B1

İsveççede İleri Düzey Bağlaçlar

Avancerade Konjunktioner

Bu makale, Settemila Lingue üzerindeki İsveççe dil bilgisi ağacının bir parçasıdır.

Kısaca

İsveççede trots att “-mesine rağmen”, om … inte “-mezse”, antingen … eller “ya … ya da”, varken … eller ise “ne … ne de” anlamı verir. İlk ikisi yan cümle kurar; son ikisi seçenekleri veya birlikte dışlanan ögeleri birbirine bağlar. Önemli bir nokta: Türkçede “İkisini de istemiyorum” diye ifade edilebilen anlamı İsveççede varken … eller zaten olumsuz olarak verir; aynı anlam için ayrıca inte eklenmez.

Genel bakış

Bir daveti kabul ederken koşul koymak, beklenmedik bir sonuca dikkat çekmek veya iki seçeneğin de uygun olmadığını söylemek için yalnızca “ve”, “ama”, “veya” yetmez. “Yağmura rağmen çıktık”, “Bir şey değişmezse yarın görüşürüz”, “Ne salı ne perşembe uygunum” gibi cümleler günlük konuşmada sık geçer. B1 düzeyinde ele alınan bu yapılar, düşünceler arasındaki ilişkiyi daha kesin anlatmayı sağlar.

Buradaki dört yapı aynı sözcük sırasını kullanmaz. Yan cümle, tek başına asıl bildirimi taşımayıp başka bir cümleye koşul, neden veya benzeri bir bilgi ekleyen bölümdür. Trots att ve om böyle bir bölüm başlatır. Antingen … eller ile varken … eller ise iki sözcüğü, iki sözcük grubunu veya iki cümleyi birbirine bağlayabilir.

Türkçe konuşanlar için asıl güçlük anlamdan çok diziliştir. Türkçede “Yorgun olmamasına rağmen” derken ilişkiyi büyük ölçüde sözcük sonlarındaki eklerle kurarız. İsveççede bağlaç genellikle başta bulunur; özne ve fiilin yeri ayrıca önem taşır. Özne, cümlede kimden veya neden söz edildiğini gösteren ögedir; fiil ise yapılan işi veya içinde bulunulan durumu anlatır. Aşağıdaki kuralları okurken önce bu iki parçayı bulmak yararlıdır.

Yapılar nasıl kurulur?

1. Trots att: Beklenenin tersine bir sonuç

Trots att, bir duruma rağmen başka bir durumun gerçekleştiğini gösterir. Türkçede bağlama göre “-mesine rağmen”, “-diği hâlde” veya “her ne kadar … olsa da” ile karşılanır.

  • Trots att det regnade, gick vi ut. — Yağmur yağmasına rağmen dışarı çıktık.
  • Vi gick ut trots att det regnade. — Yağmur yağmasına rağmen dışarı çıktık.

İki cümlenin temel anlamı aynıdır. İlkinde engel oluşturan durum öne alınır; ikincisinde önce yapılan iş söylenir. Yağmurun dışarı çıkmayı engellemesi beklenir, fakat bu beklenti gerçekleşmemiştir.

Ana cümle, asıl bildirimi taşıyan ve çoğunlukla tek başına da kullanılabilen bölümdür. Yan cümle önce gelirse ana cümlede çekimli fiil özneden önce gelir. Çekimli fiil, zaman veya kip bilgisi taşıyan fiil biçimidir; burada geçmiş zaman bildiren gick sözcüğüdür.

Düzen İsveççe Türkçe
Önce ana cümle Vi gick ut trots att det regnade. Yağmur yağmasına rağmen dışarı çıktık.
Önce yan cümle Trots att det regnade gick vi ut. Yağmur yağmasına rağmen dışarı çıktık.
Yan cümlede olumsuzluk Hon följde med trots att hon inte hade tid. Vakti olmamasına rağmen bizimle geldi.

Son örnekte sıra trots att + özne + inte + çekimli fiil biçimindedir: trots att hon inte hade tid. Ana cümledeki hon hade inte tid — “vakti yoktu” — sırasını buraya olduğu gibi taşımayın.

