Japoncada edebî düzyazı üslupları
文学的散文
Bu makale, Settemila Lingue üzerindeki Japonca dil bilgisi ağacının bir parçasıdır.
Kısaca
Japonca edebî düzyazıda etkiyi yalnızca seçilen sözcükler değil, cümlelerin zamanı, uzunluğu ve kimin bakış açısından kurulduğu da belirler. Geçmiş zamanla ilerleyen bir anlatı, geçmiş dışı bir biçimle sahneyi gözümüzün önüne getirebilir; tamamlanmamış bir cümle ise söylenmeyeni hissettirebilir. Roman ve denemelerde bu seçimleri okumak, her farklılığı hata ya da her süslü ifadeyi edebiyat saymaktan daha önemlidir.
Genel bakış
Düzyazı, şiirdeki dize düzenine bağlı olmadan yazılan metindir. Japoncada 文学的散文, edebî düzyazıyı anlatır: olayları bildirmekle yetinmeyen, okura bir ses, duygu ve algılama biçimi sunan anlatım. Bunun için mutlaka eski sözcükler veya uzun cümleler gerekmez. “Kapı kapandı” gibi kısa bir cümle de uygun yerde korku, yalnızlık ya da kesinlik yaratabilir.
Bu konu C2 düzeyinde, bildiğiniz dilbilgisini bir metnin bütünü içinde yorumlamayı gerektirir. Anlatıcı, hikâyeyi aktaran sestir; yazarla veya hikâyedeki kişiyle her zaman aynı değildir. Bakış açısı, olayların kimin gördükleri ve bildikleriyle sınırlı anlatıldığını gösterir. Aynı olayın dışarıdan bildirilmesiyle, bir karakterin endişesi içinden verilmesi arasında büyük fark vardır. Roman, kısa hikâye ve kişisel deneme okurken bu farkı cümle sonlarında, soru biçimlerinde ve söylenmeyen öznelerde arayın.
Türkçeden gelen okur için bazı araçlar tanıdıktır: “Soğuk bir sabah. Kimse yok.” gibi eksiltili anlatımlar, geçmişten şimdiki zamana geçiş ve iç konuşma Türkçe edebiyatta da bulunur. Ancak benzer etki, aynı dilbilgisi demek değildir. Türkçe fiil kişi ekleriyle konuşanı sık sık belli ederken Japonca fiil biçimi bunu yapmaz. Japonca metinde kimin düşündüğünü anlamak için önceki cümleleri, hitapları ve kişinin ulaşabileceği bilgileri de izlemek gerekir.
Nasıl işler?
1. Anlatıcı ile karakterin sesini ayırmak
Japonca kurmacada 地の文, konuşmaların dışında kalan anlatı bölümünü; 会話文 ise karakterlerin konuşmalarını ifade eder. Bu ayrım yararlı bir başlangıçtır, ama “tırnak dışında olan her söz tarafsız anlatıcıya aittir” sonucunu çıkaramayız. Anlatıcı bir karakterin düşünme biçimini kendi cümlelerine taşıyabilir.
Şu kısa diziyi okuyun:
- 彼女は時計を見た。まだ五分ある。大丈夫だ。 — “Saatine baktı. Daha beş dakika var. Sorun yok.”
İlk cümle bir hareket bildirir. Sonraki iki cümle, bağlam içinde kadının kendi kendini yatıştırması gibi okunur. “Düşündü” denmemesi, düşüncenin doğrudan sahneye karışmasını sağlar. Bununla birlikte, tek başına bu cümleler anlatım tekniğini kesin olarak kanıtlamaz; önceki ve sonraki satırlar da gerekir.
İç monolog, kişinin kendi kendine söylediklerinin aktarılmasıdır. Bilinç akışı ise düşüncelerin, duyumların ve anıların çağrışımlarla birbirine geçmesini izleyen daha geniş bir anlatım tekniğidir. Her kısa iç konuşma bilinç akışı değildir. Bir kişinin “Acaba gelir mi?” diye düşünmesi iç monolog olabilir; bu düşüncenin bir kokuya, çocukluk anısına ve yarım kalmış bir söze kayması bilinç akışına yaklaşır.
