B2

Dancada Dolaylı Anlatım

Indirekte Tale

Bu makale, Settemila Lingue üzerindeki Danca dil bilgisi ağacının bir parçasıdır.

Kısaca

Dancada birinin sözünü dolaylı olarak aktarırken bildirimlerde at, evet-hayır sorularında om, diğer sorularda ise ilgili soru sözcüğü kullanılır. Aktarılan bölüm yan cümle düzenine girer: Hun sagde, at hun ikke var træt. — “Yorgun olmadığını söyledi.” Geçmişte söylenmiş sözlerde zaman çoğunlukla geçmişe kayar; ancak zamir, zaman ve yer ifadeleri mekanik biçimde değil, kimin konuştuğuna ve aktarımın ne zaman yapıldığına göre değiştirilir.

Genel bakış

Dolaysız anlatım, söylenen sözü olduğu gibi vermektir: Anna sagde: »Jeg er træt.« — “Anna, ‘Yorgunum,’ dedi.” Dolaylı anlatım ise bu sözü kendi cümlenizin içine yerleştirmenizdir: Anna sagde, at hun var træt. — “Anna yorgun olduğunu söyledi.” Artık Anna'nın ağzından konuşmuyorsunuz; onun ne söylediğini anlatıyorsunuz. Bu yapının Danca adı indirekte tale olarak geçer.

Türkçede “geliyorum” sözünü “geleceğini söyledi”, “yorgunum” sözünü “yorgun olduğunu söyledi” gibi yapılarla aktarırız. Dancada Türkçedeki -diğini, -eceğini eklerinin bire bir karşılığı yoktur. Bunun yerine at ile başlayan ve kendi öznesiyle fiilini koruyan bir cümle kurulur. Özne, cümlenin kim ya da ne hakkında olduğunu gösteren bölüm; fiil ise yapılan işi veya içinde bulunulan durumu bildiren sözcüktür. Türkçedeki ekleri aramak yerine, “Anna söyledi + o yorgundu” biçiminde iki bölümü birbirine bağlamayı düşünmek daha yararlıdır.

Bu konu B2 düzeyinde özellikle konuşmaları özetlerken, haber aktarırken, iş görüşmelerini anlatırken ve birinin ne düşündüğünü açıklarken önem kazanır. Temel yapı daha önce öğrenilen yan cümlelere, yani başka bir cümlenin içinde görev yapan cümlelere dayanır. Burada bu yapıya üç karar eklenir: Sözü kim aktarıyor, olay hangi zamana ait ve ilk söz bir bildirim mi, soru mu, istek mi?

Yapı nasıl kurulur?

1. Bildirimleri at ile bağlayın

En kullanışlı başlangıç kalıbı şudur:

Sözü aktaran bölüm + at + özne + varsa ikke gibi sözcükler + fiil + kalan bilgiler

  • Hun siger, at hun er træt. — Yorgun olduğunu söylüyor.
  • Hun sagde, at hun var træt. — Yorgun olduğunu söyledi.
  • Hun sagde, at hun ikke var træt. — Yorgun olmadığını söyledi.

At, burada iki cümleyi bağlayan bir sözcüktür; tek başına “olduğunu” diye çevrilmez. Türkçe karşılık, aktarılan cümlenin anlamına göre kurulur. Hun sagde, at hun arbejdede hjemme. cümlesi “Evden çalıştığını söyledi” demektir.

Söz aktarmak için yalnızca sige kullanılmaz. Fiilin seçimi, aktarılan sözün niteliğini de gösterir:

Danca Türkçe Kullanım
Hun siger, at toget er forsinket. Trenin geciktiğini söylüyor. Bir bilgiyi aktarma.
Han fortalte, at han havde fået nyt arbejde. Yeni bir işe girdiğini anlattı. Bir gelişmeyi veya yaşananları anlatma.
Jeg troede, at du vidste det. Bunu bildiğini sanıyordum. Geçmişteki düşünceyi aktarma.
Hun forklarede, at døren var låst. Kapının kilitli olduğunu açıkladı. Açıklama aktarma.

Tro bağlama göre “sanmak” veya “inanmak” olabilir. Jeg troede ... çoğu kez kişinin önceki düşüncesini bildirir; bu düşüncenin yanlış çıktığı izlenimini verebilir, ama yanlış olduğunu tek başına kesinleştirmez.

