A1

Lehçede sevmek ve beğenmek

Wyrażanie Upodobań

Bu makale, Settemila Lingue üzerindeki Lehçe dil bilgisi ağacının bir parçasıdır.

Kısaca

Lehçede lubić genel olarak sevmeyi, podobać się bir şeyi beğenmeyi veya hoş bulmayı, kochać ise güçlü bir sevgiyi anlatır. Lubię czytać. “Okumayı severim” demektir; Podoba mi się Kraków. ise “Kraków hoşuma gidiyor” anlamındadır. Lubić kullanırken fiil seven kişiye göre, podobać się kullanırken beğenilen kişiye veya şeye göre çekilir.

Genel bakış

Bir kafede sevdiğiniz içecekleri söylemek, yeni gördüğünüz bir evi beğendiğinizi belirtmek, bir arkadaşınız hakkında konuşmak: Bu durumların hepsinde Türkçede “sevmek”, “beğenmek” ve “hoşuna gitmek” arasında seçim yaparız. Lehçede de benzer bir seçim vardır. Ancak fark yalnızca kelimenin anlamında değildir; seçtiğiniz fiil, cümlenin nasıl kurulacağını da değiştirir.

A1 düzeyinde önce üç kullanışlı kalıbı öğrenmek yeterlidir: Lubię… “Severim…”, Podoba mi się… “Hoşuma gidiyor…” ve Kocham… “Çok seviyorum…” ya da kişilere yönelik olarak “Seviyorum…”. Bunlarla hem günlük alışkanlıklarınızı hem de karşılaştığınız şeylere ilişkin düşüncelerinizi anlatabilirsiniz. Sonraki adım, isimlerin neden bazen biçim değiştirdiğini ve birden fazla şey beğenildiğinde fiilin neden değiştiğini anlamaktır.

Türkçe bilenler için özellikle “hoşuma gidiyor” kalıbı iyi bir çıkış noktasıdır. “Bu ev hoşuma gidiyor” cümlesinde hoşumuza giden şey evdir; Lehçedeki podobać się de buna benzer bir mantıkla çalışır. Buna karşılık “Bu evi seviyorum” dediğimizde seven kişi biziz. Bu iki bakışı ayrı tutmak, ezberlemekten daha kalıcı bir çözüm sağlar.

Nasıl kurulur?

1. Lubić: genel olarak sevmek

Lubić, bir insanı, yiyeceği, etkinliği veya alışkanlığı sevdiğinizi söylemenin en yaygın yollarından biridir. Fiil, iş veya durum bildiren kelimedir; buradaki fiilin sözlük biçimi lubićtir. Şimdiki zaman çekimleri aşağıdadır. Bu çekimler bağlama göre Türkçede hem “severim” hem “seviyorum” ile karşılanabilir.

Kişi Lehçe Türkçe
Ben ja lubię severim / seviyorum
Sen ty lubisz seversin / seviyorsun
O on / ona / ono lubi sever / seviyor
Biz my lubimy severiz / seviyoruz
Siz wy lubicie seversiniz / seviyorsunuz
Onlar oni / one lubią severler / seviyorlar

Ja, ty, my gibi kelimeler zamirdir, yani bir kişinin veya şeyin adının yerini tutarlar. Türkçede “Ben severim” yerine yalnızca “Severim” diyebildiğimiz gibi Lehçede de kişi zamirini çoğunlukla söylemeyiz. Lubię zaten konuşanın kendisini, lubimy ise “biz”i gösterir. Oni ve one ikisi de “onlar” demektir; seçimi grubun yapısı belirler, fakat burada ikisi de lubią ile kullanılır.