2. Zaman ile olayın görünüşünü birlikte okumak
Japoncada fiilin temel karşıtlığı, kabaca geçmiş ve geçmiş dışı biçimler arasındadır. Geçmiş dışı biçim, bağlama göre şimdiki zamanı, geleceği veya genel bir durumu anlatabilir. Görünüş ise olayın bitmiş, sürmekte ya da sonucu devam etmekte olan bir durum olarak sunulmasıdır. Bu yüzden edebî anlatıda yalnızca “Hangi zamanda?” değil, “Olayı nasıl görüyoruz?” diye de sorun.
| Japonca | Türkçe karşılık | Anlatıda olası işlev |
|---|---|---|
| 彼女は振り向いた。 | Arkasına döndü. | Tamamlanmış hareket; olay dizisini ilerletir. |
| 風が吹いていた。 | Rüzgâr esiyordu. | O sırada devam eden durum; sahnenin arka planını kurar. |
| 扉が閉まっていた。 | Kapı kapalıydı. | Kapanma hareketinin sürmesi değil, ortaya çıkan durum söz konusudur. |
| 遠くで犬が吠える。 | Uzakta bir köpek havlıyor. | Geçmiş dışı biçim, uygun bağlamda sahneyi yakınlaştırabilir. |
Burada ~ていた, her zaman “-yordu” diye çevrilmez. 吹く “esmek” ile devam eden bir olay, 閉まる “kapanmak” ile sonuç durumu anlatılabilir. Türkçe karşılığı fiilin anlamına göre seçmek gerekir.
Geçmiş anlatının içinde ~る biçimi diye anılan geçmiş dışı fiil biçimleriyle karşılaşabilirsiniz. “Caddeye çıktı. Yağmur yağıyor.” gibi bir geçiş Türkçede de sahneyi canlandırabilir. Japoncada da olayın uzak bir hatıra olarak aktarılmasından, o anda algılanıyormuş gibi sunulmasına geçilebilir. Ancak her ~る böyle bir canlılık etkisi taşımaz: alışkanlık, genel gerçek veya gelecek beklentisi de anlatabilir.
Ayrıca bir cümlenin içindeki fiille ana cümlenin zamanını karıştırmayın:
- 彼女が住んでいる町を訪ねた。 — “Onun yaşadığı kasabayı ziyaret ettim.”
住んでいる burada “kasaba”yı açıklayan bölümün içindedir. Bu yapı, tek başına anlatının şimdiki zamana geçtiğini göstermez. Böyle açıklayıcı bölümlerin zaman ilişkisi bağlama göre değerlendirilir; sırf ana cümle geçmiş diye hepsini otomatik olarak geçmişe çevirmek doğru değildir.
3. Cümle uzunluğu, kesinti ve odak
Uzun cümleler bir algının yavaş yavaş oluşmasını, kısa cümleler ise ani fark edişleri veya tereddütleri taşıyabilir. Bu, değişmez bir kural değil, bağlamla oluşan bir etkidir. Kısa cümle bazen hızlı değil, ağır ve son söz gibi duyulur.
- 窓を開けると、庭の木々が雨に濡れ、葉の先から雫が落ちていた。 — “Pencereyi açınca bahçedeki ağaçların yağmurla ıslandığını, yaprak uçlarından damlalar düştüğünü gördü.”
- 窓を開けた。雨。葉の先から、雫が落ちる。 — “Pencereyi açtı. Yağmur. Yaprak uçlarından damlalar düşüyor.”
İkinci anlatımda eksilti, yani cümlede beklenen bir parçanın bağlamdan anlaşılması için söylenmemesi vardır. 雨 tek başına bir addır; bir varlığı veya olguyu adlandıran sözcüktür. Adla biten bu tür kullanım Japoncada 体言止め diye anılır. Yağmur, bir açıklamanın parçası olmak yerine kişinin dikkatine çarpan tek görüntü gibi öne çıkar.
