C1

Yorubacada Öykü ve Masal Anlatma Üslubu

Ọ̀nà Ìtàn Sísọ

Bu makale, Settemila Lingue üzerindeki Yorubaca dil bilgisi ağacının bir parçasıdır.

Kısaca

Yorubacada geleneksel masal anlatımı, yalnızca geçmiş olayları sıralamak değildir: Àlọ́ ò! — Àlọ́! karşılıklı seslenişi dinleyiciyi anlatıya katar; tekrarlar, şarkılar ve kapanış kalıpları anlatının çerçevesini kurar. Türkçedeki -di ve -miş eklerini karşılayan tek bir “masal zamanı” yoktur; olayların zamanı bağlamdan, zaman ifadelerinden ve ń, ti gibi küçük sözcüklerden anlaşılır. İyi bir anlatıda asıl beceri, olayları ilerleten cümlelerle sahneyi betimleyen cümleleri dengeli biçimde birleştirmektir.

Genel bakış

Yorubacada Ọ̀nà Ìtàn Sísọ, yani öykü anlatma yolu veya üslubu, hem dilbilgisini hem de dinleyiciyle ilişkiyi kapsar. Bir masalı sesli anlatırken konuşan kişi kimi yerde anlatıcı olur, kimi yerde bir karakterin sözünü canlandırır, kimi yerde de dinleyicinin vereceği karşılığı bekler. Bu nedenle metindeki cümlelerin doğru olması tek başına yeterli değildir. Nerede durulacağı, hangi sözün tekrarlanacağı ve olayın nasıl bağlanacağı da anlamın parçasıdır.

C1 düzeyinde hedef, yalnızca “sonra ne oldu?” sorusunu yanıtlamak değil; arka planı, beklenmedik gelişmeyi, karakterlerin seslerini ve anlatının sonucunu birbirinden ayırabilmektir. Bu beceri geleneksel hayvan masallarında belirgindir; fakat bir aile anısını, yolculukta yaşanan bir olayı veya kısa bir kurmaca öyküyü anlatırken de işe yarar. Geleneksel açılış ve kapanışların her anlatı türünde zorunlu olmadığını baştan bilmek gerekir.

Türkçe konuşan bir öğrenci için iki alışkanlık özellikle önemlidir. Birincisi, “Bir varmış bir yokmuş” dendiğinde başlayan -miş zincirini Yorubacada ayrı bir ekle yeniden kurmaya çalışmamaktır. İkincisi, Türkçede söylenmeyebilen özneyi, yani eylemi yapan kişi veya varlığı, Yorubacada da gelişigüzel atmamaktır. Yorubacada fiiller kişi ekleriyle değişmediği için ó “o” ve wọ́n “onlar” gibi sözcükler anlatıyı takip etmeyi kolaylaştırır.

Nasıl işler?

1. Açılışla ortak bir anlatı alanı kurulur

Àlọ́ ò! — Àlọ́! karşılıklı bir açılıştır. İlk sözü anlatıcı söyler; ikinci söz dinleyicinin karşılığıdır. Türkçeye işlevi bakımından “Masal başlıyor! — Anlat!” diye aktarılabilir. Bu aktarım sözcüğü sözcüğüne bir çeviri değildir; önemli olan konuşma sırasının paylaşılmasıdır.

Açılıştan sonra Ní ìgbà kan rí “Bir zamanlar” ifadesi olayları belirsiz bir geçmişe yerleştirebilir:

  • Ní ìgbà kan rí, ẹranko gbogbo pàdé. — Bir zamanlar bütün hayvanlar toplandı.

Burada pàdé “buluşmak, bir araya gelmek” fiilinin üzerinde Türkçedeki gibi bir geçmiş zaman eki yoktur. Geçmiş yorumunu başlangıçtaki zaman çerçevesi sağlar. Sonraki olayların her birine yeniden “bir zamanlar” eklemek gerekmez; anlatı aynı çerçevede devam eder.

Bu iki başlangıcın görevleri farklıdır. Àlọ́ ò! dinleyiciye seslenir; Ní ìgbà kan rí ise öykünün zamanını kurar. Biri diğerinin dilbilgisel karşılığı değildir. Bir masalda ikisi birlikte bulunabilir; kısa bir yazılı öykü doğrudan zaman ifadesiyle de başlayabilir.

