A1

Lehçede kip fiilleri

Czasowniki Modalne

Bu makale, Settemila Lingue üzerindeki Lehçe dil bilgisi ağacının bir parçasıdır.

Kısaca

Lehçede musieć zorunluluğu, móc imkânı veya izni, chcieć isteği, potrafić beceriyi, powinien ise yapılması uygun olan şeyi anlatır. Genellikle bu sözcükten sonra mastar, yani fiilin kişiye göre değişmeyen sözlük biçimi gelir: Muszę iść — “Gitmek zorundayım.” Kişiye göre ilk fiil değişir; ikinci fiil mastar olarak kalır. Nie muszę “zorunda değilim”, nie mogę ise “yapamam” veya “yapmama izin yok” demektir; bu iki anlamı ayırmak özellikle önemlidir.

Genel bakış

Bir eylemi söylemek ile o eylemin gerekli, mümkün veya istenen bir şey olduğunu söylemek farklıdır. Idę “Gidiyorum” demektir; Muszę iść “Gitmek zorundayım”, Chcę iść ise “Gitmek istiyorum” anlamına gelir. Bu ayrımları kuran sözcüklere kip fiilleri denir: eylemin kendisinden çok, eyleme ilişkin zorunluluk, istek veya imkân gibi anlamları belirtirler. A1 düzeyinde işe giderken, alışverişte, randevu ayarlarken ve yardım isterken sürekli karşınıza çıkarlar.

Türkçede bu anlamların bir kısmını eklerle anlatırız: “gidebilirim”, “gitmeliyim”. Bir kısmında ise ayrı sözcükler kullanırız: “gitmek istiyorum”, “gitmek zorundayım”. Lehçedeki temel yapı ikinci gruba daha çok benzer. Ancak Türkçenin alışılmış sırası “gitmek + istiyorum” iken Lehçede en kolay başlangıç kalıbı istek veya zorunluluk bildiren fiil + yapılacak iş sırasıdır: Chcę pracować — “Çalışmak istiyorum.”

Bu beş sözcüğü tek bir çekim kalıbı olarak düşünmeyin. Anlam bakımından birlikte öğrenilmeleri yararlıdır, fakat biçimleri farklıdır. Özellikle powinien ayrı bir yapı gösterir: hem kişi hem de dilbilgisel cinsiyet, yani Lehçenin erkeklik ve kadınlık ayrımı, biçimi etkiler. Önce şimdiki kullanımını öğrenmek yeterlidir; geçmiş zaman, kibar istekler ve anlam incelikleri aşağıdaki ileri bölümde ayrıca ele alınır.

Yapı nasıl kurulur?

İlk fiili çekin, ikinciyi mastar bırakın

Çekim, bir fiilin “ben, sen, biz” gibi kişilere ve zamana göre biçim değiştirmesidir. Kip fiili çekilir; asıl işi anlatan fiil genellikle mastarda kalır. Lehçe mastarların çoğu -ć ile biter: iść “gitmek”, pracować “çalışmak”, pomóc “yardım etmek”. Móc da kendi başına bir mastardır; cümlede kişiye göre mogę, możesz gibi biçimler alır.

  • Muszę pracować. — Çalışmak zorundayım.
  • Musisz pracować. — Çalışmak zorundasın.
  • Musimy pracować. — Çalışmak zorundayız.

Üç cümlede değişen bölüm musieć fiilidir. Pracować değişmez. Türkçedeki “çalışmam gerekiyor” yapısını sözcük sözcük taşımak yerine bu iki parçalı kalıbı öğrenin.

Özne, eylemi yapan veya cümlenin hakkında konuştuğu kişidir. Lehçede fiilin biçimi kişiyi gösterdiği için özne zamiri, yani ja “ben”, ty “sen” gibi sözcükler çoğu zaman söylenmez. Mogę wejść? tek başına “İçeri girebilir miyim?” demektir. Ja mogę wejść ise bağlama göre “Ben girebilirim” diyerek özellikle beni öne çıkarabilir.

Dört fiilin temel çekimleri

Aşağıdaki biçimler şimdiye veya genel bir duruma ilişkin cümlelerde kullanılır. Türkçede karşılıkları bağlama göre “istiyorum/isterim” veya “yapabiliyorum/yapabilirim” olabilir.

