonrasında bir eylem mi, başka bir kalıbın parçası mı geldiğine bakın.

5. S’en prendre à: birini veya bir şeyi hedef almak

S’en prendre à quelqu’un / quelque chose, bir kişiyi ya da şeyi suçlamanın, öfkenin veya saldırının hedefi yapmak demektir:

  • Il s’en est pris à moi. — Beni hedef aldı; bana çıkıştı.
  • Les manifestants s’en sont pris aux vitrines. — Göstericiler vitrinlere saldırdı.

İlk örnek uygun bağlamda “Beni suçladı” diye çevrilebilir. Ancak kalıp yalnızca sözlü suçlamayla sınırlı değildir; sert çıkışma, haksız yere yüklenme ve fiziksel saldırı da anlatabilir. Çeviriyi bağlam belirler.

Burada en kalıplaşmıştır: daha önce söylenmiş bir de grubunu bulmaya çalışmanız gerekmez. Hedef, à ile verilir: à moi “bana”, au collègue “iş arkadaşına”, aux journalistes “gazetecilere”. Kalıbı prendre fiilinin “almak” anlamından çıkarmaya çalışmak işe yaramaz.

6. S’y connaître: bir işten anlamak

S’y connaître, bir konuda bilgi ve deneyim sahibi olmak demektir. Alanı açıkça söylemek için çoğunlukla en kullanılır:

  • Elle s’y connaît en vin. — Şaraptan anlar.
  • Tu t’y connais en informatique ? — Bilişimden anlar mısın?
  • Je ne m’y connais pas beaucoup. — Bu işten pek anlamam.

Buradaki y, kalıbın parçasıdır; “orada” diye çevrilmez. Alanı en vin ile açıkça söyleseniz de y korunur. Öte yandan Elle connaît ce vin “Bu şarabı tanıyor/biliyor” cümlesi de doğrudur; ancak belirli bir şarabı bilmek ile şarap konusunda bilgili olmak aynı iddia değildir.

Bağlam içinde örnekler

Aşağıdaki örneklerde çeviriler, kalıpların parçalarını tek tek karşılamak yerine cümlenin Türkçede doğal karşılığını verir.

Fransızca Türkçe Anlamı belirleyen nokta
Que s’est-il passé ? Ne oldu? Bir olayın ne olduğu soruluyor.
L’entretien s’est mieux passé que prévu. Görüşme beklenenden iyi geçti. Bir olayın nasıl geliştiği anlatılıyor.
Je peux m’en passer. Onsuz idare edebilirim. Sözü edilen şeyin yerini en alıyor.
Pendant les travaux, nous avons dû nous passer d’eau chaude. Tadilat sırasında sıcak su olmadan idare etmek zorunda kaldık. Eksik olan şey de ile belirtiliyor.
Vous devez vous rendre à l’accueil avant neuf heures. Saat dokuzdan önce danışmaya gitmelisiniz. Bir yere gitmek söz konusu.
Après plusieurs heures, les hommes se sont rendus. Birkaç saat sonra adamlar teslim oldu. Bağlam, teslim olma anlamını veriyor.
Elle s’est rendu compte de son erreur trop tard. Hatasını çok geç fark etti. Fark edilen şey de ile bağlanıyor.
Je me rends compte que cette décision vous inquiète. Bu kararın sizi kaygılandırdığını fark ediyorum. Que sonrasında tam bir cümle var.
Dès qu’il a entendu la nouvelle, il s’est mis à rire. Haberi duyar duymaz gülmeye başladı. Bir eylemin başlangıcı anlatılıyor.
Nous nous sommes mis au travail sans attendre. Beklemeden işe koyulduk. Au travail, adla kurulan bir kalıp.
Il s’en est pris à moi. Bana yüklendi. Öfkenin veya suçlamanın hedefi benim.
Ne t’en prends pas à elle : ce n’est pas sa faute. Ona yüklenme; onun suçu değil. Olumsuz emir ve açıkça belirtilen hedef.
Elle s’y connaît en vin. Şaraptan anlar. Bir alanda bilgi ve deneyim söz konusu.
Demande à Deniz : il s’y connaît mieux que moi. Deniz’e sor; o bu işten benden daha iyi anlar. Alan bağlamdan bilindiği için yeniden söylenmiyor.