2. Olay akışı ile arka plan ayrılır

Görünüş, bir olayın sürerken mi, tamamlanmış olarak mı, yoksa alışkanlık halinde mi sunulduğunu anlatan dilbilgisel bakış açısıdır. Yorubaca anlatıda bu ayrım, Türkçedeki zaman eklerini bire bir kopyalamaktan daha yararlıdır.

Yorubaca yapı Türkçe karşılığı Anlatıdaki görevi
Ó dé. Geldi. Geçmiş bağlamında yalın fiille olay bildirme.
Ó ń sùn. Uyuyordu. O sırada sürmekte olan durumu gösterme.
Ó ti dé. Çoktan gelmişti. Başka bir geçmiş noktaya göre önceden gerçekleşmiş olayı gösterme.
Ó máa ń wá síbí. Buraya gelirdi. Geçmiş bağlamında tekrarlanan alışkanlığı belirtme.

Bu Türkçe karşılıklar geçmişte geçen bir öykü için verilmiştir. Örneğin Ó ń sùn başka bir bağlamda “Uyuyor” demektir. Ń, tek başına “geçmiş zaman” anlamına gelmez; ti de her yerde Türkçedeki -mişti ile çevrilmez. Ó ti dé bugüne ilişkin bir konuşmada “Geldi bile” veya “Çoktan geldi” diye anlaşılabilir.

İki cümleyi birleştirince ayrım daha görünür olur:

  • Nígbà tí mo dé, ó ń sùn. — Ben geldiğimde o uyuyordu.
  • Nígbà tí mo dé, ó ti lọ. — Ben geldiğimde o çoktan gitmişti.

İlkinde geliş anında sürmekte olan bir durum vardır. İkincisinde gidiş, gelişten önce tamamlanmıştır. Türkçede “uyuyordu” ile “gitmişti” arasındaki farkı nasıl koruyorsak, Yorubacada da ń ile ti arasındaki farkı korumalıyız.

3. Bağlayıcılar anlatının yönünü gösterir

Söylem belirteçleri, cümlelerin birbirine nasıl bağlandığını dinleyiciye gösteren sözlerdir. “Ardından”, “ama”, “bu yüzden” gibi ifadeleri düşünün. Yorubacada bunların hepsi aynı işi yapmaz:

İfade Türkçe karşılığı Ne zaman kullanılır?
Lẹ́yìn náà Ardından, ondan sonra Bir sonraki olaya geçerken.
Lójijì Birdenbire Beklenmedik bir gelişme sunarken.
Ṣùgbọ́n Ama, fakat Beklentiye ters düşen bir durum eklerken.
Nítorí náà Bu yüzden, dolayısıyla Bir nedenin sonucunu bildirirken.
Nígbà tí… …olduğunda, …iken Bir olayın zamanını başka bir olayla ilişkilendirirken.
Ní ìparí Sonunda, son bölümde Anlatının sonuç aşamasına geçerken.

Lẹ́yìn náà yalnızca sırayı gösterirken nítorí náà neden-sonuç ilişkisi kurar. “Kapıyı açtı, ardından içeri girdi” ile “Yağmur başladı, bu yüzden eve döndü” aynı bağlantı değildir. Bağlayıcıyı yalnızca tekrar olmasın diye değiştirmek, öykünün mantığını değiştirebilir.

Her cümleyi bir bağlayıcıyla başlatmak da gerekmez. Zaman çerçevesi açık olduğunda kısa cümleler doğrudan peş peşe gelebilir. Bağlayıcıları, özellikle bir geçişi veya ilişkiyi görünür kılmak istediğinizde kullanın.

4. Karakter konuşmaları ve şarkılar anlatıyı böler

Doğrudan anlatım, birinin sözünü kendi ağzından aktarmaktır. Yorubacada pé, “dedi ki” veya “söyledi ki” türü yapılarda söylenen sözün önüne gelebilir:

  • Ìjàpá sọ pé, “Mi ò mọ̀.” — Kaplumbağa, “Bilmiyorum,” dedi.