Kişi musieć móc chcieć potrafić
Ben muszę mogę chcę potrafię
Sen musisz możesz chcesz potrafisz
O musi może chce potrafi
Biz musimy możemy chcemy potrafimy
Siz musicie możecie chcecie potraficie
Onlar muszą mogą chcą potrafią

Türkçedeki tek bir “o” sözcüğünün karşılığında Lehçede on “o, erkek”, ona “o, kadın”, ono “o, nötr cinsiyet” bulunur. Bu dört fiilin yukarıdaki çekimlerinde üçünün de fiil biçimi aynıdır: on może, ona może, ono może. Bunlar “O yapabilir” yapısının başlangıçlarıdır. Çoğuldaki oni ve one ayrımı da bu tabloda fiilin biçimini değiştirmez.

Yazımdaki ayrıntıları koruyun: chcę “istiyorum”, chce “istiyor” demektir. Mogę “yapabilirim”, może “yapabilir” biçimidir. Özellikle ę harfini sıradan e gibi yazmak kişi ayrımını ortadan kaldırabilir. Potrafię biçimini de potrafi ile karıştırmayın.

Hangi anlam için hangi fiil?

Musieć: zorunluluk. Bir iş yapılmalıdır; sebep bir kural, bir ihtiyaç veya kişinin içinde bulunduğu durum olabilir.

  • Muszę odebrać dziecko ze szkoły. — Çocuğu okuldan almam gerekiyor.

Bu cümle bir emir vermiyor; konuşan kişi kendi yükümlülüğünü bildiriyor. Türkçede bağlama göre “zorundayım”, “gerekiyor” veya “-meliyim” kullanılabilir.

Móc: imkân veya izin. Koşullar bir işi yapmaya elverişlidir ya da o işi yapmaya izin vardır.

  • Mogę przyjść jutro. — Yarın gelebilirim.
  • Możesz tu usiąść. — Buraya oturabilirsin.

İkinci cümle hem “Burada yer var” hem “Buraya oturmanda sakınca yok” anlamına gelebilir. Hangi anlamın öne çıktığını konuşmanın bağlamı gösterir.

Chcieć: istek. Bir şeyi yapmayı istemek anlamına gelir; yapabilecek olmak veya yapmak zorunda olmakla aynı değildir.

  • Chcę odpocząć. — Dinlenmek istiyorum.

Potrafić: beceri. Bir işi yapmayı bilmek veya başarabilecek beceriye sahip olmak anlamındadır.

  • Potrafię naprawić rower. — Bisiklet tamir edebilirim.

Türkçedeki “-ebilmek” hem móc hem potrafić için kullanılabildiğinden Lehçede önce kendinize şunu sorun: “Koşullar mı uygun, yoksa kişi bu işi yapmayı mı biliyor?”

Powinien: tavsiye ve uygun davranış

Powinien çoğunlukla “yapmalı”, “yapması gerekir” anlamını verir. Burada sıradan bir mastarı çekiyormuş gibi ilerlemeyin; bu yapının biçimlerini ayrı öğrenin. Başlangıç için musieć ile farkı şöyle düşünebilirsiniz: musieć daha güçlü bir zorunluluk, powinien ise çoğunlukla tavsiye, beklenti veya uygun davranış bildirir.

Tekil, bir kişiyi; çoğul, birden fazla kişiyi belirtir. Tekilde erkek ve kadın biçimleri ayrılır. Çoğulda ise en az bir erkek kişiyi içeren gruplar için kullanılan biçimler ile yalnız kadınlardan oluşan gruplar ve erkek kişi içermeyen diğer çoğullar için kullanılan biçimler ayrılır.

Kişi Erkek kişi / erkek kişi içeren grup Kadın / erkek kişi içermeyen grup
Ben powinienem powinnam
Sen powinieneś powinnaś
O powinien powinna
Biz powinniśmy powinnyśmy
Siz powinniście powinnyście
Onlar powinni powinny

Nötr cinsiyetteki tekil biçim powinnodur: Dziecko powinno spać — “Çocuk uyumalı.” Burada çocuğun erkek ya da kız olması değil, dziecko sözcüğünün dilbilgisel cinsiyeti belirleyicidir.

  • Erkek konuşan: Powinienem odpocząć. — Dinlenmeliyim.
  • Kadın konuşan: Powinnam odpocząć. — Dinlenmeliyim.
  • Bir kadına: Powinnaś odpocząć. — Dinlenmelisin.

Türkçede bu cümlelerin biçimi cinsiyete göre değişmez. Lehçede ise biçimin kimin hakkında söylendiğine uyması gerekir. Powinna odpocząć “O, kadın, dinlenmeli” demektir; konuşanın kadın olması tek başına powinna seçmek için yeterli değildir.