Birden fazla fiil olduğunda da inte ilk çekimli fiilden önce gelir:

  • Trots att jag inte har sovit så mycket känner jag mig pigg. — Pek uyumamış olmama rağmen kendimi dinç hissediyorum.

Burada har sovit birlikte “uyumuş olmak” anlamını taşır; inte, çekimli har sözcüğünden önce yerleşir.

2. Om … inte: Olumsuz bir koşul

Om, koşul bildiren “eğer” bağlacıdır. Inte ise olumsuzluk sözcüğüdür. Dolayısıyla om inte her zaman yan yana duran, bölünmez bir bağlaç değildir. Tam bir koşul cümlesinde özne çoğunlukla aralarına girer:

  • Om du inte betalar, kan du inte gå. — Ödeme yapmazsan gidemezsin.
  • Jag tar bussen om du inte kan skjutsa mig. — Beni arabayla bırakamazsan otobüse binerim.

Temel sıra om + özne + inte + çekimli fiil şeklindedir. Türkçe karşılık çoğu zaman “-mezse” olur. Bazı bağlamlarda “-medikçe” de uygundur; ancak bu karşılığı her cümleye zorla yerleştirmek anlamı bulanıklaştırabilir.

Örneğin Vi åker i morgon om det inte snöar cümlesi “Kar yağmazsa yarın yola çıkıyoruz” demektir. Yola çıkış planı vardır; kar yağması bu planı değiştirebilecek koşuldur. Olumlu koşulla karıştırmayın: om det snöar “kar yağarsa”, om det inte snöar “kar yağmazsa” demektir.

Yan cümle başa geldiğinde yine ana cümlenin fiili özneden önce gelir:

  • Om du inte kan komma börjar vi utan dig. — Gelemezsen sensiz başlarız.

Kan yan cümlenin çekimli fiilidir; börjar ise ana cümleninkidir. Bu nedenle ilk bölümde du inte kan, ikinci bölümde börjar vi sırasını görürüz.

3. Antingen … eller: İki seçenek sunmak

Antingen … eller, “ya … ya da” anlamına gelir. Aynı türden iki parçayı bağlamak en açık anlatımı verir: iki ulaşım aracı, iki zaman, iki eylem gibi.

  • Vi tar antingen bussen eller tåget. — Ya otobüse ya da trene bineriz.
  • Du kan antingen ringa eller skriva. — Ya arayabilir ya da yazabilirsin.

İlk örnekte seçenekler bussen ve tåget; ikincisinde ringa ve skriva sözcükleridir. Ortak olan bölümü her defasında tekrarlamak gerekmez.

Yapı bütün cümleyi kapsayacak şekilde başta da kullanılabilir:

  • Antingen kommer du hit, eller så träffas vi på stan. — Ya sen buraya gelirsin ya da şehir merkezinde buluşuruz.
  • Antingen kommer du, eller stannar du hemma. — Ya gelirsin ya da evde kalırsın.

İkinci örnekte iki seçenek de fiil–özne düzeniyle verilmiştir. Kendi cümlelerinizi kurarken bu tür dengeli yapılar seçmek işi kolaylaştırır. Eller så kullanılan ilk örnekte ise ikinci bölüm så träffas vi sırasındadır; så sonrasında fiil özneden önce gelir.

4. Varken … eller: İki seçeneği de dışlamak

Varken … eller, “ne … ne de” anlamıyla iki seçeneğin de geçerli olmadığını bildirir:

  • Varken han eller hon var där. — Ne o erkek ne de o kadın oradaydı; ikisi de orada değildi.
  • Jag dricker varken kaffe eller te. — Ne kahve ne de çay içerim.

Türkçede ikinci örneği “Kahve de çay da içmem” diye de söyleyebiliriz. İsveççede ise olumsuzluğu varken taşıdığı için ayrıca inte kullanmayız. Türkçe karşılıkta “içmem” bulunması, İsveççe cümleye de mutlaka inte eklenmesi gerektiği anlamına gelmez.

Bağlanan parçalar İsveççe Türkçe
İki kişi Varken Sara eller Ali kom. Ne Sara ne de Ali geldi.
İki eylem Hon varken ringde eller skrev. Ne aradı ne de yazdı.
İki özellik Rummet är varken stort eller ljust. Oda ne büyük ne de aydınlık.
İki zaman seçeneği Jag kan komma varken på måndag eller på tisdag. Ne pazartesi ne de salı gelebilirim.