Türkçede “Yağmur.” doğal bir edebî kesinti olabilir. Japoncada da mümkündür; fakat her fiili kaldırmak metni kendiliğinden şiirsel yapmaz. Okurun hangi görüntüyü, kimin gözünden gördüğünü hâlâ anlayabilmesi gerekir.
4. Sözcük sırası ve gecikmiş açıklama
Yüklem, cümlenin asıl yargısını veren bölümdür; Japoncada normalde sonda bulunur. Edebî anlatımda bazı bilgiler sonradan eklenebilir. Devrik anlatım, beklenen sıranın vurgu için değiştirilmesidir.
- 風が吹いていた。冷たい、北の風だった。 — “Rüzgâr esiyordu. Soğuk bir kuzey rüzgârıydı.”
Burada ikinci cümle ilk algıyı yeniden tanımlar. 冷たい sonrasındaki virgül, “soğuk” niteliğinde kısa bir duraklama yaratır. Bu örneği yalnızca “devrik cümle” diye etiketlemek yerine, genel bir duyumun daha belirgin bir duyuma dönüşmesi olarak okumak daha yararlıdır.
- 帰りたかった。あの小さな家へ。 — “Dönmek istiyordu. O küçük eve.”
İkinci parça, önce tamamlanmış gibi görünen cümleye yön bilgisi ekler. へ yön gösteren bir parçacıktır, yani sözcüğün cümledeki görevini veya anlam ilişkisini belirleyen küçük dilbilgisi unsurudur. Böyle sona bırakıldığında, nereye dönmek istendiği ayrıca vurgulanır. Tarafsız bir bilgi metninde ise あの小さな家へ帰りたかった, “O küçük eve dönmek istiyordu” daha olağan düzendir.
5. Atmosferi açıklamak yerine duyurmak
Atmosfer, sahnenin okurda oluşturduğu genel duygudur. Bunun için “korkunçtu” veya “hüzünlüydü” demek şart değildir. Işık, koku, ses, sıcaklık ve küçük hareketler bu duyguyu kurabilir.
- 廊下の奥で、水がぽたり、ぽたりと落ちていた。 — “Koridorun sonunda su, damla damla düşüyordu.”
ぽたり, tek bir damlanın düşüşünü çağrıştıran ses taklididir. Tekrarı damlalar arasındaki aralığı duyurabilir. Japoncadaki ses ve duyum bildiren sözcükleri yalnızca sözlük anlamıyla değil, sahnedeki ritimleriyle de okuyun. Yine de her tekrar aynı duyguyu yaratmaz; sessiz bir evde tedirginlik, bahçede sakinlik doğurabilir.
Benzetme, bir şeyi başka bir şeye benzerliğiyle anlatmaktır. Mecaz, sözcüğü gerçek anlamının dışına taşıyan kullanımdır; metafor ise benzerliği doğrudan özdeşlik gibi kuran bir mecaz türüdür.
- 彼の目には、深い悲しみが宿っていた。 — “Gözlerinde derin bir keder vardı.”
宿る, bir yerde bulunma veya yerleşme anlamından hareketle duygunun gözlerde barınmasını anlatır. Türkçede “Gözlerine derin bir keder yerleşmişti” de bağlama uygun olabilir. Çeviride aynı görüntüyü korumak ile Türkçede doğal bir etki yaratmak arasında bilinçli seçim yapın; sözcük sözcük eşleştirme her zaman en iyi sonuç değildir.