İsimle kullanımı

İsim, bir varlığın veya kavramın adıdır: kahve, müzik, yağmur gibi. Lubićten sonra gelen isim, olumlu cümlede biernik, yani belirtme hâlinde kullanılır. Bu, cümlede sevilen kişinin veya şeyin aldığı biçimdir. Türkçedeki “kahveyi severim” ifadesi anlamı kavramaya yardım eder; ancak iki dilin hâl kullanımları bire bir örtüşmez. Türkçede “Kahve severim” de deriz, Lehçede ise fiilin gerektirdiği hâl yine geçerlidir.

Sözlük biçimi Olumlu cümle Türkçe
kawa Lubię kawę. Kahveyi severim.
muzyka Lubię muzykę. Müziği severim.
polska kuchnia Lubimy polską kuchnię. Polonya mutfağını severiz.
film Lubię ten film. Bu filmi seviyorum.
brat Lubię twojego brata. Erkek kardeşini seviyorum.

Kawa → kawę değişimi açıkça görünür. Film ise bu örnekte değişmez. “Belirtme hâli” her kelimenin sonuna aynı eki koymak demek değildir: Lehçede kelimenin türü, dilbilgisel cinsiyeti ve tekil veya çoğul oluşu biçimi etkiler. Dilbilgisel cinsiyet, isimlerin eril, dişil veya nötr gruplardan birine ait olmasıdır; her zaman gerçek hayattaki cinsiyeti anlatmaz.

Bir sıfat, yani ismin niteliğini anlatan kelime de varsa onun biçimi de isme uyar: polska kuchnia → polską kuchnię. Başlangıçta bütün sistemi tek seferde öğrenmek yerine bu sık kullanılan ifadeleri bütün olarak çalışabilirsiniz.

Eylemle kullanımı

Bir şeyi yapmayı seviyorsanız lubić + mastar kullanın. Mastar, fiilin kişi ve zaman belirtmeyen sözlük biçimidir; Türkçedeki “okumak”, “yüzmek” gibi.

  • Lubię czytać. — Okumayı severim.
  • Lubisz gotować? — Yemek yapmayı sever misin?
  • Lubimy spacerować. — Yürüyüş yapmayı severiz.

Türkçede “okumayı” derken kelimeye ek ekleriz. Lehçede czytać bu yapıda değişmeden kalır. İlk fiili kişiye göre çekin, ikinci fiili sözlük biçiminde bırakın: lubię czytać, lubisz czytać, lubimy czytać.

2. Olumsuz lubić: isim değişebilir

Olumsuzluk için fiilin önüne nie gelir. Fakat doğrudan lubić fiilini olumsuz yaptığınızda sevilen ismin hâli de değişir: belirtme hâli yerine dopełniacz, yani tamlayan hâli kullanılır. Türkçede bu terim genellikle “evin” örneğini çağrıştırır; Lehçede aynı hâl, bu tür olumsuz cümlelerde de görev yapar. Dolayısıyla burada kelimeyi Türkçeye “-in” diye çevirmeyin.

Olumlu Olumsuz Olumsuz cümlenin Türkçesi
Lubię kawę. Nie lubię kawy. Kahveyi sevmem.
Lubię deszcz. Nie lubię deszczu. Yağmuru sevmem.
Lubię ten film. Nie lubię tego filmu. Bu filmi sevmiyorum.
Lubię polską kuchnię. Nie lubię polskiej kuchni. Polonya mutfağını sevmem.

Mastarın biçimi ise değişmez: Nie lubię czytać. “Okumayı sevmem.” Başlangıç için ayrımı şöyle hatırlayın: İsim varsa olumsuzlukta hâlini kontrol edin; mastar varsa onu olduğu gibi bırakın.

3. Podobać się: hoşuna gitmek, beğenmek

Podobać się ile beğenilen şey cümlenin öznesidir. Özne, fiilin bildirdiği durumun kime veya neye ait olduğunu gösteren cümle unsurudur. Podoba mi się ten dom. “Bu ev hoşuma gidiyor” cümlesinde özne ten dom, yani “bu ev”dir. Mi ise “bana” anlamındadır ve beğenen kişinin kim olduğunu gösterir.