Olumsuzluk: aynı Türkçe ek her zaman aynı Lehçe fiil değildir

Olumsuzluk, bir şeyin olmadığını veya yapılmadığını belirtmektir. Temel yapıda nie, kip fiilinin önüne gelir: nie chcę “istemiyorum”, nie potrafię “beceremiyorum/yapmayı bilmiyorum”. Ancak çıkan anlamı yalnızca “-me/-ma” ekiyle düşünmeyin.

Lehçe Türkçe Anlam farkı
Muszę iść. Gitmek zorundayım. Zorunluluk var.
Nie muszę iść. Gitmek zorunda değilim. Gitmek serbest olabilir; zorunluluk yok.
Nie mogę iść. Gidemem. İmkân yok veya gitmeye izin yok.
Nie chcę iść. Gitmek istemiyorum. İstek yok.
Nie potrafię pływać. Yüzme bilmiyorum. Beceri yok.
Nie powinieneś iść. Gitmemelisin. Erkek bir kişiye gitmesinin uygun olmadığı söyleniyor.

Nie musisz bir yasak değildir. Örneğin Nie musisz płacić “Ödemek zorunda değilsin” der; “Ödeyemezsin” demez. Yasak açıkça söylenecekse Nie wolno tu palić — “Burada sigara içmek yasak” gibi bir yapı kullanılabilir. Bu son yapı bu beş fiilden biri değildir, fakat anlam ayrımını görmek için yararlıdır.

Sorular ve küçük sözcüklerin yeri

Soru kurarken başa czy getirilebilir; bu sözcük, cümlenin evet-hayır sorusu olduğunu gösterir. Günlük konuşmada yalnızca soru tonlaması da yeterli olabilir.

  • Czy możesz mi pomóc? — Bana yardım edebilir misin?
  • Potrafisz pływać? — Yüzme biliyor musun?

Türkçedeki “mi” sözcüğüyle Lehçedeki mi aynı değildir. Czy możesz mi pomóc? içindeki Lehçe mi, “bana” anlamına gelir; soruyu kuran unsur czy ve soru tonudur.

Uczyć się “öğrenmek” gibi fiillerde się sözcüğü de yapının bir parçasıdır. Kip fiili eklendiğinde kaybolmaz: Chcę się uczyć polskiego — “Lehçe öğrenmek istiyorum.” Chcę uczyć się polskiego da mümkündür. Başlangıçta iki doğal kalıptan birini bütün olarak öğrenmek, się için tek bir değişmez yer aramaktan daha yararlıdır.

Bağlam içinde örnekler

Aşağıdaki cümlelerde aynı mastar yapısının günlük ihtiyaç, izin, beceri ve tavsiye için nasıl kullanıldığını karşılaştırın. Türkçe çeviriler her zaman sözcük sözcük değil, cümlenin doğal anlamını verir.

Lehçe Türkçe Açıklama
Muszę iść. Gitmek zorundayım. Kısa ve doğrudan bir zorunluluk ifadesi.
Czy możesz mi pomóc? Bana yardım edebilir misin? Birinden yardım isteme.
Chcę się uczyć polskiego. Lehçe öğrenmek istiyorum. Öğrenme isteği; się korunur.
Potrafisz pływać? Yüzme biliyor musun? Beceri sorusu.
Musimy kupić bilety przed podróżą. Yolculuktan önce bilet almamız gerekiyor. Ortak bir yükümlülük.
Dziś nie mogę przyjść. Bugün gelemem. Koşullar uygun değil.
Czy mogę otworzyć okno? Pencereyi açabilir miyim? İzin isteme.
Dzieci chcą zostać w domu. Çocuklar evde kalmak istiyor. Çoğul istek.
Moja siostra potrafi prowadzić samochód. Kız kardeşim araba kullanmayı biliyor. Öğrenilmiş beceri.
Nie musisz odpowiadać teraz. Şimdi cevap vermek zorunda değilsin. Acele etme zorunluluğu yok.
Powinnaś porozmawiać z lekarzem. Doktorla konuşmalısın. Bir kadına verilen tavsiye.
Nie powinniśmy się spóźniać. Geç kalmamalıyız. Erkek kişi içeren bir grup için uygun davranış.

Mogę ile potrafię ayrımını tek bir durum üzerinden de görebilirsiniz. Potrafię prowadzić samochód, ale dziś nie mogę prowadzić — “Araba kullanmayı biliyorum ama bugün kullanamam.” Kişinin becerisi vardır; bugünkü koşullar ise araç kullanmasına elverişli değildir. Türkçede iki bölümde de “kullanabilmek” denebilse de Lehçedeki farklı fiiller ayrımı daha görünür kılar.

