İsveççede koşul cümleleri
Konditionalsatser
Bu makale, Settemila Lingue üzerindeki İsveççe dil bilgisi ağacının bir parçasıdır.
Kısaca
İsveççede om, koşul bildirdiğinde Türkçedeki “eğer” ve “-se/-sa” anlamını taşır. Gerçekleşmesi açık bir koşulda genellikle om + şimdiki zaman, varsayımsal bir durumda om + geçmiş zaman, skulle + fiil, gerçekleşmemiş bir geçmiş durumunda ise om + hade + supinum, skulle ha + supinum kullanılır. Koşul bölümü başa gelirse ardından gelen sonuç bölümünde çekimli fiil özneden önce gelir: Om du kommer, blir jag glad. — “Gelirsen sevinirim.”
Genel bakış
Koşul cümlesi, bir sonucu bir şarta bağlar: Yağmur yağarsa evde kalırız; daha çok vaktimiz olsa yürüyerek giderdik; haberi duymuş olsaydık yardım ederdik. İsveççede bu ilişkileri kurarken hem olayın zamanını hem de konuşanın olaya yaklaşımını belirtirsiniz. Bir ihtimali açık mı bırakıyorsunuz, gerçeğe uzak bir durum mu tasarlıyorsunuz, yoksa artık değiştirilemeyecek bir geçmişi mi düşünüyorsunuz?
B2 düzeyinde amaç yalnızca skulle ile “yapardım” demek değildir. Koşulu ve sonucu birbirine uygun biçimde kurmak, olumsuzluk sözcüklerinin yerini ayarlamak ve geçmiş biçiminin her zaman geçmiş zamanı göstermediğini fark etmek gerekir. Bu yapılar günlük planlarda, tavsiyelerde, iş görüşmelerinde ve pişmanlık anlatırken sık kullanılır.
Türkçedeki “Param olursa”, “Param olsa” ve “Param olsaydı” ayrımı iyi bir başlangıçtır. Yine de Türkçe ekleri tek tek İsveççe sözcüklere çevirmek yanıltabilir. Özellikle “Vaktim olsa gelirdim” derken İsveççede koşul bölümüne ayrıca skulle koymak gerekmez; varsayımı çoğunlukla geçmiş zaman biçimi taşır.
Nasıl kurulur?
Önce koşulu ve sonucu ayırın
Yan cümle, başka bir cümleye bağlı olan bölümdür; burada om ile başlayan koşulu anlatır. Ana cümle ise kendi başına da cümle olabilen bölümdür; burada sonucu bildirir:
- Om du kommer — “Gelirsen”: koşul.
- blir jag glad — “sevinirim”: sonuç.
Özne, cümlede kimden veya neden söz edildiğini gösteren öğedir; bu örnekte koşulda du, sonuçta jag bulunur. Fiil, eylem veya durum bildiren sözcüktür: kommer “geliyor/gelir”, blir “oluyor/olur”. İsveççe fiiller bu yapılarda kişiye göre değişmez; jag, du veya vi ile aynı fiil biçimi kullanılır.
Temel seçim şöyledir:
| Durum | İsveççe yapı ve örnek | Türkçesi |
|---|---|---|
| Gerçekleşmesi açık koşul | Om jag har tid, kommer jag. | Vaktim olursa gelirim. |
| Şimdiye veya geleceğe ilişkin varsayım | Om jag hade tid, skulle jag komma. | Vaktim olsa gelirdim. |
| Geçmişte gerçekleşmemiş koşul | Om jag hade haft tid, skulle jag ha kommit. | Vaktim olmuş olsaydı gelirdim. |
Bu üçlü, kullanışlı bir çekirdektir; bütün koşul cümlelerinin değişmez bir zaman tablosu değildir. Özellikle gerçek koşullarda sonuç bir karar, imkân, talimat veya genel kural olabilir.
1. Gerçekleşmesi açık koşullar
Presens, İsveççede şimdiki zaman biçimidir; bağlama göre geniş zaman veya gelecek anlamı da verir. Koşulun gerçekleşmesini açık bir olasılık olarak sunarken om + presens kullanılır:
Om du kommer, blir jag glad. — “Gelirsen sevinirim.”