Sık yapılan hatalar

1. “Onsuz idare etmek” anlamında en zamirini atmak

  • Yanlış: Ce logiciel ? Je peux me passer.
  • Doğru: Ce logiciel ? Je peux m’en passer. — Bu yazılım mı? Onsuz idare edebilirim.
  • Neden? Bu anlamda ya de ile ne olmadan idare edildiği söylenir ya da onun yerini en alır. Je peux me passer de ce logiciel de doğrudur.

2. “Fark etmek” için yalnızca se rendre kullanmak

  • Yanlış: Je me rends que le magasin est fermé.
  • Doğru: Je me rends compte que le magasin est fermé. — Dükkânın kapalı olduğunu fark ediyorum.
  • Neden? Fark etme anlamını se rendre compte bütünü verir. Se rendre tek başına bu anlamı taşımaz.

3. Başlama kalıbında à yerine de getirmek

  • Yanlış: Elle s’est mise de pleurer.
  • Doğru: Elle s’est mise à pleurer. — Ağlamaya başladı.
  • Neden? Fiilleri Türkçedeki karşılıklarıyla birlikte değil, istedikleri bağlantıyla öğrenmek gerekir: se mettre à faire quelque chose.

4. Alan açıkça söylendiğinde y zamirini gereksiz sanmak

  • Yanlış: Elle se connaît en vin.
  • Doğru: Elle s’y connaît en vin. — Şaraptan anlar.
  • Neden? “Bir işten anlamak” kalıbı s’y connaître biçimindedir. Se connaître başka bağlamlarda “kendini tanımak” veya “birbirini tanımak” anlamı taşıyabilir.

5. S’en prendre à kalıbının hedefini yanlış bağlamak

  • Yanlış: Il s’en est pris de moi.
  • Doğru: Il s’en est pris à moi. — Bana yüklendi.
  • Neden? Bu kalıpta hedef à ile belirtilir. Türkçedeki “beni suçladı” ifadesinde “beni” kullanılması, Fransızcada da aynı bağlantının kullanılacağı anlamına gelmez.

6. Être gördüğünde geçmiş biçime otomatik olarak ek getirmek

  • Yanlış: Elle s’est rendue compte du problème.
  • Doğru: Elle s’est rendu compte du problème. — Sorunu fark etti.
  • Neden? Se rendre compte kalıbında geçmiş biçim rendu olarak kalır. Buna karşılık Elle s’est rendue à Paris “Paris’e gitti” cümlesinde rendue yazılır. Ayrıntılar aşağıdaki ileri kullanım bölümündedir.

Kullanım notları

Aynı dilde her kalıbın tonu aynı değildir

Se passer, s’en passer ve se rendre compte gündelik konuşmada da yazıda da rahatlıkla kullanılır. Se rendre à un endroit, aynı yere “gitmek” için kullanılan aller fiiline göre çoğu bağlamda daha resmî veya işlemsel bir tını taşır. Bir randevuya, danışmaya ya da toplantı yerine gitme yönergelerinde sık görülür; arkadaşınıza sıradan bir plan anlatırken Je vais à la gare “Gara gidiyorum” çoğu zaman daha yalındır.

S’y connaître konuşmada çok doğaldır ve mutlaka meslekî uzmanlık belgesi ima etmez. Il s’y connaît en vélos “Bisikletten anlar” diyerek deneyimli bir meraklıdan da söz edebilirsiniz. Daha resmî bir değerlendirmede avoir de solides connaissances en… “... konusunda sağlam bilgi sahibi olmak” gibi bir ifade tercih edilebilir.

