İngilizcede ilgi cümlecikleri: where, when, whose
Advanced Relative Clauses
Bu makale, Settemila Lingue üzerindeki İngilizce dil bilgisi ağacının bir parçasıdır.
Kısaca
Where bir şeyin gerçekleştiği yeri, when zamanı, whose ise kime veya neye ait olduğunu belirtmek için bir isme açıklama ekler: the city where I was born — “doğduğum şehir”. Hangi kişi veya şeyden söz edildiğini belirleyen açıklamada virgül kullanılmaz; zaten belli olan kişi veya şeye ek bilgi veren açıklama virgülle ayrılır. Virgülsüz ilgi cümleciklerinde nesne görevindeki who, which, that sözcükleri düşebilir; bu kural her ilgi sözcüğüne uygulanmaz.
Genel bakış
Bir ilgi cümleciği, bir ismin ardından gelip onu açıklayan küçük cümle bölümüdür. İsim, kişi, yer, nesne veya kavramı adlandıran sözcüktür. “Doğduğum şehir”, “tanıştığımız gün” ve “arabası çalınan adam” derken Türkçede açıklamayı ismin önüne koyarız. İngilizcede ise önce isim gelir: the city where I was born, the day when we met, the man whose car was stolen.
A2 düzeyindeki who, which, that yapılarını biliyorsanız B1 düzeyinde bunları yer, zaman ve aitlik ilişkilerine genişletebilirsiniz. Bu yapılar ev tarif ederken, bir iş arkadaşını tanıtırken, eski bir olayı anlatırken veya bir ürünün özelliklerini açıklarken işe yarar. Birkaç kısa cümleyi birleştirir, aynı kişiyi ya da yeri tekrar tekrar söyleme ihtiyacını azaltırlar.
Asıl mesele yalnızca doğru sözcüğü seçmek değildir. Açıklamanın “hangisi?” sorusuna mı cevap verdiğini, yoksa zaten bilinen bir şey hakkında ek bilgi mi sunduğunu da düşünmek gerekir. Bu ayrım İngilizcede virgülü ve bazı sözcüklerin düşüp düşemeyeceğini belirler. Türkçedeki sözcük sırasını aynen taşımak yerine önce açıklanan ismi, sonra onunla ilgili bilgiyi kurmak öğrenmeyi kolaylaştırır.
Yapı nasıl kurulur?
1. Önce açıklanan isim gelir
Temel sıra isim + ilgi sözcüğü + açıklama biçimindedir. Bu bütün, daha büyük bir cümlenin parçası olur. The city where I was born ifadesi “doğduğum şehir” demektir; tek başına tamamlanmış bir yargı değildir. Tam bir cümle kurmak için örneğin has changed a lot eklenir: The city where I was born has changed a lot. — “Doğduğum şehir çok değişti.”
| İngilizce yapı | Türkçe karşılığı | Kuruluş |
|---|---|---|
| the city where I was born | doğduğum şehir | Yer adı + o yerde olan olay |
| the day when we met | tanıştığımız gün | Zaman adı + o zamanda olan olay |
| the man whose car was stolen | arabası çalınan adam | Sahip olan kişi + ona ait şey + açıklama |
| the book (that) I read | okuduğum kitap | Nesne adı + onu içeren eylem; parantezli sözcük düşebilir |
Türkçede “geldiğim”, “gördüğüm”, “çalıştığı” gibi ekli biçimler bu bağlantıyı kurar. İngilizcede açıklamanın içindeki özne, yani eylemi yapan veya hakkında yargı bildirilen kişi ya da şey, çoğu zaman açıkça yazılır: where I work — “çalıştığım yer”; where she works — “onun çalıştığı yer”. Türkçede kişi bilgisi ekten anlaşılabilir; İngilizcede I veya she gibi sözcükleri bu nedenle atlamayın.
2. Yer ilişkisi için where
Where, “orada”, “o yerde” ilişkisi kurar. Sıkça place — “yer”, city — “şehir”, house — “ev”, office — “ofis” gibi isimlerden sonra gelir.
- This is the café where we usually meet. — “Burası genellikle buluştuğumuz kafe.”
