İsveççede det finns: Var ve yok demek
Det finns
Bu makale, Settemila Lingue üzerindeki İsveççe dil bilgisi ağacının bir parçasıdır.
Kısaca
İsveççede det finns, bir şeyin var olduğunu veya bir yerde bulunduğunu anlatır: Det finns en bank här. — “Burada bir banka var.” Tek bir şeyden de birçok şeyden de söz etseniz det finns değişmez; soru sorarken Finns det …?, “yok” derken Det finns inte … kullanılır. Türkçedeki “var” cümlelerinden farklı olarak, İsveççede bu yapının det sözcüğünü normalde söylemeniz gerekir.
Genel bakış
Bir mahallede eczane ararken, buzdolabında ne kaldığını söylerken veya bir sorunun çözümü olup olmadığını konuşurken aynı yapıya ihtiyaç duyarsınız. Türkçede “Yakında eczane var mı?”, “Süt yok” ve “Başka bir yol var” deriz. İsveççe bu cümlelerde çoğunlukla finns kullanır. Bu yüzden det finns, A1 düzeyinde öğrenilen ve daha sonra da sürekli kullanılan temel yapılardan biridir.
Türkçe bilen biri için anlamı kavramak kolaydır; asıl alışılması gereken nokta cümlenin kuruluşudur. Türkçede “Masada bir kitap var” demek yeterliyken İsveççede cümle genellikle Det finns en bok på bordet olur. Buradaki det, ayrıca “o” diye çevrilmez. Cümlenin kurulmasını sağlayan bir parçadır.
Bir başka önemli ayrım da “bir şeyin varlığını bildirmek” ile “bilinen bir şeyi tanımlamak veya onun yerini söylemek” arasındadır. Det finns ilk iş için kullanılır. Det är ise çoğu zaman “bu/o …dır” diye bir tanımlama ya da durum bildirir. Bu ayrımı yalnızca “kalıcı olan–geçici olan” şeklinde öğrenmeyin: det finns, şu anda mevcut olan geçici şeyleri de rahatlıkla anlatır.
Yapı nasıl kurulur?
1. Temel cümle: det finns + var olan şey
Başlangıç için şu sırayı kullanın:
Det finns + var olan şey + yer veya zaman bilgisi.
- Det finns en katt i trädgården. — Bahçede bir kedi var.
- Det finns många människor här. — Burada çok insan var.
En katt, “bir kedi”; många människor, “çok insan” demektir. Bu iki cümlede de fiil (bir işi, oluşu veya durumu bildiren sözcük) finns olarak kalır. İsveççede fiil, burada tekillik ya da çoğulluk yüzünden değişmez.
Det, bu yapıda biçimsel özne olarak adlandırılır: yani cümlenin özne yerini doldurur ama belirli bir nesneyi göstermez. “Özne” cümlede hakkında bir şey söylenen kişi veya şeydir. Başlangıçta terimi ezberlemek yerine det finns ikilisini “var” demenin temel yolu olarak öğrenmek daha yararlıdır.
Yer bilgisi de her zaman gerekli değildir:
- Det finns en lösning. — Bir çözüm var.
- Det finns flera möjligheter. — Birkaç olasılık var.
Burada amaç bir konum belirtmek değil, bir çözümün veya olasılıkların mevcut olduğunu söylemektir.
2. En, ett ve miktar ifadeleri
Yeni tanıtılan tek bir şeyi söylerken çoğunlukla en veya ett gerekir. Bunlar, isimlerle kullanılan ve çoğu zaman Türkçedeki “bir”e karşılık gelen sözcüklerdir. İsim, bir varlığı ya da kavramı adlandıran sözcüktür; örneğin “masa”, “su”, “çözüm”.
- Det finns en stol här. — Burada bir sandalye var.
- Det finns ett bord här. — Burada bir masa var.
Hangi isimle en, hangisiyle ett kullanıldığını kelimeyle birlikte öğrenin. Det sözcüğü, ardından en ile kullanılan bir isim gelse de değişmez.
Çoğul şeylerde veya sayı vermeden söz edilen maddelerde farklı miktar ifadeleri kullanılabilir:
- Det finns två stolar. — İki sandalye var.
- Det finns lite mjölk kvar. — Biraz süt kalmış.
