Lehçede kişisiz yapılar: trzeba, można, warto
Konstrukcje Nieosobowe
Bu makale, Settemila Lingue üzerindeki Lehçe dil bilgisi ağacının bir parçasıdır.
Kısaca
Lehçede trzeba + mastar “yapmak gerekir”, można + mastar “yapılabilir / yapılmasına izin var”, warto + mastar ise “yapmaya değer” anlamını verir; mastar, fiilin sözlükteki çekimsiz biçimidir. Bu yapılarda işi yapan kişiyi söylemek zorunda değilsiniz: Trzeba to zrobić. — “Bunu yapmak gerekiyor.” Hava ve durum anlatırken de kişiden çok duruma odaklanılır: Jest zimno. — “Hava soğuk”; Jest mi zimno. — “Üşüyorum.”
Genel bakış
Bir otobüse binmeden önce bilet almak gerektiğini söylemek, bir müzede fotoğraf çekilip çekilemeyeceğini sormak veya bir arkadaşınıza bir filmi önermek istediğinizde bu yapılara ihtiyaç duyarsınız. “Kim yapıyor?” sorusu her zaman önemli değildir. Kişisiz yapı, belirli bir insanı cümlenin öznesi, yani hakkında bir şey söylenen kişi veya varlık olarak göstermeden bir gerekliliği, olanağı ya da durumu anlatır. Lehçedeki konstrukcje nieosobowe başlığı altında bu tür ifadeler ele alınır.
Türkçede “Erken çıkmak gerek”, “Burada oturulabilir”, “Denemeye değer” gibi cümleler kurmak oldukça doğaldır. Bu bakımdan Lehçedeki mantık tanıdıktır; ancak sözcüklerin sıralanışı, fiil biçimi ve zaman gösterme yolu farklıdır. Özellikle Türkçedeki “yapmalıyım” gibi kişi eki taşıyan bir sözü Lehçede kişisiz bir yapıyla karşılamak istediğinizde, aynı kişi bilgisinin kendiliğinden aktarılmadığını bilmek gerekir.
B1 düzeyinde temel hedefiniz trzeba, można, warto ile güvenilir cümleler kurmak ve sık duyulan hava ile durum ifadelerini anlamaktır. Aynı zamanda iki farklı şeyi ayırt edeceğiz: gerçekten öznesiz bir yapı ile yalnızca bir insandan söz etmeyen cümle aynı değildir. Örneğin Pada deszcz. — “Yağmur yağıyor” cümlesinde deszcz “yağmur” dilbilgisel öznedir. Yine de günlük kullanımda hava durumunu anlatan bu cümleyi diğer durum ifadeleriyle birlikte öğrenmek yararlıdır.
Yapılar nasıl kurulur?
Gereklilik, olanak ve öneri
Üç temel sözcükten sonra eylemi mastarla belirtin. Lehçede birçok mastar -ć ile biter: zrobić “yapmak”, spróbować “denemek”, czekać “beklemek”. Iść “yürüyerek gitmek” gibi başka sonları olan mastarlar da vardır. Burada önemli olan, fiili kişiyle çekimlememektir.
| Lehçe yapı | Türkçe karşılığı | Temel anlam |
|---|---|---|
| trzeba + bezokolicznik | yapmak gerekir | Gereklilik veya zorunluluk |
| można + bezokolicznik | yapılabilir; yapmak serbest | Olanak veya izin |
| warto + bezokolicznik | yapmaya değer | Yararlı bir seçim, öneri |
| nie trzeba + bezokolicznik | yapmak gerekmez | Zorunluluğun bulunmaması |
| nie można + bezokolicznik | yapılamaz; yapmak yasak | Olanaksızlık veya izin verilmemesi |
| nie warto + bezokolicznik | yapmaya değmez | Çabanın yararlı bulunmaması |
Tablodaki bezokolicznik, “mastar”ın Lehçe adıdır. Trzeba to zrobić. — “Bunu yapmak gerekiyor” cümlesindeki to “bunu” anlamındadır; işi yapacak kişiyi göstermez. Warto spróbować. — “Denemeye değer” ise zorunluluk getirmez, olumlu bir değerlendirme sunar.
Bu üç sözcük kişiye göre değişmez. Türkçedeki “gerekirim, gerekiriz” gibi bir çekim zaten bu anlamda kullanılmadığı için trzeba kolay anlaşılır. Ancak można sözcüğünü “yapabilirim” diye düşünüp ardından birinci kişi fiili getirmeyin:
- Można wejść. — “İçeri girilebilir / İçeri girmek serbest.”