Ìjàpá “kaplumbağa” demektir ve masal bağlamında bir karakter adı gibi de kullanılabilir. Bu örnekte anlatıcının geçmişteki olay akışı ile karakterin “şimdi bilmiyorum” sözü farklı bakış noktalarına sahiptir. Türkçe çeviride “dedi” kullandığımız için alıntının içini “bilmiyordum” diye değiştirmeyiz.

Anlatı içine yerleştirilen şarkılar ise olayları durdurabilir, bir isteği tekrarlayabilir veya dinleyicinin katılacağı bir bölüm oluşturabilir. Örneğin öğrenme amacıyla şu kısa çağrı kurulabilir:

  • Ẹ wá, ẹ wá! — Gelin, gelin!

Bu, burada alıştırma için verilen basit bir sesleniştir; belirli bir geleneksel masalın belgelenmiş şarkısı değildir. Bir şarkının anlamını öğrenirken kimin söylediğini ve kime seslendiğini de belirlemek gerekir. Aynı söz, bir karakterin arkadaşlarına çağrısı olabileceği gibi anlatıcının dinleyiciye yönelttiği bir söz de olabilir.

5. Kapanış, öykünün bittiğini işaretler

Kapanışın iki ayrı görevi olabilir: olayların sonucunu bildirmek ve anlatıcıyla dinleyici arasındaki masal çerçevesini kapatmak.

  • Bẹ́ẹ̀ ni wọ́n fi ń gbé ní àlàáfíà. — Böylece huzur içinde yaşamaya devam ettiler.
  • Ìtàn mi ti parí, kò sún mọ́ ẹ̀sẹ̀ ẹlẹ́sẹ̀. — Masalım bitti; başkasının ayağına yaklaşmadı.

İlk cümle karakterlerin yaşamına ilişkin bir sonuç verir. İkinci cümle kalıplaşmış, imgeli bir anlatıcı kapanışıdır. İkinci bölümün Türkçe karşılığı sözcük düzeyindeki imgeyi korur; gündelik Türkçede yerleşik bir kapanış değildir. Buradaki ẹlẹ́sẹ̀, “ayağı olan kişi” anlamıyla düşünülmelidir; ifadeyi Türkçedeki “ayağına dolanmak” deyimiyle otomatik olarak eşitlemeyin.

Bu kapanışı “Masal mutlaka mutlu bitti” anlamına da getirmeyin. Ìtàn mi ti parí doğrudan “Masalım bitti” der; devamındaki kalıp, olayların iyi sonuçlandığını bildiren bir fiilin yerini tutmaz. Kapanış biçimleri anlatıcıya ve geleneğe göre değişebilir.

Bağlam içinde örnekler

Aşağıdaki örnekler açılış, sahne kurma, olay akışı ve kapanış işlevlerini gösterir. Aynı öykünün kesintisiz metni olarak değil, farklı anlatı anları olarak okunmalıdır.

Yorubaca Türkçe Açıklama
Àlọ́ ò! — Àlọ́! Masal başlıyor! — Anlat! Anlatıcı ve dinleyici arasında işlevsel çeviriyle verilen açılış.
Ní ìgbà kan rí, ẹranko gbogbo pàdé. Bir zamanlar bütün hayvanlar toplandı. Belirsiz geçmiş çerçevesi kurulur.
Ojú ọjọ́ ń ṣú. Hava kararıyordu. Olayların arka planındaki değişim.
Nígbà tí mo dé, ó ń sùn. Ben geldiğimde o uyuyordu. Geliş anında sürmekte olan durum.
Nígbà tí mo dé, ó ti lọ. Ben geldiğimde o çoktan gitmişti. Önceden tamamlanan olay.
Lẹ́yìn náà, Ìjàpá lọ sí ilé. Ardından Kaplumbağa eve gitti. Olay sırası ilerletilir.
Lójijì, wọ́n gbọ́ ohùn kan. Birdenbire bir ses duydular. Beklenmedik gelişmeye dikkat çekilir.
Ṣùgbọ́n kò sí ẹnikẹ́ni níbẹ̀. Ama orada hiç kimse yoktu. Beklenti boşa çıkarılır.
Ìjàpá sọ pé, “Mi ò mọ̀.” Kaplumbağa, “Bilmiyorum,” dedi. Karakterin sözü doğrudan verilir.
Wọ́n bẹ̀rẹ̀ sí í kọrin. Şarkı söylemeye başladılar. Öyküde şarkılı bölüme geçilir.
Ẹ wá, ẹ wá! Gelin, gelin! Birden fazla kişiye yöneltilen kısa çağrı.
Òjò bẹ̀rẹ̀. Nítorí náà, wọ́n padà sí ilé. Yağmur başladı. Bu yüzden eve döndüler. Neden ve sonuç açıkça bağlanır.
Bẹ́ẹ̀ ni wọ́n fi ń gbé ní àlàáfíà. Böylece huzur içinde yaşamaya devam ettiler. Sürüp giden bir yaşam durumuyla sonuçlandırma.
Ìtàn mi ti parí, kò sún mọ́ ẹ̀sẹ̀ ẹlẹ́sẹ̀. Masalım bitti; başkasının ayağına yaklaşmadı. Sözcük düzeyindeki imgesi korunmuş kalıplaşmış kapanış.

