A2

İsveççede miktar ve parça-bütün ifadeleri

Mängduttryck

Bu makale, Settemila Lingue üzerindeki İsveççe dil bilgisi ağacının bir parçasıdır.

Kısaca

İsveççede tek tek sayılan şeylerle många (çok sayıda) ve få (az sayıda), miktar olarak düşünülen şeylerle mycket (çok) ve lite (biraz) kullanılır. “Yeterince” demek için bir adın önünde genellikle tillräckligt med, “gereğinden fazla” demek için för mycket veya för många kullanılır. Belirli bir grubun ya da bütünün bir kısmını anlatırken av devreye girer: några av gästerna “misafirlerin birkaçı”, lite av soppan “çorbanın birazı” demektir.

Genel bakış

Türkçede “çok kahve” ve “çok insan” derken aynı sözcüğü kullanırız. İsveççede ise kahveyi miktar, insanları tek tek sayılabilecek kişiler olarak düşündüğümüz için iki ayrı sözcük gerekir: mycket kaffe ve många människor. Aynı ayrım “az”, “daha fazla” ve “gereğinden fazla” gibi ifadelerde de karşınıza çıkar. Bu yüzden yalnızca sözcüklerin Türkçe karşılığını öğrenmek yetmez; neyi ölçtüğünüze de bakmanız gerekir.

Bu konu A2 düzeyinde alışveriş, yemek, para, zaman ve günlük ihtiyaçlardan söz ederken önem kazanır. Biraz daha çorba istemek, otobüste çok insan olduğunu söylemek ya da paranızın yettiğini belirtmek için bu yapılara ihtiyacınız olur. Burada ad, bir varlığı veya kavramı adlandıran sözcüktür; örneğin bok “kitap”, vatten “su” ve tid “zaman” birer addır.

Miktar bildirmekle bir bütünün içinden pay belirtmek de aynı şey değildir. Tre äpplen “üç elma”, tre av äpplena ise “elmaların üçü” demektir. İlk ifade yalnızca sayıyı söyler; ikincisi hangi elma grubundan söz edildiğinin bilindiğini gösterir. Önce günlük miktar sözcüklerini, ardından bu parça-bütün ilişkisini öğrenmek işinizi kolaylaştırır.

Nasıl kullanılır?

1. Sayı mı, miktar mı?

Sayılabilir ad, “bir, iki, üç…” diye tek tek sayabildiğiniz şeyi anlatır. Sayılamayan ad ise o kullanımda tek tek birimler yerine madde, süre veya genel miktar olarak düşündüğünüz şeyi anlatır. Bu, sözcüğün hiçbir zaman sayılamayacağı anlamına gelmez; hangi anlamda kullanıldığı önemlidir.

İsveççe Türkçe Seçimin nedeni
många böcker çok kitap Kitaplar tek tek sayılır.
få böcker az sayıda kitap Sayı azdır.
några böcker birkaç kitap Kesin sayı verilmez.
mycket vatten çok su Su miktar olarak düşünülür.
lite vatten biraz su Küçük bir miktar vardır.
mycket tid çok zaman Bir süre miktarı anlatılır.
lite pengar biraz para Para, bu kullanımda toplam miktardır.
många mynt çok sayıda bozuk para Tek tek madeni paralar sayılır.

Türkçe konuşanlar için önemli fark şudur: İsveççede många, få ve några sonrasında ad çoğul olur. Çoğul, birden fazla varlığı gösteren biçimdir: bok “kitap”, böcker “kitaplar”. Türkçedeki “çok kitap” yapısını örnek alıp İsveççede adı tekil bırakmayın: många böcker doğrudur.

Pengar “para” sözcüğü özellikle dikkat ister. Biçim olarak çoğuldur, ama genel para miktarı için mycket pengar ve lite pengar denir. “Çok para” demek için många pengar kullanmayın. Banknotları veya madeni paraları tek tek sayıyorsanız många sedlar “çok banknot”, många mynt “çok bozuk para” diyebilirsiniz.

2. Biraz ile az sayıda arasındaki fark

Lite genellikle “biraz” ya da bağlama göre “az” demektir. Få ise sayılabilir şeylerin sayısının az olduğunu söyler. Några da sayılabilir şeylerle kullanılır, fakat esas olarak “birkaç” anlamındadır; sayının yetersiz olduğunu tek başına söylemez.

  • Vi har lite bröd. — Biraz ekmeğimiz var.
  • Vi har få stolar. — Az sayıda sandalyemiz var.
  • Vi har några stolar. — Birkaç sandalyemiz var.