- Mogę wejść. — “İçeri girebilirim.”
- Muszę wyjść. — “Çıkmam gerekiyor.”
- Trzeba wyjść. — “Çıkmak gerekiyor.”
Mogę ve muszę kişisel fiil biçimleridir; eylemin bana ait olduğunu gösterir. Można ve trzeba ise kuralı veya durumu öne çıkarır. Konuşma bağlamında gerekliliğin kime yönelik olduğu anlaşılabilir, fakat sözcüklerin kendisi “ben” demek değildir.
Soru ve olumsuzluk
Evet-hayır sorularında cümlenin başına czy getirebilirsiniz. Türkçedeki soru eki gibi cümlenin sonuna eklenmez:
- Czy można to naprawić? — “Bunu onarmak mümkün mü?”
- Czy trzeba kupić bilet? — “Bilet almak gerekiyor mu?”
- Czy warto tam pojechać? — “Oraya gitmeye değer mi?”
Konuşmada uygun soru tonuyla Można tu usiąść? — “Buraya oturabilir miyim?” de denir. Lehçe cümle kişisiz olsa da izin isteyen kişi konuşmacı olduğu için Türkçe karşılığında “ben” anlamı doğal olarak ortaya çıkar.
Olumsuzlukta nie genellikle değerlendirme sözcüğünün önüne gelir. Buradaki anlam ayrımı özellikle önemlidir:
- Nie trzeba czekać. — “Beklemek gerekmiyor.”
- Nie można czekać. — “Beklemek mümkün değil” veya bağlama göre “Bekleyemeyiz.”
- Nie warto czekać. — “Beklemeye değmez.”
Nie trzeba, tek başına “yasak” demek değildir. “Burada sigara içmek yasak” için Nie można tu palić. denebilir. Zorunlu olmayan bir şeyi yasakmış gibi aktarmak, günlük hayatta ciddi yanlış anlamalara yol açabilir.
Geçmiş, gelecek ve varsayım
Şimdiki zamanda bu üç temel yapıya jest eklenmez. Geçmişte było, gelecekte będzie kullanılır. Bunlar być “olmak” fiilinin biçimleridir. Było burada nötr tekil biçimdir; nötr, Lehçedeki eril ve dişilden ayrı üçüncü dilbilgisel cinsiyet kategorisidir. Bu kişisiz kalıplarda konuşanın kadın veya erkek olması biçimi değiştirmez.
| Lehçe | Türkçe | Zaman veya değerlendirme |
|---|---|---|
| Trzeba zadzwonić. | Telefon etmek gerekiyor. | Şimdiki gereklilik |
| Trzeba było zadzwonić. | Telefon etmek gerekiyordu. | Geçmiş gereklilik |
| Trzeba będzie zadzwonić. | Telefon etmek gerekecek. | Gelecek gereklilik |
| Można wejść. | İçeri girmek serbest. | Şimdiki izin |
| Można było wejść. | İçeri girilebilirdi. | Geçmişte izin veya olanak |
| Będzie można wejść. | İçeri girilebilecek. | Gelecekte izin veya olanak |
| Warto sprawdzić. | Kontrol etmeye değer. | Şimdiki değerlendirme |
| Warto było sprawdzić. | Kontrol etmeye değdi. | Geçmiş değerlendirme |
| Warto będzie sprawdzić. | Kontrol etmeye değecek. | Gelecek değerlendirme |
| Warto byłoby sprawdzić. | Kontrol etmek iyi olurdu. | Daha yumuşak öneri |
Sıralamada belli bir esneklik vardır: Było warto czekać. ve Warto było czekać. “Beklemeye değdi” anlamına gelebilir. Öğrenirken önce tablodaki kalıpları kullanmak yeterlidir.
Trzeba było zadzwonić cümlesi yalnızca gerekliliği belirtir; telefon edilip edilmediğini tek başına kesinleştirmez. Birine sonradan söylendiğinde “Telefon etmeliydin” anlamıyla eleştiri veya pişmanlık da taşıyabilir. Można było wejść de içeri gerçekten girildiğini söylemez; geçmişte bunun mümkün olduğunu söyler.
Hava ve ortam ifadeleri
Hava durumunda önce iki kalıbı ayırın:
- Jest zimno. — “Hava soğuk.”
- Pada deszcz. — “Yağmur yağıyor.”
