B2

Norveççede koşul cümleleri

Kondisjonalsetninger

Bu makale, Settemila Lingue üzerindeki Norveççe dil bilgisi ağacının bir parçasıdır.

Kısaca

Norveççede hvis “eğer” anlamındadır: Hvis du kommer, blir jeg glad. — “Gelirsen sevinirim.” Şimdiki zamana ilişkin bir varsayımda geçmiş zaman biçimi kullanılır: Hvis jeg hadde penger, ville jeg reise. — “Param olsaydı seyahat ederdim.” Geçmişte gerçekleşmeyen bir koşul için hadde + fiilin üçüncü biçimi, sonuç için de çoğunlukla ville ha + fiilin üçüncü biçimi kullanılır: Hvis jeg hadde visst, ville jeg ha kommet. — “Bilseydim gelirdim.” Koşul bölümü baştaysa sonuç bölümünün çekimli fiili özneden önce gelir.

Genel bakış

Koşul cümleleri, bir sonucun hangi durumda ortaya çıkacağını anlatır. Hava güzel olursa yürüyüşe çıkmak, daha fazla zamanınız olsa bir arkadaşınıza yardım etmek, treni kaçırmasaydınız toplantıya yetişmiş olmak: Bu üç durumda koşulun zamanla ve gerçeklikle ilişkisi farklıdır. Norveççede bu fark, yalnızca hvis sözcüğüyle değil, iki bölümdeki fiil biçimleriyle de gösterilir.

Bu konu B2 düzeyinde özellikle varsayımsal durumlar ve geçmişe dönük pişmanlıklarla derinleşir. B1 düzeyinde öğrenilen ville ve kunne yapıları burada tam bir cümle içinde kullanılır. Açıklamalar ve örnekler Norveççenin Bokmål yazı biçimine dayanır; günlük konuşmalardaki telaffuz farklılıklarını ezberlemek bu konunun amacı değildir.

Türkçede “gelirse, gelse, gelseydi” ayrımı sezgisel bir başlangıç sağlar. Ancak Türkçedeki -se/-sa ekini Norveççede tek bir ekle karşılayamazsınız. Norveççede ayrı bir bağlaç, yani cümle bölümlerini birbirine bağlayan sözcük kullanılır; fiil zamanı ve sözcük sırası da ayrıca ayarlanır. Özellikle Türkçenin fiili sona koyma alışkanlığı, Norveççe koşul cümlelerinde hataya yol açabilir.

Yapı nasıl kurulur?

1. Koşul bölümü ve sonuç bölümü

Bir koşul cümlesinin iki parçasını ayırın:

  • Koşul yan cümlesi: Tek başına burada tamamlanmış bir mesaj vermeyen, koşulu bildiren bölüm. Hvis du kommer — “Gelirsen”.
  • Ana cümle: Sonucu bildiren ve tek başına da cümle olabilen bölüm. Jeg blir glad — “Sevinirim”.

Koşul önce de sonra da gelebilir:

  • Hvis du kommer, blir jeg glad. — “Gelirsen sevinirim.”
  • Jeg blir glad hvis du kommer. — “Gelirsen sevinirim.”

İlk düzende koşul bölümünden sonra virgül konur. Koşul sonda olduğunda, bu tür sıradan cümlelerde hvis önüne virgül konmaz.

Özne, eylemi yapan veya hakkında bilgi verilen kişidir; örneğin jeg “ben”. Çekimli fiil, zamanı belli olan fiildir; burada blir. Norveççe ana cümlede çekimli fiil ikinci öğede bulunur. Öğe bir sözcük olabileceği gibi uzun bir bölüm de olabilir. Baştaki Hvis du kommer bütünüyle birinci öğedir; bu yüzden ardından blir jeg, jeg blir değil, gelir.

Düzen Norveççe Türkçe
Önce koşul Hvis det regner, tar vi bussen. Yağmur yağarsa otobüse bineriz.
Önce sonuç Vi tar bussen hvis det regner. Yağmur yağarsa otobüse bineriz.
Koşul ve ek bağlayıcı Hvis det regner, så tar vi bussen. Yağmur yağarsa o zaman otobüse bineriz.