Bağlam içinde örnekler
Aşağıdaki örnekler belirli bir yazardan alıntı değildir. Her satırda önce Japonca metni okuyun; ardından notun yalnızca biçimi mi, yoksa bağlama bağlı bir yorumu mu açıkladığına dikkat edin.
| Japonca | Türkçe | Okurken dikkat edilecek nokta |
|---|---|---|
| 彼女は振り向いた。そこには誰もいなかった。 | Arkasına döndü. Orada kimse yoktu. | Hareketten boşluğun fark edilmesine geçilir; kısa cümleler algıyı iki aşamada verir. |
| 風が吹いていた。冷たい、北の風だった。 | Rüzgâr esiyordu. Soğuk bir kuzey rüzgârıydı. | İkinci cümle ilk duyumu ayrıntılandırır; virgül niteliği öne çıkarır. |
| 彼の目には、深い悲しみが宿っていた。 | Gözlerinde derin bir keder vardı. | Duygu, gözlerde barınan bir şey gibi sunulur. |
| ああ、あの日に戻れたなら。 | Ah, keşke o güne dönebilseydim. | Koşul biçimiyle biten cümle, gerçekleşmeyen dileği açıkta bırakır. |
| 駅に着いた。ホームには、まだ誰もいない。 | İstasyona vardı. Peronda hâlâ kimse yok. | Geçmişten geçmiş dışı biçime geçiş, sahnedeki algıyı öne çıkarabilir. |
| 引き出しの奥に、古い手紙が残っていた。 | Çekmecenin dibinde eski bir mektup kalmıştı. | Devam eden bir yazma eylemi değil, geride kalmış şeyin durumu anlatılır. |
| なぜあんなことを言ったのだろう。今さら謝っても、遅い。 | Neden öyle bir şey söyledim ki? Şimdi özür dilesem de artık çok geç. | Önceki bağlam konuşanı belirliyorsa, tırnak olmadan iç ses duyulabilir. |
| 雨の匂い。母の傘。そうだ、あの日も駅で待っていた。 | Yağmur kokusu. Annemin şemsiyesi. Evet, o gün de istasyonda beklemiştim. | Duyumdan nesneye, nesneden anıya geçiş çağrışımlı anlatım kurar. |
| 「もう帰るのか」と父は言った。「うん、明日早いから」と娘は答えた。 | Babası, “Artık gidiyor musun?” dedi. Kızı, “Evet, yarın erken kalkacağım da,” diye cevap verdi. | Soru sonu ve kısa cevap, iki kişinin konuşma tarzını ayırmaya yardımcı olur. |
| 「先に失礼します」と彼は言い、静かに席を立った。 | “Müsaadenizle ben önce ayrılıyorum,” dedi ve sessizce yerinden kalktı. | Konuşmadaki nezaket, sade biçimlerle ilerleyen anlatının içine yerleşir. |
| 廊下の奥で、水がぽたり、ぽたりと落ちていた。 | Koridorun sonunda su, damla damla düşüyordu. | Ses taklidi ve tekrar, sessizliği ve geçen süreyi hissettirir. |
| 帰りたかった。あの小さな家へ。 | Dönmek istiyordu. O küçük eve. | Sona bırakılan yön bilgisi özlemin odağını belirginleştirir. |
| 彼女は笑った。けれど、その手は震えていた。 | Gülümsedi. Ama eli titriyordu. | Duygu doğrudan adlandırılmadan, davranışlar arasındaki karşıtlıkla sezdirilir. |
Türkçe çevirilerde gerektiği yerde kişi seçilmiştir. Özellikle iç düşünce ve eksiltili cümlelerde Japonca biçim tek başına “ben” ile “o” arasında karar vermeye yetmeyebilir. Tablodaki Türkçeyi tek mümkün çözüm değil, belirtilen okuma bağlamına uygun bir karşılık olarak değerlendirin.
Sık yapılan hatalar
1. Geçmiş anlatıda her fiili geçmişe çevirmek
- Hatalı yaklaşım: 駅に着いた。誰もいない。 için “İkinci cümle mutlaka 誰もいなかった olmalı” demek.
- Düzeltme: 駅に着いた。誰もいない。 — “İstasyona vardı. Kimse yok.” Sahneyi anlık algı olarak verebilir.
- Neden: Geçmiş dışı biçim anlatıda bilinçli bir seçim olabilir. 誰もいなかった, “Kimse yoktu” da doğrudur, fakat anlatı mesafesi değişebilir. Bu, dilbilgisi yanlışından çok okuma hatasıdır.