Sık yapılan hatalar

1. İkinci fiili de kişiye göre çekmek

  • Yanlış: Chcę pracuję.
  • Doğru: Chcę pracować. — Çalışmak istiyorum.
  • Neden? Kişiyi chcę zaten gösterir. Yapılacak işi anlatan ikinci fiil mastarda kalmalıdır. Türkçede de “çalışıyorum istiyorum” değil, “çalışmak istiyorum” deriz.

2. Zorunluluk yokluğunu yasak sanmak

  • Yanlış anlamlandırma: Nie musisz tu zostać = “Burada kalmamalısın.”
  • Doğru anlam: Nie musisz tu zostać. — Burada kalmak zorunda değilsin.
  • Gitmesi daha uygun olan erkek birine: Nie powinieneś tu zostać. — Burada kalmamalısın.
  • Neden? Nie musisz yalnızca zorunluluğu kaldırır; kişinin kalıp kalmamasına ilişkin bir yasak veya tavsiye vermez.

3. Powinien biçimini cümledeki kişiye uydurmamak

  • Yanlış: Anna powinien odpocząć.
  • Doğru: Anna powinna odpocząć. — Anna dinlenmeli.
  • Neden? Anna bir kadın olduğu için powinna kullanılır. Benzer şekilde kadın konuşan kendisi için powinnam, erkek konuşan powinienem der.

4. Się sözcüğünü unutmak

  • Amaçlanan anlam için yanlış: Chcę uczyć polskiego.
  • Doğru: Chcę się uczyć polskiego. — Lehçe öğrenmek istiyorum.
  • Neden? Uczyć “öğretmek”, uczyć się ise “öğrenmek” anlamındadır. İlk cümle kendi başına mümkündür, fakat “Lehçe öğretmek istiyorum” der. Küçük bir sözcüğün düşmesi anlamı değiştirir.

5. Yazıda kişi farkını silmek

  • Yanlış: Ja chce odpocząć.
  • Doğru: Ja chcę odpocząć. — Ben dinlenmek istiyorum.
  • Neden? Chce üçüncü kişi, chcę birinci kişidir. Çoğu durumda zamiri de çıkarıp yalnızca Chcę odpocząć demek yeterlidir.

6. Resmî hitapta çoğul biçimi otomatik kullanmak

  • Bir yabancıya resmî hitap amaçlanıyorsa yanlış: Czy pan możecie mi pomóc?
  • Doğru: Czy pan może mi pomóc? — Bana yardım edebilir misiniz?
  • Neden? Türkçede tek kişiye saygılı hitap için “siz” çekimi kullanırız. Lehçede bir erkeğe pan, bir kadına pani ile hitap edildiğinde fiil üçüncü tekil kişide olur: może. Możecie ise birden fazla kişiye samimi hitap biçimidir.

Kullanım notları

Rica ederken sertliği ayarlamak

Czy możesz…? tanıdık biriyle konuşurken doğal bir ricadır. Czy może pan…? ve Czy może pani…? resmî hitap için uygundur. Czy może pani powtórzyć? — “Tekrar edebilir misiniz?” cümlesi bir kadına saygılı hitaptır.

Chcę kawę — “Kahve istiyorum” dilbilgisel olarak mümkündür; burada chcieć bir mastarla değil, istenen şeyle kullanılır. Fakat servis görevlisine söylenen çıplak bir chcę cümlesi fazla doğrudan duyulabilir. Daha yumuşak istek biçimleri ileri bölümde verilmiştir. Her doğru cümle her ortamda aynı derecede nazik değildir.

Tavsiye her zaman hafif değildir

Powinieneś odpocząć — “Dinlenmelisin” çoğu durumda tavsiyedir. Bununla birlikte powinien önemli bir sorumluluğu da anlatabilir; bu yüzden onu her zaman “istersen yap” diye yorumlamayın. Musisz ile arasındaki fark yalnızca sözlük anlamı değil, konuşanın beklentisinin ne kadar güçlü olduğudur. Bağlam ve ses tonu da bu gücü etkiler.

İkinci fiil bazen söylenmez

Yapılacak iş önceki konuşmadan belliyse mastar atlanabilir. Chcesz przyjść? — Chcę, ale nie mogę. — “Gelmek istiyor musun? — İstiyorum ama gelemem.” Yanıtta przyjść tekrar edilmez. Bu, mastar kuralının bozulması değil, zaten bilinen bilginin tekrar edilmemesidir.