Så, bu kullanımda “o zaman” gibi bir bağlantı kurar; zorunlu değildir. Kullanırsanız yine så tar vi sırasını korursunuz. Türkçede “eğer” sözcüğünü atıp “Yağarsa…” diyebilirsiniz; Norveççede ise normal hvis yapısından bağlacı silmek yeterli değildir. Bağlaçsız koşulun ayrı bir fiil sırası vardır; bunu ileride göreceksiniz.

2. Gerçek veya gerçekleşmesi mümkün koşul

Koşulu açık bir olasılık olarak sunarken hvis + presens kullanılır. Presens, fiilin şimdiki/geniş zaman biçimidir. Sonuçta da çoğu zaman aynı zaman biçimi yeterlidir:

  • Hvis du kommer i morgen, lager jeg middag. — “Yarın gelirsen yemek yaparım.”
  • Hvis vannet fryser, blir det til is. — “Su donarsa buza dönüşür.”

İlk cümle gelecekteki bir olasılığı, ikincisi genel bir ilişkiyi anlatır. Kommer biçimi yalnızca “şu anda geliyorsun” demek değildir; i morgen “yarın” gibi bir ifade varsa gelecek zamana da gönderme yapabilir.

Sonuç bölümünü her zaman aynı kalıba sıkıştırmayın. İhtiyaca göre kan “yapabilir”, må “yapmak zorunda” veya bir emir kullanılabilir:

  • Hvis du blir forsinket, kan du ringe meg. — “Gecikirsen beni arayabilirsin.”
  • Hvis du er syk, må du bli hjemme. — “Hastaysan evde kalmalısın.”
  • Hvis du trenger hjelp, ring meg. — “Yardıma ihtiyacın olursa beni ara.”

Emir, birinden bir şey yapmasını isteyen fiil biçimidir; ring “ara” demektir. Emir cümlesinde ayrıca özne bulunması gerekmez. Dolayısıyla “koşul baştaysa mutlaka fiilden sonra özne gelir” kuralı, emirleri değil, öznesi olan bildirme cümlelerini tarif eder.

3. Şimdiye veya geleceğe ilişkin varsayım

Gerçek durumdan uzaklaşıp “öyle olsaydı” diye düşünürken koşul bölümünde preteritum, yani fiilin yalın geçmiş zaman biçimi kullanılır. Sonuçta yaygın yapı ville + mastardır. Mastar, fiilin çekimsiz sözlük biçimidir; reise “seyahat etmek” gibi. Ville sonrasında å kullanılmaz.

  • Hvis jeg hadde penger, ville jeg reise. — “Param olsaydı seyahat ederdim.”
  • Hvis jeg bodde nærmere, ville jeg gå til jobben. — “Daha yakında otursaydım işe yürüyerek giderdim.”
  • Hvis jeg var deg, ville jeg vente. — “Senin yerinde olsam beklerdim.”

Buradaki hadde, bodde ve var biçimleri geçmişte yaşanmış olayları anlatmak zorunda değildir. Bağlamda şu anki durumdan veya gelecekteki bir varsayımdan söz ediliyor olabilir. Türkçede de “Vaktim olsa yarın gelirdim” derken geçmişteki bir gelişten söz etmeyiz.

Bu yapı çoğu zaman koşulun gerçek olmadığını veya gerçekleşmesinin uzak görüldüğünü düşündürür. Ancak bir cümle biçiminden tek başına kesin olasılık yüzdesi çıkarılmaz. Konuşan kişi durumu temkinli biçimde hayal ediyor da olabilir. Var günlük Bokmål için normal biçimdir; varsayım kurmak için özel ve ayrı bir fiil çekimi öğrenmeniz gerekmez.

Kunne + mastar, sonucun bir imkân veya yetenek olduğunu öne çıkarır:

  • Hvis jeg hadde mer tid, kunne jeg hjelpe deg. — “Daha fazla vaktim olsa sana yardım edebilirdim.”

