Yoruba dilinde karmaşık cümle yapıları
Ìṣọ̀kan Gbólóhùn Ìjìnlẹ̀
Bu makale, Settemila Lingue üzerindeki Yorubaca dil bilgisi ağacının bir parçasıdır.
Kısaca
Yoruba dilinde uzun bir cümleyi anlamanın anahtarı, her küçük cümlenin kime ve hangi bilgiye bağlandığını izlemektir. Tí bir kişiyi veya şeyi tanımlayan bölüm kurabilir; pé söylenen ya da düşünülen içeriği başlatır; bí … bá koşul bildirir. Ni ile bir öğe öne çıkarılabilir; ti ve ń gibi işaretler ise bulundukları bölümde eylemin tamamlanmış mı, sürmekte mi olduğunu gösterir.
Genel bakış
Türkçede “Dün gördüğüm adamın geleceğini söylediğini duydum” gibi bir cümlede çok sayıda bilgi birkaç sözcüğün sonundaki eklerle birbirine bağlanır. Yoruba dilinde aynı tür ilişkiler çoğunlukla ayrı sözcüklerle ve açık cümle parçalarıyla kurulur. Bu nedenle Türkçe cümleyi sözcük sözcük aktarmak yerine, önce “Kim, ne yaptı; bunu kim söyledi?” sorularını ayırmak gerekir.
Bu konu C1 düzeyinde, daha önce öğrenilmiş yapıların birlikte kullanılmasına dayanır. Burada yan cümle, başka bir cümlenin içinde görev yapan küçük cümle; ana cümle ise bütünün temel yargısını taşıyan bölüm demektir. Bir kişiyi tanımlayan yan cümlenin içine bir başkasının sözü yerleşebilir. Koşul bildiren bölüm de kendi içinde başka bir kişiyi tanımlayabilir.
Bu yapılar yalnızca resmî metinlerde görülmez. Birine haber iletirken, belli bir kişiyi tarif ederken veya bir kararın gerekçesini açıklarken de gerekir. İleri düzeyde amaç mümkün olduğunca uzun cümle kurmak değil; bilgi sırasını, eylemlerin zaman ilişkisini ve konuşanın vurgusunu anlaşılır biçimde düzenlemektir.
Yapı nasıl kurulur?
1. Önce temel yargıyı bulun
Özne eylemi yapanı veya hakkında konuşulanı, nesne ise eylemin doğrudan etkilediği kişiyi ya da şeyi belirtir. Yoruba dilindeki yaygın temel diziliş özne–fiil–nesnedir; Türkçede fiilin çoğunlukla sonda bulunmasına alışkınsanız bu fark özellikle uzun cümlelerde önem kazanır.
Mo rí ọkùnrin náà. — “O adamı gördüm.”
Burada mo “ben”, rí “görmek”, ọkùnrin náà ise “o adam” anlamındadır. Şimdi adamı tanımlayan bir bölüm ekleyelim:
Mo rí ọkùnrin tí ó kọ lẹ́tà náà. — “O mektubu yazan adamı gördüm.”
Ana yargı hâlâ “Adamı gördüm”dür. Tí ó kọ lẹ́tà náà bölümü hangi adamdan söz edildiğini açıklar. Türkçedeki “mektubu yazan” ifadesi addan önce gelirken Yoruba dilindeki tanımlayıcı bölüm addan sonra gelir. Ad, burada kişi, nesne veya kavramın adı olan sözcüktür.