- I need a room where I can work quietly. — “Sessizce çalışabileceğim bir odaya ihtiyacım var.”
İkinci örnekte ihtiyaç duyulan şey herhangi bir oda değil, içinde sessizce çalışılabilen bir odadır. Where sözcüğü bu “içinde” ilişkisini zaten kurar. Bu yüzden aynı yeri tekrar eden there — “orada” veya gereksiz bir in eklemeyin.
Yer bildiren bir isim gördüğünüz her yerde otomatik olarak where kullanmayın. İlişkinin gerçekten “orada” olup olmadığına bakın:
- The hotel where we stayed was near the station. — “Kaldığımız otel istasyonun yakınındaydı.”
- The hotel that we booked was near the station. — “Rezervasyon yaptığımız otel istasyonun yakınındaydı.”
İlkinde otelde kaldık; otel olayın yeridir. İkincisinde oteli ayırttık; otel, eylemin nesnesidir, yani eylemin etkilediği veya yöneldiği şeydir. Bu nedenle ikinci örnekte that veya which kullanılabilir; zamir de düşebilir: The hotel we booked… — “Rezervasyon yaptığımız otel…”
3. Zaman ilişkisi için when
When, “o gün”, “o sırada”, “o dönemde” ilişkisi kurar. Day — “gün”, year — “yıl”, time — “zaman”, moment — “an” gibi isimlerden sonra kullanılır.
- I'll never forget the day when we met. — “Tanıştığımız günü asla unutmayacağım.”
- There are times when I prefer to be alone. — “Yalnız olmayı tercih ettiğim zamanlar oluyor.”
Virgülsüz zaman açıklamalarında when çoğu zaman düşebilir:
- I'll never forget the day we met. — “Tanıştığımız günü asla unutmayacağım.”
Bu, zaman bildiren yapılara özgü yaygın bir olanaktır. “İlgi sözcüğü nesneyse düşebilir” kuralıyla tamamen aynı şey değildir; buradaki when nesne değil, zaman ilişkisi kuran sözcüktür.
Bir başka ayrım da önemlidir: When we met, I was a student. — “Tanıştığımızda öğrenciydim.” cümlesinde when önündeki bir ismi açıklamaz; bütün ana olayın zamanını bildirir. The day when we met ifadesinde ise day ismine açıklama ekler. Aynı sözcüğün farklı görevlerde bulunması çelişki değildir.
4. Aitlik için whose
Whose, “onun …ı” ilişkisini kurar. Ardından sahip olunan şeyi adlandıran isim gelir: whose + isim.
- I met a woman whose daughter studies in Ankara. — “Kızı Ankara'da okuyan bir kadınla tanıştım.”
- The man whose car was stolen called the police. — “Arabası çalınan adam polisi aradı.”
Kadının kendisi değil, kızı Ankara'da okur. Adamın kendisi değil, arabası çalınmıştır. Whose, açıklanan kişiyle bu isim arasındaki aitlik bağını kurar. Türkçede bunu çoğunlukla “kızı”, “arabası”, “adı” gibi iyelik ekleriyle veririz.
Whose yalnızca insanlarla kullanılmaz. Hayvanlar, kuruluşlar ve cansız şeylerle de aitlik veya parça-bütün ilişkisi kurabilir:
- We adopted a cat whose owner had moved abroad. — “Sahibi yurt dışına taşınmış bir kediyi sahiplendik.”
- They bought a house whose roof needed repairs. — “Çatısı onarım gerektiren bir ev aldılar.”
Whose sonrasına ayrıca his, her, its gibi “onun” anlamı veren bir sözcük koymayın. Aitlik zaten whose içinde vardır. Sahip olunan ismin tekil veya çoğul olması fiili etkileyebilir: a woman whose son lives here — “oğlu burada yaşayan bir kadın”; a woman whose children live here — “çocukları burada yaşayan bir kadın”. Fiil kadına değil, açıklamanın öznesi olan oğula veya çocuklara göre kurulur.
