A2

Norveççede miktar ve parça bildiren ifadeler

Mengdeuttrykk

Bu makale, Settemila Lingue üzerindeki Norveççe dil bilgisi ağacının bir parçasıdır.

Kısaca

Norveççede miktarı tek tek saymadığınız şeylerle mye kullanılır: mye kaffe “çok kahve”; sayılabilen şeylerle mange kullanılır: mange mennesker “çok insan”. Litt “biraz”, nok “yeterince”, for mye / for mange ise “gereğinden fazla” demektir. Bir miktarı doğrudan belirtirken litt vann “biraz su”, belirli bir bütünün bir kısmını anlatırken litt av vannet “suyun birazı” denir.

Genel bakış

Markette ne kadar meyve alacağınızı, kahveye ne kadar süt istediğinizi ya da bir iş için yeterli zamanınız olup olmadığını anlatırken miktar ifadelerine ihtiyaç duyarsınız. Bu konu A2 düzeyinde özellikle önemlidir: Artık yalnızca nesnelerin adını söylemek değil, onların azlığını, çokluğunu ve ihtiyaca göre yeterli olup olmadığını açıklamak gerekir. Buradaki örnekler Norveççenin Bokmål yazı diline göredir.

Türkçede “çok su”, “çok kitap” ve “çok pahalı” derken aynı çok sözcüğünü kullanabiliriz. Norveççede bu üç kullanım farklıdır: mye vann, mange bøker, veldig dyrt. Dolayısıyla Türkçe cümledeki “çok” sözcüğüne bakmak tek başına yetmez; onun neyi anlattığını da düşünmek gerekir. Miktar mı bildiriliyor, nesne sayısı mı, yoksa bir özellik mi güçlendiriliyor?

Bir başka önemli fark da çoğuldur. Türkçede “üç kitap”, “birkaç kitap”, “çok insan” derken ad genellikle tekil kalır. Norveççede bu tür sayılabilen miktarların ardından çoğul biçim kullanılır: tre bøker, noen bøker, mange mennesker. Önce bu temel ayrımları öğrenmek yeterlidir; belirli bir grubun üyelerini seçme ve anlam incelikleri daha sonra ele alınacaktır.

Nasıl kullanılır?

1. Önce sayılabilen ile sayılamayanı ayırın

Ad, bir varlığı, şeyi veya kavramı adlandıran sözcüktür: kitap, süt, zaman gibi. Sayılabilen adlar, bir, iki, üç diye tek tek sayılabilen varlıkları anlatır. Sayılamayan adlar ise ilgili kullanımda bir maddeyi, toplam miktarı veya soyut bir kavramı anlatır; onları genellikle litre, kilo, süre gibi ölçülerle belirtiriz.

Norveççe Türkçe Kullanım
mye vann çok su Toplam miktar
mye tid çok zaman Süre miktarı
mye arbeid çok iş İş yükü
mange flasker çok şişe Tek tek sayılan nesneler
mange timer çok saat Sayılan zaman birimleri
mange oppgaver çok görev Ayrı ayrı sayılan işler

Mye sayılamayan adın, mange ise sayılabilen adın çoğul biçiminin önüne gelir. Flertall, Norveççede “çoğul” demektir; örneğin bok “kitap”, bøker “kitaplar”dır. Çoğul biçimler her zaman aynı ekle kurulmadığı için yeni bir sayılabilen adı öğrenirken çoğulunu da kaydetmek yararlıdır.

  • Vi har mye tid. — Çok zamanımız var.
  • Vi har mange timer igjen. — Daha çok saatimiz var.

İki cümle benzer bir durumu anlatabilir; ilkinde zaman bir toplam, ikincisinde saatler sayılabilen birimler olarak görülür. Ayrım, yalnızca gerçek dünyadaki nesneye değil, seçtiğiniz ada da bağlıdır.

2. “Biraz” ile “az” aynı şey değildir

Litt, küçük ama var olan bir miktarı belirtir. Lite, miktarın azlığını öne çıkarır; bağlama göre yetersizlik de hissettirebilir. Sayılabilen şeylerde “birkaç” için noen veya et par, az sayıda olduklarını vurgulamak için få kullanılır.

Norveççe Türkçe Anlam odağı
litt melk biraz süt Küçük bir miktar var
lite melk az süt Miktar düşük
noen epler birkaç elma Belirsiz sayıda elma var
et par epler iki elma / birkaç elma Genellikle iki, bazen yaklaşık küçük bir sayı
få epler az sayıda elma Elma sayısı düşük

Türkçedeki “Biraz vaktim var” ile “Az vaktim var” karşıtlığı iyi bir başlangıçtır:

  • Jeg har litt tid. — Biraz vaktim var.
  • Jeg har lite tid. — Vaktim az.