Sık yapılan hatalar

1. Her geçmiş olaya otomatik olarak ti eklemek

  • Amaçlanan anlam için yanlış: Nígbà tí mo dé, ó ti sùn. — “Ben geldiğimde o uyuyordu” demek istenirken.
  • Doğru: Nígbà tí mo dé, ó ń sùn. — Ben geldiğimde o uyuyordu.
  • Neden? Ti, sürmekte olan uyuma sahnesiyle aynı bakış açısını vermez; uyumanın önceden gerçekleşmiş olduğunu öne çıkarır. İlk cümle başka bir bağlamda kullanılabilir, fakat verilen Türkçe anlamı doğrudan karşılamaz.

2. Türkçedeki gibi özneyi tamamen düşürmek

  • Yanlış: Ìjàpá dé. Ń sùn.
  • Doğru: Ìjàpá dé. Ó ń sùn. — Kaplumbağa geldi. Uyuyordu.
  • Neden? İkinci cümle bağımsız bir bildirme cümlesiyse özneye ihtiyaç vardır. Türkçede “uyuyordu” sözcüğünün kişi bilgisi bağlamla birlikte yeterli olabilir; Yorubacadaki sùn aynı kişi ekini taşımaz. Bağlı fiil dizilerinde öznenin paylaşılması başka bir konudur; bu örnekte iki ayrı cümle vardır.

3. Zaman sırasını neden-sonuç diye sunmak

  • Amaçlanan anlam için yanlış: Ó ṣí ilẹ̀kùn. Nítorí náà, ó wọlé. — Yalnızca “Kapıyı açtı, ardından içeri girdi” denmek istenirken.
  • Daha uygun: Ó ṣí ilẹ̀kùn. Lẹ́yìn náà, ó wọlé. — Kapıyı açtı. Ardından içeri girdi.
  • Neden? İlk biçim, kapıyı açmanın içeri girmeye gerekçe veya sonuç ilişkisi oluşturduğunu öne çıkarır. Böyle bir ilişki özellikle anlatılmak isteniyorsa kullanılabilir. Yalnızca olay sırası için lẹ́yìn náà daha uygundur.

4. Alıntıdaki kişiyi yanlışlıkla anlatıcıya göre değiştirmek

  • Yanlış: Ìjàpá sọ pé, “Ó ń bọ̀.” — Kaplumbağa'nın “Geliyorum” dediği aktarılmak istenirken.
  • Doğru: Ìjàpá sọ pé, “Mò ń bọ̀.” — Kaplumbağa, “Geliyorum,” dedi.
  • Neden? Tırnak içindeki sözde konuşan karakterdir. Ó ń bọ̀, “O geliyor” anlamındadır; karakterin kendisinden söz etmesiyle aynı değildir.

5. Her anlatıya masal açılışı koymak

  • Bağlama uygun değil: İş toplantısında dün yaşanan gecikmeyi açıklamaya Àlọ́ ò! diye başlamak.
  • Uygun: Lánàá, òjò rọ̀. — Dün yağmur yağdı.
  • Neden? Àlọ́ ò! dilbilgisi bakımından yanlış değildir; fakat masal anlatma çerçevesi kurar. Gerçek bir olayın olağan aktarımında açık bir zaman ifadesi çoğunlukla yeterlidir. Masal açılışı burada ancak bilinçli bir şaka veya üslup seçimi olabilir.