5. Belirleyici açıklama mı, ek bilgi mi?
Belirleyici ilgi cümleciği, hangi kişi veya şeyden söz edildiğini ayırt eden açıklamadır. Virgül almaz. Ek bilgi veren ilgi cümleciği ise zaten belli olan kişi veya şey hakkında ayrıntı sunar; virgülle ayrılır.
- My sister whose husband is a doctor lives in İzmir. — “Eşi doktor olan kız kardeşim İzmir'de yaşıyor.”
- My sister, whose husband is a doctor, lives in İzmir. — “Kız kardeşim İzmir'de yaşıyor; eşi doktor.”
İlk cümlede açıklama, hangi kız kardeşten söz edildiğini ayırt eder; örneğin birden fazla kız kardeş arasından birini seçer. İkincide kız kardeşin kim olduğu bağlamdan bellidir; eşinin mesleği ek bilgidir. İkinci cümle tek başına “yalnızca bir kız kardeşim var” demek zorunda değildir.
Açıklama cümlenin ortasındaysa iki virgül, sonundaysa önünde bir virgül gerekir:
- Ankara, where I studied, is very cold in winter. — “Ankara kışın çok soğuktur; ben orada okudum.”
- We moved in September, when the streets were quieter. — “Eylülde taşındık; o sırada sokaklar daha sakindi.”
Ek bilgi veren yapılarda that kullanılmaz; who, which, where, when, whose anlamına uygun olarak kullanılır. İlgi sözcüğü de düşürülemez. Burada virgül yalnızca bir nefes işareti değildir: açıklamanın cümledeki görevini gösterir.
6. Nesne görevindeki ilgi zamiri ne zaman düşer?
Zamir, bir ismin yerine kullanılan sözcüktür. Who, which, that ilgi cümleciğinde özne veya nesne olabilir. Virgülsüz yapılarda nesne görevindeyse düşebilir; özneyse düşmez.
| İngilizce | Türkçe | Zamir düşebilir mi? |
|---|---|---|
| The book that I read was helpful. | Okuduğum kitap yararlıydı. | Evet: The book I read was helpful. |
| The book that explains the rules is helpful. | Kuralları açıklayan kitap yararlıdır. | Hayır; açıklama eylemini yapan kitaptır. |
| The colleague who I called was busy. | Aradığım iş arkadaşım meşguldü. | Evet: The colleague I called was busy. |
| The colleague who called me was busy. | Beni arayan iş arkadaşım meşguldü. | Hayır; arayan kişi iş arkadaşıdır. |
Kısa kontrol: “Kim okudu?” sorusunun cevabı I ise kitap nesnedir. “Ne açıklıyor?” sorusunun cevabı kitap ise kitap öznedir. Sözcük sayısından veya cümlenin uzunluğundan değil, bu görevden hareket edin. Whose bu kuralla düşmez; when içinse yukarıda anlatılan ayrı olanak geçerlidir.
Bağlam içinde örnekler
Aşağıdaki örneklerde ev, iş, seyahat ve kişisel anılarla ilgili farklı ilişkiler bulunuyor. Türkçe karşılıkları İngilizce sözcük sırasını kopyalamak yerine doğal anlatımı gösterir.