- Det finns mycket tid. — Çok zaman var.
Son iki örnekte “bir süt” veya “bir zaman” demiyoruz. Türkçede olduğu gibi, ne kadar bulunduğunu söylüyoruz. Kvar, “geriye kalan” anlamını katar; günlük konuşmada yiyecek, para ve zaman için sık kullanılır.
3. Soru: finns det …?
Yanıtı “evet” veya “hayır” olabilecek bir soruda finns başa geçer:
Finns det + aranan şey + yer bilgisi?
- Finns det en bank i närheten? — Yakınlarda bir banka var mı?
- Finns det kaffe? — Kahve var mı?
Türkçedeki mı/mi gibi ayrı bir soru eki eklenmez. Soruyu, sözcüklerin sırası gösterir. Det yine cümlede kalır.
Soru sözcüğü varsa o başa gelir, ardından finns det gelir:
- Vad finns det i väskan? — Çantada ne var?
- Hur många rum finns det i lägenheten? — Dairede kaç oda var?
Kısa yanıtlarda da fiili koruyabilirsiniz:
- Ja, det finns det. — Evet, var.
- Nej, det finns det inte. — Hayır, yok.
Bu yanıtlardaki ikinci det, soruda sözü edilen şeyi yeniden söylemek yerine kullanılır. Günlük konuşmada yalnızca Ja — “evet” veya Nej — “hayır” demek de mümkündür.
4. Olumsuzluk: inte ve ingen
Türkçede “var” yerine “yok” deriz. İsveççede ise olumsuzluk genellikle inte ile veya “hiçbir …” anlamı taşıyan ingen, inget, inga sözcükleriyle kurulur.
- Det finns inte kaffe. — Kahve yok.
- Det finns inget kaffe. — Hiç kahve yok.
- Det finns inga lediga bord. — Boş masa yok.
Günlük bir yokluk bildiriminde ingen / inget / inga çok doğal bir seçimdir. Ingen sözcüğünü en ile kullanılan tekil isimlerle, inget sözcüğünü ett ile kullanılan tekil isimlerle, inga sözcüğünü çoğul isimlerle kullanın:
- Det finns ingen hiss. — Asansör yok.
- Det finns inget vatten. — Su yok.
- Det finns inga biljetter kvar. — Bilet kalmadı.
Inte ile någon / något / några da kullanılabilir. Bu sözcükler burada “herhangi bir” veya “hiç” anlamına yaklaşır:
- Det finns inte någon hiss. — Hiç asansör yok.
- Det finns inte några biljetter kvar. — Hiç bilet kalmadı.
Başlangıçta iki güvenli kalıp yeterlidir: Det finns inte … ve Det finns ingen / inget / inga …. Aynı yokluk anlamı için gelişigüzel hem inte hem ingen eklemeyin.
5. Yer bilgisi başa gelirse
Türkçede “Burada bir market var” demek çok doğaldır. İsveççede de “burada” ile başlayabilirsiniz; fakat ardından doğrudan fiil gelir:
- Här finns det en mataffär. — Burada bir market var.
- I närheten finns det en park. — Yakınlarda bir park var.
Bu, ana cümlede çekimli fiilin ikinci ögede bulunması kuralıdır. Ana cümle, tek başına anlamlı bir cümle olarak kullanılabilen bölümdür; çekimli fiil ise zamanı bildiren fiil biçimidir. “İkinci öge”, mutlaka ikinci sözcük demek değildir: i närheten iki sözcükten oluşsa da tek bir yer bilgisi verir.
İlk aşamada Här finns det … sırasını bir bütün olarak öğrenin. Türkçedeki sırayı olduğu gibi taşıyıp Här det finns … demeyin.