İlkinde jest + durum bildiren sözcük vardır. Zimno “soğuk”, ciepło “sıcak”, ciemno “karanlık”, cicho “sessiz” gibi sözcükler ortamı anlatır. Bunlar bu kullanımda zarf, yani bir durumun nasıl olduğunu bildiren sözcük görevindedir. Bir kişinin veya eşyanın niteliğini anlatan sıfatla, yani varlığın özelliğini bildiren sözcükle karıştırılmamalıdır.
- W pokoju jest ciepło. — “Oda sıcak.”
- Wczoraj było zimno. — “Dün hava soğuktu.”
- Jutro będzie pochmurno. — “Yarın hava bulutlu olacak.”
İkinci kalıpta yağışın adını söylersiniz: deszcz “yağmur”, śnieg “kar”. Pada deszcz. — “Yağmur yağıyor”; Pada śnieg. — “Kar yağıyor”. Yağış bağlamdan belli olduğunda yalnızca Pada. — “Yağış var” da denebilir.
Bu ayrım geçmiş zamanda görünür: Wczoraj padał deszcz. — “Dün yağmur yağıyordu” cümlesinde padał, eril olan deszcz ile uyumludur. Yağışın adını söylemediğinizde Wczoraj padało. — “Dün yağış vardı” biçimi kullanılır. Dolayısıyla bütün hava cümlelerinin mutlaka nötr biçim gerektirdiğini düşünmeyin.
Birinin hissettiği durum
Türkçede “Üşüyorum” dediğimizde duyguyu veya durumu yaşayan kişiyi fiil ekiyle belirtiriz. Lehçede yaygın kalıp jest + kişiyi gösteren biçim + durum şeklindedir:
- Jest mi zimno. — “Üşüyorum.”
- Jest ci gorąco? — “Sıcak mı geliyor / Bunaldın mı?”
- Jest jej smutno. — “O üzgün.”
Buradaki mi, ci, jej biçimleri yönelme hâlindedir; hâl, sözcüğün cümledeki görevine göre aldığı biçimdir. Yönelme hâli genellikle “kime?” sorusuyla öğrenilir. Bu yapılarda ise kimin soğuk, sıcak veya üzüntü hissettiğini gösterir. Türkçede bunları her zaman “bana, sana, ona” diye kelimesi kelimesine çevirmeyiz.
| Kişiyi gösteren Lehçe biçim | Türkçe karşılığı |
|---|---|
| mi | bana; burada: ben |
| ci | sana; burada: sen |
| mu | ona; erkek kişi için |
| jej | ona; kadın kişi için |
| nam | bize; burada: biz |
| wam | size; burada: siz |
| im | onlara; burada: onlar |
Jest nam zimno. — “Üşüyoruz” cümlesinde kişi sayısı çoğalsa da jest değişmez. Geçmişte Było mi zimno. — “Üşüyordum”, gelecekte Będzie wam zimno. — “Üşüyeceksiniz” denir. Bu zaman biçimleri de hisseden kişinin cinsiyetine veya sayısına göre değişmez.
Herkesin durumu ile ortamın durumu aynı şey değildir: Jest gorąco, ale nie jest mi gorąco. — “Hava sıcak ama bana sıcak gelmiyor.” Bu karşıtlık, mi gibi biçimlerin cümleye ne kattığını açıkça gösterir.
Bağlam içinde örnekler
Aşağıdaki cümlelerde aynı yapı farklı ihtiyaçlara hizmet eder. Türkçe karşılıklar doğal anlamı verir; Lehçe cümlenin her parçası Türkçede ayrı bir sözcükle karşılanmak zorunda değildir.