İlk cümlede kısa da olsa bir şey yapma olanağı sunabilirsiniz. İkincisinde zamanınızın kısıtlı olduğunu söylersiniz. Ancak lite her zaman “yetersiz”, litt de her zaman “yeterli” demek değildir; bu sonuç konuşulan durumdan çıkar.

3. “Yeterince” için nok

Nok, ihtiyacı karşılayacak miktarı anlatır. Hem sayılamayan hem sayılabilen adlarla kullanılır ve adın cinsiyetine veya sayısına göre değişmez.

  • Vi har nok mat. — Yeterince yiyeceğimiz var.
  • Vi har nok stoler. — Yeterince sandalyemiz var.
  • Hun har nok penger. — Yeterince parası var.

Burada penger “para” anlamında kullanılan çoğul bir addır. Türkçede “para” dediğimiz için Norveççede de tekil veya sayılamayan bir biçim beklemeyin. Genel olarak “çok para” mange penger şeklinde söylenir.

Adla birlikte nok genellikle adın önündedir: nok tid “yeterince zaman”. Bir özellik içinse o özelliği bildiren sözcüğün arkasına gelir:

  • Rommet er stort nok. — Oda yeterince büyük.
  • Du snakker høyt nok. — Yeterince yüksek sesle konuşuyorsun.

Sıfat, bir şeyin büyük, küçük, pahalı gibi özelliğini anlatan sözcüktür. Zarf ise burada konuşmak gibi bir eylemin nasıl yapıldığını açıklar. Başlangıçta şu karşıtlığı hatırlamak yeterlidir: nok + ad, ama özellik + nok.

4. “Çok” ile “gereğinden fazla”yı ayırın

Mye ve mange, miktarın yüksek olduğunu söyler; bunun kötü veya gereksiz olduğunu tek başına belirtmez. For eklendiğinde bir sınırın aşıldığı anlatılır.

Norveççe Türkçe Anlam
mye kaffe çok kahve Yüksek miktar
for mye kaffe gereğinden fazla kahve Miktar fazla geliyor
mange biler çok araba Yüksek sayı
for mange biler gereğinden fazla araba Sayı uygun sınırı aşıyor
veldig dyrt çok pahalı Fiyatın yüksekliği
for dyrt fazla pahalı Almak için uygun değil veya bütçeyi aşıyor

Det er for dyrt. “Fazla pahalı” demektir. Buradaki for, Türkçedeki “için” gibi çevrilmez; özelliğin aşırı derecede olduğunu gösterir. Buna karşılık Det er veldig dyrt yalnızca “Çok pahalı” der. Pahalı olmasına rağmen satın almayı düşünüyor olabilirsiniz.

Aynı yapı azlık için de kullanılabilir:

  • Vi har for lite tid. — Gereğinden az zamanımız var.
  • Vi har for få stoler. — Sandalye sayımız yetersiz.

İlkinde süre, ikincisinde sayılan nesneler söz konusu olduğu için lite / få ayrımı korunur.

5. Ölçü ve kap ifadeleri

Bir maddeyi litreyle, kiloyla veya bir kapla ölçebilirsiniz. Bu durumda sayı, maddenin kendisini değil, ölçü birimini ya da kabı sayar.

  • en liter melk — bir litre süt
  • to liter melk — iki litre süt
  • en kopp kaffe — bir fincan kahve
  • tre kopper kaffe — üç fincan kahve
  • et stykke brød — bir parça ekmek

Liter sözcüğünün burada iki sayısından sonra da aynı biçimde kaldığına dikkat edin; buna karşılık kopp çoğulda kopper olur. Her ölçü birimine gelişigüzel çoğul eki eklemeyin.

Bu temel yapılarda ölçü veya kap ile madde arasına normalde av koyulmaz: en kopp kaffe. Türkçede “bir fincan kahve” demeniz bu yapıyı anlamayı kolaylaştırır. Kahvenin belirli bir kısmını seçmek ise farklı bir yapıdır.

6. Bir bütünün parçası için av

Parça bildiren yapı, bilinen bir bütünün ne kadarından veya hangi üyelerinden söz edildiğini gösterir. Norveççede bu anlam sık sık av ile kurulur. Av, burada “-den/-dan” veya “...nın bir kısmı” ilişkisini anlatır.