2. At düşebilir; yan cümle düzeni değişmez

Özellikle sige, fortælle, tro ve synes gibi söyleme ve düşünme fiillerinden sonra at sıkça kullanılmaz:

  • Hun sagde, at hun var træt. — Yorgun olduğunu söyledi.
  • Hun sagde, hun var træt. — Yorgun olduğunu söyledi.

İki biçim de doğaldır. Başlangıçta at kullanmak, cümlenin sınırlarını görmenizi kolaylaştırır. Uzun veya karmaşık bir aktarımda da bağlantıyı açık tutabilir.

Ancak at düşünce yan cümle bir ana cümleye dönüşmez. Ana cümle, başka bir cümleye bağlı olmadan kullanılabilen bölümdür. Dancada bu iki türün sözcük sırası, özellikle ikke “değil” ile görünür hâle gelir:

  • Hun kommer ikke. — O gelmiyor.
  • Han siger, at hun ikke kommer. — Onun gelmediğini söylüyor.
  • Han siger, hun ikke kommer. — Onun gelmediğini söylüyor.

Son iki örnekte de ikke, çekimli fiilden önce gelir. Çekimli fiil, zamanı gösteren fiil biçimidir; burada kommer. Fiil birkaç sözcükten oluşuyorsa aynı ilke geçerlidir: Hun sagde, at hun ikke havde set ham. — “Onu görmediğini söyledi.” Ikke, burada havde sözcüğünden öncedir.

3. Zamirleri konuşmacıya göre değiştirin

Zamir, kişi veya şeylerin adını tekrar etmek yerine kullanılan sözcüktür: “ben”, “sen”, “o” gibi. Dolaylı anlatımda ilk sözdeki jeg her zaman han ya da hun olmaz. Kimin sözünü kimin aktardığına bakmak gerekir.

Anna'nın sözü: »Jeg er træt.« — “Yorgunum.”

  • Başkası aktarıyorsa: Anna sagde, at hun var træt. — Anna yorgun olduğunu söyledi.
  • Anna kendi sözünü aktarıyorsa: Jeg sagde, at jeg var træt. — Yorgun olduğumu söyledim.

Benzer şekilde, ilk sözdeki du sözcüğünün kimi gösterdiğini bulun. Mads size »Du kan komme med.« — “Sen de gelebilirsin” dediyse:

  • Mads sagde, at jeg kunne komme med. — Mads benim de gelebileceğimi söyledi.

Mads aynı sözü Anna'ya söylediyse:

  • Mads sagde til Anna, at hun kunne komme med. — Mads, Anna'ya onun da gelebileceğini söyledi.

Türkçedeki “o” cinsiyet belirtmez; Dancada kişi için han “o, erkek” ve hun “o, kadın” ayrımı vardır. Ayrıca Türkçede “yorgun olduğunu söyledi” cümlesinde özneyi açıkça söylemeyebilirsiniz. Dancada at hun var træt bölümündeki hun genellikle atılamaz.

4. Zamanı aktarımın bakış açısına göre seçin

Geçmişteki bir sözü geçmişteki bakış açısından anlatırken zaman kayması, yani fiilin daha geçmiş bir biçime geçmesi, yaygındır. Aşağıdaki eşleşmeler iyi bir başlangıçtır; bunlar her durumda zorunlu dönüşümler değildir.

İlk söz Geçmişte aktarımı Türkçe karşılığı
Jeg er træt. Hun sagde, at hun var træt. Yorgun olduğunu söyledi.
Jeg arbejder hjemme. Han sagde, at han arbejdede hjemme. Evden çalıştığını söyledi.
Jeg har rejst meget. Hun sagde, at hun havde rejst meget. Çok seyahat ettiğini söyledi.
Jeg kan hjælpe. Han sagde, at han kunne hjælpe. Yardım edebileceğini söyledi.
Jeg vil ringe senere. Hun sagde, at hun ville ringe senere. Daha sonra arayacağını söyledi.

Er → var, arbejder → arbejdede, kan → kunne gibi değişimler, ilk konuşmanın geçmişteki anına yerleşmenizi sağlar. Har rejst → havde rejst değişiminde ise seyahat, o geçmiş konuşma anından önce gerçekleşmiştir. Havde + rejst gibi yapılar, geçmişteki bir noktadan daha önce tamamlanan işi anlatır.

