Fransızcada faire: çekimi ve günlük kullanımı
Le Verbe Faire
Bu makale, Settemila Lingue üzerindeki Fransızca dil bilgisi ağacının bir parçasıdır.
Kısaca
Faire, temel olarak “yapmak” anlamına gelir; ancak günlük kalıplarda Türkçeye “yemek pişirmek”, “alışveriş yapmak” veya “hava olmak” gibi farklı biçimlerde aktarılır. Şimdiki zaman çekimi je fais, tu fais, il/elle fait, nous faisons, vous faites, ils/elles font şeklindedir. Başlangıçta hem bu altı biçimi hem de faire du sport (spor yapmak), faire la cuisine (yemek pişirmek) ve il fait beau (hava güzel) gibi kalıpları bir bütün olarak öğrenmek en yararlı yoldur.
Genel bakış
Fransızca bir konuşmada birinin ne yaptığını sormak, hafta sonu alışkanlıklarını anlatmak veya havadan söz etmek istediğinizde faire hemen karşınıza çıkar. Bu nedenle A1 düzeyinde öğrenilen temel fiillerden (iş, oluş veya durum bildiren sözcüklerden) biridir. Qu'est-ce que tu fais ? sorusu “Ne yapıyorsun?” demektir ve evde, işte, telefonda pek çok duruma uyar.
Türkçedeki “yapmak” iyi bir başlangıç noktasıdır, fakat her zaman bire bir karşılık vermez. “Yemek yapmak” için faire la cuisine denir; buna karşılık “hata yapmak” ifadesi faire une erreur olur. Hava durumundaki il fait froid ise sözcük sözcük “o soğuk yapıyor” diye çevrilmez: Anlamı “Hava soğuk”tur. Öğrenilecek şey yalnızca fiil değil, fiilin çevresindeki sözcüklerle kurduğu anlamdır.
Önce aşağıdaki çekim ve günlük kullanım bölümlerini çalışmak yeterlidir. Daha sonraki bölümde geçmiş zaman, gelecek zaman ve “yaptırmak” anlamındaki yapılar ayrı tutulmuştur. Bunları ilk günden üretmek zorunda değilsiniz; okurken tanımak ve daha sonra geri dönmek için kullanabilirsiniz.
Nasıl kullanılır?
Şimdiki zaman çekimi
Faire, mastar biçimidir (fiilin Türkçedeki “-mak/-mek” biçimine benzeyen, kişiye göre değişmemiş hâlidir). Düzensiz bir fiildir: Düzenli -er fiilleri için öğrendiğiniz sonları buraya ekleyerek doğru çekimi oluşturamazsınız.
Aşağıdaki biçimler Fransızcanın présent zamanındadır (şimdiki durumları ve genel alışkanlıkları anlatan zaman). Türkçeye bağlama göre hem “yapıyorum” hem de “yaparım” diye çevrilebilir.
| Fransızca | Türkçe karşılığı |
|---|---|
| je fais | ben yapıyorum / yaparım |
| tu fais | sen yapıyorsun / yaparsın |
| il fait | o yapıyor / yapar |
| elle fait | o yapıyor / yapar |
| on fait | insan yapar; günlük konuşmada biz yapıyoruz |
| nous faisons | biz yapıyoruz / yaparız |
| vous faites | siz yapıyorsunuz / yaparsınız |
| ils font | onlar yapıyor / yaparlar |
| elles font | onlar yapıyor / yaparlar |
Özne, cümlede kimin ya da neyin söz konusu olduğunu gösteren bölümdür. Türkçede “Spor yapıyorum” derken “ben”i söylemeyebiliriz. Fransızcada sıradan bir bildirme cümlesinde kişi sözcüğünü koruruz: Je fais du sport. “Spor yapıyorum.” Yalnızca fais du sport demek aynı bildirme cümlesi değildir; emir olarak “Spor yap!” anlamına gelebilir.
