Fransızcada ettirgen yapı: faire + mastar
Faire Causatif
Bu makale, Settemila Lingue üzerindeki Fransızca dil bilgisi ağacının bir parçasıdır.
Kısaca
Fransızcada faire + mastar, bir işi kendi yapmak yerine başkasına yaptırmayı veya bir olayın gerçekleşmesine neden olmayı anlatır: Je fais réparer ma voiture. — “Arabamı tamir ettiriyorum.” Mastar, fiilin kişi ve zaman eki almamış biçimidir; burada réparer, “tamir etmek” demektir. Se faire + mastar ise kişinin kendisiyle ilgili bir işlem yaptırmasını ya da bir olaya maruz kalmasını anlatır: Il s'est fait couper les cheveux. — “Saçını kestirdi”; Je me suis fait voler. — “Soyuldum.”
Genel bakış
Türkçede “kesmek–kestirmek”, “yapmak–yaptırmak”, “gülmek–güldürmek” gibi çiftlerle anlattığımız anlamı Fransızca çoğunlukla ayrı bir fiille kurar: faire. Bu kullanımda faire her zaman tek başına “yapmak” diye çevrilmez. Faire réparer “tamir ettirmek”, faire rire “güldürmek”, faire attendre “bekletmek” anlamına gelir. Ettirgen yapı denen şey, kısaca bir işi başka birine yaptırmak veya bir sonucun ortaya çıkmasına yol açmaktır.
Bu konunun çekirdeği B1 düzeyinde öğrenilir. Kuaför randevusu, ev tadilatı, araç bakımı, iş yerinde görev dağıtımı ve günlük ilişkiler gibi pek çok durumda kullanılır. Özellikle “İşi kim yaptı?” sorusu önemlidir: Je répare ma voiture derseniz arabayı siz tamir edersiniz; Je fais réparer ma voiture derseniz tamiri başka biri yapar, siz yaptırırsınız.
Türkçe bilenler için anlam genellikle tanıdıktır; asıl yeni olan sözcüklerin yeridir. Türkçede ettirgenlik fiile eklenir, Fransızcada ise faire çekimlenir ve ardından ikinci fiil gelir. Ayrıca işi yapan kişinin nasıl belirtileceği ve kısa zamirlerin nereye konacağı ayrı kurallara bağlıdır. Önce temel kalıbı, sonra bu ayrıntıları öğrenmek daha kolaydır.
Yapı nasıl kurulur?
1. Çekimlenen fiil faire'dir
Temel sıra şöyledir: özne + çekimli faire + mastar + gerekli tamamlayıcılar. Özne, cümlenin hakkında bilgi verdiği kişi veya şeydir; bu yapıda genellikle işi yaptıran ya da olaya neden olan taraftır. Tamamlayıcılar ise “ne, kime, kim tarafından?” gibi sorulara yanıt veren sözlerdir.
Je fais nettoyer le tapis. — “Halıyı temizletiyorum.” Burada je işi yaptıran kişi, fais çekimli fiil, nettoyer yapılacak iş, le tapis ise temizlenen şeydir.
Faire fiilinin şimdiki zaman çekimini bütün kişilerle hatırlayalım. Bu Fransızca zaman, bağlama göre Türkçede hem şimdiki zamanla hem geniş zamanla karşılanabilir.
| Fransızca | Türkçe |
|---|---|
| Je fais réparer le vélo. | Bisikleti tamir ettiriyorum. |
| Tu fais réparer le vélo. | Bisikleti tamir ettiriyorsun. |
| Il / Elle fait réparer le vélo. | O, bisikleti tamir ettiriyor. |
| Nous faisons réparer le vélo. | Bisikleti tamir ettiriyoruz. |
| Vous faites réparer le vélo. | Bisikleti tamir ettiriyorsunuz. |
| Ils / Elles font réparer le vélo. | Onlar bisikleti tamir ettiriyorlar. |
Zamanı değiştirirken de réparer aynı kalır. Türkçedeki gibi ikinci fiile ayrıca geçmiş zaman eki karşılığı eklemeyin.