  • Jeg drakk litt vann. — Biraz su içtim.
  • Jeg drakk litt av vannet. — Suyun birazını içtim.
  • Mange mennesker kom. — Çok insan geldi.
  • Mange av gjestene kom tidlig. — Konukların çoğu erken geldi.

İlk ve üçüncü cümlede genel miktar ya da sayı vardır. İkinci cümlede belli bir su, dördüncüde belli bir konuk grubu içinden bir bölüm seçilir. Belirli biçim, konuşan ve dinleyenin hangi varlıktan söz edildiğini anlayabildiği ad biçimidir: vann “su”, vannet “söz konusu su”; gjester “konuklar”, gjestene “söz konusu konuklar”.

Av sonrasında her zaman ekli belirli bir ad bulunmak zorunda değildir. Bir kişi sözcüğüyle de grup seçilebilir: noen av oss “bazılarımız”, mange av dem “onların çoğu”. Temel nokta, av yapısının bir referans grubu veya bütünü göstermesidir.

Bağlam içinde örnekler

Aşağıdaki cümleleri alışveriş, ev işleri ve günlük planlar içinde düşünün. Türkçe karşılıkları ezberlemek yerine, kalın yazılmış ifadenin miktar mı, sayı mı, yeterlilik mi anlattığını belirleyin.

Norveççe Türkçe Açıklama
Jeg drikker mye kaffe. Çok kahve içerim. Kahve toplam miktar olarak ele alınır.
Det er mange mennesker. Çok insan var. İnsanlar tek tek sayılabilir.
Hun har nok penger. Yeterince parası var. İhtiyacı karşılayan miktar.
Det er for dyrt. Fazla pahalı. Fiyat uygun sınırı aşar.
Kan jeg få litt melk i kaffen? Kahveme biraz süt alabilir miyim? Küçük miktar isteyen bir rica.
Vi har lite tid før toget går. Tren kalkmadan önce az vaktimiz var. Zamanın kısıtlı olduğu vurgulanır.
Jeg kjøpte noen epler til turen. Gezi için birkaç elma aldım. Belirsiz, küçük bir sayı.
Det er få butikker åpne på søndag. Pazar günü açık olan mağaza sayısı az. Açık mağazaların sayısı düşüktür.
Du har tatt for mye salt i suppen. Çorbaya gereğinden fazla tuz koymuşsun. Madde miktarı aşırı.
Vi har for mange kofferter. Gereğinden fazla valizimiz var. Sayılan eşyalar fazla.
Har vi nok stoler til alle? Herkese yetecek kadar sandalyemiz var mı? Sayılabilen adla yeterlilik.
Jeg trenger to kopper kaffe. İki fincan kahveye ihtiyacım var. Sayılan şey fincanlardır.
Noen av gjestene spiser ikke kjøtt. Konukların bazıları et yemiyor. Bilinen bir gruptan bazı kişiler seçilir.
Vi brukte litt av pengene på mat. Paranın birazını yiyeceğe harcadık. Belirli paranın bir bölümü.
Denne jakken er stor nok. Bu ceket yeterince büyük. Nok, özelliğin arkasındadır.

Sık yapılan hatalar

1. Türkçedeki “çok” için her yerde mye kullanmak

  • Yanlış: Det er mye mennesker her.
  • Doğru: Det er mange mennesker her. — Burada çok insan var.
  • Neden? İnsanlar sayılabilir; bu nedenle mange gerekir. Türkçede her ikisinde de “çok” diyebilmeniz Norveççedeki ayrımı ortadan kaldırmaz.

2. Mange sonrasında adı tekil bırakmak

  • Yanlış: Jeg har mange bok.
  • Doğru: Jeg har mange bøker. — Çok kitabım var.
  • Neden? Türkçede “çok kitap” doğaldır, ama Norveççede sayılabilen ad çoğul olmalıdır. Aynı ilke noen bøker “birkaç kitap” için de geçerlidir.

3. Her küçük miktarı litt ile anlatmak

  • Yanlış: Jeg kjøpte litt epler.
  • Doğru: Jeg kjøpte noen epler. — Birkaç elma aldım.
  • Neden? Bütün elmalar tek tek sayılır. Litt ise litt frukt “biraz meyve” gibi toplam miktar anlatan kullanımlara uygundur. Az sayıda elma aldığınızı vurgulamak isterseniz få epler kullanabilirsiniz.