Kullanım notları

Sözlü anlatım ile yazılı öykü aynı değildir

Sözlü anlatımda dinleyicinin yanıtı, anlatıcının duraklaması ve tekrarın ritmi doğrudan duyulur. Yazıda bunları göstermek için konuşmacı değişimlerini açık tutmak, alıntıları ayırmak ve şarkı bölümünü ayrı bir paragrafta vermek yararlıdır. Bununla birlikte her yazılı Yorubaca öyküde karşılıklı açılış, şarkı ve geleneksel kapanış bulunması beklenmez.

Masal kalıplarını tanımak, bütün Yoruba anlatılarını tek bir değişmez biçime indirgemek değildir. Aile içinde anlatılan bir hikâye, sahnede sunulan bir masal ve modern bir kısa öykü farklı anlatım tercihleri gösterebilir. Öğrenci olarak önce duyduğunuz veya okuduğunuz örneğin türünü belirleyin; sonra kalıbı kendi metninize taşıyın.

Ton işaretleri anlatım süsü değildir

Yorubaca tonlu bir dildir: sesin yüksekliği sözcüklerin veya dilbilgisel biçimlerin ayırt edilmesine katılır. Ń, ó, wọ́n, àlọ́ gibi biçimlerdeki işaretleri yalnızca vurgu veya duygulu okuma işareti sanmayın. Aynı şekilde ẹ, ọ ve ṣ üzerindeki ya da altındaki işaretler de yazımın parçasıdır.

Bir masalı canlı okumak için sesinizi kullanabilirsiniz; ancak bu, sözcüklerin tonlarını rastgele değiştirmek anlamına gelmez. Özellikle bir şarkıyı yalnızca yazılı metinden hareketle “geleneksel ezgisiyle” söylemeye çalışmayın. Ezgi, söyleyiş ve tonların ilişkisi için güvenilir bir ses kaydı gerekir.

Tekrarın bir işi olmalı

Türkçedeki “Az gitmiş, uz gitmiş” gibi anlatı ritmini düşünmek, tekrarın neden korunduğunu anlamaya yardımcı olabilir; fakat bu Türkçe tekerlemelerin Yorubacada bire bir karşılığı bulunduğu sonucu çıkarılmamalıdır. Yorubaca örnekte tekrar bir çağrıyı güçlendirebilir, dinleyiciye katılım fırsatı verebilir veya öyküdeki aynı davranışı yeniden işaretleyebilir. Her tekrarı gereksiz diye silmek de her cümleyi tekrarlamak da iyi bir çözüm değildir.

İleri kullanım: bakış açısı, vurgu ve anlatı katmanları

Anlatıcının zamanı ile karakterin zamanı

Bir öykü geçmişte geçse bile karakterin doğrudan sözü kendi konuşma anına dayanır. Ìjàpá sọ pé, “Mò ń bọ̀.” cümlesinde dış çerçeve “Kaplumbağa dedi” diye geçmişte yorumlanırken içteki söz “Geliyorum”dur. Bu ayrım, anlatının içinde başka bir anlatı kurulduğunda da önemlidir: bir karakter önceki gün olanları anlatıyorsa zaman ifadelerinin kimin bulunduğu noktaya göre seçildiğini izleyin.

Türkçede -miş, masal anlatmanın yanında duyulan veya sonradan fark edilen bilgiyi de gösterebilir. Yorubacadaki ti ise kendiliğinden “bunu başkasından duydum” anlamını taşımaz. Başkasından aktardığınız bilgiyi belirtmek istiyorsanız, bilginin kimden geldiğini söyleyen bir çerçeve kurun; sırf Türkçe çeviride -miş kullanıldığı için ti seçmeyin.