Bu yapı üç parçadan oluşur:

Beğenilen şey + podoba się / podobają się + beğenen kişi

Sözcük sırası değişebilir; günlük kullanımda Podoba mi się ten dom. çok doğal bir sıralamadır. Się, bu fiilin ayrılmaz parçasıdır. Tek başına her yerde aynı Türkçe karşılığı yoktur; burada onu “kendini” diye çevirmeyin.

Beğenilen isim mianownik, yani yalın hâldedir. Bu, ismin sözlükte gördüğünüz temel biçimidir. Lubię tę sukienkę. “Bu elbiseyi seviyorum” ile Podoba mi się ta sukienka. “Bu elbise hoşuma gidiyor” arasındaki biçim farkının nedeni budur: Aynı elbise, birinci cümlede sevilen nesne, ikinci cümlede öznedir. Nesne, fiilin doğrudan yöneldiği kişiyi veya şeyi gösterir.

Tek bir şey mi, birden fazla şey mi?

Lehçe Türkçe Açıklama
Podoba mi się ten dom. Bu ev hoşuma gidiyor. Tek ev: podoba.
Podobają mi się te domy. Bu evler hoşuma gidiyor. Birden fazla ev: podobają.
Podoba nam się ten pomysł. Bu fikir hoşumuza gidiyor. Beğenenler birden fazla olsa da fikir tek.
Podobają jej się te zdjęcia. Bu fotoğraflar onun hoşuna gidiyor. Beğenen kişi tek olsa da fotoğraflar çoğul.

Türkçede “Bu evler hoşuma gidiyor” derken fiili çoğul yapmayabiliriz. Lehçede böyle bir alışkanlık hata doğurur: te domy, te zdjęcia gibi çoğul öznelerle podobają gerekir. Fiilin biçimini mi veya nam değil, beğenilen şey belirler.

Kimin hoşuna gidiyor?

Beğenen kişi celownik, yani yönelme hâlinde gösterilir. Burada Türkçedeki “bana, sana, bize” düşüncesi yardımcıdır. Yine de doğal çeviride “Bana hoş gidiyor” değil, “Hoşuma gidiyor” deriz.

Beğenen kişi Kullanılan biçim Örnek Türkçe
Ben mi Podoba mi się ten park. Bu park hoşuma gidiyor.
Sen ci Podoba ci się ten park? Bu park hoşuna gidiyor mu?
O, erkek mu Podoba mu się ten park. Bu park onun hoşuna gidiyor.
O, kadın jej Podoba jej się ten park. Bu park onun hoşuna gidiyor.
Biz nam Podoba nam się ten park. Bu park hoşumuza gidiyor.
Siz wam Podoba wam się ten park? Bu park hoşunuza gidiyor mu?
Onlar im Podoba im się ten park. Bu park onların hoşuna gidiyor.

Kişinin adını da kullanabilirsiniz: Annie podoba się ten park. “Bu park Anna'nın hoşuna gidiyor.” Burada Anna → Annie olur. Adların da hâllere göre değişebildiğini fark etmek önemlidir.

Olumsuzluk öznenin hâlini değiştirmez: Nie podoba mi się ten film. “Bu film hoşuma gitmiyor.” Lubićteki olumsuz isim kuralını bu yapıya taşımayın; ten film burada nesne değil, öznedir.

4. Kochać: güçlü sevgi

Kochać, insanlara yönelik güçlü sevgi için temel fiildir. Etkinliklere ve şeylere yönelik kullanıldığında da yoğun bir sevgiyi veya coşkuyu anlatabilir. Kocham cię. “Seni seviyorum” ifadesi, Lubię cię. “Seni seviyorum / senden hoşlanıyorum” ifadesinden çok daha güçlüdür; ikincisi tek başına aşk ilanı değildir.