İkinci cümle sandalyelerin azlığını öne çıkarır; üçüncü cümle yalnızca birkaç sandalye bulunduğunu bildirir. Aynı nedenle få vänner “az sayıda arkadaş”, några vänner “birkaç arkadaş” demektir. Türkçede her ikisi bazen yakın anlamda kullanılsa da konuşanın bakışı aynı değildir.

Lite ile liten de karıştırılmamalıdır. Lite kaffe “biraz kahve” miktarını, en liten kopp “küçük bir fincan” nesnenin boyutunu anlatır. Liten bir sıfattır, yani adın nasıl olduğunu veya bir özelliğini belirtir. Bu sözcüğün biçimi ada göre değişebilir: ett litet glas “küçük bir bardak”. Miktar sözcüğü lite ise lite vatten “biraz su” ifadesinde böyle değişmez.

3. Yeterli miktar için tillräckligt med

Bir şeyin ihtiyacı karşılayacak kadar olduğunu söylerken en kullanışlı kalıp tillräckligt med + ad yapısıdır. Buradaki med, kalıbın parçasıdır; Türkçeye ayrıca “ile” diye çevrilmez.

  • Hon har tillräckligt med pengar. — Yeterince parası var.
  • Vi har tillräckligt med tid. — Yeterince zamanımız var.
  • Finns det tillräckligt med stolar? — Yeterince sandalye var mı?

Bu yapı hem miktarlarla hem sayılan şeylerle kullanılabilir. Tek tek sayılan varlıkların sayısını vurgulamak isterseniz tillräckligt många da kullanabilirsiniz: Vi har tillräckligt många stolar “Yeterli sayıda sandalyemiz var”. Bu iki cümle günlük durumda aynı ihtiyacı karşılar.

Bir özellikten söz ediyorsanız med kullanılmaz: Rummet är tillräckligt stort “Oda yeterince büyük”. Neyin yeterli olduğu konuşmadan belliyse yalnızca tillräckligt de yeterlidir: Det räcker. Vi har tillräckligt “Bu yeter. Yeterince var”.

4. Aşırılık ve yetersizlik için för

För, bu kullanımda bir sınırın aşıldığını gösterir. Türkçeye duruma göre “fazla”, “gereğinden fazla” veya “aşırı” diye çevrilir. Her “çok” ifadesinin karşılığı değildir.

İsveççe Türkçe Anlam
för mycket salt gereğinden fazla tuz Tuz miktarı fazla.
för många väskor gereğinden fazla çanta Çanta sayısı fazla.
för lite tid gereğinden az zaman Zaman yetersiz.
för få stolar gereğinden az sandalye Sandalye sayısı yetersiz.
för dyrt fazla pahalı Fiyat kabul edilen sınırın üstünde.
för varmt fazla sıcak Sıcaklık istenenden yüksek.

Det är mycket dyrt “Çok pahalı” der; Det är för dyrt “Fazla pahalı” der. İkincisinde bütçeniz, beklentiniz veya başka bir ölçüt açısından bir sorun vardır. Günlük konuşmada yalnızca güçlü bir pahalı olma derecesi anlatmak için väldigt dyrt “çok pahalı” da yaygındır.

Inte tillräckligt med ile för lite/för få çoğu durumda aynı soruna işaret eder: Vi har inte tillräckligt med tid ve Vi har för lite tid “Yeterince zamanımız yok / Zamanımız çok az” demektir. Buna karşılık yalnızca lite tid demek, zamanın mutlaka yetersiz olduğunu söylemez.

5. Ölçü ve kap ifadeleri

Bir maddeyi saymak için bir ölçü veya kap kullanabilirsiniz. Türkçedeki “bir bardak su”, “iki kilo patates” gibi, İsveççede de bu tür ifadeler çoğunlukla doğrudan yan yana gelir; araya av eklenmez.

  • ett glas vatten — bir bardak su
  • två koppar kaffe — iki fincan kahve
  • en liter mjölk — bir litre süt
  • ett kilo potatis — bir kilo patates
  • en bit ost — bir parça peynir
  • en skiva bröd — bir dilim ekmek

Böylece mycket kaffe “çok kahve” ile många koppar kaffe “çok sayıda fincan kahve” aynı maddeyi farklı biçimde anlatır. İkinci ifadede sayılan şey kahvenin kendisi değil, fincanlardır.