| Lehçe | Türkçe | Kullanım notu |
|---|---|---|
| Trzeba to zrobić. | Bunu yapmak gerekiyor. | İşi yapacak kişi belirtilmiyor. |
| Przed podróżą trzeba sprawdzić rozkład jazdy. | Yolculuktan önce sefer saatlerini kontrol etmek gerekir. | Genel bir hazırlık gerekliliği. |
| Nie trzeba drukować biletu. | Bileti yazdırmak gerekmiyor. | Yazdırmak yasak değil; zorunlu değil. |
| Czy można to naprawić? | Bunu onarmak mümkün mü? | Teknik olanak soruluyor. |
| Czy można tu płacić kartą? | Burada kartla ödeme yapılabiliyor mu? | Bir hizmetin mevcut olup olmadığı soruluyor. |
| W muzeum nie można robić zdjęć. | Müzede fotoğraf çekmek yasak. | İzin verilmeyen bir eylem. |
| Warto spróbować. | Denemeye değer. | Kısa bir teşvik. |
| Nie warto się spieszyć. | Acele etmeye değmez. | Acele etmeye karşı öneri. |
| Warto było zarezerwować stolik. | Masa ayırtmaya değdi. | Geçmişteki seçimin yararı. |
| Jutro trzeba będzie wstać wcześniej. | Yarın daha erken kalkmak gerekecek. | Gelecek gereklilik. |
| Pada deszcz. | Yağmur yağıyor. | Yağışın adı belirtiliyor. |
| Wczoraj było bardzo zimno. | Dün hava çok soğuktu. | Ortamın geçmişteki durumu. |
| W autobusie jest mi duszno. | Otobüste havasızlıktan bunalıyorum. | Konuşanın yaşadığı rahatsızlık. |
| Po spacerze zrobiło mi się ciepło. | Yürüyüşten sonra içim ısındı. | Bir durumun başlaması veya değişmesi. |
| Warto byłoby zapytać o cenę. | Fiyatı sormak iyi olurdu. | Yumuşatılmış öneri. |
Son iki örnek, temel kalıpların biraz daha ileri kullanımını gösterir. Zrobiło mi się ciepło mevcut bir durumu değil, sıcaklık hissinin ortaya çıkmasını anlatır; bu farkı ilerideki bölümde yeniden ele alacağız.
Sık yapılan hatalar
1. Mastar yerine kişiyle çekimlenmiş fiil kullanmak
- Yanlış: Trzeba robimy zakupy.
- Doğru: Trzeba zrobić zakupy. — “Alışveriş yapmak gerekiyor.”
- Neden? Robimy “yapıyoruz” demektir. Trzeba sonrasında fiil mastar olmalıdır. Özellikle “Bizim alışveriş yapmamız gerekiyor” demek istiyorsanız Musimy zrobić zakupy. — “Alışveriş yapmalıyız” daha açık bir seçimdir.
2. Şimdiki zamanda gereksiz yere jest eklemek
- Yanlış: Jest można wejść.
- Doğru: Można wejść. — “İçeri girilebilir.”
- Neden? Można, trzeba, warto şimdiki zamanda bu kalıplarda tek başına yeterlidir. Jest zimno gibi durum cümleleri ise farklı kuruldukları için jest alır. İki kalıbı birbirine karıştırmayın.
3. Zorunluluk yokluğunu yasak sanmak
- Yanlış: Nie trzeba tu palić. — “Burada sigara içmek yasak” demek için.
- Doğru: Nie można tu palić. — “Burada sigara içmek yasak.”
- Neden? Nie trzeba temel olarak “gerek yok” anlamını taşır. Bir yasağı açıkça belirtmek için nie można kullanın. Konuşma bağlamının verdiği uyarı tonunu temel anlamla karıştırmayın.
4. Hisseden kişiyi özne biçiminde söylemek
- Yanlış: Ja jest zimno.
- Doğru: Jest mi zimno. — “Üşüyorum.”
- Neden? Bu kalıp “ben” anlamındaki ja ile kurulmaz. Hisseden kişiyi mi gösterir. Jestem zimny bir erkek için “Soğuğum” gibi bir nitelendirme olur; soğuk hissini anlatan olağan karşılık değildir.
5. Kişinin cinsiyetini kişisiz geçmiş biçime taşımak
- Yanlış: Byłam mi zimno.
- Doğru: Było mi zimno. — “Üşüyordum.”
- Neden? Kadın konuşmacı “Ben evdeydim” derken Byłam w domu kullanır. Fakat kişisiz durum kalıbında było sabittir. Mi zaten durumu yaşayan kişiyi belirtir; burada “ben” ile çekim yapılmaz.
6. Yağmur sözcüğü varken nötr geçmiş biçimi kullanmak
- Yanlış: Wczoraj padało deszcz.
- Doğru: Wczoraj padał deszcz. — “Dün yağmur yağıyordu.”
- Neden? Deszcz eril bir addır; ad, kişi veya varlığı adlandıran sözcüktür. Fiil burada bu adla uyumludur. Yağışın adını kaldırırsanız Wczoraj padało. — “Dün yağış vardı” doğrudur.