2. Türkçe kişi eklerinin verdiği bilgiyi Japoncada da var sanmak
- Hatalı çeviri: もう帰ろう。 ifadesini bağlamsız olarak yalnızca “Artık dönsün” diye okumak.
- Düzeltme: もう帰ろう。 — İç konuşmada “Artık döneyim”; bir gruba söylenirse “Artık dönelim.”
- Neden: ~よう/~おう biçimleri konuşanın niyetini veya birlikte yapma önerisini gösterebilir. Türkçe karşılık, konuşma durumuna göre değişir. Üçüncü kişinin kararı anlatılıyorsa o kişinin iç sesine girilmiş olabilir.
3. Nezaket biçimini anlatı sesiyle gelişigüzel karıştırmak
- Hedeflenen tarafsız anlatı için tutarsız: 彼女は立ち上がった。そして窓を開けます。 — “Ayağa kalktı. Sonra pencereyi açar/açacak.”
- Düzeltme: 彼女は立ち上がった。そして窓を開けた。 — “Ayağa kalktı. Sonra pencereyi açtı.”
- Neden: İlk örnekte hem zaman hem nezaket düzeyi gerekçesiz değişir. Bilinçli bir anlatıcı müdahalesi yoksa bu karışım istenen etkiyi bozar. Buna karşılık konuşma içinde 「窓を開けます」, “Pencereyi açacağım” bulunması sorun değildir; konuşanın üslubu anlatıcınınkinden farklı olabilir.
4. Eksiltiyi dilbilgisi eksikliğiyle karıştırmak
- Yanlış: 冷たいの風だった。 — “Soğuk bir rüzgârdı” demek için.
- Doğru: 冷たい風だった。 — “Soğuk bir rüzgârdı.” Edebî duraklamayla 冷たい、北の風だった。 — “Soğuk bir kuzey rüzgârıydı.”
- Neden: 冷たい bir sıfattır, yani bir şeyin niteliğini bildiren sözcüktür; burada adı doğrudan niteler ve araya の gelmez. Virgülle duraklama yaratmak, yapıya gelişigüzel parçacık eklemek demek değildir.
5. Yarım kalmış dileği düz koşul gibi çevirmek
- Eksik yorum: ああ、あの日に戻れたなら。 için yalnızca “O güne dönebilseydi...” deyip sözün duygusunu yok saymak.
- Daha uygun karşılık: “Ah, keşke o güne dönebilseydim.”
- Neden: なら burada bir koşul açar, fakat devamı söylenmez. Ünlem ve sahne bağlamı, gerçekleşmeyen dileği duyurur. Bu örnekte kişinin kimliği bağlamdan anlaşılır; aynı biçim başka bir metinde farklı kişiyle çevrilebilir. Her なら “keşke” değildir.
Kullanım notları
Edebî anlatım, eski dil demek değildir
Modern Japonca kurmacada sade fiil biçimleriyle güçlü bir edebî etki yaratılabilir. だ ve である gibi cümle sonları metne farklı sesler verebilir; ancak である her durumda daha edebî, だ da her durumda daha gündelik değildir. Denemenin tartışmacı sesi, birinci kişinin anı anlatması ve üçüncü kişi hikâyesi farklı tercihler gerektirebilir.
です/ます biçimleri, yani nezaket bildiren cümle sonları da edebiyattan dışlanmaz. Okura seslenen bir anlatıcı, kişisel deneme veya mektup bu biçimleri kullanabilir. Önemli olan metnin kurduğu ilişkinin tutarlı olmasıdır. Türkçede de “Size o günü anlatayım” ile “O gün yağmur yağıyordu” farklı yakınlıklar kurar; fakat Türkçe karşılığı tek başına Japoncadaki nezaket ayrımını tam göstermez.
Karakter sesi yalnızca cümle sonundan oluşmaz
Bir karakterin sesi; seçtiği sözcükler, cümle uzunluğu, susuşları, hitapları ve karşısındakine gösterdiği yakınlıkla oluşur. Zamir, adın yerini tutan “ben, sen, o” gibi sözcüktür. 私, 僕 ve 俺 gibi birinci kişi zamirleri farklı toplumsal izlenimler verebilir; fakat bunları değişmez kişilik veya cinsiyet etiketlerine çevirmeyin.