2. Tí ile tanımlanan kişiyi izleyin
İlgi cümlesi, bir kişiyi veya şeyi “hangi?” sorusuna cevap vererek tanımlayan yan cümledir. Bu dersteki temel ilgi yapısı ad + tí + açıklama biçimindedir. Açıklamanın içindeki kişinin görevi önemlidir:
| Yoruba dilinde yapı | Türkçesi | Kişinin görevi |
|---|---|---|
| Ọkùnrin tí ó rí mi | Beni gören adam | Adam görme eylemini yapar. |
| Ọkùnrin tí mo rí | Gördüğüm adam | Görme eylemini ben yaparım; görülen adamdır. |
| Ẹni tí mo fi lẹ́tà ránṣẹ́ sí | Kendisine mektup gönderdiğim kişi | Kişi, gönderimin yöneldiği alıcıdır. |
İlk satırdaki ó, “o” anlamında, adamı yeniden işaret eder. İkinci satırda özne mo olduğu için ó eklenmez. Üçüncü satırda ise sí alıcıya yönelmeyi gösterir. Türkçedeki “kendisine” karşılığını düşünerek bu küçük sözcüğü atlamamak gerekir.
Birbiri ardına gelen iki tí mutlaka aynı yapısal ilişkiyi kurmaz. İkisi aynı kişiye ayrı özellikler ekleyebilir; biri diğerinin içindeki başka bir ada da bağlanabilir. Bunu yalnızca bağlayıcı sayarak değil, her bölümün öznesini ve anlamını belirleyerek çözün.
3. Pé ile söylenen içeriği açın
İçerik cümlesi, söylenen, bilinen veya düşünülen şeyin ne olduğunu veren bölümdür. Pé bu tür bir içeriği başlatır:
Ó sọ pé ó fẹ́ lọ. — “Gitmek istediğini söyledi.”
İlk ó, söyleyen kişidir. İkinci ó, gitmek isteyen kişidir. Bağlama göre bunlar aynı kişi olabilir; ancak yalnızca aynı sözcüğün kullanılması bunu kesinleştirmez. Yoruba dilindeki bu zamir Türkçedeki “o” gibi kendi başına kadın–erkek ayrımı yapmaz. Birden fazla kişi varsa adı tekrarlamak daha açık olabilir.
Tí ile pé birbirinin yerine kullanılmaz. Ọkùnrin tí ó sọ pé… yapısında tí, adamı tanımlayan bölümü; pé ise adamın ne söylediğini açar. Türkçede bunları sırasıyla “... diyen adam” ve “... olduğunu” gibi oldukça farklı ekli yapılarla karşılarız.
4. Koşulun içine başka bir yan cümle yerleştirin
Bí o bá rí ẹni tí mo fi lẹ́tà ránṣẹ́ sí, sọ fún un pé mo ti dé.
“Kendisine mektup gönderdiğim kişiyi görürsen, ona geldiğimi söyle.”
Cümleyi üç görev üzerinden okuyun:
- Bí o bá rí ẹni… — “... kişiyi görürsen”: koşulu kurar.
- Tí mo fi lẹ́tà ránṣẹ́ sí — “kendisine mektup gönderdiğim”: kişiyi tanımlar.
- Sọ fún un pé mo ti dé — “ona geldiğimi söyle”: yapılması istenen işi ve iletilecek haberi verir.
Buradaki o “sen”, mo “ben”dir. Fún un, “ona” anlamıyla haberin alıcısını belirtir. Cümle uzun olsa da kişilerin görevleri birbirine karışmazsa yapı kolaylaşır. Bu koşul örneğindeki bá, tamamlanmışlık işareti değildir; bí ile birlikte koşul yapısının parçasıdır.
5. Sıralı fiiller ile bağlaçlı cümleleri ayırın
Sıralı fiil yapısı, araya her defasında “ve” koymadan birkaç fiilin tek bir bağlantılı olayı anlattığı yapıdır. Yoruba dilinde bu olanak yaygındır:
Ó mú ìwé wá. — “Kitap getirdi.”
Mú alma veya taşıma anlamını verirken wá hareketin buraya doğru olduğunu belirtir. Türkçede bütünün karşılığı çoğu zaman tek fiildir. Dolayısıyla her Yoruba fiilini ayrı bir Türkçe cümleye dönüştürmek gerekmez.
Ó lọ sí ọjà ra ẹja. — “Balık almak için pazara gitti.”