Burada geliş henüz gerçekleşmemiş olabilir. Kommer biçimini Türkçeye mutlaka “geliyorsan” diye çevirmek gerekmez. Zamanı bağlam belirler:
Om det regnar i morgon, stannar vi hemma. — “Yarın yağmur yağarsa evde kalırız.”
Sonuç bölümünde yalnızca presens kullanılmaz:
- Om du blir sen, kan jag vänta. — “Gecikirsen bekleyebilirim.”
- Om du är trött, gå och lägg dig. — “Yorgunsan gidip yat.”
- Om tåget är inställt, kommer vi att ta bussen. — “Tren seferi iptal edilmişse otobüse bineceğiz.”
İkinci örnekte gå bir emir biçimidir; burada sert bir buyruktan çok öneri verir. Üçüncü örnekte gelecek anlamı sonuç bölümünde açıkça belirtilmiştir. Koşul bölümünde ise gelecek zaman anlamı için ayrıca ska kullanmak zorunlu değildir.
Gerçek koşullar genel ilişkiler de anlatabilir:
Om jag dricker kaffe på kvällen, sover jag dåligt. — “Akşam kahve içersem kötü uyurum.”
Burada tek bir akşamdan değil, tekrarlanan bir deneyimden söz edilir.
2. Şimdiye ve geleceğe ilişkin varsayımlar
Preteritum, İsveççenin yalın geçmiş zaman biçimidir. Ancak koşul cümlesinde yalnızca geçmişi anlatmaz: Şimdiki veya gelecekteki bir durumu gerçeğe uzak, varsayımsal ya da daha ihtiyatlı sunabilir.
Om jag hade pengar, skulle jag resa. — “Param olsa seyahat ederdim.”
Bu cümlede hade, ha “sahip olmak” fiilinin preteritum biçimidir. Konuşan geçmişteki parasını anlatmıyor; şimdi para sahibi olduğunu varsayıyor.
Sonuçta skulle + mastar kullanılır. Mastar, fiilin kişi ve zamanla çekimlenmemiş temel biçimidir: resa “seyahat etmek”, komma “gelmek”. Skulle sonrasında att eklenmez:
Om vi bodde närmare, skulle vi träffas oftare. — “Daha yakında otursak daha sık görüşürdük.”
Bu yapı gelecek için de geçerlidir:
Om jag var ledig på fredag, skulle jag följa med. — “Cuma günü boş olsam ben de gelirdim.”
Geçmiş biçimi burada cuma gününü geçmişe taşımaz. Konuşan cuma günü boş olmayı bir varsayım olarak ele alır. Buna karşılık Om jag är ledig på fredag, följer jag med — “Cuma günü boş olursam ben de gelirim” — seçeneği daha açık bir olasılık olarak sunar.
Bu farkı kesin bir olasılık yüzdesine bağlamayın. Preteritum, bazen yalnızca daha mesafeli veya nazik bir ifade seçilmesini sağlar; koşulun bütünüyle imkânsız olduğunu kanıtlamaz.
3. Geçmişte gerçekleşmemiş koşullar
Geçmişi farklı düşünmek için koşulda hade + supinum kullanılır. Supinum, ha yardımcı fiiliyle kullanılan özel fiil biçimidir: kommit, vetat, gjort gibi. Yardımcı fiil, başka bir fiille birlikte zaman veya anlam kuran fiildir; bu yapıda hade ve sonuçtaki ha bu görevdedir.
Sonuç kalıbı skulle ha + supinum olur:
Om jag hade vetat, skulle jag ha kommit. — “Bilseydim gelirdim.”
Anlamı şudur: O sırada bilmiyordum ve gelmedim; şimdi farklı bir geçmiş düşünüyorum. Türkçede “Biliyor olsaydım gelmiş olurdum” gibi daha uzun biçimler mümkün olsa da her örneği bu kadar ağır çevirmek gerekmez. Önemli olan, söz konusu fırsatın geçmişte kaldığını anlamaktır.