Kişi Lehçe Türkçe
Ben ja kocham seviyorum
Sen ty kochasz seviyorsun
O on / ona / ono kocha seviyor
Biz my kochamy seviyoruz
Siz wy kochacie seviyorsunuz
Onlar oni / one kochają seviyorlar

Cümle yapısı lubić gibidir: Kocham moją rodzinę. “Ailemi seviyorum.” İsim olumlu cümlede belirtme hâlindedir. Kocham podróżować. “Seyahat etmeyi çok seviyorum” örneğinde ise ardından mastar gelir. Aynı doğrudan olumsuzluk kuralı burada da geçerlidir: Nie kocham tego człowieka. “Bu insanı sevmiyorum.”

Günlük hayattan örnekler

Aşağıdaki örneklerde yalnızca anlamı değil, konuşanın neyi öne çıkardığını da izleyin: genel bir sevgi mi, o anda oluşan bir beğeni mi, yoksa daha güçlü bir duygu mu?

Lehçe Türkçe Açıklama
Lubię czytać. Okumayı severim. Genel bir alışkanlık; ardından mastar geliyor.
Podoba mi się Kraków. Kraków hoşuma gidiyor. Beğenilen şehir özne.
Lubimy polską kuchnię. Polonya mutfağını severiz. İsim ve sıfat belirtme hâlinde.
Nie lubię deszczu. Yağmuru sevmem. Olumsuzlukta isim tamlayan hâlinde.
Lubisz gotować? Yemek yapmayı sever misin? Günlük, samimi soru.
Lubię twoją siostrę. Kız kardeşini seviyorum. Kişiye karşı olumlu duygu; aşk anlamı zorunlu değil.
Nie lubimy wstawać wcześnie. Erken kalkmayı sevmeyiz. Mastar olumsuzlukta değişmiyor.
Podoba ci się moje mieszkanie? Evim hoşuna gidiyor mu? Beğenen kişi ci ile gösteriliyor.
Bardzo podobają mi się te buty. Bu ayakkabıları çok beğendim. Türkçede doğal karşılık geçmiş zamanlı olabilir; Lehçede şimdiki zaman.
Ten kolor mi się nie podoba. Bu renk hoşuma gitmiyor. Farklı, doğal sözcük sırası.
Podoba nam się twój pomysł. Fikrini beğendik. Fikir tek olduğu için podoba kullanılıyor.
Kocham moją rodzinę. Ailemi seviyorum. Güçlü kişisel sevgi.
Kocham tańczyć. Dans etmeyi çok seviyorum. Etkinliğe yönelik coşkulu anlatım.
Lubię herbatę, ale nie lubię kawy. Çayı severim ama kahveyi sevmem. Olumlu ve olumsuz isim biçimleri yan yana.

Sık yapılan hatalar

1. Beğenen kişiyi özne yapmak

  • Yanlış: Ja podoba się ten film.
  • Doğru: Podoba mi się ten film. — Bu film hoşuma gidiyor.
  • Neden? Bu yapıda özne film, beğenen kişi ise midir. “Ben beğeniyorum” düşüncesini kelime kelime taşımak yerine “Film hoşuma gidiyor” kalıbından yola çıkın.

2. Çoğul şeylerde podoba kullanmak

  • Yanlış: Podoba mi się te buty.
  • Doğru: Podobają mi się te buty. — Bu ayakkabılar hoşuma gidiyor.
  • Neden? Fiil beğenen kişiye değil, çoğul te butyye göre çekilir. Türkçede tekil fiil kullanmanın doğal olması, Lehçede de aynı seçimi yapabileceğiniz anlamına gelmez.

3. Się parçasını atlamak

  • Yanlış: Podoba mi ten dom.
  • Doğru: Podoba mi się ten dom. — Bu ev hoşuma gidiyor.
  • Neden? Öğrenmeniz gereken bütün fiil podobać siędir. Türkçede ayrı bir karşılığı görünmese de się gereklidir.