Varken başa geldiğinde her zaman hemen ardından fiil gelmez. Varken Sara eller Ali bütünü özneyse fiil bu bütünün ardından gelir. Bu ayrım, bütün başlangıçları tek bir ezberle değerlendirmemek gerektiğini gösterir.

Bağlam içinde örnekler

Aşağıdaki örneklerde yalnızca bağlacın anlamını değil, inte sözcüğünün ve çekimli fiilin yerini de izleyin.

İsveççe Türkçe Açıklama
Trots att det regnade, gick vi ut. Yağmur yağmasına rağmen dışarı çıktık. Yan cümle önce olduğu için ana cümle fiille başlar.
Hon kom till mötet trots att hon var sjuk. Hasta olmasına rağmen toplantıya geldi. Gerçek bir engelin aşılması anlatılır.
Trots att jag inte kände någon stannade jag hela kvällen. Kimseyi tanımamama rağmen bütün akşam kaldım. Yan cümlede inte, kände fiilinden öncedir.
Om du inte betalar, kan du inte gå. Ödeme yapmazsan gidemezsin. Hem koşul hem sonuç olumsuzdur.
Vi ses på kaféet om du inte vill träffas hemma. Evde buluşmak istemezsen kafede görüşürüz. Olumsuz koşul, planın hangi durumda geçerli olduğunu belirtir.
Om tåget inte är försenat hinner vi äta före konserten. Tren gecikmezse konserden önce yemek yemeye vaktimiz olur. Koşulda inte är, sonuçta hinner vi sırası vardır.
Vi kan ses antingen på fredag eller på lördag. Ya cuma ya da cumartesi görüşebiliriz. İki zaman seçeneği bağlanır.
Antingen lagar vi mat hemma, eller så beställer vi något. Ya evde yemek yaparız ya da bir şeyler sipariş ederiz. İki ayrı plan sunulur.
Du kan antingen ta hissen eller gå uppför trappan. Ya asansöre binebilir ya da merdivenden çıkabilirsin. Kan sözcüğü iki seçenek için ortaktır.
Varken han eller hon var där. İkisi de orada değildi. İki kişi de dışlanır; ayrıca inte kullanılmaz.
Jag har varken tid eller pengar just nu. Şu anda ne vaktim ne de param var. İki eksiklik tek yapıda belirtilir.
Hon ville varken äta eller dricka. Ne yemek ne de içmek istiyordu. Ville iki eylem için de geçerlidir.

Sık yapılan hatalar

1. Yan cümlede ana cümle sırasını kullanmak

  • Yanlış: Trots att hon hade inte tid följde hon med.
  • Doğru: Trots att hon inte hade tid följde hon med.
  • Anlamı: Vakti olmamasına rağmen bizimle geldi.

Trots att ile başlayan yan cümlede inte, çekimli hade fiilinden önce gelir. Türkçe sözcük sırasından yardım almak yerine ilgili bölümün yan cümle olduğunu belirleyin.

2. Öne alınmış yan cümleden sonra özneyi önce koymak

  • Yanlış: Om du inte kommer, vi börjar utan dig.
  • Doğru: Om du inte kommer, börjar vi utan dig.
  • Anlamı: Gelmezsen sensiz başlarız.

Baştaki yan cümle ana cümlenin ilk konumunu doldurur. Ardından çekimli fiil gelir. Buradaki “ikinci konum”, ikinci sözcük demek değildir; baştaki birkaç sözcüklük bölüm tek bir bütün sayılır.

3. Varken ile aynı olumsuzluğu iki kez kurmak

  • Yanlış: Jag dricker inte varken kaffe eller te.
  • Doğru: Jag dricker varken kaffe eller te.
  • Anlamı: Ne kahve ne de çay içerim.

İki içeceği de dışlayan temel anlam için varken yeterlidir. Türkçedeki “İkisini de içmem” karşılığını sözcük sözcük kopyalamayın.