6. Belirli bir bütünün parçası için av

Av, burada parçanın hangi bütünden geldiğini gösterir. Türkçedeki “kitapların üçü”, “pastanın yarısı”, “bizden biri” ifadeleriyle karşılaştırabilirsiniz.

  • tre av böckerna — kitapların üçü
  • några av gästerna — misafirlerin birkaçı
  • lite av soppan — çorbanın birazı
  • hälften av kakan — pastanın yarısı
  • en av oss — bizden biri

Bu yapılarda bütün genellikle bellidir. İsveççede böckerna “kitaplar, sözünü ettiğimiz kitaplar” gibi belirli bir grubu gösterir. Belirli biçim, hangi varlıktan söz edildiğinin bilindiğini gösteren ad biçimidir; burada böcker “kitaplar” ile böckerna “o kitaplar” arasındaki ayrımı düşünün.

Jag köpte tre böcker “Üç kitap aldım” ile Jag köpte tre av böckerna “Kitapların üçünü aldım” aynı şeyi söylemez. İkinci cümlede daha önce görülen, konuşulan veya bağlamdan anlaşılan bir kitap grubu vardır. Her miktar ifadesine otomatik olarak av eklemek bu nedenle yanlıştır.

Bağlam içinde örnekler

Aşağıdaki örneklerde hem temel miktar ayrımına hem de konuşanın “yeterli mi, fazla mı?” değerlendirmesine dikkat edin.

İsveççe Türkçe Açıklama
Jag dricker mycket kaffe. Çok kahve içerim. Genel kahve miktarı anlatılıyor.
Det är många människor. Çok insan var. İnsanlar tek tek sayılabilir.
Hon har tillräckligt med pengar. Yeterince parası var. Para ihtiyacı karşılıyor.
Det är för dyrt. Fazla pahalı. Fiyat kabul edilen sınırı aşıyor.
Vill du ha lite mer soppa? Biraz daha çorba ister misin? Küçük bir ek miktar teklif ediliyor.
Vi har få lediga platser kvar. Az sayıda boş yerimiz kaldı. Boş yerlerin azlığı vurgulanıyor.
Jag köpte några äpplen på vägen hem. Eve gelirken birkaç elma aldım. Belirsiz, küçük bir sayı veriliyor.
Det finns för få stolar för alla gäster. Bütün misafirlere yetecek kadar sandalye yok. Sandalye sayısı yetersiz.
Du har lagt i för mycket salt. Gereğinden fazla tuz koymuşsun. Tuz miktarı fazla.
Vi behöver två liter mjölk. İki litre süte ihtiyacımız var. Ölçü ile madde arasına ek sözcük gelmiyor.
Några av gästerna kommer senare. Misafirlerin birkaçı daha sonra gelecek. Bilinen grubun bir bölümü anlatılıyor.
Vill du ha en bit av kakan? Pastadan bir parça ister misin? Belirli bir pastanın parçası teklif ediliyor.
En av oss måste stanna hemma. Birimizin evde kalması gerekiyor. Konuşanın da içinde olduğu gruptan biri seçiliyor.
Vi behöver fler tallrikar men mindre bröd. Daha fazla tabağa ama daha az ekmeğe ihtiyacımız var. Tabakların sayısı, ekmeğin miktarı karşılaştırılıyor.
Hur mycket kostar en kopp kaffe? Bir fincan kahve ne kadar? Fiyat soruluyor; fincanların sayısı değil.

Sık yapılan hatalar

1. Türkçedeki “çok” için her yerde mycket kullanmak

  • Yanlış: Jag har mycket böcker.
  • Doğru: Jag har många böcker. — Çok kitabım var.
  • Neden? Kitaplar tek tek sayılır. Mycket yerine många, ad olarak da çoğul böcker gerekir. Miktar olarak düşünülen tid “zaman” ile ise mycket tid “çok zaman” doğrudur.

2. Biraz kahve isterken liten demek

  • Yanlış: Jag vill ha liten kaffe.
  • Doğru: Jag vill ha lite kaffe. — Biraz kahve istiyorum.
  • Neden? İstenen kahvenin miktarıdır. Küçük boy bir kahve siparişi vermek istiyorsanız Jag vill ha en liten kaffe “Küçük boy bir kahve istiyorum” diyebilirsiniz. Burada bir içecek porsiyonundan söz ettiğiniz için yapı değişir.

3. Ölçü ile maddenin arasına av eklemek

  • Yanlış: Jag dricker ett glas av vatten.
  • Doğru: Jag dricker ett glas vatten. — Bir bardak su içiyorum.
  • Neden? Sıradan kap ve içerik ifadesinde av yoktur. Belirli bir sudan bir miktar anlatırken lite av vattnet “suyun birazı” denebilir; bu, başka bir yapıdır.