| İngilizce | Türkçe | Açıklama |
|---|---|---|
| The city where I was born has changed a lot. | Doğduğum şehir çok değişti. | Doğumun gerçekleştiği yer. |
| Is there a library where I can use a computer? | Bilgisayar kullanabileceğim bir kütüphane var mı? | Aranan yerin özelliğini belirtir. |
| The restaurant where we had lunch is closed today. | Öğle yemeği yediğimiz restoran bugün kapalı. | Restoranda gerçekleşen olay. |
| I still remember the day when we met. | Tanıştığımız günü hâlâ hatırlıyorum. | Günün hangi gün olduğunu açıklar. |
| Summer is the season when we get the most visitors. | En çok ziyaretçinin geldiği mevsim yazdır. | Tekrarlanan bir zaman ilişkisi. |
| That was the year we moved to Ankara. | Ankara'ya taşındığımız yıl oydu. | Virgülsüz yapıda when düşmüştür. |
| The man whose car was stolen lives upstairs. | Arabası çalınan adam üst katta oturuyor. | Adam ile arabası arasında aitlik. |
| Do you know anyone whose first language is Turkish? | Ana dili Türkçe olan birini tanıyor musun? | Kişiye ait bir özellik. |
| We chose a company whose prices were reasonable. | Fiyatları makul olan bir şirket seçtik. | Kuruluşlarla da whose kullanılır. |
| The book I read on the train was fascinating. | Trende okuduğum kitap çok etkileyiciydi. | Nesne görevindeki zamir düşmüştür. |
| Bursa, where my grandparents live, is famous for its silk. | Dedemle ninemin yaşadığı Bursa, ipeğiyle ünlüdür. | Bursa zaten bellidir; açıklama ek bilgidir. |
| We arrived in May, when the gardens were full of flowers. | Bahçelerin çiçeklerle dolu olduğu mayıs ayında geldik. | O dönemin durumuna ilişkin ek bilgi. |
| Elif, whose office is next to mine, cycles to work. | Ofisi benimkinin yanında olan Elif, işe bisikletle gider. | Adı verilen kişiye ek bilgi. |
| This report, which I finished yesterday, is ready to send. | Dün tamamladığım bu rapor gönderilmeye hazır. | Virgüllü yapıda which düşmez. |
Sık yapılan hatalar
1. Yer adı gördüğünde her zaman where kullanmak
- Yanlış: The city where we visited was beautiful.
- Doğru: The city that we visited was beautiful. — “Ziyaret ettiğimiz şehir güzeldi.”
- Neden? Visit burada doğrudan şehri nesne olarak alır. “O şehirde ziyaret ettik” değil, “o şehri ziyaret ettik” deniyor. Which kullanılabilir veya zamir düşürülebilir: The city we visited was beautiful. — “Ziyaret ettiğimiz şehir güzeldi.”
2. Where ile aynı yer bilgisini iki kez vermek
- Yanlış: This is the office where I work there.
- Doğru: This is the office where I work. — “Burası çalıştığım ofis.”
- Neden? Where zaten “orada” ilişkisini kurar. There fazladır. Benzer biçimde the house where I live in yerine the house where I live — “yaşadığım ev” veya the house which I live in — “yaşadığım ev” denir.
3. Whose yerine who's yazmak
- Yanlış: The woman who's son is a teacher lives here.
- Doğru: The woman whose son is a teacher lives here. — “Oğlu öğretmen olan kadın burada yaşıyor.”
- Neden? Who's, who is veya who has kısaltmasıdır; aitlik bildirmez. Whose aitlik kurar. Karşılaştırın: The woman who's waiting is a teacher. — “Bekleyen kadın öğretmen.” Burada who's sözcüğünü who is biçiminde açabilirsiniz.
4. Whose sonrasına bir iyelik sözcüğü daha koymak
- Yanlış: I know a man whose his daughter works here.
- Doğru: I know a man whose daughter works here. — “Kızı burada çalışan bir adam tanıyorum.”
- Neden? Whose ile his aynı aitlik bilgisini tekrarlar. Türkçede “kızı” sözcüğünde bulunan aitlik eki, İngilizcede bu yapıda whose ile karşılanır.
5. Özne görevindeki zamiri düşürmek
- Yanlış: The woman lives next door is a nurse.
- Doğru: The woman who lives next door is a nurse. — “Yan evde yaşayan kadın hemşire.”
- Neden? Yan evde yaşayan kişi kadındır; who özne görevindedir ve gereklidir. Buna karşılık The woman I met is a nurse. — “Tanıştığım kadın hemşire.” doğrudur; tanışan kişinin I olduğu açıkça yazılmıştır.
6. Ek bilgi veren açıklamada that kullanmak veya zamiri atmak
- Yanlış: My passport, that I renewed last month, is in my bag.
- Doğru: My passport, which I renewed last month, is in my bag. — “Geçen ay yenilediğim pasaportum çantamda.”
- Neden? Bu cümlede yenileme bilgisi ek ayrıntıdır. Virgüllü açıklamada which gerekir; that kullanılamaz ve which nesne görevinde olsa bile düşürülemez.