4. Bağlaç çiftlerinin yarılarını karıştırmak

  • Yanlış: Vi tar antingen bussen och tåget.
  • Doğru: Vi tar antingen bussen eller tåget.
  • Anlamı: Ya otobüse ya da trene bineriz.

Och “ve” demektir; burada istenen seçenek ilişkisidir. Çiftleri antingen–eller ve varken–eller olarak birlikte öğrenin.

5. Trots sonrasında tam cümlede att sözcüğünü unutmak

  • Yanlış: Trots det regnade gick vi ut.
  • Doğru: Trots att det regnade gick vi ut.
  • Anlamı: Yağmur yağmasına rağmen dışarı çıktık.

Trots tek başına bir isimle kullanılabilir; isim, kişi, nesne veya durum adı olan sözcüktür. Trots regnet “yağmura rağmen” demektir. Fakat det regnade gibi öznesi ve çekimli fiili bulunan tam bir bölüm için trots att gerekir.

Kullanım notları

Konuşma dili ve yazı dili

Bu dört yapı da günlük konuşmada ve standart yazı dilinde kullanılabilir; “ileri düzey” olmaları resmî veya eski oldukları anlamına gelmez. Antingen … eller seçenekleri belirginleştirir, fakat sıradan bir soruda yalnızca eller yeterlidir: Vill du ha kaffe eller te? — “Kahve mi çay mı istersin?” Her seçenek sorusuna antingen eklemek gerekmez.

Trots att yerine fast veya fastän da duyabilirsiniz:

  • Jag gick ut fast det regnade. — Yağmur yağmasına rağmen dışarı çıktım.

Buradaki fast yan cümle başlatır. Özellikle konuşmada yaygındır; fakat sözcüğün farklı kullanımları da olduğundan, her gördüğünüz fast biçimini otomatik olarak “-mesine rağmen” diye çevirmeyin.

Virgül ve okunabilirlik

Kısa ve açık bir yan cümle ile ana cümle arasına İsveççede her zaman virgül konmaz. Trots att det regnade gick vi ut ve virgüllü biçimi aynı temel dizilişi gösterir. Uzun bölümlerde virgül okumayı kolaylaştırabilir. Virgülün bulunup bulunmaması, fiil ve özne sırasını değiştirmez.

Seçeneklerin kapsamını açık tutmak

Antingen veya varken sözcüğünü birbirine bağladığı parçalara yakın yerleştirin. Jag vill antingen köpa en cykel eller hyra en bil — “Ya bisiklet almak ya da araba kiralamak istiyorum” — cümlesinde iki eylem açıkça eşleşir. Parçalar uzadığında aynı dil yapısını korumak, hangi sözün hangi seçeneğe ait olduğunu anlamayı kolaylaştırır.

Daha ileri kullanım ve anlam ayrımları

Trots att ile även om aynı değildir

Även om, özellikle “olsa bile” anlamında varsayımsal bir durumu anlatabilir. Trots att ise çoğunlukla gerçek olduğu kabul edilen bir duruma rağmen gerçekleşen sonucu sunar.

  • Vi går ut trots att det regnar. — Yağmur yağmasına rağmen dışarı çıkıyoruz. Yağmurun yağdığı kabul edilir.
  • Vi går ut även om det regnar. — Yağmur yağsa bile dışarı çıkarız. Yağmur bir olasılık olarak da sunulabilir.

Bağlama göre anlamlar yaklaşabilir; yine de kendi cümlenizi kurarken “Bu durum gerçek mi, yoksa ihtimal mi?” sorusu iyi bir başlangıçtır.

Olumsuz koşul her zaman zorunluluk bildirmez

Om du inte ringer går jag hem — “Aramazsan eve giderim” — bir koşul ve sonucu bildirir. Bundan, kişi ararsa konuşanın kesinlikle eve gitmeyeceği sonucu her bağlamda çıkmaz. Koşul cümlesi her zaman bütün olasılıkları açıklayan bir sözleşme gibi okunmamalıdır.

Türkçede “-medikçe” daha güçlü bir gereklilik izlenimi verebildiğinden, om … inte yapılarını önce “-mezse” ile anlamlandırmak yararlıdır. Çeviriyi sonra bağlama göre doğallaştırabilirsiniz.