4. Olumsuz lubić cümlesinde olumlu isim biçimini bırakmak

  • Yanlış: Nie lubię kawę.
  • Doğru: Nie lubię kawy. — Kahveyi sevmem.
  • Neden? Doğrudan olumsuz yapılan lubić, isim nesnesini tamlayan hâline geçirir. “Türkçede yalnızca olumsuzluk eki değişiyor” alışkanlığı burada işe yaramaz.

5. İkinci fiili de çekmek

  • Yanlış: Lubię czytam.
  • Doğru: Lubię czytać. — Okumayı severim.
  • Neden? Kişi bilgisi lubię üzerindedir. Sevilen etkinliği anlatan ikinci fiil mastar biçiminde kalır.

6. Lubić ve kochać fiillerini kişilere yönelik olarak eşdeğer saymak

  • Kastedilen anlama göre yanlış seçim: Kocham naszego nowego sąsiada. — Yeni komşumuzu çok seviyorum.
  • Sadece iyi biri bulduğunuzu söylemek için daha uygun: Lubię naszego nowego sąsiada. — Yeni komşumuzu seviyorum.
  • Neden? İlk cümle dilbilgisel olarak doğrudur; sorun duygu yoğunluğudur. Kochać, sıradan bir sempatiyi anlatmak için beklenenden güçlü olabilir.

Kullanım notları

Genel sevgi ile ilk izlenim aynı şey değildir

Lubić çoğu zaman tanıdığınız, alıştığınız veya düzenli olarak yaptığınız şeylere yönelik bir eğilimi anlatır. Podobać się ise bir şeyin görünüşü, tasarımı, fikri veya bıraktığı izlenim için çok uygundur. Bu kesin bir “kalıcı/geçici” ayrımı değildir: Bir şehri hem uzun süredir sevebilir hem de güzel bulabilirsiniz.

  • Lubię Kraków. — Kraków'u seviyorum.
  • Podoba mi się Kraków. — Kraków hoşuma gidiyor.

İlkinde şehre yönelik genel bir yakınlık, ikincisinde şehrin sizde bıraktığı olumlu izlenim öne çıkar. İki cümle de doğaldır; her durumda biri diğerinin yerine geçmek zorunda değildir.

İnsanlar hakkında konuşurken

Lubię go. “Onu seviyorum / iyi biri buluyorum” demektir; Podoba mi się. ise bir kişiden söz edildiğinde “Onu çekici buluyorum / ondan hoşlanıyorum” anlamını taşıyabilir. Buradaki go, “onu” anlamındaki nesne biçimidir. Bir iş arkadaşınıza ilişkin yalnızca olumlu bir değerlendirme yapıyorsanız lubić daha güvenli seçimdir. Kochać romantik sevgiyi anlatabildiği gibi aile sevgisini de anlatır; yalnızca aşk ilişkileriyle sınırlı değildir.

Duygunun derecesi ve nazik söyleyiş

Bardzo “çok”, tak sobie ise “şöyle böyle, pek değil” anlamında kullanılabilir. Bardzo lubię tę książkę. “Bu kitabı çok seviyorum” derken mutlaka kochaća geçmeniz gerekmez. Bir arkadaşınızın seçtiği şeyi eleştirirken Nie bardzo mi się podoba. “Pek hoşuma gitmedi” ifadesi, açıkça “Hoşuma gitmiyor” demekten daha yumuşak olabilir.

Soru sorarken Türkçedeki “mi” gibi bir ek yoktur: Lubisz kawę? “Kahveyi sever misin?” Ayrıca soru başına czy getirilebilir: Czy podoba ci się ten hotel? “Bu otel hoşuna gidiyor mu?” Samimi ci yerine resmî hitapta panu veya pani kullanılır: Czy podoba się pani ten hotel? “Bu oteli beğendiniz mi?” Buradaki hitap, tek bir kişiye saygılı biçimde yöneliktir.