Kullanım notları
Gündelik konuşmada kısa ve virgülsüz açıklamalar çok yaygındır. Özellikle nesne görevindeki zamiri düşürmek ve zaman isimlerinden sonra when kullanmamak doğaldır: the person I spoke to — “konuştuğum kişi”; the day we arrived — “geldiğimiz gün”. Bunlar özensiz veya eksik İngilizce değildir. Yazıda da kullanılabilirler.
Where ve when, çoğu gündelik bağlamda yer ve zaman ilişkisini açık, kolay anlaşılır biçimde kurar. Daha resmî yazıda bu ilişkiler bazen in which, at which, on which gibi yapılarla verilir. Ancak her where için in which, her when için on which seçilmez; yer veya zamanla kullanılan ilişki sözcüğü uygun olmalıdır. Örneğin yıl için in, gün için on kullanılır.
Virgüllü açıklamalar yazıda açıkça işaretlenir; konuşmada çoğu zaman kısa duraklamalarla ayrılır. Yine de yazarken yalnızca nerede durakladığınıza bakmayın. “Bu bilgi hangi kişi veya şeyden söz edildiğini mi belirliyor, yoksa onu zaten biliyor muyuz?” sorusu daha güvenilir bir ölçüttür. Özel adlar genellikle zaten belli bir kişiyi veya yeri gösterdiğinden ek bilgi veren açıklamalarla kullanılır; ancak bunun belirleyicisi asıl olarak bağlamdır.
Uzun bir ilgi cümleciği ana cümlenin öznesini fiilinden çok uzaklaştırabilir. Günlük bir mesajda iki kısa cümle bazen daha okunaklıdır. Her bilgiyi tek cümleye sıkıştırmak iyi İngilizce yazmanın şartı değildir.
Bir adım ötesi: ileri kullanımlar
Yer ve zaman ilişkisini başka biçimde kurmak
Edat, in, on, at, to gibi yer, zaman veya yön ilişkisi kuran sözcüktür. Where yerine uygun edatla which kullanılabilir. Edatı başa almak daha resmî; sona bırakmak çoğu gündelik durumda daha doğaldır.
| İngilizce | Türkçe | Kullanım |
|---|---|---|
| The house where I live is old. | Yaşadığım ev eski. | Yer ilişkisini kısa ve doğal biçimde kurar. |
| The house in which I live is old. | Yaşadığım ev eski. | Edat başta; daha resmî anlatım. |
| The house which I live in is old. | Yaşadığım ev eski. | Edat sonda; gündelik anlatıma uygundur. |
| The house I live in is old. | Yaşadığım ev eski. | Virgülsüz yapıda zamir düşmüştür; in kalır. |
| The day on which we met was rainy. | Tanıştığımız gün yağmurluydu. | Zaman ilişkisini daha resmî biçimde kurar. |
Burada önemli ayrım şudur: The house I live standart İngilizcede doğru değildir; where kaldırılıyorsa yer ilişkisini taşıyan in korunmalıdır. Buna karşılık the day we met doğrudur. Yer ve zaman yapılarının bütün ayrıntıları aynı değildir.
Edat doğrudan ilgi sözcüğünün önündeyse that kullanılmaz ve sözcük düşmez: in which doğrudur; bu anlamda in that doğru değildir. Ek bilgi veren açıklamada ise edatı sona alsanız bile zamiri korumalısınız.
Whose ile sahip olunan şeyin görevi değişebilir
Whose sonrasındaki isim her zaman açıklamanın öznesi değildir. Bazen nesne olur:
- The author whose book I borrowed is visiting our library. — “Kitabını ödünç aldığım yazar kütüphanemizi ziyaret edecek.”
Burada ödünç alan kişi I, ödünç alınan şey kitaptır. Kitap nesne olsa da whose düşmez; çünkü yazarla kitabı arasındaki aitlik bağını o kurar. Bu nedenle “nesneyse her zaman sil” biçimindeki kestirme bir kural yanıltıcıdır.
Edatlı aitlik yapıları da mümkündür:
- The colleague in whose office we met has moved upstairs. — “Ofisinde buluştuğumuz iş arkadaşımız üst kata taşındı.”