| Fransızca | Türkçe | Zaman ve kullanım |
|---|---|---|
| Je fais réparer ma voiture. | Arabamı tamir ettiriyorum. | Şimdi yapılan veya genel olarak yaptırılan iş |
| J'ai fait réparer ma voiture. | Arabamı tamir ettirdim. | Tamamlanmış geçmiş olay |
| Je faisais réparer ma voiture dans ce garage. | Arabamı bu tamirhanede tamir ettirirdim. | Geçmişteki alışkanlık |
| Je vais faire réparer ma voiture. | Arabamı tamir ettireceğim. | Yakın gelecek veya plan |
| Je ferai réparer ma voiture demain. | Yarın arabamı tamir ettireceğim. | Gelecek zaman |
| Je voudrais faire réparer ma voiture. | Arabamı tamir ettirmek istiyorum. | Kibar istek |
Son iki fiilli örneklerde araya à veya de getirilmez: faire réparer, “tamir ettirmek”. Je voudrais faire réparer… cümlesindeki voudrais, “istiyorum/isterdim” anlamını kibarlaştırır; ettirgen kalıp yine faire réparer olarak kalır.
2. İşi yapan kişi her zaman söylenmez
Elle fait construire une maison. — “Bir ev yaptırıyor.” İnşaatı kimin yaptığı cümlede yoktur; bu bilgi gerekmiyorsa eklenmez. Türkçedeki “Evi boyatıyoruz” cümlesi gibi, işi yaptırmak ön plandadır.
İşi yapan kişiyi belirtmek istediğinizde, ikinci fiilin yanında başka bir nesne bulunup bulunmadığına bakın. Doğrudan nesne, eylemin doğrudan etkilediği kişi veya şeydir; “Neyi okuyor, kimi çağırıyor?” sorularına yanıt verir. Örneğin lire un texte ifadesinde un texte, okunan şeydir.
| Fransızca kalıp ve örnek | Türkçe | Açıklama |
|---|---|---|
| faire + mastar + işi yapan kişi — Je fais venir Paul. | Paul'ü getirtiyorum. | Gelmek fiilinin yanında okunan metin gibi ayrı bir nesne yok. |
| faire + mastar + nesne + à + işi yapan kişi — Je fais lire le texte à Paul. | Metni Paul'e okutuyorum. | Okunan şey metin, okuyan kişi Paul. |
| faire + mastar + nesne + par + işi yapan kişi — Je fais vérifier le contrat par une avocate. | Sözleşmeyi bir kadın avukata kontrol ettiriyorum. | İşi yapan uzman açıkça belirtiliyor. |
Venir “gelmek”, dormir “uyumak”, rire “gülmek” gibi fiillerde kişi doğrudan mastardan sonra gelebilir: Cette histoire fait rire les enfants. — “Bu hikâye çocukları güldürüyor.” Burada les enfants önüne Türkçedeki “çocuklara” düşüncesiyle otomatik olarak à eklenmez.
İkinci fiilin kendi nesnesi varsa işi yapan kişi çoğu zaman à veya par ile belirtilir. À, görev verilen kişiyi göstermede çok yaygındır; par ise işi kimin gerçekleştirdiğini özellikle açık kılabilir. Ancak bunlar her cümlede anlam değişmeden birbirinin yerine geçmez. Fiilin anlamı ve bağlam, özellikle iki kişi söz konusu olduğunda, yorumu etkileyebilir. Başlangıçta faire lire un texte à quelqu'un “birine bir metni okutmak” ve faire réparer quelque chose par un professionnel “bir şeyi bir uzmana tamir ettirmek” gibi bütün kalıplarla çalışın.
3. Faire ile mastarı birlikte düşünün
İşi yapan kişinin adını iki fiilin arasına sıkıştırmayın:
- Je fais travailler les enfants. — “Çocukları çalıştırıyorum.”
- Je fais lire le texte aux enfants. — “Metni çocuklara okutuyorum.”