Tu, yakın olduğunuz tek kişiye “sen” diye seslenirken; vous, birden fazla kişiye veya tek kişiye saygılı biçimde “siz” diye seslenirken kullanılır. Ils erkeklerden oluşan ya da karma bir grup, elles yalnızca kadınlardan oluşan bir grup içindir. On, günlük konuşmada çok sık “biz” anlamına gelir; buna rağmen fiili tekil biçimde kalır: On fait la cuisine. “Yemek yapıyoruz.”
Yazılış ve ses aynı ölçüde değişmez. Fais ve fait, /fɛ/ olarak aynı duyulur; sondaki s ve t söylenmez. Faisons /fəzɔ̃/, faites /fɛt/, font ise /fɔ̃/ okunur. Son iki biçimdeki burundan çıkan seslerin Türkçede tam karşılığı yoktur; font sözcüğünü yazıldığı gibi sonundaki t ile okumayın. Özellikle vous faites biçimini ayrı ezberlemek gerekir.
Bir işi veya sonucu anlatmak
En yalın yapı özne + faire çekimi + yapılan iş biçimindedir:
- Je fais un gâteau. — Bir kek yapıyorum.
- Elle fait ses devoirs. — Ödevlerini yapıyor.
- Nous faisons une pause. — Mola veriyoruz.
Son örnekte Türkçede “vermek”, Fransızcada faire kullanılması önemlidir. İfadeyi Türkçedeki yardımcı fiilden hareketle kurmak yerine Fransızca kalıbıyla öğrenin.
Ses devoirs, “onun ödevleri” demektir. Ses, bir şeyin kime ait olduğunu gösterir; öznenin erkek ya da kadın olduğunu belirtmez. Kendi ödevlerinizden söz ederken Je fais mes devoirs (“Ödevlerimi yapıyorum”), karşınızdakinin ödevlerinden söz ederken Tu fais tes devoirs (“Ödevlerini yapıyorsun”) dersiniz.
Spor, etkinlikler ve ev işleri
Türkçede “spor yapmak” ifadesinde spor sözcüğünün önüne bir şey eklemeyiz. Fransızcada ise çoğu etkinlik faire de kalıbıyla ve uygun küçük sözcükle kullanılır: du sport, de la natation, de l'exercice.
Buradaki du, de la, de l', adı belirtilen etkinliği genel olarak yaptığınızı anlatan biçimlerdir. Bunlar parça bildiren tanımlıklar olarak da öğrenilir: Tanımlık, adın (bir varlığı, şeyi veya kavramı karşılayan sözcüğün) önünde bulunan küçük bir belirleyicidir. Türkçede doğrudan karşılıkları olmadığı için kalıp içinde öğrenmek daha kolaydır.
| Fransızca kalıp | Türkçe anlamı |
|---|---|
| faire du sport | spor yapmak |
| faire du vélo | bisiklete binmek |
| faire de la natation | yüzme sporu yapmak |
| faire de l'exercice | egzersiz yapmak |
| faire la cuisine | yemek pişirmek |
| faire le ménage | ev temizliği yapmak |
| faire la vaisselle | bulaşıkları yıkamak |
| faire les courses | alışveriş yapmak; özellikle günlük ihtiyaçları almak |
| faire une promenade | yürüyüşe çıkmak |
| faire attention | dikkat etmek |
Bu listede her ifadenin önündeki sözcük aynı değildir. Faire du sport ile faire la cuisine kalıplarını birbirine benzetmeye çalışmayın. Biri du, diğeri la ile yerleşmiştir. Faire des courses da kullanılabilir; bu nedenle les courses biçimini tek mümkün seçenek sanmayın. Başlangıçta sık kullanılan bir biçimi bütünüyle öğrenmek yeterlidir.
Bir spor için faire de yaygın olsa da her etkinlik mutlaka bu fiille anlatılmaz. Örneğin jouer au tennis, “tenis oynamak” demektir. Faire du tennis de mümkündür; ancak Fransızcadaki bütün “oynamak” ifadelerini faire ile kurmak doğru olmaz. Bir çalgıdan söz ederken jouer du piano, “piyano çalmak” gibi ayrı kalıplar öğrenilir.