Bağlam içinde örnekler
Aşağıdaki örneklerde alışveriş, ev, ulaşım ve soyut bir soruna çözüm arama gibi farklı durumlar yer alıyor. Son örnekteki geçmiş zaman biçimini, ilerideki bölümde ayrıntılı olarak göreceksiniz.
| İsveççe | Türkçe | Kullanım |
|---|---|---|
| Det finns en katt i trädgården. | Bahçede bir kedi var. | Yeni bir varlık bildiriliyor. |
| Det finns många människor här. | Burada çok insan var. | Çoğulda da fiil aynı kalıyor. |
| Finns det en bank i närheten? | Yakınlarda bir banka var mı? | Yer hakkında soru soruluyor. |
| Det finns ett apotek vid stationen. | İstasyonun yanında bir eczane var. | Bir hizmetin nerede bulunduğu söyleniyor. |
| Finns det något vegetariskt på menyn? | Menüde vejetaryen bir şey var mı? | Bir seçeneğin bulunup bulunmadığı soruluyor. |
| Det finns inga lediga rum i natt. | Bu gece boş oda yok. | Geçici bir yokluk bildiriliyor. |
| Det finns lite mjölk kvar i kylen. | Buzdolabında biraz süt kalmış. | Kalan miktar söyleniyor. |
| Här finns det gratis wifi. | Burada ücretsiz kablosuz internet var. | Yer bilgisi başa geliyor. |
| Det finns en buss om tio minuter. | On dakika sonra bir otobüs var. | Bir ulaşım seçeneği bildiriliyor. |
| Hur många stolar finns det i köket? | Mutfakta kaç sandalye var? | Sayı soruluyor. |
| Det finns ingen anledning att vänta. | Beklemek için bir neden yok. | Soyut bir şeyin yokluğu anlatılıyor. |
| Det finns en annan lösning. | Başka bir çözüm var. | Alternatif bir yol sunuluyor. |
| Det fanns en gång en prinsessa. | Bir zamanlar bir prenses varmış. | Masal girişinde geçmiş zaman kullanılıyor. |
Sık yapılan hatalar
1. Det sözcüğünü tamamen atmak
- Yanlış: Finns en bank i närheten?
- Doğru: Finns det en bank i närheten? — Yakınlarda bir banka var mı?
Türkçede “var mı?” için ayrıca bir özne sözcüğü kullanmayız. İsveççede ise bu normal soru yapısında det gerekir. Mesajlarda ve başlıklarda eksiltili ifadeler görmeniz, temel cümlede bu sözcüğün gereksiz olduğu anlamına gelmez.
2. Türkçedeki “değil” mantığıyla är kullanmak
- Bu anlam için yanlış: Det är inte vatten i flaskan.
- Doğru: Det finns inget vatten i flaskan. — Şişede su yok.
İlk cümle başka bir bağlamda “Şişedeki şey su değil” anlamında anlaşılabilir. Yani mutlaka anlamsız değildir; fakat suyun bulunmadığını söylemek için doğru seçim det finns inget vatten olur. “Yok” demek ile “o şey su değil” demek aynı değildir.
3. Yer bilgisinden sonra Türkçe sözcük sırasını korumak
- Yanlış: Här det finns en park.
- Doğru: Här finns det en park. — Burada bir park var.
Yer bilgisi başa gelince finns, det sözcüğünün önüne geçer. Bütün ana cümleyi otomatik olarak det finns sırasıyla kurmaya çalışmayın.
4. Tekil bir ismin önündeki en veya ett sözcüğünü unutmak
- Yanlış: Det finns bank här.
- Doğru: Det finns en bank här. — Burada bir banka var.
Türkçede “Burada banka var” diyebiliriz. İsveççede bank gibi sayılabilen tekil bir isim bu anlamda genellikle en ya da ett ister. Ancak Det finns vatten här — “Burada su var” cümlesi doğrudur; su, bu kullanımda tek tek sayılmayan bir maddedir.
5. Finns biçimini çoğul sanmak veya sonundaki s'yi atmak
- Yanlış: Det finnas två stolar här.
- Doğru: Det finns två stolar här. — Burada iki sandalye var.
Finnas, fiilin mastarıdır; yani sözlükteki, tek başına zaman bildirmeyen biçimidir. Finns ise şimdiki veya genel bir durumu anlatan biçimdir. Sondaki s, çoğul eki değildir ve bu fiilde atılmaz. Tek sandalyede de iki sandalyede de finns kullanılır.
Kullanım notları
Det finns ile det är arasındaki asıl fark
Güvenli başlangıç sorusu şudur: Bir şeyin mevcut olduğunu mu söylüyorum, yoksa bilinen bir şeyi mi tanımlıyorum?
- Det finns en läkare här. — Burada bir doktor var.