Ville hjelpe “yardım ederdim”, kunne hjelpe ise “yardım edebilirdim” anlamını öne çıkarır. Koşul aynı kalırken sonuçtaki tutum değişir.

4. Geçmişte gerçekleşmeyen koşul

Artık değiştirilemeyen bir geçmiş olayı farklı hayal ederken temel yapı şudur:

Hvis + özne + hadde + üçüncü fiil biçimi, ville + özne + ha + üçüncü fiil biçimi.

“Üçüncü fiil biçimi” ile perfektum partisipp, yani har/hadde gibi yardımcı fiillerden sonra kullanılan biçim kastedilir: visst, kommet, tatt gibi. Yardımcı fiil, asıl eylemin zamanını veya anlamını kurmaya yardım eden fiildir; burada hadde, ville ve ha bu görevdedir.

  • Hvis jeg hadde visst, ville jeg ha kommet. — “Bilseydim gelirdim.”
  • Hvis vi hadde tatt en tidligere buss, ville vi ha rukket toget. — “Daha erken bir otobüse binseydik trene yetişirdik.”

İlk cümlede kişi o sırada bilmiyordu ve gelmedi. İkincisinde daha erken otobüse binilmedi; sonuç da buna göre farklı oldu. Türkçede geçmiş sonuç için her zaman “gelmiş olurdum” demeyiz; “gelirdim” de geçmiş bağlamda doğal olabilir. Norveççede ise ville reise ile ville ha reist arasındaki zaman farkını görünür biçimde koruyun.

Mastar Yalın geçmiş Üçüncü biçim Türkçe anlamı
vite visste visst bilmek
komme kom kommet gelmek
ta tok tatt almak; bir araca binmek
reise reiste reist seyahat etmek
hjelpe hjalp hjulpet yardım etmek
ha hadde hatt sahip olmak

Özellikle hadde sözcüğünü doğru çözümleyin. Hvis jeg hadde penger “Param olsaydı” cümlesinde hadde, “sahip olmak” fiilidir. Hvis jeg hadde hatt penger “O sırada param olsaydı” cümlesinde ilk hadde yardımcı fiil, hatt ise “sahip olmak” fiilinin üçüncü biçimidir. İkinci yapı koşulu geçmişe yerleştirir.

5. Olumsuzlukta sözcük sırası

Ikke “değil” veya “-me/-ma” anlamıyla olumsuzluk kurar. Koşul yan cümlesinde genellikle özne ile çekimli fiil arasındadır; ana cümlede ise çekimli fiilden sonra gelir:

  • Hvis du ikke kommer, blir jeg skuffet. — “Gelmezsen hayal kırıklığına uğrarım.”
  • Hvis jeg ikke hadde vært syk, ville jeg ha kommet. — “Hasta olmasaydım gelirdim.”
  • Hvis du kommer, blir jeg ikke skuffet. — “Gelirsen hayal kırıklığına uğramam.”

Sonuç başa alınırsa: Jeg ville ikke ha kommet hvis jeg hadde vært syk. — “Hasta olsaydım gelmezdim.” Türkçede olumsuzluğu fiilin içinde gösterdiğiniz için ikke sözcüğünün yerini ayrıca kontrol etmek yararlıdır.

Bağlam içinde örnekler

Aşağıdaki örneklerde yalnızca fiile değil, konuşanın koşulu açık bir olasılık mı yoksa varsayım mı olarak sunduğuna bakın.