4. Yeterlilik kalıbında med sözcüğünü atlamak

  • Yanlış: Vi har tillräckligt pengar.
  • Doğru: Vi har tillräckligt med pengar. — Yeterince paramız var.
  • Neden? Adın önünde temel kalıp tillräckligt med biçimindedir. Bir özellik anlatan tillräckligt stort “yeterince büyük” yapısında ise med kullanılmaz.

5. Çok ile gereğinden fazlayı aynı saymak

  • Amaçlanan anlama uymayan: Jag har för mycket tid. — Gereğinden fazla zamanım var.
  • Yalnızca zamanınızın bol olduğunu söylemek için: Jag har mycket tid. — Çok zamanım var.
  • Neden? İlk cümle dil bilgisi bakımından doğrudur, ama zamanın ihtiyaçtan fazla olduğunu söyler. “Acele etmeme gerek yok” demek istiyorsanız för eklemek zorunda değilsiniz.

6. Belirli bir grubun içinden seçim yaparken av kullanmamak

  • Yanlış: Tre böckerna är nya.
  • Doğru: Tre av böckerna är nya. — Kitapların üçü yeni.
  • Neden? Belirli kitap grubunun içinden üç kitap seçiliyor. Yalnızca “Üç kitap yeni” demek için Tre böcker är nya kullanılabilir; bu cümlede aynı grup ilişkisi açıkça kurulmaz.

Kullanım notları

Soruyu doğru kurmak

Hur mycket? “Ne kadar?”, Hur många? “Kaç?” sorusudur. Hur mycket vatten behöver vi? “Ne kadar suya ihtiyacımız var?”; Hur många flaskor behöver vi? “Kaç şişeye ihtiyacımız var?” demektir. Türkçede “Ne kadar insan geldi!” gibi bir kullanım mümkün olsa da İsveççede insan sayısını sorarken Hur många människor kom? “Kaç kişi geldi?” yapısını seçin.

Fiyat sorusunda ise nesne sayılabilir olsa da hur mycket kullanılır: Hur mycket kostar biljetten? “Bilet ne kadar?” Burada bilet sayısı değil, para miktarı sorulur.

Konuşma dilindeki yaygın seçenekler

En del “bir miktar, bazı” anlamına gelebilir: en del arbete “bir miktar iş”, en del människor “bazı insanlar”. Belirli bir grubun bir bölümünü anlatmak için en del av gruppen “grubun bir bölümü” denir.

Massor av günlük dilde güçlü bir “bir sürü” ifadesidir: massor av tid “bir sürü zaman”, massor av böcker “bir sürü kitap”. Bu kalıptaki av, belirli bir grubun seçilmesini gerektirmez; ifadeyi bir bütün olarak öğrenin. Benzer biçimde en kopp kaffe kalıbına bakıp her miktar ifadesinin aynı kurala uyduğunu varsaymayın.

Lite grann, küçük bir miktarı veya dereceyi konuşma dilinde anlatır: Jag förstår lite grann “Biraz anlıyorum”. Nötr yazı dilinde çoğu zaman yalnızca lite yeterlidir. Få ise kendi başına kaba değildir, ama azlığı öne çıkardığı için några ile aynı etkiyi yaratmaz.

Temelin ötesinde

Bu bölümdeki ayrıntıları başlangıçta hemen kullanmanız gerekmez. Ancak karşılaştırmalarda, alışverişte ve daha uzun metinlerde sık sık karşınıza çıkarlar.

Daha fazla ve daha az

Karşılaştırma, iki miktarın ya da sayının birbirine göre durumunu anlatmaktır. Temel ayrım burada da sürer:

İsveççe Türkçe Kullanım
mer kaffe daha fazla kahve Miktar artar.
mindre kaffe daha az kahve Miktar azalır.
fler koppar daha fazla fincan Sayı artar.
färre koppar daha az fincan Sayı azalır.
mest kaffe en çok kahve En büyük miktar belirtilir.
flest koppar en çok fincan En büyük sayı belirtilir.
minst kaffe en az kahve En küçük miktar belirtilir.
färst koppar en az fincan En küçük sayı belirtilir.

Färst doğru bir biçimdir, ancak diğerlerine göre daha az yaygındır; anlamı korumak için cümle farklı da kurulabilir. Başlangıçta asıl hedefiniz mer/mindre ile fler/färre ayrımını yerleştirmek olsun. Günlük dilde sayı için de mindre duyabilirsiniz, fakat özenli yazıda färre personer “daha az kişi” gibi kullanımları tercih edin.