4. Nok sözcüğünü sıfatın önüne koymak

  • Yanlış: Rommet er nok stort. — “Oda yeterince büyük” anlamı hedefleniyorsa.
  • Doğru: Rommet er stort nok. — Oda yeterince büyük.
  • Neden? Yeterlilik bildiren nok, sıfattan sonra gelir. Nok stort başka bir bağlamda “muhtemelen büyük” anlamına gelebilir; bu, miktar bildiren kullanım değildir.

5. For mye ile yalnızca yoğunluğu anlatmak

  • Yanlış seçim: Jeg liker denne sangen for mye. — Yalnızca “Bu şarkıyı çok seviyorum” demek istiyorsanız.
  • Doğru seçim: Jeg liker denne sangen veldig godt. — Bu şarkıyı çok seviyorum.
  • Neden? For mye, gereğinden fazla olduğunu düşündürür. Güçlü beğeni ile aşırılık aynı değildir.

6. Genel miktara gereksiz av eklemek

  • Yanlış: Jeg vil ha litt av melk.
  • Doğru: Jeg vil ha litt melk. — Biraz süt istiyorum.
  • Neden? Genel bir miktar söylenirken av gerekmez. Belirli sütten bir miktar istiyorsanız litt av melken “sütün birazı” denebilir.

Kullanım notları

Günlük konuşmada olumlu cümlelerde de mye kullanılır

Mye yalnızca sorulara veya olumsuz cümlelere özgü değildir. Jeg drikker mye kaffe “Çok kahve içerim” gibi olumlu cümlelerde de tamamen doğaldır. Masse ve en del de günlük dilde sık görülür:

  • Vi har masse mat. — Bir sürü yiyeceğimiz var.
  • Det kom en del folk. — Epey insan geldi.

Masse daha konuşma dili havası taşıyabilir. En del ise bağlama göre “bir miktar”, “epey” veya “azımsanmayacak kadar” anlamı verir. Başlangıçta bunları tanımak yararlıdır; kesin bir sayı bildirdiklerini düşünmeyin.

Rica ederken litt yumuşatabilir

Kan du vente litt? “Biraz bekleyebilir misin?” cümlesinde litt, süreyi küçültmenin yanında ricayı daha hafif gösterebilir. Kan du hjelpe meg litt? “Bana biraz yardım edebilir misin?” de aynı şekilde kullanılır. Sözcük gerçek bir miktar belirtse bile konuşmadaki etkisi yalnızca ölçmek değildir.

Soruda ve olumsuzlukta noen

Noen olumlu cümlede “bazı” veya “birkaç” olabilir. Ancak soruda “hiç ... var mı?”, olumsuz cümlede “hiç ... yok” karşılıkları daha doğal olabilir:

  • Har du noen spørsmål? — Sormak istediğin bir şey var mı?
  • Jeg har ikke noen spørsmål. — Hiç sorum yok.

Bu nedenle noen gördüğünüz her cümleyi “birkaç” diye çevirmeyin. Özellikle soru ve olumsuzluklarda cümlenin bütününe bakın.

Temelin ötesinde: ileri kullanımlar

İlk aşamada mye / mange, litt / få, nok ve for ayrımlarını kullanabilmeniz yeterlidir. Aşağıdaki noktalar, okurken veya daha ayrıntılı konuşurken karşınıza çıkacak inceliklerdir.

Aynı madde, farklı bakış açısı

Bir adın sayılabilen mi sayılamayan mı olduğu, bazen o anda neyi kastettiğinize bağlıdır. Kahve normalde madde veya içecek olarak ele alınır: mye kaffe “çok kahve”. Kafede ise to kaffe “iki kahve” denebilir; burada iki porsiyon ya da iki fincan istenir. Başlangıç için to kopper kaffe daha açık bir seçimdir.

Benzer biçimde brød hem ekmek maddesini hem bütün ekmekleri anlatabilir:

  • Vi spiser mye brød. — Çok ekmek yeriz.
  • Bakeren lager mange brød hver morgen. — Fırıncı her sabah çok sayıda ekmek yapar.

İkinci cümlede brød çoğulda da aynı görünür. Bu nedenle “Sonunda çoğul eki yoksa sayılamaz” gibi bir kural kurmayın. Önemli olan, adın cümlede tek tek ürünleri mi, toplam maddeyi mi anlattığıdır.

Daha çok, daha az ve en çok

Miktarları karşılaştırırken başlangıçtaki ayrım sürer. Karşılaştırma, iki miktardan hangisinin daha büyük veya küçük olduğunu söylemektir.