Bu yapı daha resmî ve yoğundur. Gündelik kullanımda iki cümle kurmak daha kolay olabilir: We met in my colleague's office. She has moved upstairs. — “İş arkadaşımın ofisinde buluştuk. Üst kata taşındı.”
Cansız şeylerde whose ve of which
Cansız şeylerle whose kullanmak dilbilgisine uygundur: a building whose windows face the sea — “pencereleri denize bakan bir bina”. Bazı resmî metinlerde of which ile kurulmuş karşılıklar da görülür:
- The building, the windows of which face the sea, is being renovated. — “Pencereleri denize bakan bina yenileniyor.”
Bu biçim daha ağırdır. Sırf bina insan olmadığı için whose yerine bunu seçmek gerekmez. Gündelik kullanımda The building, whose windows face the sea, is being renovated. aynı bilgiyi daha akıcı verir.
Where her zaman fiziksel bir yer anlatmaz
Daha ileri kullanımda where, bir olayın içinde gerçekleştiği soyut durumu da açıklayabilir:
- We reached a point where we had to make a decision. — “Karar vermek zorunda olduğumuz bir noktaya geldik.”
- This is a situation where clear communication matters. — “Bu, açık iletişimin önemli olduğu bir durum.”
Buradaki “nokta” veya “durum” bir adres değildir. Yine de düşüncede olayın gerçekleştiği bir ortam gibi ele alınır. Daha resmî anlatımda in which kullanılabilir. Bu örneklerden hareketle her soyut isimden sonra where kullanmayın; açık bir durum veya ortam ilişkisi arayın.
Bütün önceki yargıya ek bilgi vermek
Which bazen tek bir ismi değil, önceki cümlenin tamamını açıklar:
- The train was cancelled, which meant we had to take a bus. — “Tren seferi iptal edildi; bu da otobüse binmemiz gerektiği anlamına geliyordu.”
Burada açıklanan şey trenin kendisi değil, seferin iptal edilmesidir. Bu kullanım virgül alır ve which düşmez. Where, when, whose seçerken yalnızca sözcüğe değil, bağlantının neye kurulduğuna bakma alışkanlığı bu tür uzun cümleleri anlamayı da kolaylaştırır.
Çalışma önerileri
- Türkçe ifadeyi önce iki basit bilgiye ayırın. “Arabası çalınan adam” için “Bir adam var. Onun arabası çalındı.” diye düşünün; sonra the man whose car was stolen biçiminde birleştirin. “Çalıştığım kafe” için de “Bir kafe var. Ben orada çalışıyorum.” düşüncesinden the café where I work yapısına geçin. Her gün kendi hayatınızdan bir yer, bir zaman ve bir aitlik örneği seçin.
- Bir isme iki farklı ilişki kurun. The restaurant where we ate — “yemek yediğimiz restoran” ile the restaurant we chose — “seçtiğimiz restoran” ifadelerini karşılaştırın. İlkinde “orada”, ikincisinde “onu” ilişkisi olduğunu söyleyin. Bu çalışma, yer ismi gördüğünüzde otomatik olarak where seçme alışkanlığını kırar.
- Virgül ve silme kararını ayrı ayrı verin. Önce açıklamanın hangi şeyden söz edildiğini belirleyip belirlemediğine veya yalnızca ek bilgi verip vermediğine karar verin. Sonra virgülsüz bir yapıda who, which, that sözcüğünün özne mi nesne mi olduğunu bulun. The book that I read ifadesini the book I read biçimine çevirebilirsiniz; the book that helped me — “bana yardımcı olan kitap” ifadesinde ise aynı işlemi yapamazsınız.
İlgili konular
- Önceki adım: İngilizcede who, which ve that ile ilgi cümlecikleri — kişileri ve şeyleri açıklama, özne ile nesneyi ayırt etme temeli.
- Sonraki adım: İngilizcede vurgulu bölünmüş cümleler — bir kişiyi, zamanı veya başka bir bilgiyi özel olarak öne çıkaran yapılar.
- Daha ileri: İngilizcede isim görevindeki yan cümleler — bir ismi açıklamak yerine bütün bir cümle bölümünü isim gibi kullanma.