Burada giden ve satın alan aynı kişidir. Türkçede amaç ilişkisini “almak için” ile açıkça belirtiriz; Yoruba örneğinde fiillerin bağlantısı ve bağlam bu okumayı sağlar. Yine de her art arda fiili koşulsuzca aynı kalıba sokmayın: ayrı öznesi, olumsuzluğu veya belirgin zaman çerçevesi olan bir bölüm bağımsız bir cümle olabilir.
Ó ra ẹja, ó sì padà sí ilé. — “Balık aldı, sonra da eve döndü.”
Bu örnekte ikinci ó yeni bir cümle bölümünü başlatır; sì olayları birbirine bağlar. İki anlatımın farkı yalnızca “ve var mı, yok mu?” değildir; ikinci eylemin ayrı bir yargı olarak sunulması da önemlidir.
6. Ni ile bilginin odağını değiştirin
Odak, konuşanın özellikle öne çıkardığı bilgidir. Ni içeren yapılar “Kim?”, “Ne?” gibi sorulara verilen cevabı veya bir karşıtlığı belirginleştirebilir:
Adé ni mo rí. — “Gördüğüm kişi Adé’ydi.”
Mo rí Adé. — “Adé’yi gördüm.”
İki cümle aynı temel olayı anlatabilir; fakat ilkinde özellikle kişinin kimliği öne çıkar. Ni öğesini her yerde basitçe Türkçedeki “-dır” ile eşitlemek bu farkı gizler.
Ohun tí ó ṣe pàtàkì jùlọ ni pé a gbọ́dọ̀ ṣiṣẹ́. — “En önemli şey, çalışmamız gerektiğidir.”
Burada önce ohun tí… ile “... olan şey” biçiminde bir çerçeve hazırlanır. Ardından ni pé… ile o şeyin ne olduğu açıklanır. Cümle hem tanımlayıcı bir yan cümleyi hem de içerik bildiren bir yan cümleyi birleştirir.
7. Tamamlanma ve sürme bilgisini yerel okuyun
Görünüş, eylemin bitmiş, sürmekte veya alışkanlık hâlinde sunulmasıdır; olayın takvimdeki zamanı ile aynı şey değildir. Bu konuda iki küçük işareti ayırmak özellikle önemlidir:
- Tí, yukarıdaki örneklerde tanımlayıcı yan cümleyi başlatır.
- Ti, fiilden önce tamamlanmışlık bildirir: mo ti dé — “geldim / varmış bulunuyorum”.
- Ń, fiilden önce eylemin sürmekte olduğunu gösterebilir: ó ń ṣiṣẹ́ — “çalışıyor”.
Ó sọ pé Adé ti dé. — “Adé’nin geldiğini söyledi.”
Ó sọ pé Adé ń ṣiṣẹ́. — “Adé’nin çalışmakta olduğunu söyledi.”
İlk cümlede varma tamamlanmış olarak sunulur; ikincisinde çalışma sürmektedir. Söyleme fiilinin geçmişte anlaşılması, bütün yan cümleleri otomatik olarak tek bir geçmiş zaman kalıbına sokmaz. Türkçede bağlama göre “çalışıyordu” veya “çalışıyor” dememiz gerekebilir; Yoruba cümlesini yorumlarken ilgili zaman noktası ve çevredeki anlatım birlikte değerlendirilir.