Türkçe çeviride bu ayrım her zaman ayrı bir zaman ekiyle görünmez. Hun sagde, at hun var træt. cümlesindeki yorgunluk, çoğunlukla söyleme anıyla aynı zamandadır. Cümleyi “Yorgun olmuş olduğunu söyledi” diye çevirmek gerekmez.

Dancada zamanı sadece aktarma fiiline bakarak değiştirmeyin. Söylenen bilgi hâlâ geçerliyse şimdiki zaman kalabilir:

  • Hun sagde, at hun bor i Aarhus. — Aarhus'ta yaşadığını söyledi.
  • Hun sagde, at hun boede i Aarhus. — Aarhus'ta yaşadığını söyledi.

İlk cümle bilgiyi güncel bir durum olarak sunabilir. İkinci cümle geçmişteki konuşma anını esas alır; kadının artık Aarhus'ta yaşamadığını tek başına söylemez. Aradaki farkı Türkçede çoğu zaman ek bir açıklama veya bağlamla veririz.

5. Sorularda om veya soru sözcüğünü kullanın

Evet ya da hayır ile cevaplanabilen sorularda om kullanılır:

  • İlk soru: »Kan du hjælpe?« — “Yardım edebilir misin?”
  • Aktarım: Hun spurgte, om jeg kunne hjælpe. — Yardım edip edemeyeceğimi sordu.

Türkçedeki “edip edemeyeceğimi” yapısının anlamını Dancada om taşır. Buradaki om, “hakkında” anlamındaki kullanımından farklıdır.

Soru hvor “nerede”, hvornår “ne zaman”, hvorfor “neden”, hvad “ne” gibi bir sözcükle başlıyorsa o sözcük korunur:

  • »Hvor bor du?« — “Nerede yaşıyorsun?”
  • Han spurgte, hvor jeg boede. — Nerede yaşadığımı sordu.

Dolaylı soruda doğrudan sorunun fiil-özne sırası kullanılmaz. Hvor bor du? yerine aktarımın içinde hvor du bor bulunur. Olumsuzluk varsa yine yan cümle sırası geçerlidir:

  • Hun spurgte, hvorfor jeg ikke kom. — Neden gelmediğimi sordu.

Sorunun tamamı artık bir bildirim içinde yer alıyorsa sonda soru işareti değil, nokta kullanılır. Ancak Ved du, hvor hun bor? — “Onun nerede yaşadığını biliyor musun?” cümlesinde bütün cümle bir soru olduğu için soru işareti vardır.

6. İstek ve emirleri anlamlarına göre aktarın

Emirleri, yani birinden bir şey yapmasını isteyen ifadeleri, genellikle bede nogen om at ... yapısıyla aktarabilirsiniz: “birinden ... yapmasını istemek”. Buradaki ikinci at, yan cümle bağlayıcısı değil, mastar işaretidir. Mastar, fiilin zaman ve kişi belirtmeyen sözlük biçimidir: Türkçedeki “gelmek”, “beklemek” gibi.

  • »Vent her.« — “Burada bekle.”
  • Hun bad mig om at vente der. — Orada beklememi istedi.

Olumsuz bir istekte ikke genellikle mastar işaretinden önce gelir:

  • »Ring ikke så sent.« — “Bu kadar geç arama.”
  • Han bad mig om ikke at ringe så sent. — Bu kadar geç aramamamı istedi.

Bir soru, biçim olarak evet-hayır sorusu olsa da işlev olarak rica olabilir. »Kan du lukke døren?« — “Kapıyı kapatabilir misin?” sözü, duruma göre Hun bad mig om at lukke døren. — “Kapıyı kapatmamı istedi” diye aktarılabilir. Sözcükleri değil, konuşmacının yapmak istediği şeyi de dikkate alın.

Bağlam içinde örnekler

Aşağıdaki örneklerde iş konuşmaları, günlük planlar ve geçmiş deneyimler birlikte yer alıyor. (At) yazımı, bu sözcüğün kullanılabileceğini veya atılabileceğini gösterir; normal metinde parantez yazmanız gerekmez.