İkinci cümlede aux, à + les birleşimidir. Çocukların kim olduğu değil, cümledeki görevleri kullanılan biçimi belirler. İlkinde çalışmaları sağlanır; ikincisinde okudukları ayrı bir metin vardır.
Olumsuzlukta, yani bir şeyi yapmadığınızı söylerken, ne… pas genellikle çekimli fiili çevreler: Je ne fais pas réparer ce téléphone. — “Bu telefonu tamir ettirmiyorum.” Geçmiş zamanda Je n'ai pas fait réparer ce téléphone. — “Bu telefonu tamir ettirmedim.” Burada olumsuzlanan şey, tamir işini yaptırmanızdır.
4. Se faire kişinin kendisiyle ilgili bir sonucu anlatır
Se, burada yapılan işin cümlenin öznesiyle ilgili olduğunu gösteren dönüşlülük zamiridir; zamir, bir adın veya kişinin yerine kullanılan kısa sözcüktür. Kişiye göre biçimi değişir: me, te, se, nous, vous, se.
| Fransızca | Türkçe |
|---|---|
| Je me fais couper les cheveux. | Saçımı kestiriyorum. |
| Tu te fais couper les cheveux. | Saçını kestiriyorsun. |
| Il / Elle se fait couper les cheveux. | O, saçını kestiriyor. |
| Nous nous faisons couper les cheveux. | Saçımızı kestiriyoruz. |
| Vous vous faites couper les cheveux. | Saçınızı kestiriyorsunuz. |
| Ils / Elles se font couper les cheveux. | Onlar saçlarını kestiriyorlar. |
Saç ve diğer vücut bölümlerinde sahiplik zaten me, te, se ile anlaşılıyorsa genellikle les cheveux, les mains gibi biçimler kullanılır. Bunların başındaki les, adın belirli olduğunu gösteren tanımlıktır. Türkçede “saçımı” derken Fransızcada doğal kalıp me faire couper les cheveux olur; ayrıca “benim saçlarım” demek gerekmez.
Geçmiş zamanda se faire ile être yardımcı fiili kullanılır. Yardımcı fiil, burada geçmiş zamanı kurmaya yarayan fiildir: Je me suis fait couper les cheveux. — “Saçımı kestirdim.” Dönüşlü olmayan biçimde ise avoir kullanılır: J'ai fait couper les cheveux de mon fils. — “Oğlumun saçını kestirdim.”
Ancak se faire her zaman isteyerek yaptırmak değildir. Je me suis fait voler “Soyuldum” demektir; kişi soyulmayı istememiştir. İstekli işlem ile istenmeyen olay arasındaki farkı mastarın anlamı ve bağlam belirler.
Bağlam içinde örnekler
Aşağıdaki örneklerde yalnızca biçime değil, işi yaptıranla işi yapanın farklı olup olmadığına da bakın. Bazılarında insanın bilinçli bir isteği bile yoktur; bir durum, başka bir duruma yol açar.
| Fransızca | Türkçe | Açıklama |
|---|---|---|
| Je fais réparer ma voiture. | Arabamı tamir ettiriyorum. | Tamiri yapan kişi söylenmiyor. |
| Elle fait construire une maison. | Bir ev yaptırıyor. | İşi düzenleyen kişi özne. |
| Nous avons fait livrer les courses à domicile. | Market alışverişimizi eve getirttik. | Bir hizmetten yararlanılıyor. |
| Le médecin fait asseoir le patient. | Doktor hastayı oturtuyor. | Oturan kişi hasta. |
| La professeure fait répéter la phrase aux élèves. | Öğretmen cümleyi öğrencilere tekrar ettiriyor. | Tekrar edilen şey ve söyleyen kişiler ayrı. |
| J'ai fait traduire ce document par une traductrice. | Bu belgeyi bir kadın çevirmene çevirttim. | İşi yapan kişi par ile belirtiliyor. |
| Cette chanson me fait pleurer. | Bu şarkı beni ağlatıyor. | İstemeden oluşan duygusal etki. |
| Ne me faites pas attendre ! | Beni bekletmeyin! | Olumsuz emir. |
| Il s'est fait couper les cheveux. | Saçını kestirdi. | Kişinin kendisi için yaptırdığı işlem. |
| Je me suis fait voler. | Soyuldum. | İstenmeyen bir olay. |
| Elle s'est fait voler son téléphone dans le métro. | Metroda telefonu çalındı. | Çalınan şey ayrıca belirtiliyor. |
| Vous pouvez vous faire livrer les médicaments. | İlaçları adresinize getirttirebilirsiniz. | Kişinin kendi yararına düzenlediği hizmet. |
Sık yapılan hatalar
1. İkinci fiili de çekimlemek
- Yanlış: Je fais répare ma voiture.