Bağlam içinde örnekler
Aşağıdaki örneklerde önce ana yargıyı, sonra onun içine yerleşen bilgiyi bulun. Özellikle ilk üç cümle, aynı temel araçların farklı amaçlarla nasıl birleştiğini gösterir.
| Yoruba dilinde | Türkçesi | Dikkat edilecek nokta |
|---|---|---|
| Ọkùnrin tí mo rí tí ó sọ pé ó fẹ́ lọ ni bàbá rẹ̀. | Gördüğüm, gitmek istediğini söyleyen adam senin baban. | İki tanımlayıcı bölüm aynı adamla ilgilidir; gitmek isteyen de bu okumada adamdır. |
| Bí o bá rí ẹni tí mo fi lẹ́tà ránṣẹ́ sí, sọ fún un pé mo ti dé. | Kendisine mektup gönderdiğim kişiyi görürsen, ona geldiğimi söyle. | Koşul, kişiyi tanımlayan bölüm ve iletilecek haber birleşir. |
| Ohun tí ó ṣe pàtàkì jùlọ ni pé a gbọ́dọ̀ ṣiṣẹ́. | En önemli şey, çalışmamız gerektiğidir. | Önce konu çerçevesi kurulur, sonra içeriği verilir. |
| Mo mọ̀ pé obìnrin tí ó ń sọ̀rọ̀ ni olùkọ́ wa. | Konuşmakta olan kadının öğretmenimiz olduğunu biliyorum. | Bilinen içerik kendi içinde kişiyi tanımlayan bir bölüm taşır. |
| Adé sọ pé òun ti rí lẹ́tà tí mo kọ. | Adé, yazdığım mektubu gördüğünü söyledi. | Bu bağlamda òun, aktarılan sözün sahibi Adé’yi işaret eder. |
| Ẹni tí mo fẹ́ bá sọ̀rọ̀ kò sí nílé. | Konuşmak istediğim kişi evde değil. | Kişiyi tanımlayan bölüm olumludur; evde bulunma olumsuzdur. |
| Mo gbọ́ pé Adé sọ pé ìpàdé náà ti parí. | Adé’nin toplantının bittiğini söylediğini duydum. | Bir haberin içinde başka bir aktarım vardır. |
| Ó mú ìwé tí mo béèrè fún wá. | İstediğim kitabı getirdi. | Kitabı tanımlayan bölüm, getirme yapısının içine yerleşir. |
| Ó lọ sí ọjà ra ẹja, ó sì padà sí ilé. | Balık almak için pazara gitti, sonra da eve döndü. | Bağlantılı fiilleri ayrı bir sonraki yargı izler. |
| Lẹ́yìn tí mo ka lẹ́tà náà, mo pe Adé. | Mektubu okuduktan sonra Adé’yi aradım. | Zaman ilişkisi lẹ́yìn tí ile açıkça belirtilir. |
| Bí Adé bá sọ pé òun kò lè wá, a ó bẹ̀rẹ̀ láìsí rẹ̀. | Adé gelemeyeceğini söylerse onsuz başlayacağız. | Olumsuzluk, koşulun içindeki gelebilme bilgisine aittir. |
| Ìwé tí mo rà ni mo mú wá. | Getirdiğim, satın aldığım kitaptı. | Tanımlanmış bir nesne odak konumuna taşınır. |
Sık yapılan hatalar
1. Tí ile ti yazımını aynı saymak
- Yanlış: Mo mọ̀ pé ó tí dé.
- Doğru: Mo mọ̀ pé ó ti dé. — “Geldiğini biliyorum.”
- Neden? Burada gereken, tamamlanmışlığı belirten ti biçimidir. Ton işareti, yalnızca süs veya vurgu değildir; farklı dilbilgisel biçimleri ayırabilir.
2. Tí yerine pé kullanmak
- Yanlış: Mo rí ọkùnrin pé ó kọ lẹ́tà náà.
- Doğru: Mo rí ọkùnrin tí ó kọ lẹ́tà náà. — “O mektubu yazan adamı gördüm.”
- Neden? Amaç bir sözün içeriğini aktarmak değil, hangi adamdan söz edildiğini belirtmektir. Bu görevde tí gerekir.
3. Yan cümledeki özneyi düşürmek
- Yanlış: Ó sọ pé fẹ́ lọ.
- Doğru: Ó sọ pé ó fẹ́ lọ. — “Gitmek istediğini söyledi.”