Hava durumunu anlatmak
Hava durumuyla ilgili temel yapı il fait + hava durumunu belirten sözcük şeklindedir:
- Il fait beau. — Hava güzel.
- Il fait mauvais. — Hava kötü.
- Il fait chaud. — Hava sıcak.
- Il fait froid. — Hava soğuk.
- Il fait quinze degrés. — Hava on beş derece.
Buradaki il, belirli bir erkeği veya kişiyi göstermez. Fransızca cümleyi kurmak için kullanılan kişisiz öznedir; yani gerçek bir kişiye gönderme yapmaz. Türkçeye “o” diye çevrilmez.
Her hava olayı faire ile anlatılmaz. Il pleut “Yağmur yağıyor”, il neige “Kar yağıyor” demektir. Bulutlu havayı anlatırken Il y a des nuages (“Bulutlar var”) da denebilir.
Ayrıca Il fait chaud ile J'ai chaud aynı şey değildir. İlki “Hava sıcak”, ikincisi “Sıcakladım / Sıcak basıyor” anlamındadır. Türkçedeki “Üşüyorum” için de J'ai froid kullanılır; kendi bedeninizin hissettiği soğuğu je fais froid diye anlatamazsınız.
Olumsuz cümle ve soru kurmak
Yazı dilindeki temel olumsuzluk, çekimli fiilin çevresine ne … pas getirilerek yapılır:
- Je ne fais pas la cuisine ce soir. — Bu akşam yemek yapmıyorum.
- Il ne fait pas froid. — Hava soğuk değil.
Du, de la, de l' gibi biçimler sıradan bir olumsuz cümlede genellikle de olur:
- Je fais du sport. — Spor yapıyorum.
- Je ne fais pas de sport. — Spor yapmıyorum.
Ama faire la cuisine gibi belirli, yerleşmiş bir ifadede la kalır. Bu yüzden her olumsuz cümlede bütün tanımlıkları de yapmayın. Özellikle bir karşıtlığı vurgulayan “Bunu değil, şunu yapıyorum” türü cümlelerin farklı davranabileceğini de ilerisi için aklınızda tutun.
“Ne yapıyorsun?” sorusunun kullanışlı biçimi Qu'est-ce que tu fais ? şeklindedir. Belirli bir işi sorarken Est-ce que tu fais du sport ? (“Spor yapıyor musun?”) diyebilirsiniz. Yakınlar arasında Tu fais quoi ? da “Ne yapıyorsun?” anlamında çok yaygındır. Daha resmî Que faites-vous ? sorusu ise “Ne yapıyorsunuz?” demektir.
Bağlam içinde örnekler
Aşağıdaki cümleler aynı fiilin Türkçede neden farklı karşılıklar aldığını gösterir. Önce Fransızca cümleyi okuyup anlamını tahmin edin; ardından Türkçe karşılık ve notla kontrol edin.
| Fransızca | Türkçe | Açıklama |
|---|---|---|
| Qu'est-ce que tu fais ? | Ne yapıyorsun? | O anda yapılan işi sorar. |
| Je fais du sport. | Spor yapıyorum. | Genel etkinlik kalıbı. |
| Il fait beau aujourd'hui. | Bugün hava güzel. | Kişisiz hava durumu ifadesi. |
| Nous faisons la cuisine. | Yemek yapıyoruz. | Birlikte yemek hazırlama. |
| Vous faites quoi ce week-end ? | Bu hafta sonu ne yapıyorsunuz? | Yakın gelecek planını gündelik dille sorar. |
| Elle fait ses devoirs après le dîner. | Akşam yemeğinden sonra ödevlerini yapıyor. | Alışkanlık da anlatabilir. |
| Ils font les courses le samedi. | Cumartesileri alışveriş yapıyorlar. | Düzenli yapılan iş. |
| On fait une pause ? | Mola verelim mi? | Konuşmada birlikte yapma önerisi. |
| Je ne fais pas de sport le lundi. | Pazartesileri spor yapmıyorum. | Olumsuzlukta du yerine de. |
| Tu fais la vaisselle, et moi, je fais le ménage. | Sen bulaşıkları yıkıyorsun, ben de evi temizliyorum. | Ev işlerini paylaşma. |
| Il fait froid, prends ton manteau. | Hava soğuk, montunu al. | Hava durumuna bağlı öneri. |
| Ma sœur fait un gâteau pour dimanche. | Kız kardeşim pazar günü için bir kek yapıyor. | Ortaya bir ürün çıkarma. |
| Faites attention à la marche. | Basamağa dikkat edin. | Birden çok kişiye veya saygılı hitapla uyarı. |
| Ça fait combien ? | Ne kadar tutuyor? | Alışverişte toplam tutarı sorma. |
Sık yapılan hatalar
1. Vous biçimini düzenli çekmeye çalışmak
- Yanlış: Vous faisez la cuisine.