Danca Türkçe Açıklama
Hun sagde, (at) hun var træt. Yorgun olduğunu söyledi. Bildirim; at isteğe bağlı.
Han spurgte, om jeg kunne. Yapıp yapamayacağımı sordu. Neyin yapılacağı önceki konuşmadan anlaşılır.
De fortalte, at de havde rejst. Seyahat ettiklerini anlattılar. Seyahat, anlatma anından önce gerçekleşmiş.
Jeg troede, at du vidste. Bildiğini sanıyordum. Neyin bilindiği bağlamdan anlaşılır.
Lægen sagde, at jeg skulle hvile mig. Doktor dinlenmem gerektiğini söyledi. Bir tavsiye veya gereklilik aktarılır.
Min kollega siger, at hun ikke kan åbne filen. İş arkadaşım dosyayı açamadığını söylüyor. Ikke, kan fiilinden önce.
Mads sagde, at han ville sende en besked. Mads bir mesaj göndereceğini söyledi. Geçmişten bakılan gelecek.
Anna spurgte, om vi havde bestilt bord. Anna masa ayırtıp ayırtmadığımızı sordu. Dolaylı evet-hayır sorusu.
Han spurgte, hvornår bussen kom. Otobüsün ne zaman geleceğini sordu. Soru sözcüğü korunur; çeviri bağlama göre geleceği anlatır.
Hun spurgte, hvorfor jeg ikke havde svaret. Neden cevap vermediğimi sordu. Olumsuzluk ve daha önce gerçekleşmemiş eylem.
Min chef bad mig om at sende rapporten inden fredag. Müdürüm raporu cuma gününden önce göndermemi istedi. Rica veya görev aktarımı.
I mandags sagde hun, at hun ville komme dagen efter. Pazartesi günü, ertesi gün geleceğini söyledi. Zaman ifadesi geçmişteki güne göre kurulur.

İlk dört örneğin kısa olması, cümlelerin her durumda aynı ölçüde bağımsız kullanılabileceği anlamına gelmez. Om jeg kunne ve at du vidste gibi bölümler, konuşulan işin veya bilginin zaten belli olduğu durumlarda doğaldır. Tek başına anlaşılabilen bir örnek gerekirse Han spurgte, om jeg kunne hjælpe. — “Yardım edip edemeyeceğimi sordu” ya da Jeg troede, at du vidste det. — “Bunu bildiğini sanıyordum” diyebilirsiniz.

Sık yapılan hatalar

1. Dolaylı soruda doğrudan soru sırasını korumak

  • Yanlış: Hun spurgte, hvor boede jeg.
  • Doğru: Hun spurgte, hvor jeg boede. — Nerede yaşadığımı sordu.
  • Neden? Aktarılan bölüm bağımsız bir soru değil, yan cümledir. Özne jeg, fiil boede sözcüğünden önce gelir.

2. Ikke sözcüğünü ana cümledeki yerine koymak

  • Yanlış: Han sagde, at han kunne ikke komme.
  • Doğru: Han sagde, at han ikke kunne komme. — Gelemeyeceğini söyledi.
  • Neden? Standart yan cümle düzeninde ikke, çekimli fiilden önce bulunur. At kullanmasanız da bu sırayı koruyun.

3. Evet-hayır sorusunu at ile aktarmak

  • Yanlış: Hun spurgte, at jeg havde tid.
  • Doğru: Hun spurgte, om jeg havde tid. — Vaktim olup olmadığını sordu.
  • Neden? Bir bilginin doğru olup olmadığı soruluyor. Bu tür soruların bağlantı sözcüğü omdur.

4. İlk konuşmadaki jeg sözcüğünü aynen bırakmak

Anna »Jeg er syg.« — “Hastayım” demiş olsun. Siz Anna'nın sözünü aktarıyorsunuz:

  • Bu anlam için yanlış: Anna sagde, at jeg var syg.
  • Doğru: Anna sagde, at hun var syg. — Anna hasta olduğunu söyledi.
  • Neden? İlk cümle dilbilgisel olarak mümkündür, ama Anna'nın sizin hasta olduğunuzu söylediği anlamına gelir. Zamiri kopyalamak anlamı değiştirir.