Om vi hade bokat tidigare, skulle vi ha fått billigare biljetter. — “Daha erken rezervasyon yaptırsaydık daha ucuz bilet alırdık.”
Fiil biçimlerini karşılaştırın:
| Mastar | Preteritum | Supinum | Anlam |
|---|---|---|---|
| ha | hade | haft | sahip olmak |
| komma | kom | kommit | gelmek |
| veta | visste | vetat | bilmek |
| göra | gjorde | gjort | yapmak |
| resa | reste | rest | seyahat etmek |
Özellikle hade ile hade haft ayrımına dikkat edin: Om jag hade pengar “Param olsa”, Om jag hade haft pengar ise “O zaman param olmuş olsaydı” anlamına gelir. Hade tek başına görüldüğünde otomatik olarak geçmişte gerçekleşmemiş koşul düşünülmez.
4. Sözcük sırası ve olumsuzluk
İsveççe ana cümlede çekimli fiil, yani zamanı taşıyan fiil, normal bildirme cümlelerinde ikinci öğe konumundadır. Buna V2 kuralı denir. “İkinci” sözcük değil, cümle öğesi demektir: Baştaki uzun koşul bölümü bir bütün olarak ilk öğedir.
- Om du kommer, blir jag glad. — “Gelirsen sevinirim.”
- Jag blir glad om du kommer. — “Gelirsen sevinirim.”
Koşul baştaysa sonuç blir jag ile başlar. Koşul sondaysa ana cümle olağan jag blir sırasını korur. Virgül görsel bir sınır sağlar; fiilin yerini belirleyen virgül değil, cümlenin yapısıdır.
Inte, “değil/-me/-ma” anlamı veren olumsuzluk sözcüğüdür. Om ile başlayan yan cümlede çekimli fiilden önce; normal ana cümlede ise çekimli fiilden sonra yer alır:
Om du inte kan komma, behöver du inte svara i dag. — “Gelemiyorsan bugün cevap vermen gerekmiyor.”
Aynı düzen geçmiş koşullarda da korunur:
Om du inte hade hjälpt mig, skulle jag inte ha hunnit. — “Bana yardım etmeseydin yetiştiremezdim.”
Burada koşulda inte hade, sonuçta skulle jag inte dizilişini görün. İkinci bölümde özne jag, çekimli yardımcı fiil skulle ile inte arasındadır.
Bağlam içinde örnekler
Aşağıdaki örneklerde zaman ifadesine ve konuşanın koşulu nasıl sunduğuna birlikte bakın. Türkçe çeviri her zaman İsveççedeki fiil biçimini bire bir yansıtmaz.
| İsveççe | Türkçesi | Açıklama |
|---|---|---|
| Om du kommer, blir jag glad. | Gelirsen sevinirim. | Gerçekleşmesi açık koşul. |
| Om det finns plats, sätter jag mig här. | Yer varsa buraya otururum. | Mevcut duruma bağlı karar. |
| Om du inte hittar adressen, ring mig. | Adresi bulamazsan beni ara. | Sonuçta talimat var. |
| Vi kan äta ute om du inte vill laga mat. | Yemek yapmak istemiyorsan dışarıda yiyebiliriz. | Koşul sonda; ana cümlenin sırası değişmiyor. |
| Om jag hade pengar, skulle jag resa. | Param olsa seyahat ederdim. | Şimdiki durum için varsayım. |
| Om vi bodde närmare stationen, skulle vi gå dit. | İstasyona daha yakın otursak oraya yürüyerek giderdik. | Geçmiş biçimi şimdiki durumu anlatıyor. |
| Om jag var du, skulle jag be om ett skriftligt svar. | Yerinde olsam yazılı bir cevap isterdim. | Tavsiye verme. |
| Om du kom tidigare i morgon, skulle vi hinna prata. | Yarın daha erken gelsen konuşmaya vaktimiz olurdu. | Geleceğe dönük varsayım. |
| Om jag hade vetat, skulle jag ha kommit. | Bilseydim gelirdim. | Geçmişte kaçırılmış fırsat. |
| Om vi inte hade missat bussen, skulle vi ha hunnit till mötet. | Otobüsü kaçırmasaydık toplantıya yetişirdik. | Geçmiş koşul ve geçmiş sonuç. |
| Jag skulle ha ringt dig om jag hade haft ditt nummer. | Numaran bende olsaydı seni arardım. | Geçmiş koşul sonda. |
| Om jag hade lagt mig tidigare, skulle jag vara piggare nu. | Daha erken yatsaydım şimdi daha dinç olurdum. | Geçmiş koşulun şimdiki sonucu. |
| Hade jag tid, skulle jag hjälpa. | Vaktim olsa yardım ederdim. | Om olmadan kurulan koşul. |
| Om du vill, kan vi ta resten i morgon. | İstersen geri kalanını yarın ele alabiliriz. | Karşı tarafa seçim alanı açma. |
Sık yapılan hatalar
1. Baştaki koşuldan sonra özneyi önce koymak
- Yanlış: Om det regnar, vi stannar hemma.