- Doğru: Vous faites la cuisine. — Yemek yapıyorsunuz.
- Neden? Faire düzensizdir. Vous faites biçimi, başka fiillerdeki sonlara benzetilerek üretilemez.
2. Çoğul özneyle tekil biçim kullanmak
- Yanlış: Ils fait leurs devoirs.
- Doğru: Ils font leurs devoirs. — Ödevlerini yapıyorlar.
- Neden? Türkçede “Çocuklar ödev yapıyor” diyebilsek de Fransızcada çoğul özne doğru çoğul fiil biçimini gerektirir. Il fait, fakat ils font denir.
3. Etkinliğin önündeki sözcüğü atlamak
- Yanlış: Je fais sport.
- Doğru: Je fais du sport. — Spor yapıyorum.
- Neden? Türkçede “spor”un önüne ek bir sözcük gerekmez; Fransızcadaki bu kalıp du sport şeklindedir. Faire la cuisine ifadesindeki la da aynı şekilde kalıbın parçasıdır.
4. Hava durumunda Türkçedeki yapıyı kopyalamak
- Yanlış: Aujourd'hui fait froid.
- Doğru: Aujourd'hui, il fait froid. — Bugün hava soğuk.
- Neden? “Bugün” zaman bildirir, öznenin yerini tutmaz. Fransızca hava durumu cümlesinde il gerekir.
5. Olumsuzlukta du biçimini olduğu gibi bırakmak
- Yanlış: Je ne fais pas du sport. — Basitçe “Spor yapmıyorum” demek istenirken.
- Doğru: Je ne fais pas de sport. — Spor yapmıyorum.
- Neden? Sıradan olumsuzlukta du sport, de sport olur. Ancak belirli bir etkinliği başka bir etkinlikle karşılaştırıp reddederken farklı yapıların mümkün olması, bu başlangıç kuralını değiştirmez.
6. “Yapmak” geçen her Türkçe ifadeyi faire ile kurmak
- Yanlış: Je fais une douche.
- Doğru: Je prends une douche. — Duş alıyorum.
- Neden? Fransızcada fiil seçimi Türkçedeki genel “yapmak” fikrine göre değil, yerleşik ifadeye göre değişir. Kelimeleri tek tek değil, prendre une douche gibi anlamlı gruplarla öğrenmek gerekir.
Kullanım notları
On fait mi, nous faisons mu?
İkisi de “yapıyoruz” anlamına gelebilir. On fait, gündelik konuşmada çok yaygındır; nous faisons, yazıda ve daha özenli anlatımda rahatlıkla kullanılır. On, başka bağlamlarda “insan”, “birileri” veya genel bir topluluk anlamına da gelebilir. Kimin kastedildiği konuşmanın bağlamından anlaşılır.
Günlük konuşmada On fait quoi ce soir ? (“Bu akşam ne yapıyoruz?”) sorusu doğaldır. Bu, nous faisons biçiminin yanlış veya artık kullanılmıyor olduğu anlamına gelmez. Her ikisini de tanımak yararlıdır.
Konuşmada ne düşebilir
Fransızca konuşurken olumsuzluğun ne bölümü sıkça söylenmez: Je fais pas de sport, “Spor yapmıyorum” demektir. Dinlerken bunu tanıyın; başlangıçta yazarken Je ne fais pas de sport biçimini kullanın. Pas sözcüğünü de kaldırırsanız olumsuz anlam kaybolur.