Norveççe Türkçe Açıklama
Hvis du kommer, blir jeg glad. Gelirsen sevinirim. Gerçekleşmesi mümkün koşul.
Vi spiser ute hvis været er fint. Hava güzel olursa dışarıda yeriz. Koşul sonda; ana cümlenin sırası değişmez.
Hvis butikken er stengt, handler vi i morgen. Dükkân kapalıysa yarın alışveriş yaparız. Şimdiki durum, gelecekteki karar.
Hvis du ikke finner adressen, ring meg. Adresi bulamazsan beni ara. Olumsuz koşul ve emir.
Hvis du har tid, kan vi ta en kaffe. Vaktin varsa bir kahve içebiliriz. Sonuç bir öneri.
Hvis jeg hadde penger, ville jeg reise. Param olsaydı seyahat ederdim. Şimdiki duruma ilişkin varsayım.
Hvis vi bodde i Oslo, ville vi bruke bilen mindre. Oslo'da yaşasaydık arabayı daha az kullanırdık. Hayal edilen yaşam koşulu.
Hvis jeg var deg, ville jeg snakke med sjefen. Senin yerinde olsam patronla konuşurdum. Tavsiye verme.
Hadde jeg tid, ville jeg hjelpe. Vaktim olsa yardım ederdim. Hvis olmadan kurulan koşul.
Hvis jeg hadde visst, ville jeg ha kommet. Bilseydim gelirdim. Geçmişte gerçekleşmeyen koşul ve sonuç.
Hvis du hadde sendt meldingen tidligere, ville jeg ha sett den. Mesajı daha erken gönderseydin görürdüm. Geçmişte zamanında ulaşmayan bilgi.
Hvis vi hadde bestilt i går, kunne vi ha fått billigere billetter. Dün rezervasyon yapsaydık daha ucuz biletler bulabilirdik. Geçmişte kaçırılan imkân.
Hvis jeg hadde lagt meg tidligere, ville jeg vært mindre trøtt nå. Daha erken yatsaydım şimdi daha az yorgun olurdum. Geçmiş koşulun şimdiki sonucu.

Sık yapılan hatalar

1. Baştaki koşuldan sonra özneyi fiilin önüne koymak

  • Yanlış: Hvis det regner, vi tar bussen.
  • Doğru: Hvis det regner, tar vi bussen. — “Yağmur yağarsa otobüse bineriz.”
  • Neden? Baştaki yan cümle ilk öğeyi doldurur; sonuç bölümünde çekimli fiil özneden önce gelir. Türkçedeki sözcük sırasını doğrudan taşımayın.

2. Hvis bölümünde ana cümlenin olumsuzluk sırasını kullanmak

  • Yanlış: Hvis du kommer ikke, blir jeg skuffet.
  • Doğru: Hvis du ikke kommer, blir jeg skuffet. — “Gelmezsen hayal kırıklığına uğrarım.”
  • Neden? Hvis ile başlayan yan cümlede ikke, çekimli fiilden önce gelir.

3. Ville sonrasında å kullanmak

  • Yanlış: Hvis jeg hadde fri, ville jeg å reise.
  • Doğru: Hvis jeg hadde fri, ville jeg reise. — “İzinli olsaydım seyahat ederdim.”
  • Neden? Ville sonrasında mastar doğrudan gelir. Başka yapılarda gördüğünüz å reise biçimini buraya taşımayın.

4. Hadde sonrasında yalın geçmiş kullanmak

  • Yanlış: Hvis jeg hadde visste, ville jeg ha kommet.
  • Doğru: Hvis jeg hadde visst, ville jeg ha kommet. — “Bilseydim gelirdim.”
  • Neden? Visste yalın geçmiş, visst ise yardımcı fiille kullanılan üçüncü biçimdir. Hadde sonrasında ikinci değil üçüncü biçimi seçin.

5. Tamamlanmış geçmiş sonucu şimdiki varsayım gibi kurmak

  • Kastedilen geçmiş anlam için uygun değil: Hvis vi hadde tatt en taxi, ville vi rekke møtet i går.
  • Doğru: Hvis vi hadde tatt en taxi, ville vi ha rukket møtet i går. — “Taksiye binseydik dün toplantıya yetişirdik.”
  • Neden? I går “dün” ve bağlam, sonucun geçmişte tamamlanmış olacağını gösterir. Ville ha rukket bu anlamı açıkça kurar. Farklı zamanları birleştirmek mümkündür, ancak bunun anlamı da farklı olur.