5. Her geçmiş aktarımda şimdiki zamanı yanlış saymak

  • Yanlış yaklaşım: “Aktarma fiili sagde ise içeride mutlaka geçmiş zaman kullanılmalı.”
  • Uygun örnek: Han sagde, at hans søster arbejder på hospitalet. — Kız kardeşinin hastanede çalıştığını söyledi.
  • Neden? İş bilgisi hâlâ geçerli bir durum olarak sunulabilir. Arbejdede de mümkündür; seçim, hangi zamanı ve bakış açısını vurguladığınıza bağlıdır.

6. Emir cümlesini olduğu gibi at arkasına koymak

  • Yanlış: Hun sagde, at vent her.
  • Doğru: Hun bad mig om at vente der. — Orada beklememi istedi.
  • Neden? Vent bir emirdir. Dolaylı aktarımda istek yapısı ve mastar vente kullanılır. Hâlâ aynı yerdeyseniz her de korunabilir.

Kullanım notları

At kullanmak resmî dile, kullanmamak yalnızca konuşma diline özgü değildir. Her iki biçim yazıda ve konuşmada görülebilir. Kısa, kolay anlaşılır cümlelerde sözcüğün düşmesi çok yaygındır; uzun cümlelerde ise açık bağlantı okuyucuya yardımcı olur. Om ve soru sözcüklerini aynı şekilde serbestçe atabileceğinizi düşünmeyin.

Örneklerde yan cümlenin önünde virgül kullanılmıştır. Danca yazımda yan cümleden önceki başlangıç virgülünü kullanıp kullanmama konusunda iki kabul edilen uygulama vardır. Bu yüzden Hun sagde at hun var træt. biçimini de görebilirsiniz. Virgülün yokluğu, at hun var træt bölümünün yan cümle olmasını değiştirmez; önemli olan seçilen virgül uygulamasını tutarlı sürdürmektir.

Dolaylı anlatım, söyleneni kelimesi kelimesine vermek zorunda değildir. Han fortalte, at mødet var aflyst. — “Toplantının iptal edildiğini anlattı” cümlesi, konuşmanın bir özetidir. Ayrıca bu yapı tek başına bilginin doğruluğunu garanti etmez: Birinin bunu söylediğini bildirirsiniz. Türkçedeki -miş eki duyulan bilgiyi gösterebilir, ancak Dancada dolaylı anlatım için buna denk ayrı bir zorunlu fiil eki yoktur.

Daha ileri kullanım

Zaman ve yer ifadelerinde bakış açısı

I dag “bugün”, i morgen “yarın”, her “burada” gibi ifadeler konuşma anına ve yerine bağlıdır. İlk sözün nerede ve ne zaman söylendiğini, ardından sizin onu nerede ve ne zaman aktardığınızı belirleyin.

Anna pazartesi günü »Jeg kommer i morgen.« — “Yarın geliyorum” desin. Siz bunu çarşamba günü anlatıyorsanız:

  • Anna sagde i mandags, at hun ville komme dagen efter. — Anna pazartesi günü, ertesi gün geleceğini söyledi.

Burada dagen efter, pazartesinin ertesi gününü gösterir. Çarşamba günü aynı aktarımda i morgen kullanmak, dinleyicinin perşembeyi anlamasına yol açabilir. Ama sözü hâlâ pazartesi günü aktarıyorsanız i morgen doğru kalabilir.

İlk sözdeki ifade Bakış açısı değişince kullanılabilecek ifade Açıklama
i dag den dag Bugün → o gün.
i morgen dagen efter Yarın → ertesi gün.
i går dagen før Dün → önceki gün.
her der Burada → orada; yer değiştiyse.

Bu tablo bir zorunlu dönüşüm listesi değildir. Belirsizliği önlemek için günün adını veya açık bir tarih de kullanabilirsiniz. Aynı yerde aktarılan bir sözde her “burada” ifadesini değiştirmeniz gerekmez. Esas hedef, dinleyicinin doğru günü ve yeri anlamasıdır.

Geleceği ve beklentiyi geçmişten anlatmak

Ville, dolaylı anlatımda her zaman “isterdi” demek değildir:

  • Hun sagde, at hun ville ringe. — Arayacağını söyledi.

Bu örnekte arama, geçmişteki söyleme anından sonradır. Öte yandan ville istek de anlatabilir; anlamı bağlam belirler. Skulle da plan, beklenti veya gereklilik aktarabilir:

  • Han sagde, at han skulle arbejde næste dag. — Ertesi gün çalışması gerektiğini söyledi.