Kurmacada bazı cümle sonları yaş, toplumsal rol veya kişilik hakkında kalıplaşmış çağrışımlar taşır. Bunlar gerçek insanların konuşma alışkanlıklarını birebir temsil etmeyebilir. Özellikle çizgi roman ve tür kurmacasındaki abartılı sesleri gündelik konuşmaya aynen taşımak doğal olmayabilir. Bir karakteri okurken “Bu kişi hep böyle mi konuşuyor, yoksa bu karşılaşmada mı?” sorusu daha güvenilir bir rehberdir.
İşaretler ve duraklamalar bağlama bağlıdır
Japonca konuşmalar çoğunlukla 「 」 ile gösterilir. Üç nokta veya uzun çizgi, tereddüt, kesinti ve susmayı gösterebilir; bunların yazımı yayınevine ve metnin düzenine göre değişebilir. Bir işareti tek bir duyguya bağlamayın. Sessizlik utanma, öfke, düşünme veya sözü karşıdakine bırakma anlamına gelebilir.
İleri düzey kullanım
Serbest dolaylı anlatım ve belirsiz ses sınırları
Dolaylı anlatım, bir kişinin sözünü veya düşüncesini anlatıcının cümlesiyle aktarmaktır: “Geç kaldığını düşündü.” Serbest dolaylı anlatımda ise “düşündü” gibi bir aktarım kalıbı olmadan, karakterin değerlendirmesi anlatı içine karışır. Japonca metinlerde iç monolog ile bu tür anlatımın sınırı her zaman belirgin değildir.
İki sunumu karşılaştırın:
- 彼女は、もう間に合わないと思った。 — “Artık yetişemeyeceğini düşündü.”
- 彼女は時計を見た。もう間に合わない。どうしてもっと早く出なかったのか。 — “Saatine baktı. Artık yetişemez. Neden daha erken çıkmamıştı ki?”
İkinci dizide soru ve “artık” değerlendirmesi, kadının bulunduğu anın içinden gelir. Buradaki もう, yalnızca zaman bilgisi vermez; kişinin durumu nasıl değerlendirdiğini de taşır. Böyle yerlerde kimin sesini duyduğunuzu anlamak için sorunun kime ait olabileceğini ve anlatıcının daha önce nasıl konuştuğunu araştırın. Tek bir cümle sonundan kesin sınıflandırma yapmak yerine, birden fazla işareti bir araya getirin.
Bilinç akışında bağlantıyı kaybetmeden ilerlemek
Bilinç akışında sıradan olay sırası yerine çağrışım sırası öne çıkabilir. Yağmur kokusu bir şemsiyeyi, şemsiye bir kişiyi, o kişi eski bir bekleyişi hatırlatır. Cümleler eksiltili olsa da metnin izlenebilir bir bağı bulunmalıdır.
- 雨の匂い。母の傘。そうだ、あの日も駅で待っていた。いつまで待ったのだったか。 — “Yağmur kokusu. Annemin şemsiyesi. Evet, o gün de istasyonda beklemiştim. Ne kadar beklemiştim acaba?”
Son sorudaki hatırlama çabası, anlatının bilgi vermekten zihinsel bir arayışa kaymasını sağlar. Burada önemli olan birkaç cümleyi rastgele parçalamak değil, bir algının sonraki düşünceyi nasıl doğurduğunu göstermektir. Çeviri yaparken bütün parçaları açıklayıcı bağlaçlarla birleştirmek, metnin zihinde sıçrayan yapısını silebilir.
Bilginin sınırı ve güvenilmez anlatıcı
Güvenilmez anlatıcı, anlattıkları eksik, yanlı veya yanlış olabilecek anlatıcıdır. Bu mutlaka yalan söylediği anlamına gelmez; kendini kandırabilir veya başkalarını yanlış yorumlayabilir.