- Neden? Türkçede “istediğini” sözcüğünün sonu kişi bilgisini taşıyabilir. Yoruba dilinde bu çekim yoktur; bu örnekte yan cümlenin öznesi olan ó korunur. Bunu bütün fiil dizilerinde özne tekrarlanır diye genellemeyin: sıralı fiiller farklı bir yapıdır.
4. Alıcıyı belirleyen sí öğesini atlamak
- Yanlış: Ẹni tí mo fi lẹ́tà ránṣẹ́ — “kendisine mektup gönderdiğim kişi” anlamı amaçlandığında.
- Doğru: Ẹni tí mo fi lẹ́tà ránṣẹ́ sí — “Kendisine mektup gönderdiğim kişi.”
- Neden? Bu yapıda sondaki sí, tanımlanan kişinin gönderimin yöneldiği alıcı olduğunu gösterir. Onu atlamak, kişinin olay içindeki görevini değiştirir veya belirsizleştirir.
5. Olumsuzluğu yanlış bölüme yerleştirmek
- Anlama göre yanlış: Mi ò sọ pé Adé ti dé. — “Adé’nin geldiğini söylemedim.”
- Amaçlanan anlam için doğru: Mo sọ pé Adé kò tíì dé. — “Adé’nin henüz gelmediğini söyledim.”
- Neden? İlkinde söyleme eylemi reddedilir; ikincisinde söylenen içerik olumsuzdur. İlk cümle dilbilgisel olarak doğrudur ama ikinci anlamı vermez. Kò tíì, “henüz ... değil” anlamını kurar.
Kullanım notları
Resmî açıklamalarda “En önemli şey ...”, “Bildiğimiz şey ...” gibi çerçeveler bilgiyi düzenlemeye yardımcı olur. Ancak uzunluk tek başına resmiyet sağlamaz. Aynı cümleye çok fazla tí ve pé yerleştirmek, özellikle birkaç kişinin sözünü aktarıyorsanız, okuyucuyu zorlar. İki açık cümle, tek bir dolambaçlı cümleden daha iyi olabilir.
Konuşmada dinleyici kişileri bağlamdan çıkarabilir. Yazıda bu destek daha zayıftır. Bir paragrafta iki kişi varsa sürekli ó kullanmak yerine kritik noktada Adé gibi bir adı yineleyin. Bu tekrar anlatım kusuru değil, belirsizliği önleme yoludur. Ayrıca “o” biçimlerini Türkçeye çevirirken kaynak cümlede bulunmayan bir kadın–erkek ayrımı eklemeyin.
Virgül, uzun koşul veya zaman bölümünün nerede bittiğini göstermeye yardımcı olur; fakat kimin kimi tanımladığını tek başına belirlemez. Önce dilbilgisel bağlantıyı çözün, sonra noktalama ile okuma kolaylığı sağlayın. Yoruba yazımındaki alt noktalı harfleri ve ton işaretlerini de koruyun; özellikle tí, ti ve ń ayrımı bu konuda doğrudan anlam taşır.
İleri kullanım: bağlantı, bakış açısı ve kapsam
Birbirini izleyen yan cümleler mi, iç içe yapılar mı?
Ọkùnrin tí mo rí tí ó sọ pé ó fẹ́ lọ ni bàbá rẹ̀.
Bu örnekte “gördüğüm” ve “gitmek istediğini söyleyen” açıklamaları aynı adamı tarif eder. Pé ó fẹ́ lọ ise söyleme eyleminin içeriğidir. Dolayısıyla her yeni bağlayıcı cümleyi aynı biçimde bir kat daha derine gömmez: bazı parçalar aynı kişiye ek bilgi verirken bazıları başka bir parçanın içine yerleşir.
Şimdi farklı bir ilişkiye bakın:
Mo rí ọkùnrin tí ọmọ rẹ̀ kọ lẹ́tà náà. — “Çocuğu o mektubu yazan adamı gördüm.”