Temelin ötesinde: daha ileri kullanımlar

Bu bölümdeki yapıları A1 düzeyinde hemen üretmeniz gerekmez. Önce temel çekimleri ve anlam ayrımlarını sağlamlaştırın; aşağıdaki biçimler daha sonra konuşmaları ve metinleri anlamanızı kolaylaştıracaktır.

Geçmiş ve gelecek zaman

Geçmiş zamanda bazı biçimler kişinin cinsiyetini gösterir. Türkçede “istiyordum” derken böyle bir ayrım yapılmadığından Lehçedeki farkı ayrıca öğrenmek gerekir.

Lehçe Türkçe Açıklama
Musiałem pracować. Çalışmak zorundaydım. Erkek konuşan.
Musiałam pracować. Çalışmak zorundaydım. Kadın konuşan.
Nie mogłem przyjść. Gelemedim. Erkek konuşan; gelme imkânı yoktu.
Chciałam odpocząć. Dinlenmek istiyordum. Kadın konuşan.
Potrafiłem pływać już jako dziecko. Daha çocukken yüzme biliyordum. Erkek konuşan; geçmişteki beceri.
Będę musiał pracować. Çalışmak zorunda olacağım. Erkek konuşan; gelecekteki zorunluluk.
Będę mogła przyjść jutro. Yarın gelebileceğim. Kadın konuşan; gelecekteki imkân.

Gelecek zamanda bu fiiller będę gibi “olacağım” anlamlı yardımcı biçimlerle kullanılabilir. Yardımcı fiil, asıl fiille birlikte zaman veya benzeri bir anlamı kuran fiildir. Yukarıdaki będę musiał ve będę mogła yapılarına ek olarak będę musieć ve będę móc gibi mastarlı seçeneklerle de karşılaşabilirsiniz. Mastarlı seçeneklerde bu parçalar cinsiyete göre değişmez.

Geçmişte “zorunda olmak”, işin gerçekten yapıldığını her durumda tek başına kanıtlamaz. Musiałem wyjść, ale zostałem — “Çıkmam gerekiyordu ama kaldım” cümlesinde zorunluluk yerine getirilmemiştir. Bir olayın gerçekleşip gerçekleşmediğini yalnız kip fiiline bakarak değil, cümlenin tamamından çıkarın.

Kibar istekler ve varsayımlar

Koşullu biçimler, “yapardım, yapabilirdim” gibi gerçekleşmesi bir koşula bağlı veya daha çekingen biçimde söylenen anlamları kurar. Lehçede -by- parçasıyla karşılaşırsınız. Rica ederken bu biçimler sözü yumuşatabilir.

  • Erkek konuşan: Chciałbym zapytać o cenę. — Fiyatını sormak istiyorum.
  • Kadın konuşan: Chciałabym zapytać o cenę. — Fiyatını sormak istiyorum.
  • Bir erkeğe: Czy mógłbyś mi pomóc? — Bana yardım edebilir misin?
  • Bir kadına: Czy mogłabyś mi pomóc? — Bana yardım edebilir misin?
  • Resmî hitap: Czy mógłby pan powtórzyć? — Tekrar edebilir misiniz?

Türkçe çeviride çoğu zaman yine “istiyorum” veya “edebilir misin” yeterlidir; Lehçedeki biçimin eklediği nezaket tonu her zaman ayrı bir Türkçe sözcükle karşılanmaz. Mógłbyś biçimini yalnızca geçmiş zaman sanmayın: burada bugünkü bir rica söz konusudur.

Powinien ile geçmişe dönük değerlendirme

Powinienem zadzwonić çoğu bağlamda “Telefon etmeliyim” demektir. Geçmişte yapılması gereken ama yapılmamış bir işe açıkça dönmek için był veya była gibi geçmiş zaman biçimleri eklenebilir:

  • Powinienem był zadzwonić wcześniej. — Daha önce telefon etmeliydim.
  • Powinnam była zadzwonić wcześniej. — Daha önce telefon etmeliydim.

İlk cümlede konuşan erkek, ikincide kadındır. Bu yapı sıklıkla pişmanlık veya eleştiri taşır. Günlük konuşmada bağlam geçmiş zamanı zaten açık hale getiriyorsa daha kısa Powinienem zadzwonić wcześniej de geçmişe dönük yorumlanabilir. Bu nedenle powinien gördüğünüzde yalnız biçime değil, zaman bildiren sözcüklere ve konuşmanın konusuna da bakın.