Bir adım ötesi: daha ileri kullanımlar

Bu bölümdeki ayrıntıları A1 aşamasında hemen kullanmak zorunda değilsiniz. Ancak ileride göreceğiniz biçimleri temel kuralla ilişkilendirmek, yeni konuların ayrı ayrı ezberlenmesini önler.

Mi ve mnie: kısa biçim, vurgu ve karşılaştırma

Mi ile mnie bu yapıda aynı kişiyi gösterir; fakat kullanımları tamamen serbest değildir. Nötr bir cümlede Podoba mi się ten film. “Bu film hoşuma gidiyor” doğaldır. Özellikle karşılaştırma yaparken uzun biçim kullanılır: Mnie się podoba, ale tobie nie. “Benim hoşuma gidiyor ama senin hoşuna gitmiyor.”

Bu yüzden cümle başında vurgulu “bana gelince” anlamı için mnie öğrenin. Miyi her konuma taşıyabileceğinizi düşünmeyin. Benzer şekilde cinin vurgulu biçimi tobiedir. Başlangıçta güvenli kalıp Podoba mi się…, karşılaştırmalı kalıp ise Mnie się podoba… olsun.

Podobać się yalnızca podoba ve podobają değildir

Beğenilen şey çoğunlukla bir isim olduğu için başlangıçta üçüncü kişi biçimleri yeterlidir. Ancak beğenilen kişi “ben” veya “sen” olduğunda fiil de ona göre çekilir. Aşağıdaki örnekler özellikle kişiler arasındaki çekim veya beğeni bağlamında düşünülebilir.

Lehçe Türkçe
Ja podobam się Annie. Anna beni beğeniyor.
Ty podobasz się Annie. Anna seni beğeniyor.
On / ona podoba się Annie. Anna onu beğeniyor.
My podobamy się Annie. Anna bizi beğeniyor.
Wy podobacie się Annie. Anna sizi beğeniyor.
Oni / one podobają się Annie. Anna onları beğeniyor.

Örneğin Podobasz mi się. “Senden hoşlanıyorum” demektir. Fiil mi yüzünden değil, hoşlanılan kişinin “sen” olması nedeniyle podobasz biçimindedir. On / ona Türkçede ikisi de “o” olur; Lehçede kişinin dilbilgisel cinsiyetine göre seçilir.

Geçmiş zaman ve cinsiyet

Geçmiş zamanda da podobać się beğenilen şeye göre biçimlenir. Buradaki cinsiyet, beğenen kişinin cinsiyeti değildir.

  • Podobał mi się ten film. — Bu film hoşuma gitti.
  • Podobała mi się ta książka. — Bu kitap hoşuma gitti.
  • Podobało mi się to miasto. — Bu şehir hoşuma gitti.
  • Podobały mi się te zdjęcia. — Bu fotoğraflar hoşuma gitti.

Film eril, kitap dişil, şehir nötr isimdir; fotoğraflar ise bu örnekte çoğuldur. “Ben kadınım, o yüzden her zaman podobała kullanırım” sonucu yanlıştır. Buna karşılık lubić ile “Eskiden kahveyi severdim” derken konuşanın cinsiyeti görünür: Lubiłem kawę. erkek konuşan, Lubiłam kawę. kadın konuşan için kullanılır.

Bir durum ile yeni başlayan beğeni

Lehçede görünüş, eylemin sürmekte olan bir durum olarak mı yoksa bir sonuç veya değişim olarak mı sunulduğunu anlatan bir fiil özelliğidir. Ayrıntıları daha sonra öğrenebilirsiniz; bu konuda üç kullanışlı karşıtlık vardır:

  • lubić → polubić: sevmek → sevmeye başlamak, zamanla ısınmak;
  • podobać się → spodobać się: hoşuna gitmek → olumlu bir izlenim bırakmak, beğenisini kazanmak;
  • kochać → pokochać: sevmek → sevmeye başlamak, güçlü sevgi geliştirmek.