Bu cümle, bağlama göre kişinin ertesi gün çalışmasının planlandığını da anlatabilir. Bu nedenle ville ve skulle biçimlerini tek bir Türkçe sözcükle ezberlemek yerine, aktarılan sözün niyet mi, plan mı, zorunluluk mu bildirdiğine bakın.

Sahiplikte sin, sit ve sine

Sin, sit, sine, sahibin bulunduğu cümlenin öznesiyle aynı kişi olduğunu gösteren sahiplik biçimleridir. Sözcükler arasındaki seçim, sahip olunan şeye göre yapılır. Dolaylı anlatımda bütün metnin ilk öznesine değil, ilgili yan cümlenin öznesine bakın:

  • Anna sagde, at Peter havde glemt sin taske. — Anna, Peter'in kendi çantasını unuttuğunu söyledi.
  • Anna sagde, at Peter havde glemt hendes taske. — Anna, Peter'in onun çantasını unuttuğunu söyledi.

İlk cümlede çanta Peter'indir; çünkü sin, yan cümlenin öznesi Peter ile bağlantılıdır. İkinci cümlede çanta bir kadına, bağlama göre Anna'ya aittir. Birden fazla kişi varsa hans “onun, bir erkeğin” ve hendes “onun, bir kadının” biçimleri de belirsiz olabilir. Gerektiğinde kişinin adını tekrar etmek, yanlış anlaşılmayı önler.

İç içe aktarımlar

Birinin başka birinin sözünü aktardığını da anlatabilirsiniz:

  • Anna sagde, at Peter havde fortalt hende, at toget var aflyst. — Anna, Peter'in kendisine tren seferinin iptal edildiğini söylediğini anlattı.

Her at bölümünde özneyi, zaman ilişkisini ve bilginin kaynağını ayrı ayrı kontrol edin. Türkçede de bu tür cümleler uzadıkça takip etmek zorlaşır. Amaç karmaşık görünmek değil, bilgi akışını korumaktır; gerekirse iki kısa cümle kurun. C1 düzeyindeki zaman uyumu çalışmaları, bu tür katmanlı anlatımlardaki zaman seçimini daha ayrıntılı ele alır.

Çalışma önerileri

  1. Aynı sözü üç kişiden aktarın. Anna'nın »Jeg kan ikke komme.« — “Gelemiyorum” sözünü önce siz anlatın: Anna sagde, at hun ikke kunne komme. — “Anna gelemeyeceğini söyledi.” Ardından Anna'nın kendi sözünü aktardığını düşünün: Jeg sagde, at jeg ikke kunne komme. — “Gelemeyeceğimi söyledim.” Son olarak sözü başka bir kişi için kurun. Böylece zamir seçimini anlamla ilişkilendirirsiniz.
  2. Bildirim, soru ve isteği yan yana çalışın. “Toplantı başladı”, “Toplantı başladı mı?” ve “Kapıyı kapat” gibi üç kısa Türkçe söz seçin. Danca aktarımda sırasıyla at, om ve bede ... om at yapılarını kullanın. Sonra olumsuz örnekler ekleyip ikke sözcüğünün yerini kontrol edin.
  3. Küçük bir zaman çizelgesi çizin. İlk sözün söylendiği günü, sözde anlatılan olayın zamanını ve sizin aktarım gününüzü işaretleyin. Özellikle havde, ville, i morgen ve dagen efter seçimlerini bu çizelgeyle sınayın. Bir haber veya konuşma dinlerken de yalnızca fiili değil, bilginin hangi ana göre verildiğini not edin.

İlgili konular

  • Önce: Yan cümleler — Dolaylı anlatımda özne, fiil ve olumsuzluk sözcüğünün sırasını anlamanın temelidir.
  • Sonraki adım: Zaman uyumu — Geçmiş bakış açısını, olaylar arasındaki zaman ilişkilerini ve daha karmaşık aktarımları derinleştirir.

Ön koşul

Dancada BisætningerA2

Bu kavram üzerine inşa edilen kavramlar

Diğer B2 kavramları

Bu kavram diğer dillerde

Tüm dillerde karşılaştır