Kullanım notları

Hvis ile når arasındaki fark

Hvis, “eğer” diyerek koşulu açık bırakır. Når, “-dığında” diyerek çoğu zaman beklenen olayın zamanını veya tekrarlanan bir durumu öne çıkarır:

  • Hvis du kommer i morgen, lager jeg middag. — “Yarın gelirsen yemek yaparım.”
  • Når du kommer i morgen, lager jeg middag. — “Yarın geldiğinde yemek yaparım.”

İkinci cümlede geliş beklenmektedir; birinci cümlede geliş koşul olarak sunulur. Bu farkı “hvis her zaman belirsiz, når her zaman kesin” diye mutlaklaştırmayın: Genel alışkanlıklarda iki yapı benzer durumları anlatabilir. Når jeg er i Bergen, besøker jeg søsteren min. — “Bergen'deyken kız kardeşimi ziyaret ederim” cümlesi, tekrarlanan bir zaman ilişkisi kurar.

Om da koşul bildirebilir

Om, bazı bağlamlarda hvis yerine kullanılır: Om du har tid, kan vi snakke nå. — “Vaktin varsa şimdi konuşabiliriz.” Ancak om her yerde “eğer” değildir. Jeg vet ikke om han kommer. — “Gelip gelmeyeceğini bilmiyorum” cümlesinde koşul kurmaz; bilinmeyen bir durumu bildirir. Türkçeye aktarırken yalnızca bağlaca değil, bütün cümleye bakın.

Geçmiş sonuçta ha bazen kullanılmaz

Ville ha kommet ve ville kommet biçimleriyle karşılaşabilirsiniz. Örneğin Hvis jeg hadde visst det, ville jeg kommet. — “Bunu bilseydim gelirdim.” Bu kullanımda ha bulunmasa da kommet üçüncü biçim olarak kalır; yapı ville komme ile aynı değildir. Kendi yazınızda başlangıçta ville ha kommet biçimini kullanmak, zaman ayrımını daha görünür tutar.

Koşul cümleleri yalnızca pişmanlık için değildir. Hvis du har tid, kan vi snakke litt? — “Vaktin varsa biraz konuşabilir miyiz?” gibi bir soru, karşıdakine seçim alanı bırakır. Naziklik için her koşulu gerçekdışı geçmiş yapıya çevirmeniz gerekmez.

İleri kullanım ve ince ayrımlar

1. Hvis olmadan koşul kurmak

Bağlaç kaldırıldığında koşul bölümünün çekimli fiili başa alınır:

  • Hadde jeg tid, ville jeg hjelpe. — “Vaktim olsa yardım ederdim.”
  • Hadde jeg visst det, ville jeg ha sagt fra. — “Bunu bilseydim haber verirdim.”
  • Skulle du trenge hjelp, kan du ringe. — “Yardıma ihtiyacın olursa arayabilirsin.”

Bu yapı yazıda, özlü ifadelerde ve bazı yerleşik tekliflerde sık karşınıza çıkar. Mutlaka eski veya aşırı resmî değildir; yine de üretirken hvis yapısı daha kolay bir başlangıçtır. Hadde jeg tid? tek başına “Vaktim var mıydı?” sorusu olabilir. Virgülün ardından gelen sonuç ve bağlam, burada soru değil koşul olduğunu gösterir.

2. Geçmiş koşul, şimdiki sonuç

Koşul ile sonuç aynı zaman diliminde olmak zorunda değildir:

  • Hvis jeg hadde studert medisin, ville jeg vært lege nå. — “Tıp okusaydım şimdi doktor olurdum.”
  • Hvis vi hadde kjøpt den leiligheten, ville vi bodd nærmere sentrum nå. — “O daireyi satın alsaydık şimdi merkeze daha yakın oturuyor olurduk.”

Bunlar karma koşullar, yani koşulu ve sonucu farklı zamanlara ait olan cümlelerdir. Nå “şimdi” ifadesi sonucun şu an geçerli olacağını gösterir. Ville vært gibi bir biçimi gördüğünüzde yalnızca biçim üzerinden “mutlaka geçmişteki sonuç” diye karar vermeyin. Geçmişte alınmayan bir kararın bugünkü etkisi anlatılabilir; zaman ifadeleri ve fiilin anlamı birlikte okunmalıdır.