- Doğru: Om det regnar, stannar vi hemma. — “Yağmur yağarsa evde kalırız.”
Koşul bölümü ana cümlenin ilk öğesi olduğundan sonuçta çekimli fiil stannar, özne vi önüne geçer. Türkçede bu tür bir zorunlu yer değiştirme olmadığı için yalnızca sözcükleri çevirmek yetmez.
2. Her iki bölüme de skulle eklemek
- Yanlış: Om jag skulle ha mer tid, skulle jag läsa mer. — “Daha çok vaktim olsa daha çok okurdum” şeklindeki sıradan varsayım için.
- Doğru: Om jag hade mer tid, skulle jag läsa mer. — “Daha çok vaktim olsa daha çok okurdum.”
Temel varsayımsal yapıda koşul bölümüne preteritum yeter. Om + skulle başka bağlamlarda mümkündür; bu nedenle her kullanımını yanlış saymayın. Ancak Türkçedeki iki koşullu biçimi iki skulle ile karşılamayı alışkanlık hâline getirmeyin.
3. Skulle sonrasında att kullanmak
- Yanlış: Om jag kunde, skulle jag att hjälpa dig.
- Doğru: Om jag kunde, skulle jag hjälpa dig. — “Elimden gelse sana yardım ederdim.”
Skulle sonrasında doğrudan mastar gelir. Att hjälpa biçimini başka yapılarda görmüş olmanız burada da att kullanmanız gerektiği anlamına gelmez.
4. Tamamlanmış geçmiş sonuçta ha sözcüğünü düşürmek
- Yanlış: Om jag hade vetat, skulle jag kommit.
- Doğru: Om jag hade vetat, skulle jag ha kommit. — “Bilseydim gelirdim.”
Standart yazıda geçmiş sonuç için skulle ha + supinum kullanın. Koşul bölümündeki hade bazen düşebilir; bu durum sonuçtaki ha sözcüğünü aynı şekilde atabileceğiniz anlamına gelmez.
5. Yan cümlede inte sözcüğünü fiilden sonraya koymak
- Yanlış: Om du kommer inte, blir jag besviken.
- Doğru: Om du inte kommer, blir jag besviken. — “Gelmezsen hayal kırıklığına uğrarım.”
Du kommer inte kendi başına doğru bir ana cümledir: “Gelmiyorsun.” Başına om eklendiğinde yan cümle kurulduğu için inte, çekimli fiilin önüne geçer.
Kullanım notları
Om ile när aynı bakış açısını vermez
Om bir koşulu açık bırakır; när ise “-dığında” anlamıyla olayın gerçekleşmesini daha çok beklenen veya kabul edilen bir durum olarak sunar:
- Om du kommer hem tidigt, kan vi äta tillsammans. — “Eve erken gelirsen birlikte yemek yiyebiliriz.”
- När du kommer hem, äter vi tillsammans. — “Eve geldiğinde birlikte yemek yiyeceğiz.”