- Det är en läkare. — O bir doktor.
İlk cümle, bir doktorun bulunduğunu bildirir. İkinci cümle, gösterilen ya da konuşulan kişinin kim olduğunu söyler. Det är ile hava, saat ve durum da anlatılabilir:
- Det är kallt här. — Burası soğuk.
- Det är sent. — Saat geç oldu.
Bunlarda “bir şey var” demediğimiz için det finns kullanmayız. Öte yandan var olan şey mutlaka kalıcı değildir:
- Det finns en ledig plats just nu. — Şu anda boş bir yer var.
Yer biraz sonra dolabilir. Buna rağmen det finns doğrudur. Dolayısıyla “geçiciyse det är, kalıcıysa det finns” ayrımı tek başına güvenilir bir kural değildir.
Varlığını söylemek ve yerini söylemek
Şu iki cümlede konuşmaya getirilen bilgi farklıdır:
- Det finns en bok på bordet. — Masada bir kitap var.
- Boken är på bordet. — Kitap masada.
İlkinde bir kitabı konuşmaya yeni katıyoruz. İkincisinde hangi kitaptan söz ettiğimiz bellidir; boken, “o/bilinen kitap” anlamını verir. Türkçede de “bir kitap var” ile “kitap masada” arasındaki fark buna yakındır.
Eşyaların konumunu anlatırken İsveççe, duruşu da belirten fiilleri sık kullanır:
- Boken ligger på bordet. — Kitap masada duruyor.
- Stolen står i köket. — Sandalye mutfakta duruyor.
Ligger, burada yatay durmayı; står, dik veya ayakta durmayı anlatır. Bunları ileride ayrıntılı öğrenebilirsiniz. Şimdilik bilinen bir eşyanın yerini sorarken her cümleyi det finns ile kurmamak yeterlidir.
Günlük ve resmî kullanım
Det finns hem konuşmada hem yazıda nötrdür; ne aşırı resmî ne de laubali sayılır. Finns det en toalett här? — “Burada tuvalet var mı?” bir kafede sorulabilecek doğal bir sorudur. Daha nazik bir giriş isterseniz Ursäkta, finns det en toalett här? — “Affedersiniz, burada tuvalet var mı?” diyebilirsiniz. Nezaket için yapıyı değiştirmek gerekmez.
Temelin ötesi: Daha sonra karşılaşacağınız kullanımlar
Bu bölümdeki ayrıntıları A1 düzeyinde hemen üretmeniz gerekmez. Temel det finns, finns det ve yokluk kalıpları yerleşince geri dönebilirsiniz.
Başka zamanlarda varlık bildirmek
Fiilin temel biçimleri finnas – finns – fanns – funnits şeklindedir. Geçmişten veya bir olasılıktan söz ederken değişen bölüm fiildir; yapıdaki varlık bildirme anlamı korunur.
| Anlam | İsveççe | Türkçe |
|---|---|---|
| Şimdi mevcut olma | Det finns ett bibliotek här. | Burada bir kütüphane var. |
| Geçmişte mevcut olma | Det fanns ett bibliotek här förut. | Eskiden burada bir kütüphane vardı. |
| Geçmişten bugüne uzanan varlık | Det har funnits ett bibliotek här i många år. | Uzun yıllardır burada bir kütüphane var. |
| Başka bir geçmiş olaydan önce var olma | Det hade funnits ett bibliotek här innan huset revs. | Bina yıkılmadan önce burada bir kütüphane vardı. |
| Gelecekte mevcut olma | Det kommer att finnas fler platser nästa år. | Gelecek yıl daha fazla yer olacak. |
| Olasılık | Det kan finnas en annan väg. | Başka bir yol olabilir. |
| Varsayıma bağlı durum | Det skulle finnas mer plats om vi flyttade bordet. | Masayı taşısak daha fazla yer olurdu. |
Har funnits yapısında funnits, har ile kullanılan özel fiil biçimidir. Kan sonrasında ise mastar finnas gelir: kan finnas, “olabilir”. Bu yüzden her yerde finns kullanmak da doğru değildir.
Masal girişindeki Det fanns en gång en prinsessa cümlesini Türkçede “Bir zamanlar bir prenses varmış” diye karşılarız. Buradaki fanns, kendi başına Türkçedeki duyulan geçmiş zaman anlamını taşımaz; “varmış” çevirisi masal anlatımına uygun olduğu için seçilir.