Faire ile fabriquer arasındaki fark
Faire geniş anlamlı ve günlük bir fiildir. Fabriquer, bir şeyi malzemeden üretme veya imal etme sürecini özellikle öne çıkarır. Il fait une table “Bir masa yapıyor”, Il fabrique une table ise “Bir masa üretiyor/yapıyor” demektir ve üretim sürecini daha belirgin anlatır. Bir kek hazırlarken faire un gâteau doğal ve yeterlidir; daha özel bir fiil kullanmaya çalışmak her zaman daha iyi Fransızca değildir.
Temelin ötesi: daha sonra karşılaşacağınız kullanımlar
Bu bölümü ilk çalışmada ezberlemek gerekmez. Önce şimdiki zaman çekimini, soru biçimini ve birkaç günlük kalıbı rahat kullanabilmek yeterlidir. Aşağıdaki yapılar, faire fiilini ileride farklı metinlerde tanımanızı sağlar.
Geçmiş, gelecek ve koşul biçimleri
Passé composé, geçmişte tamamlanmış olayları anlatmakta kullanılan birleşik bir zamandır. Faire, bu zamanda avoir yardımcı fiiliyle kurulur; yardımcı fiil, asıl fiille birlikte zamanı kurmaya yarayan fiildir. Geçmiş zaman ortacı (birleşik zamanda kullanılan özel fiil biçimi) fait olur.
| Fransızca | Türkçe karşılığı |
|---|---|
| j'ai fait | yaptım |
| tu as fait | yaptın |
| il/elle/on a fait | yaptı; on biz anlamındaysa yaptık |
| nous avons fait | yaptık |
| vous avez fait | yaptınız |
| ils/elles ont fait | yaptılar |
Hier, j'ai fait les courses cümlesi “Dün alışveriş yaptım” demektir. Faire fiilini veya tek başına şimdiki zaman biçimi fais sözcüğünü avoir arkasına koymayın; gereken biçim faittir.
Imparfait, geçmişte süren durumları ve alışkanlıkları anlatır. Gelecek zaman ileride olacakları, koşul kipi ise burada “yapardım” gibi varsayımsal bir anlamı ifade eder. Bu üç dizide köklerin farklı olduğuna dikkat edin:
| Kişi | Geçmiş alışkanlık: imparfait | Gelecek zaman | Koşul kipi |
|---|---|---|---|
| Ben | je faisais | je ferai | je ferais |
| Sen | tu faisais | tu feras | tu ferais |
| O | il/elle faisait | il/elle fera | il/elle ferait |
| Biz | nous faisions | nous ferons | nous ferions |
| Siz | vous faisiez | vous ferez | vous feriez |
| Onlar | ils/elles faisaient | ils/elles feront | ils/elles feraient |
- Avant, je faisais du vélo tous les jours. — Eskiden her gün bisiklete binerdim.
- Demain, nous ferons les courses. — Yarın alışveriş yapacağız.
- Avec plus de temps, je ferais du sport. — Daha fazla zamanım olsa spor yapardım.
Yakın gelecek için aller + faire de çok kullanılır: Je vais faire la cuisine “Yemek yapacağım” demektir. Burada kişiye göre değişen fiil aller olur; arkasındaki faire mastar olarak kalır.
Rica, uyarı ve gereklilik
Emir kipi, birinden bir şey yapmasını istemek veya birlikte yapmayı önermek için kullanılır. Üç temel biçim fais, faisons, faites şeklindedir:
- Fais attention ! — Dikkat et!
- Faisons une pause. — Mola verelim.
- Faites comme chez vous. — Kendinizi evinizde hissedin.
Daha sonra subjonctif ile de karşılaşırsınız. Bu, gereklilik, istek veya duygu gibi anlamlar taşıyan bazı yapılardan sonra kullanılan özel bir fiil kipidir. Il faut que tu fasses attention “Dikkat etmen gerekiyor” demektir. Buradaki fasses, normal bildirme cümlesindeki fais yerine gelir.