Kısalmış ifadelerde om ile inte gerçekten yan yana gelebilir:

  • Kan du komma i kväll? Om inte, ses vi i morgon. — Bu akşam gelebilir misin? Gelemezsen yarın görüşürüz.

Burada ikinci cümlede “gelemezsen” anlamındaki bölüm önceki sorudan anlaşılır. Bu kısalma, tam cümledeki om du inte kan komma düzenini geçersiz kılmaz.

Varken … eller ile inte … heller ayrımı

Inte … heller, önceki bir olumsuz bilgiye “o da değil” anlamında ek yapabilir:

  • Jag dricker inte kaffe. Jag dricker inte te heller. — Kahve içmem. Çay da içmem.
  • Jag dricker varken kaffe eller te. — Ne kahve ne de çay içerim.

İlk anlatım iki adımda ilerler; ikinci anlatım iki seçeneği tek cümlede toplar. Ayrıca vare sig … eller biçimiyle karşılaşabilirsiniz: Jag dricker inte vare sig kaffe eller te — “Ne kahve ne de çay içerim.” Bu yapıda inte bulunabilir. Dolayısıyla varken için öğrendiğiniz olumsuzluk kuralını her benzer ifadeye aynen uygulamayın.

Varken öne alındığında fiilin yeri

Şu iki cümleyi karşılaştırın:

  • Varken Sara eller Ali kom. — Ne Sara ne de Ali geldi.
  • Varken i dag eller i morgon kan jag komma. — Ne bugün ne de yarın gelebilirim.

İlkinde başlangıçtaki bütün, öznenin kendisidir. İkincisinde ise zaman bilgisi öne alınmıştır; özne jag olduğu için çekimli fiil ondan önce gelir: kan jag. Bu ayrımı anlamak, “varken varsa fiil nerede olur?” sorusuna tek sözcüklük bir kural aramaktan daha yararlıdır.

Antingen … eller ve tek seçenek beklentisi

Bu yapı genellikle iki alternatif arasında seçim sunar, fakat tek başına her bağlamda mantıksal bir “ikisi birden kesinlikle olamaz” garantisi değildir. Böyle bir sınır önemliyse açıkça söyleyin:

  • Du får välja antingen soppa eller sallad, men inte båda. — Ya çorba ya da salata seçebilirsin, ama ikisini birden değil.

Günlük konuşmada bağlam çoğunlukla yeterlidir. Kural, ücret veya başvuru koşulu gibi ayrıntıların önemli olduğu metinlerde ise seçeneklerin kapsamını belirtmek yanlış anlamayı önler.

Çalışma önerileri

  1. Aynı düşünceyi iki sırayla yazın. Vi går ut trots att det regnar — “Yağmur yağmasına rağmen dışarı çıkıyoruz” — cümlesini Trots att det regnar går vi ut biçimine dönüştürün. Ardından “Vaktim olmazsa yarın ararım” gibi bir koşul cümlesi seçin. Her dönüşümde ana cümlenin çekimli fiilini işaretleyin.
  2. Türkçe karşılıktan önce ilişkiyi belirleyin. Kendi hayatınızdan dört kısa durum yazın: gerçekleşen bir engele rağmen yapılan iş, olumsuz koşula bağlı plan, iki seçenek ve iki seçeneğin de dışlanması. Bunları sırayla dört yapıyla ifade edin. Yalnızca doğru bağlacı değil, doğru ilişkiyi seçip seçmediğinizi kontrol edin.
  3. Olumsuzluk denetimi yapın. Yazdığınız her cümlede inte ve varken sözcüklerini bulun. Inte yan cümlede çekimli fiilden önce mi? Varken ile aynı olumsuzluğu gereksiz yere yeniden kurmuş musunuz? Sonra iki seçeneğin benzer yapıda olup olmadığını okuyarak kontrol edin.

İlgili konular

  • Ön bilgi: Yan cümleler — trots att ve om ile başlayan bölümlerde sözcük sırasını, özellikle inte konumunu anlamanın temelidir.

Ön koşul

İsveççe Dilinde Yan Cümlecikler (Bisatser)A2

Diğer B1 kavramları

Bu kavram diğer dillerde

Tüm dillerde karşılaştır