Kullanım notları
Kuralı söylemek ile kişiye seslenmek
Trzeba hem gündelik hem de daha ciddi konuşmada çok yaygındır. Trzeba posprzątać. — “Ortalığı toplamak gerekiyor” cümlesi genel bir ihtiyaç olabilir. Bir ebeveynin çocuğuna söylediği aynı cümle ise dolaylı bir talimat gibi anlaşılabilir. Kişinin söylenmemesi, ifadenin mutlaka yumuşak veya tarafsız olduğu anlamına gelmez.
Warto çoğunlukla öneriyi gerekçelendiren bir hava taşır: Warto przeczytać tę książkę. — “Bu kitabı okumaya değer.” “Kitabı okumak zorundasın” demiyorsunuz; zaman ayırmanın yararlı olacağını söylüyorsunuz. Warto byłoby… biçimi öneriyi biraz daha ihtiyatlı hâle getirir.
İzin ile olanak arasındaki fark
Można bağlama göre iki anlama gelir. Można otworzyć okno. — “Pencere açılabilir” sözü, pencerenin açılmasının mümkün olduğunu da, açılmasına izin verildiğini de anlatabilir. Soruyu sorduğunuz yer ve konuşmanın amacı anlamı belirler.
Türkçede “Yapabilir miyim?” hem izin istemek hem yetenek sormak için kullanılabilir. Lehçede kendi becerinizden söz etmek istediğinizde umiem daha uygundur: Umiem pływać. — “Yüzme biliyorum.” Można pływać ise “Yüzülebilir / Yüzmek serbest” anlamındadır; sizin yüzme bildiğinizi söylemez.
Daha resmî ifadeler
Duyurularda ve talimatlarda należy ile karşılaşabilirsiniz: Należy zachować ostrożność. — “Dikkatli olunmalıdır.” Bu, trzeba ile yakın anlamlıdır ancak daha resmî bir yönlendirme gibi duyulur. Yasaklarda nie wolno da yaygındır: Nie wolno parkować przed bramą. — “Kapının önüne park etmek yasaktır.”
Nie wolno açıkça izin verilmediğini bildirir. Nie można ise hem yasağı hem de pratik olanaksızlığı anlatabilir. Yazılı kuralları okurken bu fark işinize yarar; bütün yakın anlamlı ifadeleri her bağlamda birbirinin yerine koymayın.
Temelin ötesi: daha ileri kullanımlar
Się ile genel insan davranışı
Belirli bir insanı söylemeden alışkanlık veya genel davranış anlatmanın başka bir yolu się kullanmaktır:
- W Polsce często pije się herbatę. — “Polonya'da sık sık çay içilir.”
- Tutaj pracuje się do późna. — “Burada geç saatlere kadar çalışılır.”
Bu genel kullanımda fiil şimdiki zamanda üçüncü tekil biçimdedir: pije, pracuje. Türkçede karşılığını çoğu zaman “içilir, çalışılır” gibi edilgen biçimlerle veririz. Edilgen yapı, yapan kişiden çok yapılan işi öne çıkarır; fakat Türkçedeki karşılığın edilgen olması, Lehçe yapının her yönüyle aynı olduğu anlamına gelmez.
Ayrıca her się içeren cümle kişisiz değildir. Anna się spieszy. — “Anna acele ediyor” cümlesinde özne açıkça Annadır. Spieszyć się “acele etmek” fiilinin sözlük biçiminde de się bulunur. Örneğin Nie warto się spieszyć — “Acele etmeye değmez” cümlesinde kişisizliği kuran temel sözcük wartodur; się ise kullanılan fiilin parçasıdır.
Bir eylemi yaşama biçimi
Się ile kişiyi yönelme hâlinde gösteren biçimler bir araya gelerek bir işin kişiye nasıl geldiğini anlatabilir:
- Dobrze mi się tu pracuje. — “Burada rahat çalışıyorum.”
- Łatwo się to czyta. — “Bunu okumak kolay.”
İlk cümle “Çalışmayı beceriyorum” değil, buradaki çalışma deneyiminin iyi olduğunu söyler. İkincisi de bir izin kuralı değil, metnin kolay okunabildiği yönünde bir değerlendirmedir. Bu tür cümleleri temel można + mastar kalıbının başka bir çekimi sanmayın; ayrı bir kullanım olarak öğrenin.
Durum değişikliği: zrobiło się
Jest mevcut durumu anlatır; zrobiło się bir durumun ortaya çıkmasını veya değişmesini gösterebilir:
- Jest ciemno. — “Ortalık karanlık.”