Bu kipteki temel dizi que je fasse, que tu fasses, qu'il/elle fasse, que nous fassions, que vous fassiez, qu'ils/elles fassent biçimindedir; sırasıyla ben, sen, o, biz, siz ve onlar için kullanılır. Bunları şimdiki zaman tablosuyla karıştırmadan, kendi gereklilik ve istek kalıpları içinde öğrenmek daha kolaydır.
Faire + mastar: yapmak değil, yaptırmak
Faire arkasına başka bir fiilin mastarı geldiğinde eylemi bizzat yapmak yerine yaptırmak veya bir sonuca yol açmak anlatılabilir. Buna ettirgen yapı denir; yani bir başkasının bir işi yapmasını sağlama yapısıdır.
- Je répare la voiture. — Arabayı tamir ediyorum.
- Je fais réparer la voiture. — Arabayı tamir ettiriyorum.
- Cette histoire me fait rire. — Bu hikâye beni güldürüyor.
İlk iki örneğin Türkçedeki “tamir etmek / tamir ettirmek” farkına karşılık gelmesi oldukça açıklayıcıdır. Üçüncü örnekte ise birine iş yaptırma değil, gülmesine neden olma vardır. Bu yapı sıradan faire + yapılan şey kalıbından ayrıdır ve daha sonra ayrıca çalışılmalıdır.
Süre, ölçü ve kalıplaşmış anlamlar
Ça fait dix euros “On avro tutuyor” demektir. Elle fait un mètre soixante-dix ise “Boyu bir metre yetmiş” anlamına gelir. Bu örneklerde faire, bir iş yapmayı değil, bir tutarı veya ölçüyü belirtir.
Ça fait deux ans que j'habite ici cümlesi “İki yıldır burada yaşıyorum” demektir. Süre geçmişte başlamış olsa da durum hâlâ devam ettiği için j'habite şimdiki zamandadır. Türkçedeki “-dır” anlamını Fransızcada her zaman ayrı bir geçmiş zamanla karşılamaya çalışmayın.
Son olarak faire semblant de dormir, “uyuyormuş gibi yapmak”; se faire des amis, “arkadaş edinmek” anlamına gelir. İkinci ifadede se yapının parçasıdır. Bunlar başlangıç çekimini değiştiren istisnalar değil, aynı fiilin yeni kalıplar içinde kazandığı anlamlardır.
Çalışma önerileri
- Aynı işi farklı kişilerle anlatın. “Yemek yapmak” kalıbıyla başlayın: Je fais la cuisine, nous faisons la cuisine, vous faites la cuisine. Türkçeleri “Yemek yapıyorum”, “Yemek yapıyoruz”, “Yemek yapıyorsunuz”dur. Özellikle faisons, faites, font biçimlerini sesli söyleyin; yalnızca yazılı çalışmayın.
- Bir haftalık küçük günlük tutun. Her gün bir etkinlik ve bir hava durumu cümlesi yazın. Örneğin Aujourd'hui, il fait beau. Je fais du vélo. — “Bugün hava güzel. Bisiklete biniyorum.” Ertesi gün etkinliği değiştirin ve bir olumsuz cümle ekleyin. Böylece hem çekim hem kalıptaki tanımlık yerleşir.
- Türkçe fiile değil, anlam grubuna göre kart hazırlayın. Bir yüze “bulaşıkları yıkamak”, diğer yüze faire la vaisselle yazın. Yanına “duş almak — prendre une douche” gibi karşıt bir örnek koyun. Kendinize yalnızca “Faire ne demek?” değil, “Bu işi Fransızcada hangi kalıpla anlatırım?” sorusunu sorun.
İlgili konular
- Önceki adım: Düzenli -ER fiilleri — kişiyle fiil biçimi arasındaki ilişkiyi öğrenmek ve faire fiilinin neden ayrı çalışıldığını görmek için.
- Sonraki adım: Faire ile ettirgen yapı — bir işi yapmakla başkasına yaptırmak arasındaki farkı ayrıntılı öğrenmek için.