3. Geçmiş biçim her zaman gerçekdışılık bildirmez

Şu cümleyi düşünün:

Hvis han var hjemme i går, så han sikkert meldingen. — “Dün evdeyse mesajı herhâlde görmüştür.”

Burada konuşan kişi onun evde olup olmadığını bilmiyor. Var kullanılması, “Aslında evde değildi” demek değildir; soru doğrudan geçmişteki bir olguya ilişkindir. Buna karşılık Hvis han hadde vært hjemme, ville han ha sett meldingen. — “Evde olsaydı mesajı görürdü” cümlesi, tipik bağlamında gerçekleşmemiş bir geçmiş durumu hayal eder.

Bu yüzden üç temel kalıbı anlamak önemlidir, ama onları otomatik etiketler olarak kullanmak yanıltıcı olur. Önce olayın ne zaman olduğunu, sonra konuşanın neyi bildiğini veya varsaydığını belirleyin.

4. Vil koşul bölümünde hiç bulunamaz mı?

Basit bir gelecek koşulu kurarken Hvis du kommer i morgen… — “Yarın gelirsen…” yeterlidir. Gelecek zamanı göstermek için otomatik olarak vil eklemeyin. Bununla birlikte vil, istemeyi bildirdiğinde koşul bölümünde doğaldır:

Hvis du vil bli med, kan jeg kjøpe en billett til deg. — “Sen de gelmek istersen sana bir bilet alabilirim.”

Burada koşul “gelmen” değil, “gelmek istemen”dir. Vil sözcüğünü yasaklamak yerine taşıdığı anlamı kontrol edin. Benzer biçimde Hvis du kunne hjelpe meg i morgen, ville det være fint. — “Yarın bana yardım edebilirsen çok iyi olur” cümlesindeki kunne, isteği daha yumuşak ve temkinli sunar; sıradan bir geçmiş olay anlatmaz.

Çalışma önerileri

  1. Aynı durumu üç farklı uzaklıkta anlatın. Hvis jeg har tid, hjelper jeg deg. — “Vaktim olursa sana yardım ederim”; Hvis jeg hadde tid, ville jeg hjelpe deg. — “Vaktim olsa sana yardım ederdim”; Hvis jeg hadde hatt tid, ville jeg ha hjulpet deg. — “O sırada vaktim olsaydı sana yardım ederdim.” Her cümlenin yanına “açık olasılık”, “şimdiki varsayım” veya “geçmişte kaçan fırsat” yazın.

  2. Cümlelerin iki bölümünü yer değiştirin. Önce koşul başta, sonra sonda olacak şekilde yazın. Çekimli fiili ve özneyi işaretleyin. Ardından ikke ekleyip yerini kontrol edin. Böylece yalnızca zaman biçimlerini değil, Norveççe sözcük sırasını da çalışmış olursunuz.

  3. Kısa bir gerçek yaşam metni yazın. Hafta sonu planınız için bir mümkün koşul, hayalinizdeki yaşam için bir varsayım, geçen hafta farklı yapabileceğiniz bir şey için bir geçmiş koşul oluşturun. Kontrol ederken üç soru sorun: Olay ne zaman? Koşul açık mı, hayal edilen bir durum mu? Sonuç eylem mi, imkân mı, tavsiye mi? Son olarak visste/visst, kom/kommet, tok/tatt gibi biçim çiftlerini gözden geçirin.

İlgili konular

  • Ön hazırlık: Koşul kipi — ville ve kunne ile “yapardım” ve “yapabilirdim” anlamlarını kurmayı öğrenin; bu makalede bu sonuçlar tam koşul cümlelerine bağlanır.

Ön koşul

Norveççede Koşul KipiB1

Diğer B2 kavramları

Bu kavram diğer dillerde

Tüm dillerde karşılaştır