- Zrobiło się ciemno. — “Hava karardı.”
- Było mi słabo. — “Kendimi halsiz hissediyordum.”
- Zrobiło mi się słabo. — “Birden fenalaştım.”
Türkçedeki “soğuk” ile “soğudu”, “karanlık” ile “karardı” farkını düşünmek yararlıdır. Lehçede yeni bir durumun başlangıcı ayrı bir kalıpla belirtilebilir. Bu kullanımda da mi durumu yaşayan kişiyi gösterir.
Geçmişte yapanı söylememek: -no ve -to
Haberlerde ve resmî anlatımda -no / -to ile biten geçmiş biçimler görebilirsiniz:
- Otwarto nowy most. — “Yeni bir köprü açıldı.”
- Zmieniono termin spotkania. — “Toplantının tarihi değiştirildi.”
Bu biçimler eylemin gerçekleştiğini söyler ama yapan kişiyi belirtmez. Trzeba było ise geçmişteki gerekliliği söyler. Trzeba było otworzyć most. — “Köprüyü açmak gerekiyordu” ile Otwarto most. — “Köprü açıldı” aynı bilgi değildir.
Bu cümlelerde işi yapanın belirtilmemesi önemli bir anlatım tercihidir. Türkçe çeviri edilgen görünse de Lehçedeki -no / -to biçimleri, być ile kurulan olağan edilgen yapılardan ayrıdır; yeni karşılaştığınız her örneği tek bir “edilgen” kalıbına indirgemeyin.
Fiilin görünüşü ve olumsuzluğun yeri
Görünüş, eylemin süreç veya alışkanlık olarak mı, yoksa tamamlanan bir bütün olarak mı ele alındığını gösterir. Temel kişisiz sözcük değişmez; bu ayrımı ardından gelen fiil taşır:
- Trzeba codziennie czytać. — “Her gün okumak gerekir.”
- Trzeba przeczytać tę wiadomość. — “Bu mesajı okumak gerekiyor.”
İlkinde tekrar eden etkinlik, ikincisinde belirli mesajı okuyup tamamlama öne çıkar. Mastar kullanmak, görünüş seçimini ortadan kaldırmaz.
Olumsuzluğun hangi parçaya ait olduğunu da izleyin:
- Nie warto odpowiadać. — “Cevap vermeye değmez.”
- Warto nie odpowiadać od razu. — “Hemen cevap vermemekte fayda var.”
İlkinde warto olumsuzlanır; ikincisinde yararlı bulunan şey, hemen cevap vermemektir. Türkçede iki cümle yakın önerilere dönüşebilse de Lehçede vurgulanan değerlendirme farklıdır.
Çalışma önerileri
Aynı eylemi üç farklı değerlendirmeyle söyleyin. Trzeba zarezerwować stolik. — “Masa ayırtmak gerekiyor”; Można zarezerwować stolik. — “Masa ayırtılabilir”; Warto zarezerwować stolik. — “Masa ayırtmakta fayda var.” Sonra her birini olumsuz yapın ve Türkçe anlamını yazın. Özellikle “gerekmez”, “yapılamaz” ve “değmez” farkını sesli söyleyin.
Bir günlük planını zamanlar arasında taşıyın. Trzeba zadzwonić — “Telefon etmek gerekiyor” cümlesini önce geçmişe, sonra geleceğe çevirin. Ardından aynı alıştırmayı można ve warto ile yapın. Gerekliliği söylemek ile eylemin gerçekleştiğini söylemenin farklı olduğunu her örnekte kontrol edin.
Ortam ile kendi hissinizi ayrı ayrı kaydedin. Dışarıdaki hava için Jest zimno — “Hava soğuk”, kendi durumunuz için Jest mi zimno — “Üşüyorum” yazın. Ertesi gün bunları było ile yeniden anlatın. Bir duyuru okuduğunuzda da cümlenin izin mi, zorunluluk mu, öneri mi bildirdiğini işaretleyin; yalnızca tek tek sözcüklerin çevirisini ezberlemeyin.
İlgili konular
- Ön bilgi: Być: olmak fiili — jest, było, będzie biçimlerini ve kişisel cümlelerle kişisiz durum cümlelerinin farkını anlamaya yardımcı olur.
- Sonraki adım: Mastar yapıları — mastarın başka sözcüklerle nasıl birleştiğini ve daha geniş cümlelerde nasıl kullanıldığını ele alır.