- 私は平気だった。少なくとも、そう思っていた。 — “İyiydim. En azından öyle sanıyordum.”
İlk cümle kesin bir yargı sunar; ikinci cümle bu kesinliği geri çeker. Türkçedeki “sanıyordum” da aynı mesafeyi kurabilir. Japoncada 思っていた, önceki bakışın bugün sorgulandığını bağlam içinde hissettirebilir; bu etki yalnızca biçimin sözlük anlamından değil, cümlelerin yan yana gelişinden doğar.
Üçüncü kişi anlatıda da bilgi sınırlarını izleyin. Birinin elinin titremesi dışarıdan görülebilir; onun korktuğu ise doğrudan bilinmeyebilir. Anlatıcı bu korkuyu açıkça bildiriyorsa karakterin zihnine erişiyor olabilir. Metin yalnızca titremeyi gösteriyorsa okurdan çıkarım yapması istenir. Bu iki yöntemi ayırmak, anlatıcının bildiği şeylerle okurun tahminlerini karıştırmayı önler.
Şiirsel düzyazıda tekrar ve söylenmeyen sonuç
Şiirsel düzyazı yalnızca güzel benzetmelerden oluşmaz. Tekrar, benzer cümle kuruluşları ve açık bırakılan bir sonuç da ritim yaratır. Paralel yapı, cümlelerin benzer bir düzenle kurulmasıdır.
- 雨は止んだ。風も止んだ。それでも、胸のざわめきは消えなかった。 — “Yağmur dindi. Rüzgâr da dindi. Yine de içindeki huzursuzluk geçmedi.”
İlk iki cümledeki benzerlik dış dünyanın sakinleşmesini kurar; son cümle iç dünya ile karşıtlık yaratır. Bu etkiyi, yalnızca kullanılan sözcükleri süsleyerek elde edemezsiniz. Cümlelerin sırası ve aralarındaki beklenti önemlidir.
ああ、あの日に戻れたなら, “Ah, keşke o güne dönebilseydim” örneğinde de sonuç söylenmez. Türkçede “Bir dönebilsem...” diye bırakmak benzer bir açıklık sağlayabilir. Hangi çevirinin uygun olduğu, metnin duyguyu ne kadar açık söylediğine bağlıdır. Japonca edebiyatta böyle açıklığı tanımak değerlidir; bunu bütün metinlere ait değişmez bir kültürel özellik gibi genellemek ise yanıltıcıdır.
Çalışma önerileri
Bir paragrafı üç katmanda işaretleyin. Önce fiil sonlarını geçmiş, geçmiş dışı ve ~ている/~ていた diye ayırın. Sonra her cümlenin olay mı, arka plan mı, düşünce mi sunduğunu yazın. En son kimin gördüğünü veya düşündüğünü belirleyin. Emin olmadığınız yerde soru işareti koymak, yanlış bir kesinlikten daha yararlıdır.
Aynı sahneyi iki farklı sesle yazın. İstasyonda bekleyen bir kişiyi önce tarafsız biçimde dört cümleyle anlatın. Sonra bir duyum, bir iç soru ve bir eksilti ekleyin. Her değişikliğin okurun dikkatini nereye yönelttiğini Türkçe tek cümleyle açıklayın. Amaç metni süslemek değil, seçimin etkisini fark etmektir.
Çeviriyi karşılaştırmalı bir okuma aracı yapın. Kısa bir Japonca paragrafı önce doğal Türkçeye aktarın; ardından Japoncadaki duraklamaları ve zaman geçişlerini daha çok koruyan ikinci bir sürüm hazırlayın. Hangisinin kimin sesini daha iyi duyurduğunu karşılaştırın. Japonca aslını sesli okuyarak cümle uzunluklarını ve tekrarların ritmini de dinleyin.
İlgili konular
- Ön bilgi: Edebî fiil biçimleri — Eski veya edebî biçimleri tanımayı sağlar. Bu biçimler düzyazının bazı türlerinde karşınıza çıkabilir; ancak edebî bir ses kurmanın zorunlu şartı değildir.