İki örnek farkı gösterir: Vi behöver mer mat “Daha fazla yiyeceğe ihtiyacımız var”; Vi behöver fler tallrikar “Daha fazla tabağa ihtiyacımız var”. Bir karşılaştırma noktası eklemek için än kullanılır: Hon dricker mindre kaffe än jag “Benden daha az kahve içiyor”.

Aynı sözcüğün farklı bakışlarla kullanılması

Jag dricker mycket kaffe “Çok kahve içerim” cümlesinde kahve bir maddedir. Kafede Två kaffe, tack “İki kahve, lütfen” denmesi ise iki porsiyon içecek anlamına gelir. Sayılabilirlik yalnızca nesnenin fiziksel özelliği değildir; sözcüğü o anda nasıl kullandığınızla da ilgilidir.

Benzer biçimde mycket tid “çok zaman” ile många gånger “birçok kez” ayrıdır. Türkçede ikisi de miktar fikri taşısa da İsveççede birinde süre, diğerinde tekrar sayısı öne çıkar. Yeni bir ad öğrenirken yalnızca karşılığını değil, doğal miktar eşleşmesini de not etmek yararlıdır.

Yarım ve yarısı

En halv veya ett halvt, tek bir şeyin yarım birimini anlatır. Adın en/ett türü, İsveççede adları iki gruba ayıran özelliktir; halv biçimi buna uyar: en halv liter mjölk “yarım litre süt”, ett halvt äpple “yarım elma”.

Hälften av ise bilinen bütünün yarısını belirtir: hälften av mjölken “sütün yarısı”, hälften av äpplena “elmaların yarısı”. En halv liter mjölk sabit bir ölçüdür; hälften av mjölken miktarı ne olursa olsun eldeki sütün yarısıdır. İkisini her durumda aynı kabul etmeyin.

Sıfatla birlikte miktar

Miktar ifadesi ile ad arasına bir özellik gelebilir. Många gamla böcker “çok sayıda eski kitap”, lite kallt vatten “biraz soğuk su” demektir. İlk örnekte gamla, kitapların çoğul olduğunu; ikincide kallt, vatten adının ett türünde olduğunu yansıtır. Miktar sözcüğü, sıfatın ada uyma kuralını ortadan kaldırmaz.

Olumsuzlukta bakış açısı

Inte mycket “pek fazla değil”, inte många “pek çok değil” demektir. Jag har inte mycket tid “Pek fazla zamanım yok” cümlesi azlığı öne çıkarır. Jag har lite tid “Biraz zamanım var” ise aynı koşulda eldeki küçük miktarı öne çıkarabilir. İkisinin kesin olarak aynı dakika sayısını gösterdiğini düşünmeyin; konuşanın amacı da önemlidir.

Benzer bir anlam inceliği några få ifadesinde vardır: Bara några få personer kom “Yalnızca birkaç kişi geldi”. Burada några “birkaç” bilgisini verirken få ve bara sayının azlığını daha belirgin kılar.

Çalışma önerileri

  1. Alışveriş listenizi iki sütuna ayırın. Bir tarafa miktar olarak aldıklarınızı, öbür tarafa tek tek saydıklarınızı yazın. Sonra lite ris “biraz pirinç”, många äpplen “çok elma” gibi eşleşmeler kurun. Aynı şeyi bir kapla yeniden söyleyin: mycket kaffe “çok kahve” → många koppar kaffe “çok sayıda fincan kahve”.
  2. Tek bir durumu dört biçimde anlatın. Örneğin sandalye sayısı için några stolar “birkaç sandalye”, många stolar “çok sandalye”, tillräckligt med stolar “yeterince sandalye” ve för få stolar “gereğinden az sandalye” deyin. Böylece sayı bildirmekle yeterlilik değerlendirmesi yapmak arasındaki farkı duyarsınız.
  3. Bütün ve parça çiftleri oluşturun. Tre äpplen “üç elma” ile tre av äpplena “elmaların üçü” ifadelerini yan yana yazın. Ardından aynı denemeyi misafirler, kitaplar ve çorbayla yapın. Her seferinde “Hangi gruptan ya da hangi bütünden?” sorusunun cevaplanıp cevaplanmadığını kontrol edin.

İlgili konular

Diğer A2 kavramları

Bu kavram diğer dillerde

Tüm dillerde karşılaştır