İlkinde erken gelip gelmeyeceğiniz açık bırakılır. İkincisinde eve gelişiniz beklenir, mesele zamanıdır. Tekrarlanan olaylarda iki sözcüğün anlamları yaklaşabilir; yine de om koşula, när olayın zamanına odaklanır.
Her om koşul bildirmez
Jag undrar om tåget är försenat. — “Trenin gecikip gecikmediğini merak ediyorum.”
Burada om, dolaylı soru kurar; yani bir soruyu başka bir cümlenin içine yerleştirir. “Eğer” diye çevrilmez ve ardından koşula bağlı bir sonuç aranmaz. Önce cümlenin işlevini belirlemek, gördüğünüz her om için koşul kalıbı uygulamanızı önler.
Tavsiye, nezaket ve yumuşatma
Om jag var du, skulle jag vänta. — “Yerinde olsam beklerdim.”
Bu yapı kişinin yerine kendinizi koyarak tavsiye verir. Vore, vara “olmak” fiilinin varsayım bildiren özel bir biçimidir; günümüzde özellikle bu tür kalıplarda yaşamaktadır:
Om jag vore du, skulle jag vänta. — “Yerinde olsam beklerdim.”
Var günlük dilde yaygındır; vore de doğal ve yerleşik bir seçenektir, yazıda daha özenli duyulabilir. Bütün fiiller için benzer özel biçimler ezberlemek gerekmez.
Bir istek de koşulla yumuşatılabilir: Det vore bra om du kunde svara före fredag. — “Cuma gününden önce cevap verebilirsen iyi olur.” Buradaki geçmiş biçimi geçmişte cevap verme beklentisi yaratmaz; isteğe mesafe ve nezaket katar.
Daha ileri kullanım
Om olmadan koşul kurmak
Bazı koşullar om olmadan, çekimli fiili başa getirerek kurulur:
- Hade jag tid, skulle jag hjälpa. — “Vaktim olsa yardım ederdim.”
- Hade jag vetat det, skulle jag ha stannat hemma. — “Bunu bilseydim evde kalırdım.”
- Skulle du få problem, kan du ringa mig. — “Bir sorunla karşılaşırsan beni arayabilirsin.”
İlk bölüm soru gibi başlar, fakat ardından gelen sonuç bunun bir koşul olduğunu gösterir. Om ile karşılığı ilk örnekte Om jag hade tid olur; yani om kaldırılırken hade jag sırasına geçilir. Bu yapı yazıda daha sık göze çarpar; sabit ifadelerde ve konuşmada da duyulur.
Om ile skulle ne zaman mümkün?
Temel varsayımlarda om + preteritum güvenli seçimdir. Bununla birlikte om + skulle + mastar, gelecekte bir şeyin olması ihtimalini daha ihtiyatlı, uzak veya “olur da” anlamıyla sunabilir:
Om du skulle ändra dig, finns erbjudandet kvar. — “Olur da fikrini değiştirirsen teklif hâlâ geçerli.”
Burada skulle, diğer bölümde de aynı sözcük bulunduğu için eklenmiş değildir. Koşulun kendisine özel bir mesafe katar. Sonucun presens olması da mümkündür; iki bölümün biçimlerini mekanik olarak eşleştirmek gerekmez.
Koşul ve sonuç farklı zamanlara ait olabilir
Koşul geçmişte, sonuç şimdi olabilir:
Om jag hade tackat ja till jobbet, skulle jag bo i Malmö nu. — “İşi kabul etseydim şimdi Malmö'de yaşıyor olurdum.”
İşi kabul etme geçmişte kalmıştır; hayal edilen ikamet durumu ise şimdiye aittir. Bu yüzden sonuç skulle ha bott değil, skulle bo olur. Tersine, şu andaki bir özelliğin geçmişteki bir sonucu nasıl etkileyebileceği de tasarlanabilir:
Om jag inte var så rädd för att flyga, skulle jag ha följt med er i somras. — “Uçmaktan bu kadar korkmasam geçen yaz sizinle gelirdim.”
Burada korku süregelen bir özelliktir; kaçırılan yolculuk geçmiştedir. Doğru yapıyı seçmek için iki bölümün zamanını ayrı ayrı sorun.