İddianın gücünü küçük sözcükler değiştirir

Je m’y connais un peu “Bu işten biraz anlarım” ölçülü bir iddiadır. Elle s’y connaît vraiment “O bu işten gerçekten anlar” daha güçlüdür. Je ne m’y connais pas du tout “Bu işten hiç anlamam” ise açık bir bilgi eksikliğini belirtir.

S’en prendre à çoğu zaman eleştirel bir bakış taşır: konuşan kişi birinin hedef seçildiğini vurgular. Tarafsız bir görüş ayrılığı anlatmak için her zaman uygun değildir. Il n’est pas d’accord avec moi “Benimle aynı fikirde değil” ile Il s’en prend à moi “Beni hedef alıyor” arasındaki farkı koruyun.

Konuşmada ne duyulmayabilir, diğer parçalar korunur

Gündelik konuşmada olumsuzluğun ne parçası sıkça düşer: Je m’y connais pas “Bu işten anlamam.” Ancak bu, y veya en parçalarının da atılabileceği anlamına gelmez. Dikkatli yazıda Je ne m’y connais pas biçimini kullanın.

İleri kullanım ve ince ayrımlar

1. Zamirlerin yeri: çekimli fiil, mastar ve emir

Çekimli fiil, kişiye ve zamana göre biçim almış fiildir. Olağan olumlu veya olumsuz cümlede zamirler ilgili çekimli fiilin önüne gelir. Bir yardımcı fiille kurulan geçmiş zamanda ise yardımcı fiilin önünde dururlar; yardımcı fiil, zamanı kurmaya yardım eden être gibi bir fiildir.

  • Je m’en passe. — Onsuz idare ediyorum.
  • Je ne m’en passe pas. — Onsuz idare etmiyorum.
  • Je m’en suis passé. — Onsuz idare ettim. Erkek konuşan için bu biçim kullanılır; kadın konuşan passée yazar.

Pouvoir “yapabilmek” gibi bir fiilden sonra mastar geliyorsa zamirler ait oldukları mastarın önünde kalır:

  • Je peux m’en passer. — Onsuz idare edebilirim.
  • Elle va s’en prendre à nous. — Bize yüklenecek.

Olumlu emirde yer değişir ve kısa çizgiler kullanılır; me ile te, en ve y önünde kısalmış biçimleriyle görülür:

  • Mets-toi au travail ! — İşe koyul!
  • Passe-t’en ! — Onsuz idare et!
  • Ne t’en passe pas ! — Onsuz yapmaya kalkma!

Son iki örneği yan yana çalışmak yararlıdır: olumlu emirde zamirler fiilin arkasında, olumsuz emirde önündedir. Buna karşılık tanıdık Vas-y ! “Haydi, git!” ifadesinden hareketle her fiilin önüne gelişigüzel y eklenmez; her kalıbın kendi kuruluşu vardır.

2. Geçmiş zamanda uyum kalıba göre değişir

Participe passé, birleşik geçmiş zamanlarda kullanılan passé, rendu, mis, pris, connu gibi fiil biçimleridir. Uyum, bu biçimin bazı yapılarda ilgili kişinin veya şeyin dişil ya da çoğul olmasına göre yazıda değişmesidir. Zamirli fiiller passé composé denen birleşik geçmiş zamanda être ile kurulur; ancak bu, her kalıbın aynı uyum kuralına sahip olduğu anlamına gelmez.

Fransızca Türkçe Yazımdaki ayrım
Elles se sont passées de notre aide. Yardımımız olmadan idare ettiler. Passées, kadınlardan oluşan çoğul özneye uyar.
Elles se sont rendues à la mairie. Belediyeye gittiler. Gitme anlamındaki rendues özneye uyar.
Elles se sont rendu compte du retard. Gecikmeyi fark ettiler. Se rendre compte kalıbında rendu değişmez.
Elles se sont mises à discuter. Tartışmaya başladılar. Mises, özneye uyar.
Elles s’en sont prises au responsable. Sorumlu kişiye yüklendiler. Prises, özneye uyar.
Elles s’y sont bien connues. O işten iyi anlıyorlardı. Bu kalıpta connues özneye uyar; bağlama göre başka bir geçmiş zaman Türkçede daha doğal görünebilir.