Mektubu yazan adam değil, onun çocuğudur. Ọmọ rẹ̀ “onun çocuğu” demektir. Tanımlanan adın her zaman yan cümledeki eylemi yapan kişi olduğunu varsaymayın. Türkçede de “çocuğu yazan adam” ile “yazan adam” arasındaki farkı açıkça kurmamız gerekir.
Aktarılan sözde kimin bakış açısı korunur?
Adé sọ pé òun ti rí lẹ́tà náà. — “Adé, o mektubu gördüğünü söyledi.”
Bu kullanımda òun, aktarılan sözün sahibine dönük okumayı destekler. Aynı aktarımın içinde birden fazla ó bulunduğunda ortaya çıkabilecek karışıklığı azaltabilir. Bununla birlikte òun biçimini her yerde ó yerine koyulabilen otomatik bir araç gibi öğrenmeyin; vurgulu zamir olarak başka kullanımları da vardır. Kendi metninizde kararsız kalırsanız adı açıkça söylemek güvenli bir çözümdür.
Olumsuzluğun kapsamını sınayın
Kapsam, bir işaretin cümlenin hangi bölümünü etkilediğidir. Şu iki cümlenin farkı yalnızca bir sözcüğün yeri değildir:
Mi ò mọ̀ pé ó ti dé. — “Geldiğini bilmiyorum.”
Mo mọ̀ pé kò tíì dé. — “Henüz gelmediğini biliyorum.”
İlkinde bilme durumu, ikincisinde gelme durumu olumsuzdur. Aynı denetimi koşullarda da yapın: “Gelmezse söyle” ile “Gelirse söyleme” aynı talimat değildir. Uzun bir cümleyi bitirdiğinizde her olumsuzluk için “Tam olarak neyi reddediyorum?” diye sormak çok işe yarar.
Tamamlanmışlık bütün cümleye yayılmaz
Mo mọ̀ pé ọkùnrin tí ó ń ṣiṣẹ́ níbẹ̀ ti dé. — “Orada çalışan adamın geldiğini biliyorum.”
Burada ń ṣiṣẹ́ adamı tanımlayan bölümün içindedir; ti dé ise o adamın varışının tamamlandığını bildirir. Bir bölümde süren bir durum, başka bölümde tamamlanmış bir olay bulunabilir. Bunları Türkçeye aktarırken her işarete sabit bir ek aramak yerine olay ilişkisini koruyun. Özellikle bir anlatıdaki “o sırada”, “şimdi” ve “daha önce” ayrımlarını çevredeki cümlelerle birlikte değerlendirin.
Çalışma önerileri
- Cümleyi bağlantılarına göre işaretleyin. İlk uzun örnekte ana yargının, adamı tanımlayan iki bölümün ve söylenen içeriğin altını farklı biçimlerde çizin. Her tí için “Neyi tanımlıyor?”, her pé için “Kimin hangi sözünü veya düşüncesini açıyor?” sorusunu cevaplayın.
- Üç aşamada genişletin. Mo rí ọkùnrin náà — “O adamı gördüm” cümlesinden başlayın. Sonra adamı tanımlayın; en son onun söylediği bir içeriği ekleyin. Her aşamada önceki ana yargının değişip değişmediğini kontrol edin. Türkçe çeviriyi en başta değil, yapıyı kurduktan sonra yazın.
- Anlam çiftleri hazırlayın. Aynı içeriği önce “geldiğini söylemedim”, sonra “henüz gelmediğini söyledim” biçiminde kurun. Ardından iki kişilik kısa bir haber aktarımı yazıp zamirlerin kimi gösterdiğini belirtin. Bir zamirin gönderimi açıklanamıyorsa onu adla değiştirin.
İlgili konular
- Ön bilgi: Tí ile ilgi cümleleri — Bir kişiyi veya şeyi tanımlayan temel yapıyı sağlamlaştırır; burada işlenen iç içe cümlelerin başlangıç noktasıdır.