- Doğru: Je fais réparer ma voiture. — “Arabamı tamir ettiriyorum.”
- Neden? Kişi ve zaman bilgisini faire taşır. Ardından gelen fiil mastar olarak kalır; répare yerine réparer gerekir.
2. İki fiilin arasına kişi adını koymak
- Yanlış: Je fais Paul venir.
- Doğru: Je fais venir Paul. — “Paul'ü getirtiyorum.”
- Neden? Temel ettirgen yapıda faire + mastar bir bütün gibi çalışır. İşi yapan kişinin adı mastardan sonra gelir.
3. Metni okuyacak kişiyi doğrudan eklemek
- Yanlış: Je fais lire le texte Paul.
- Doğru: Je fais lire le texte à Paul. — “Metni Paul'e okutuyorum.”
- Neden? Okunan şey zaten le texte ile belirtilmiştir. Bu kalıpta okuyacak kişi à ile bağlanır. Türkçedeki “Paul'e okutmak” anlamı burada yardımcı olabilir; fakat aynı düşünceyi faire venir Paul gibi nesnesiz kalıplara taşımayın.
4. Saç kestirmeyi, saçını kendi kesmekle karıştırmak
- Kastedilen anlama uymayan: Je me coupe les cheveux. — “Saçımı kendim kesiyorum.”
- Kuaföre kestirmek için: Je me fais couper les cheveux. — “Saçımı kestiriyorum.”
- Neden? İlk cümle dil bilgisi açısından doğrudur ama kesme işini sizin yaptığınızı söyler. Başkasına yaptırma anlamı için faire gereklidir.
5. Fait biçimine gereksiz uyum eki eklemek
- Yanlış: Elle s'est faite couper les cheveux.
- Doğru: Elle s'est fait couper les cheveux. — “Saçını kestirdi.”
- Neden? Ardından mastar gelen ettirgen fait değişmez. Özne kadın veya çoğul olsa da faite, faits, faites yazılmaz.
6. Se faire yapısını her zaman kişinin isteğiyle açıklamak
- Yanlış anlamlandırma: Je me suis fait voler = “Kendimi soydurdum.”
- Doğru anlamlandırma: Je me suis fait voler. — “Soyuldum.”
- Neden? Bu cümlede se faire, başa gelen olayı anlatır. Yapı tek başına rıza, istek veya kişinin suçu olduğunu göstermez.
Kullanım notları
Yaptırmak, zorlamak ve neden olmak aynı şey değildir
Faire + mastar hem ücretli bir hizmeti hem bir talimatı hem de kendiliğinden doğan bir etkiyi anlatabilir. Je fais nettoyer les vitres “Camları temizletiyorum” demektir; temizlik hizmeti olabilir. Le professeur fait travailler les élèves “Öğretmen öğrencileri çalıştırıyor” der; görev verme anlamı taşır. Ce bruit fait pleurer le bébé ise “Bu gürültü bebeği ağlatıyor” anlamındadır; bilinçli bir yönlendirme yoktur.
Dolayısıyla her faire örneğini “zorla yaptırmak” diye yorumlamayın. Özellikle hizmet alırken bu yapı sıradan ve tarafsızdır. Nezaket, kullanılan istek biçimiyle kurulur: Est-ce que je peux faire raccourcir ce pantalon ? — “Bu pantolonu kısalttırabilir miyim?”