Norveççe Türkçe Kullanım
mye – mer – mest çok – daha çok – en çok Madde veya toplam miktar
mange – flere – flest çok – daha çok – en çok Sayılabilen varlıklar
lite – mindre – minst az – daha az – en az Madde veya toplam miktar
få – færre – færrest az sayıda – daha az sayıda – en az sayıda Sayılabilen varlıklar
  • Vi trenger mer tid. — Daha fazla zamana ihtiyacımız var.
  • Vi trenger flere stoler. — Daha fazla sandalyeye ihtiyacımız var.
  • Jeg drikker mindre kaffe nå. — Artık daha az kahve içiyorum.
  • Det er færre biler her i dag. — Bugün burada daha az araba var.

Flere her zaman açık bir karşılaştırma içermek zorunda değildir: Jeg har flere spørsmål “Birkaç sorum var” anlamında da kullanılabilir. Önceki sorulara ek olarak söylenirse “Daha başka sorularım var” anlamı öne çıkar.

Mange av ile de fleste aynı değildir

Mange av studentene “öğrencilerin birçoğu” demektir; grubun yarısından fazlası olmak zorunda değildir. De fleste studentene ise “öğrencilerin çoğu”, yani büyük kısmı anlamına gelir. Türkçedeki “çoğu” sözcüğü iki kullanım arasında kayabildiğinden, oran önemliyse bu farkı gözetin.

  • Mange av studentene jobber ved siden av studiene. — Öğrencilerin birçoğu okurken çalışıyor.
  • De fleste studentene besto eksamen. — Öğrencilerin çoğu sınavı geçti.

Bir bütündeki payı daha kesin vermek için halvparten av “yarısı” kullanılabilir: Halvparten av gjestene kom tidlig “Konukların yarısı erken geldi”. Resten av maten ise “yiyeceğin kalanı” demektir. Bunlar da aynı bütün-parça ilişkisine dayanır.

Nok her zaman yeterlilik bildirmez

Nok bazen konuşanın tahminini bildirir:

  • Det er nok riktig. — Bu muhtemelen doğru.
  • Hun kommer nok snart. — Herhâlde yakında gelir.

Bu kullanımda bir miktarın yeterliliği ölçülmez. Karşılaştırın: Maten er varm nok “Yemek yeterince sıcak”; Maten er nok varm “Yemek muhtemelen sıcaktır”. Sözcüğün yeri ve cümlenin anlamı birlikte değerlendirilmelidir.

İsim olmadan miktar belirtmek

Neyden söz edildiği belliyse ad tekrar edilmeyebilir:

  • Vil du ha mer kaffe? Nei takk, jeg har nok. — Daha kahve ister misin? Hayır, teşekkürler; bendeki yeterli.
  • Hvor mange kommer? Bare noen få. — Kaç kişi geliyor? Yalnızca birkaç kişi.

Ayrıca Jeg jobber mye “Çok çalışıyorum” cümlesinde mye, bir adın değil, çalışma eyleminin miktarını veya sıklığını anlatır. Temel mye / mange kuralı adla kullanılan miktar ifadeleri içindir; her cümlede mutlaka görünür bir ad aramayın.

Çalışma önerileri

  1. Kendi alışveriş listenizi ikiye ayırın. Su, süt, kahve gibi toplam miktarları bir tarafa; elma, şişe, yumurta gibi sayılan şeyleri diğer tarafa yazın. Her biriyle önce mye / mange, sonra litt / noen kullanarak kısa cümleler kurun. “Türkçede nasıl söylüyorum?” yerine “Norveççede hangi adı seçtim?” sorusunu sorun.

  2. Aynı durumu üç farklı değerlendirmeyle anlatın. Bir toplantı hazırladığınızı düşünün: Vi har mange stoler “Çok sandalyemiz var”, Vi har nok stoler “Yeterince sandalyemiz var”, Vi har for mange stoler “Gereğinden fazla sandalyemiz var”. Ardından aynı çalışmayı tid “zaman” ile yapın. Böylece sayılabilirlik ile yeterlilik değerlendirmesini birbirine karıştırmazsınız.

  3. Genel miktarı belirli bir parçaya dönüştürün. Litt kaffe “biraz kahve” ifadesini litt av kaffen “kahvenin birazı”; noen gjester “birkaç konuk” ifadesini noen av gjestene “konukların bazıları” yapın. Her çiftte ikinci ifadenin hangi kahveyi veya hangi konuk grubunu kastettiğini bir cümleyle açıklayın.

İlgili konular

Diğer A2 kavramları

Bu kavram diğer dillerde

Tüm dillerde karşılaştır