Sonuçta kunde ve borde
Skulle beklenen varsayımsal sonucu anlatırken kunde imkânı veya yapabilmeyi, borde ise uygun olanı ya da makul beklentiyi öne çıkarabilir:
- Om vi hade en bil, kunde vi åka dit oftare. — “Arabamız olsa oraya daha sık gidebilirdik.”
- Om du har skickat blanketten, borde du få svar snart. — “Formu gönderdiysen yakında cevap alman gerekir.”
İkinci örnekte borde, bir görev vermekten çok beklenti bildirir. Geçmiş bir imkân için Om jag hade haft ditt nummer, hade jag kunnat ringa — “Numaran bende olsaydı arayabilirdim” — denebilir. Böylece her sonucu yalnızca “yapardım” diye düşünmek yerine imkân ile beklenen sonucu ayırabilirsiniz.
Hade sözcüğünün düşmesi ve alternatif geçmiş sonuç
Koşul yan cümlesinde hade bazen söylenmez veya yazılmaz:
Om jag vetat det, skulle jag ha ringt. — “Bunu bilseydim telefon ederdim.”
Vetat yine supinum biçimidir; anlamda geçmişte gerçekleşmemiş koşul vardır. Önce tam biçim olan Om jag hade vetat det yapısını öğrenin, sonra kısalmış biçimi tanımaya çalışın.
Geçmiş sonuç için hade + supinum da kullanılabilir:
Om jag hade vetat det, hade jag ringt. — “Bunu bilseydim telefon ederdim.”
Bu cümle bağlam içinde varsayımsal geçmiş sonuç anlatır; hade jag ringt bölümünü mutlaka gerçekten yapılmış bir telefon görüşmesi olarak yorumlamayın. Kendi yazınızda skulle ha ringt seçimi, koşullu sonucu daha açık göstermenin kolay bir yoludur.
Geçmiş biçimi her zaman gerçek dışı değildir
Om hon var hemma i går, hörde hon säkert larmet. — “Dün evdeyse alarmı mutlaka duymuştur.”
Burada konuşan onun dün evde olup olmadığını bilmiyor. Var, gerçekten geçmiş zamana gönderme yapıyor; “Evde olsaydı” şeklinde bir gerçek dışılık zorunlu değil. I går “dün” gibi zaman ifadeleri, sonuçtaki yapı ve konuşmanın bağlamı birlikte değerlendirilmelidir. Yalnızca geçmiş fiil gördüğünüz için otomatik olarak varsayım anlamı çıkarmayın.
Çalışma önerileri
- Aynı durumu üç bakış açısıyla yazın. “Vaktim olursa”, “Vaktim olsa” ve “Vaktim olmuş olsaydı” için Om jag har tid, kommer jag; Om jag hade tid, skulle jag komma; Om jag hade haft tid, skulle jag ha kommit cümlelerini kullanın. Her birinin yanına olayın zamanını ve neyin açık ya da gerçekleşmemiş olduğunu not edin.
- Koşulun yerini değiştirin ve olumsuzluk ekleyin. Jag skulle resa om jag hade pengar — “Param olsa seyahat ederdim” — cümlesini Om jag hade pengar, skulle jag resa biçimine getirin. Sonra Om jag inte hade pengar, skulle jag inte resa — “Param olmasa seyahat etmezdim” — yazın. Her seferinde çekimli fiili, özneyi ve inte sözcüğünü ayrı ayrı işaretleyin.
- Gerçek yaşamdan kısa karşılaştırmalar kurun. Yarınki planınız, bugün değiştirmek istediğiniz bir durum ve geçmişte kaçırdığınız bir fırsat hakkında birer cümle yazın. Özellikle “Şimdi ne olurdu?” ile “O zaman ne olurdu?” sorularını ayırın; bu ayrım, skulle komma ile skulle ha kommit arasındaki seçimi kolaylaştırır.
İlgili konular
- Ön koşul: Koşul kipi — skulle + mastar yapısını ve “yapardım” anlamını pekiştirir; burada bu yapıyı koşul bölümüyle birlikte kullanırsınız.