Türkçe bazen ettirgen, bazen edilgen karşılık ister
Edilgen anlatım, işi kimin yaptığından çok etkilenen kişiyi veya şeyi öne çıkarır: “Telefonum çalındı” gibi. Fransızcada Elle s'est fait licencier cümlesinin doğal Türkçesi “İşten çıkarıldı”dır; “Kendisini işten çıkarttırdı” demek, kişinin bunu bilerek sağladığı izlenimini verebilir. Bu anlamı yalnızca bağlam destekliyorsa kullanın.
Benzer şekilde Il s'est fait renverser par une voiture “Bir araba ona çarptı” diye çevrilebilir. Fransızca yapıyı tanımak için Türkçede her defasında “-tır/-dir” eki aramak gerekmez.
Günlük dilde de yazıda da kullanılır
Faire réparer, faire livrer ve se faire couper les cheveux yalnızca konuşma diline özgü değildir. Günlük konuşmada çok yaygındırlar; iş yazışmalarında ve haberlerde de görülürler. Bazı kısa ifadelerin tonu ise fiile bağlıdır: se faire avoir, bağlama göre “kandırılmak, kazıklanmak” anlamında daha gündelik bir kullanımdır. Je me suis fait avoir. — “Kandırıldım.”
Daha ileri kullanım
Temel kalıp oturduktan sonra aşağıdaki ayrıntılar özellikle okuma ve yazmada işinize yarar.
Nesne zamirleri faire'in önüne gelir
Nesne zamiri, daha önce söylenen kişi veya şeyi le, la, les, lui, leur gibi kısa bir sözcükle yeniden belirtir. Ettirgen yapıda bu zamirler genellikle mastarın değil, çekimli faire'in önüne yerleşir.
| Fransızca | Türkçe | Zamirin görevi |
|---|---|---|
| Paul ? Je le fais venir demain. | Paul mü? Onu yarın getirtiyorum. | le, gelen kişi Paul'ün yerini tutuyor. |
| Cette lettre ? Je la fais traduire. | Bu mektup mu? Onu çevirtiyorum. | la, çevrilen mektubun yerini tutuyor. |
| Je lui fais lire le texte. | Metni ona okutuyorum. | lui, metni okuyan kişinin yerini tutuyor. |
| Je leur fais ranger la salle. | Salonu onlara toplatıyorum. | leur, işi yapan kişileri gösteriyor. |
| Cette voiture ? Je la lui fais réparer. | Bu araba mı? Onu ona tamir ettiriyorum. | la arabayı, lui tamiri yapan kişiyi gösteriyor. |
Lui ve leur, bu örneklerde dolaylı nesne zamiridir; yani à Paul, aux enfants gibi à ile bağlanan kişinin yerini alır. Je le fais venir ile Je lui fais lire le texte arasındaki fark, kişinin erkek veya kadın olmasından değil, ikinci fiilin yapısından kaynaklanır. Lui hem kadın hem erkek için kullanılabilir.
Geçmiş zamanda zamir yardımcı fiilin önüne gelir: Je la lui ai fait réparer. — “Onu ona tamir ettirdim.” Olumlu emirde ise zamirler fiilden sonra kısa çizgiyle bağlanır: Faites-le entrer. — “Onu içeri alın”; Faites-lui lire ce message. — “Bu mesajı ona okutun.” Olumsuz emirde yeniden öne geçerler: Ne le faites pas entrer. — “Onu içeri almayın.”
Mastardan önceki fait hiçbir zaman uyum almaz
Fait, faire fiilinin geçmiş zaman ortacıdır; bu, j'ai fait gibi birleşik zamanlarda kullanılan biçimidir. Fransızcada bazı geçmiş zaman ortaçları yanındaki sözcüğe göre değişebilse de ardından mastar gelen ettirgen fait değişmez.
- Les robes que j'ai fait retoucher sont prêtes. — “Tadilat yaptırdığım elbiseler hazır.”
- Elles se sont fait photographier devant le musée. — “Müzenin önünde fotoğraflarını çektirdiler.”
- Les enfants que j'ai fait venir sont dans la cour. — “Getirttiğim çocuklar avluda.”