Se rendre compte istisnasını anlamak için doğrudan nesne kavramı yardımcı olur: fiile doğrudan bağlanan, eylemin neye yöneldiğini belirten bölümdür. Bu kalıpta doğrudan nesne compte sözcüğüdür ve fiilin ardından gelir; se ise doğrudan nesne değildir. Öğrenme açısından en güvenli kısa kural şudur: se rendre compte → s’est rendu compte, se sont rendu compte.

Buna karşılık se passer de ve s’en prendre à örneklerinde en bulunduğu için geçmiş biçim değişmez sonucuna varmayın. Elles s’en sont passées ve Elles s’en sont prises à lui biçimlerinde uyum yapılır. Zamirin görevi ve kalıbın yapısı, yalnızca kelime listesine bakmaktan daha önemlidir.

3. Fark edilen bilgi de ile veriliyorsa en kullanılabilir

Se rendre compte de yapısında daha önce söylenmiş bilginin yerini en alabilir:

  • Elle ne connaissait pas le risque. Elle s’en est rendu compte trop tard. — Riskin farkında değildi. Bunu çok geç fark etti.

Burada en önceki bilgiye döner; compte yine kalır. Bu kullanım ile s’en prendre à arasındaki fark önemlidir: birinde en belirli bir bilginin yerini tutar, diğerinde kalıbın yerleşik parçasıdır.

4. Kendini suçlamak ile kendine yüklenmek

Ne t’en prends qu’à toi-même “Yalnızca kendini suçla” veya bağlama göre “Bunun için ancak kendini suçlayabilirsin” demektir. Buradaki ne… que olumsuzluk değil, “yalnızca” anlamı veren sınırlamadır. Dolayısıyla bu cümleyi Ne t’en prends pas à toi-même “Kendine yüklenme” ile karıştırmayın.

Aynı küçük sözcük değişikliği tutumu tersine çevirebilir. İlk cümle sorumluluğu kişiye yükler; ikincisi kişinin kendini yıpratmasını engellemeye çalışır. İleri düzeyde anlamı yakalamak, yalnızca fiili tanımak değil, pas, que, même gibi parçaları da birlikte okumaktır.

Çalışma önerileri

  1. Tek fiil yerine kalıp kartları hazırlayın. Bir yüze “bir yere gitmek”, “bir şeyin farkına varmak”, “onsuz idare etmek” yazın; diğer yüze sırasıyla se rendre à, se rendre compte de, s’en passer koyun. Her karta kendi hayatınızdan tam bir cümle ekleyin. Böylece rendre veya passer sözcüğünün tek karşılığına saplanmazsınız.
  2. Aynı durumu üç biçimde anlatın. Örneğin “Bu uygulama olmadan yapabilirim” için önce Je peux me passer de cette application, sonra Je peux m’en passer, ardından kadın bir kişiden söz ederek Elle s’en est passée yazın. Bu çalışma aynı anda anlamı, zamirin yerini ve geçmiş zaman yazımını denetlemenizi sağlar.
  3. Duyduğunuz kalıbın hedefini ve tonunu not edin. Bir konuşmada s’en prendre à geçtiğinde kimin kime yüklendiğini; s’y connaître geçtiğinde hangi alanda ne ölçüde bilgi iddia edildiğini belirleyin. Ardından aynı durumu doğal Türkçeyle özetleyin. Her se için “kendi” demeye ihtiyaç duyuyorsanız kalıbı yeniden bütün olarak değerlendirin.

İlgili konular

  • Temel bilgi: Dönüşlü fiiller — me, te, se, nous, vous, se biçimlerinin kişiye göre değişmesini ve zamirli fiillerin temel kuruluşunu pekiştirir. Buradaki anlamı kalıplaşmış yapıları öğrenirken bu temelin sağlam olması yararlıdır.

Ön koşul

Fransızcada dönüşlü fiillerA1

Diğer C1 kavramları