Olayı ilerletmek yerine sonucu bir an görünür kılmak

Nígbà tí mo dé, ó ti lọ örneğinde dinleyici, varılan yerdeki yoklukla karşılaşır: kişi daha önce gitmiştir. Nígbà tí mo dé, ó ń sùn örneğinde ise varışın açtığı sahnede uyuma sürmektedir. İleri düzeyde üslup, çok sayıda bağlayıcı bilmekten çok bu iki bakış açısını bilinçli seçebilmektir.

Kendi taslağınızı okurken her cümleye şu soruyu sorun: Bu cümle yeni bir olay mı getiriyor, mevcut sahneyi mi gösteriyor, yoksa daha önce gerçekleşmiş bir şeyi mi açıklıyor? Her görevi aynı biçimde kurmak anlatıyı düzleştirir. Öte yandan yalnızca çeşitlilik olsun diye ń ve ti arasında geçiş yapmak da anlamı bozar.

Öne çıkarma ile düz olay bildirimi

Odaklama, cümlenin bir bölümünü özellikle öne çıkarma yoludur. Yorubacadaki ni bazı yapılarda “özellikle bu kişi veya bu bilgi” etkisi yaratabilir:

  • Ìjàpá ló sọ bẹ́ẹ̀. — Bunu söyleyen Kaplumbağa'ydı.

Bu, düz biçimde “Kaplumbağa böyle söyledi” demekten farklı olarak söyleyenin kim olduğunu öne çıkarır. Ló, burada ni ó birleşmesiyle ilişkilidir. Böyle bir yapı, dinleyici başka bir karakterden şüpheleniyorsa veya anlatıcı beklenmedik kişiyi açıklıyorsa etkili olabilir. Her cümleyi odaklı kurmak ise gerçekten önemli olan vurguların gücünü azaltır.

Atasözü ve kapanış birbirinin yerine geçmez

Atasözü bir karakterin kararını destekleyebilir veya olayın anlamını yorumlayabilir. Kapanış ise “anlatma sırası burada bitiyor” işaretini verebilir. Bunlar örtüşebilir, ama zorunlu olarak aynı şey değildir. Bir masalın dersini açıklamak için sonuna mutlaka atasözü eklemek gerekmez; bilmediğiniz bir sözü yalnızca “geleneksel görünsün” diye kullanmayın. Önce sözün anlamını, uygun bağlamını ve öyküyle ilişkisini öğrenin.

Çalışma önerileri

  1. Aynı sahneyi üç bakışla yazın. “Ben geldiğimde o uyuyordu” ve “Ben geldiğimde o çoktan gitmişti” örneklerini model alın. Önce olayın sürdüğü bir cümle, sonra önceden tamamlandığı bir cümle, son olarak yalın fiille ilerleyen iki olay yazın. Her cümlenin Türkçe anlamını yanına ekleyin; ń ile ti seçiminin anlamı gerçekten değiştirip değiştirmediğini kontrol edin.

  2. Bir dakikalık iki anlatı kaydedin. İlkinde masal açılışı, bir zaman ifadesi, tek bir karakter sözü ve kapanış kullanın. İkincisinde aynı olayları günlük bir anı gibi, geleneksel açılış olmadan anlatın. İki kaydı dinleyip hangi ifadelerin olayları aktardığını, hangilerinin dinleyiciyle masal çerçevesi kurduğunu işaretleyin. Tonları denetlemek için mümkünse anadili konuşurundan geri bildirim alın.

  3. Dinlediğiniz masalın işlev haritasını çıkarın. Güvenilir bir kayıtta açılışı, dinleyici karşılığını, tekrarları, şarkıyı ve kapanışı not edin. Sonra bağlayıcıları “sıra”, “karşıtlık” ve “sonuç” diye ayırın. Kayıtta olmayan bir bölümü zorla aramayın; amaç tek bir şablonu doğrulamak değil, anlatıcının gerçekten ne yaptığını fark etmektir.

İlgili konular

  • Ön bilgi ve derinleşme: Atasözleri ve deyimleşmiş ifadeler — Karakterlerin sözlerindeki kültürel çağrışımları ve anlatıya yerleştirilen özlü ifadeleri anlamayı destekler.

Ön koşul

Yorubaca Dilinde Àwọn Òwe àti Ọ̀rọ̀ Àpèẹrẹ (Atasözleri ve Deyimsel İfadeler)C1

Diğer C1 kavramları