İlk örnekte elbiseler, son örnekte çocuklar daha önce anılmıştır; yine de fait aynı kalır. Bu kuralı, “Fransızcada fait hiç değişmez” diye genellemeyin. Örneğin Les tartes que j'ai faites “Yaptığım tartlar” ifadesinde ardından mastar gelmez ve başka bir uyum kuralı uygulanır.
Faire, laisser ve edilgen anlatım arasındaki fark
Laisser + mastar, çoğunlukla izin vermeyi veya engel olmamayı anlatır. Faire + mastar ise bir şeyi yaptırmayı ya da gerçekleşmesini sağlamayı öne çıkarır.
- Je fais sortir les enfants. — “Çocukları dışarı çıkarıyorum.”
- Je laisse sortir les enfants. — “Çocukların dışarı çıkmasına izin veriyorum.”
Bu yüzden Türkçedeki “Bırak, kendisi yapsın” düşüncesini otomatik olarak faire ile kurmayın. Eylemi başlatmak veya yönlendirmek ile eyleme izin vermek farklıdır.
Edilgen anlatımla karşılaştırıldığında da odak değişir:
- La porte a été réparée. — “Kapı tamir edildi.”
- J'ai fait réparer la porte. — “Kapıyı tamir ettirdim.”
İlk cümle tamirin gerçekleştiğini söyler; kimin ayarladığı bilinmez. İkinci cümlede ise işi benim yaptırdığım açıktır. Se faire bu iki alan arasında bazı anlam yakınlıkları kurar: Elle s'est fait examiner par un médecin “Bir doktora muayene oldu” der ve bağlama göre kişinin muayeneyi kendisinin ayarladığı anlaşılabilir. Fakat se faire voler gibi örneklerde böyle bir gönüllülük çıkarımı yapılamaz.
Üst üste iki faire görmek normaldir
İkinci fiil de “yapmak” anlamındaki faire olabilir: Je fais faire les devoirs aux enfants. — “Çocuklara ödevlerini yaptırıyorum.” İlk fais ettirgenliği, ikinci faire ödev yapma işini anlatır. Sözcük tekrarı bir yazım hatası değildir.
Benzer biçimde Je me suis fait faire un costume “Kendime bir takım elbise diktirdim” demektir. Burada da ilk fait yaptırmayı, ikinci faire giysinin yapılmasını belirtir. Bu tür cümleleri çözerken önce asıl işin ne olduğunu bulun, sonra onu kimin yaptırdığına bakın.
Çalışma önerileri
- Kendi yapma ile yaptırmayı eşleştirin. Günlük hayatınızdan beş iş seçin: bisiklet tamiri, temizlik, çeviri, saç kesimi, paket teslimi. Her biri için iki cümle yazın: Je nettoie les vitres — “Camları temizliyorum”; Je fais nettoyer les vitres — “Camları temizletiyorum.” Böylece faire eklenince yalnızca sözcük sayısının değil, işi yapan kişinin de değiştiğini görürsünüz.
- Her cümlede üç rolü bulun. Kim yaptırıyor, hangi iş yapılıyor, işi kim yapıyor? Je fais lire le message à Léa — “Mesajı Léa'ya okutuyorum” örneğini önce Je lui fais lire le message — “Mesajı ona okutuyorum”, sonra Je le lui fais lire — “Onu ona okutuyorum” biçimine dönüştürün. Zamirleri anlamı kaybetmeden yerleştirmeye çalışın.
- İstekli ve isteksiz se faire örneklerini ayırın. Bir sütuna se faire couper les cheveux — “saçını kestirmek”, öbürüne se faire voler — “soyulmak” yazın. Kendi örneklerinizi geçmiş zamanda kurun ve iki şeyi kontrol edin: yardımcı fiil être mi, mastardan önceki fait değişmeden duruyor mu?
İlgili konular
- Ön koşul: Faire fiili: yapmak ve etmek — je fais, nous faisons, vous faites gibi temel çekimleri ve fiilin tek başına kullanımını pekiştirir.