Polubiłem to miasto. erkek konuşanın “Bu şehre ısındım / bu şehri sevmeye başladım” demesidir. Spodobał mi się ten film. “Bu film hoşuma gitti” derken ortaya çıkan beğeniyi öne çıkarır. Türkçede aynı çeviriyle karşılanan cümlelerin Lehçede farklı bir bakış açısı taşıyabileceğini akılda tutun; bu biçimleri yalnızca “geçmiş zaman eş anlamlıları” olarak ezberlemeyin.

Birini diğerine tercih etmek

Bir şeyi sevmeniz, onu başka bir şeye tercih ettiğiniz anlamına gelmez. Karşılaştırmalı tercih için woleć kullanılır: Wolę herbatę niż kawę. “Çayı kahveye tercih ederim.” Bu örnekte wolę “tercih ederim”, niż ise karşılaştırmada ikinci seçeneği tanıtır.

Mastarlarla da çalışır: Wolę czytać niż oglądać telewizję. “Televizyon izlemektense okumayı tercih ederim.” Böylece Lubię czytać. yalnızca okumanın hoşunuza gittiğini, Wolę czytać… ise seçenekler arasındaki önceliğinizi söyler.

Yiyeceğin tadını beğenmek

Lubię tę zupę. “Bu çorbayı seviyorum” diyebilirsiniz. Özellikle tadının iyi geldiğini söylemek için smakować daha isabetlidir: Smakuje mi ta zupa. “Bu çorbanın tadını beğendim.” Yiyecek veya içeceğin tadı söz konusu olduğunda bu kalıp, podobać sięden daha doğal bir seçimdir. Podoba mi się ten tort. “Bu pasta hoşuma gidiyor” ise pastanın görünüşüne ilişkin bir beğeni olarak anlaşılabilir. Görüntü ile tat arasındaki farkı bağlam belirler.

Çalışma önerileri

  1. Üç ayrı kişisel liste hazırlayın. Birine sevdiğiniz yiyecekleri, birine yapmayı sevdiğiniz etkinlikleri, birine de hoş bulduğunuz yerleri yazın. Her gün bu listelerden Lubię kawę. “Kahveyi severim”, Lubię spacerować. “Yürüyüş yapmayı severim” ve Podoba mi się ten park. “Bu park hoşuma gidiyor” gibi üç cümle üretin. Aynı Türkçe “sevmek” kelimesine bağlı kalmak yerine cümlenin niyetini seçin.

  2. Tek değişkenli dönüşümler yapın. Önce Lubię kawę → Nie lubię kawy, yani “Kahveyi severim → Kahveyi sevmem” dönüşümünü çalışın. Ardından Podoba mi się ten dom → Podobają mi się te domy, yani “Bu ev hoşuma gidiyor → Bu evler hoşuma gidiyor” dönüşümünü yapın. İlkinde isim hâli, ikincisinde özne sayısı değişir. Bu iki işlemi karıştırmamak temel hedeftir.

  3. Her podobać się cümlesinde iki soru sorun. “Ne beğeniliyor?” ve “Kimin hoşuna gidiyor?” Podobają nam się te zdjęcia. “Bu fotoğraflar hoşumuza gidiyor” cümlesinde cevaplar “fotoğraflar” ve “biz”dir. Önce fotoğraflara bakarak podobająyı, ardından “biz”e bakarak namı seçin. Cümle kurarken bu sırayı izlemek, fiili yanlış kişiye göre çekmenizi engeller.

İlgili konular

Ön koşul

Lehçe Dilinde Conjugation II (-ę, -isz/-ysz) (Koniugacja II)A1

Diğer A1 kavramları

Bu kavram diğer dillerde

Tüm dillerde karşılaştır