Yan cümlede inte sözcüğünün yeri
Yan cümle, başka bir cümleye bağlı olan bölümdür; örneğin “burada banka olmadığını” ifadesi. Böyle bir bölümde olumsuzluk sözcüğü inte, çekimli fiilden önce gelir:
- Jag vet att det inte finns någon bank här. — Burada banka olmadığını biliyorum.
- Jag undrar om det finns lediga rum. — Boş oda olup olmadığını merak ediyorum.
İkinci örnekte soru doğrudan sorulmadığı için finns det sırası kullanılmaz. Doğrudan soru Finns det lediga rum? — “Boş oda var mı?” olur; cümleye bağlı soruda ise om det finns kullanılır.
Det her zaman aynı konumda mı kalır?
Yer bilgisi baştayken şu iki biçimle de karşılaşabilirsiniz:
- Här finns det många restauranger. — Burada çok restoran var.
- Här finns många restauranger. — Burada çok restoran var.
İkinci biçimde det yoktur; bu da yerleşik ve doğru bir yapıdır. Özellikle tanıtım yazılarında, betimlemelerde ve bilgilendirme metinlerinde sık görülür. Bu durum, başlangıçtaki Det finns många restauranger — “Çok restoran var” cümlesinden det sözcüğünü gelişigüzel silebileceğiniz anlamına gelmez. Önce Här finns det … kalıbını kullanmanız güvenli bir tercihtir.
Bilinen şeylerle finns kullanılabilir mi?
Temel sunuş yapısı çoğunlukla en bok, två böcker, vatten gibi henüz belirli bir nesneyi işaret etmeyen ifadelerle kurulur. Ancak finns fiili yalnızca bu yapıyla sınırlı değildir:
- Boken finns på biblioteket. — Kitap kütüphanede mevcut.
- Finns den här boken på turkiska? — Bu kitabın Türkçesi var mı?
Burada kitabın yalnızca fiziksel konumundan değil, erişilebilirliğinden veya bir sürümünün bulunup bulunmadığından söz edilebilir. Dolayısıyla “belirli bir isimle finns asla kullanılmaz” diye bir kural çıkarmayın.
Varlık bildiren yapı ayrıca yer yerine yapılabilecek bir işle tamamlanabilir:
- Det finns mycket att göra. — Yapılacak çok şey var.
- Det finns inget att äta. — Yiyecek bir şey yok.
Att göra, “yapmak”; att äta, “yemek” anlamındadır. Bu bütünler Türkçeye burada “yapılacak” ve “yiyecek” diye aktarılır. Böylece det finns, yalnızca mekân anlatmanın ötesinde imkânları ve ihtiyaçları da ifade eder.
Çalışma önerileri
- Çevrenizi üçlü kalıplarla anlatın. Bir oda seçin: Det finns ett bord — “Bir masa var”; Finns det en lampa? — “Lamba var mı?”; Det finns ingen lampa — “Lamba yok”. Sonra masa, sandalye ve pencere gibi beş kelimeyi en / ett bilgileriyle değiştirin. Aynı kelimeyi olumlu, soru ve olumsuz biçimde kullanmak yapıyı yerleştirir.
- “Var” ile “nerede?”yi ayrı çalışın. Önce Det finns en bok på bordet — “Masada bir kitap var” deyin. Ardından aynı kitaptan söz ederek Boken ligger på bordet — “Kitap masada duruyor” deyin. Türkçede de “bir kitap”tan “kitap”a geçişi fark edin; böylece varlık bildirme ile yer bildirmeyi karıştırmazsınız.
- Küçük bir mahalle araştırması yapın. Banka, eczane ve market için üç soru yazın. Ardından yanıtları hem Det finns … hem Här finns det … ile kurun. Son kontrolde özellikle soru sırasına, det sözcüğüne ve tekil isimlerin önündeki en / ett sözcüklerine bakın.
İlgili konular
- Önce öğrenilebilecek konu: İsveççede vara fiili: Olmak — är ile kimlik, durum ve yer bildirmeyi öğrenmek, det är ile det finns arasındaki farkı anlamayı kolaylaştırır.