Zorunluluktan tahmine geçiş

Musieć her zaman bir yükümlülük anlatmaz. Konuşan, elindeki işaretlerden güçlü bir sonuç da çıkarabilir:

  • On musi być zmęczony. — O çok yorgun olmalı.
  • To może być prawda. — Bu doğru olabilir.
  • Pociąg powinien przyjechać o ósmej. — Trenin saat sekizde gelmesi bekleniyor.

İlk cümlede kimseye yorgun olma görevi verilmez; güçlü bir tahmin vardır. İkincide móc ihtimali, üçüncüde powinien beklenen durumu anlatır. Türkçedeki “olmalı” da hem gereklilik hem tahmin bildirebildiği için bu anlam geçişi Türkçe konuşanlara tanıdık gelebilir.

Burada bir başka ayrım daha önemlidir: Może przyjść “O gelebilir” iken Może przyjdzie “Belki gelir” demektir. İkinci cümlede może, “belki” anlamında kullanılır ve ardından çekimli bir fiil gelir. Dolayısıyla her może sözcüğünden sonra mastar aramayın.

Mastarın seçimi: süreç mi, tamamlanan iş mi?

Lehçede birçok eylemin bir süreci veya tekrarı anlatan biçimi ile tamamlanmış bir işi anlatan biçimi vardır. Buna görünüş denir: eyleme devam eden bir faaliyet olarak mı, bir sonuca ulaşan iş olarak mı bakıldığını gösterir. Kip fiilinden sonra hangi mastarın seçildiği de bu farkı korur.

  • Muszę pisać codziennie. — Her gün yazmam gerekiyor.
  • Muszę napisać ten e-mail. — Bu e-postayı yazmam gerekiyor.
  • Chcę czytać wieczorami. — Akşamları okumak istiyorum.
  • Chcę przeczytać tę książkę. — Bu kitabı okuyup bitirmek istiyorum.

Pisać ve czytać faaliyeti veya tekrarı; napisać ve przeczytać ise belirli bir sonuca ulaşmayı öne çıkarır. Bu farkı Türkçede bazen “bitirmek” sözcüğüyle açıklarız, fakat Lehçedeki her tamamlanma biçimini mutlaka bu sözcükle çevirmek gerekmez. A1 düzeyinde doğal örnekleri bütün olarak öğrenin; daha sonra mastar çiftlerini ayrıca çalışabilirsiniz.

Çalışma önerileri

  1. Aynı işi beş açıdan söyleyin. Pracować “çalışmak” ile “zorundayım”, “çalışabilirim”, “istiyorum”, “becerim var”, “çalışmalıyım” anlamlarında cümleler kurun. Örneğin Muszę pracować — “Çalışmak zorundayım” ve Chcę pracować — “Çalışmak istiyorum”. Sonra yalnız kişiyi değiştirin: ben, sen, biz. Böylece hem anlamı hem çekimi birlikte çalışırsınız.
  2. Türkçe “-ebilmek” cümlelerini ayırın. “Yüzebilirim” cümlesi yüzme bildiğinizi mi, bugün yüzmeye fırsatınız olduğunu mu söylüyor? İlkinde potrafię pływać, ikincide bağlama göre mogę pływać seçin. Aynı alıştırmayı araba kullanmak, yemek yapmak ve bir randevuya gelmek için tekrarlayın.
  3. Olumsuzlukları bir durumla eşleştirin. “Katılmam isteğe bağlı”, “Katılmama izin yok”, “Katılmak istemiyorum” durumları için sırasıyla Nie muszę przyjść — “Gelmek zorunda değilim”, Nie mogę przyjść — “Gelemem”, Nie chcę przyjść — “Gelmek istemiyorum” cümlelerini kullanın. Kendiniz hakkında tavsiye cümlesi yazarken powinienem veya powinnam biçimini de doğru seçin.

İlgili konular

  • Ön hazırlık: İkinci fiil çekimi: -ę, -isz/-ysz — kişi eklerini ve şimdiki zaman çekimini tanımak, özellikle muszę/musisz gibi biçimleri öğrenmeyi kolaylaştırır. Buradaki bütün fiillerin aynı çekim grubuna ait olmadığını unutmayın.

Ön koşul

Lehçe Dilinde Conjugation II (-ę, -isz/-ysz) (Koniugacja II)A1

Diğer A1 kavramları

Bu kavram diğer dillerde

Tüm dillerde karşılaştır